Kitap, İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşamına devam etmesinin ancak hayata bir anlam yüklemesi ile mümkün olacağı fikri üzerine kurulmuş. Yazara göre bu anlamlandırmanın 3 yöntemi mevcut. Birincisi eser-iş yaratma. İkincisi. İnsanlarla etkileşim-sevgi. Üçüncüsü ise kurtulması mümkün olunmayan acıyı anlamlandırma. Kitabın ilk kısmında anlatılan kamp yaşantısı, acıyı anlamlandırmaya bir örnek.
Devamını okumak vakit kaybı olabilir. Kişisel şeyler
Kitabı okurken ve bitirdikten sonra bu üç yöntem üzerine biraz düşündüm.
Bir şey yaratma ile hayatı anlamlandırma ancak bu yarattığın şey ile başarıya ulaşman halinde ya da ekonomik olarak yarattığın şey üzerinden başarılı olman gerekmemesi halinde mümkün. Daha açık anlatmak gerekirse ekonomik olarak hayatını devam ettirebileceğin bir kazancın yoksa genel olarak bu soruna odaklanıyorsun. Eğer yarattığın şey üzerinden bunu sağlaman mümkün değilse yarattığın senin için öncelik olmaktan çıkıyor. Gerçi bunun aksini ispatlamış yetenekler var geçmişte. Yoksulluğun içinde başka şeyler yapmayı reddedip tutkusunun
Peşinden gitmeyi başaranlar.
İkinci anlamlandırma yöntemi sevgi. Bunu deneyimlemesem de gördüğüm kadarıyla diğer insanlar açısından işe yarar bir yöntem.
Son yöntem ise kurtulmanın mümkün olmadığı acıya anlam yüklemek. Yazar bunu detaylı ve örneklerle anlatmış ise de ben hala anlayamadım sanırım. Gerçekçi bir insan için bu nasıl mümkün olabilecek? Yaşadığım acıya bir Anlam versem bile acının sırf acı olduğu ve bu yüklediğim anlamı tamamen benim yarattığım gerçeğini nasıl unutabilirim ki. Ayrıca zaten acı çok baskın bir duygu değil mi? Bunu nasıl yüklediğim anlamla katlanılır kılabilirim?
İşin bir de yüklediğin anlamın anlık olması durumu var. Bazı durumlarda bir fikir yaşanılan sıkıntıyı hafifletiyor ama sonra bu fikri unutuyorsun ve aynı duyguyu aynı şekilde yaşamaya devam ediyorsun. Bu anlamlandırma konusunda yüklediğin anlamın sürekliliğini sağlamak nasıl mümkün olacak?