Gönderi

10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2020 23:56
(Spoiler içerebilir. Kendi düşüncelerimle Mücellâ'yı anlattım keyifli okumalar :)) Mücellâ... Yaşanan kendi hayatının yardımcı oyuncusu. Sanki hayallerine bir set çekilmiş, duyguları yasaklanmış bir çocuk, genç, yetişkin. Hayatının baharı karayemişin ötesine geçememiş "insan". Annesine sadık sözünden çıkmayan hem hayırlı hem hamarat evlat. Babasız kız çocuğu... Dışarıda bir hayat olduğunu bilen ama sadece kendi sınırları içerisinde görebildiği kadar ya da sınırların içerisine dahil olabilen kişilerden öğrendiği kadar. Her geçen günün ömür saifelerini tükettiğini, en çabuk da gençlik bölümünün sona erdiğini fark ettiğinde artık çok geçti. Hep, denizi gören o camın içinde kendi için çizileni oynamayı bekledi. İşlediği her bir nakış yoldaşı oldu. Anne değil anneden fazlası oldu belki. Onun yaşadığı zamanlarda çalkalanan sadece onun hayatı değil ülkenin dört bir yanıydı. Karadeniz'in bir küçük mahallesinden bile hissediliyorsa bu sarsıntı, demek büyük bir dönüm noktasıydı. Hayatın ve ülkenin karmaşasında bir yaprak misali savruldu durdu, en sonunda sarardı Mücellâ. Boş bir sararış değildi onunki. Zamanı geldiğinde hakkını verdi bu rengin. Herkesin ablası oldu, dert hamallığı yaptı. Ne bilinmeyenleri duydu. Ateş gibi gönüllere el değirdi. Peki, ya Neyyire Hanım? Kitabın giriş kısmında Mücellâ'yı anlamak için önce Neyyire Hanım'ı bilmek gerektiği yazılı. Bunun manasını okurken anlayacaksınız. İki çocuklu fakat tek kızıyla bir başına kalan anne ve omuzlarındaki "babasız" kız yetiştirme sorumluluğu... Gerisini ben söylemeyeyim siz düşleyin.
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,8bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.