Puan vermedi·118 syf.··Beğendi
· Bazı kitapların zamanı hiç geçmiyor. İsmiyle müsemma bu kıtap da öyle.
"Öfkeyle cezalandırılan kötülük şefkatle tedavi edilecek." niyetiyle yazılmış ve yüz yıldan fazla bir zaman sonra meyvesini vermiş bir manifesto aslında. Gayet açık ve anlaşılır bir dille okuru derin sorgulamalara sürüklüyor. Sadece önsözünü tekrar tekrar okudum. Konu idam ya da günümüz ıslah yöntemleri tavır hiç değişmiyor. Mesela,
"İyilik taslayan bu boş lafların ardında sadece yürek katılını, acımasızlığı, barbarlığı, görevini yerine getirdiğini kanıtlama arzusunu, maaşını alabilme ihtiyacını göreceksiniz. Hâkimin kadife pençesinin altında celladın tırnakları hissedilir." derken adaletin altından sızan adaletsizlik göze çarpıyor. Son altı haftası ölüme hayata bakışı müthiş bir gözlem gücü ile tasvir edilen idam mahkumunun kurtuluşu adaletin işleyişinde değil kralın affetmesinde araması manidar. Celladın kibarlığı, rahibin duygusuz vaazı, halkın bir oyun izler gibi her seferinde o sehpa etrafında toplanıyor oluşu, tuhaf çelişkiler olsa da kitabın bunlara dikkat çekmesi dönemine göre büyük risk. Okuyup farkında olmak da bu dönemde risk değil mi?
Bu arada kitabı okurken gözüme gelen müthiş bir film var, 12 kızgın adam, bir suçlunun mahkeme kararını veren jüri üyelerini seyirciye gözlemleme imkanı sunan çok iyi bir filmdir. İlginiz varsa tavsiye ederim.