9/10
·82 syf.··
2020 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2020 14:41
Kum Saati Yayınları incelemesidir. Öncelikle hiç duymadığım bir yayın evinden kitap aldığım için pişmanım. Zaten artık sitesi bile yok sanırım batmışlar, 4-5 sayfasını okurken gerçekten zorlandım kullanılan karmaşık kelimelerden dolayı. Eminim daha anlaşılır versiyonlar bulunabilirdi. Kitabın kendisine gelince. direk savunma ile başlamıyor, önce "Sokrates kimdir?" diye bir bölüm var. Ben Sofie'nin Dünyası'nı okurken bu kitaba başladığım için zaten yazanların çoğunu (doğa filozofları ve Sofistler) biliyordum ama yine de tüm okurlar için faydalı bir bölüm. "Felfesi düşünüş; kişinin, bilgisinden şüphe etmeyi öğrendiği, özellikle kendini bildiğinden beri bağlı kaldığı inançlara, imanla bağlandığı düşüncelere ve doğru olduğunu varsaydığı gerçeklere kuşkuyla baktığı an başlar." Gerçekten muhteşem açıklamış. "Bağlandığımız inançlar bizim için sarsılmaz gerçekler haline nasıl gelmiştir?" Ardından, yine savunmaya geçmeden önce "Sokrates'in Ölümü" isimli bölümde de zehiri alışını anlatıyor, burda da yine Sokrates'in (dönemin bu inancına karşı çıkmayı başaramamış maalesef, belki de işine geldi) cinsiyetçi bazı konuşmalarına şahit oluyoruz, etrafında ağlayan erkekleri gördüğünde. "Dostlarım ne yapıyorsunuz? Ne kadar tuhafsınız, ben kadınları en çok bunun için, onların bu gibi ölçüsüzlüklerini önlemek için yollamıştım." Duygulara sahip olmak, çok sevdiği biri ölüme giderken ağlamak "ölçüsüzlük" oluyormuş Sokrates'e göre. Erkek olmak da zor iş. Duygularını yaşaman toplum tarafından kabul edilmiyor. Erkek olmak ve insan olmak farklı şeylermiş gibi. Aslında Sokrates'i tek tanrılı dinlerin ilk peygamberi olarak kabul edebiliriz, çünkü Yunan tanrılarını değil, tek bir Tanrı'yı kabul etmiş ve hep tekil olarak bahsetmiş. Bunun yanında, ilahi bir ses tarafından yönlendirildiğini söylemiş. Ve tabiiki, çoğu peygamberin başına geldiği gibi, yaşadığı yerin geleneksen dini inançlarına ters olduğu için de yargılanmış. (Şuan okuduklarıma göre zaten çevresi tarafından da bir peygamber olarak görülmüş.) Savunmasında fazlasıyla onur ve şereften bahsediyor, iyilik ve doğruluktan konuşuyor, fakat aslında Yunan tanrılarına inandığından bahsettiği bölüm tamamen yalan. Sokrates, Hera'ya inanmadı. Bir sonraki bölümün adı Sokrates'in Felsefedeki Etkileri. İşte bu kısım çok fazla anlaşılmaz kelimenin olduğu kısım, filozofi alanında uzman olmayan birinin anlayabileceği bir bölüm değil. Ama açıklamalar güzel. Sokrates'in bilgi veren değil, bilgiyi arayan biri olduğunu ve cevap vermek yerine sorular sorduğunu açıklıyor. Sokrates'e göre gerçek doğrulara mantık ile erişilebilirdi, bunun için de kafasını kurcalayan soruları bilge olarak bilinen insanlara sorar, cevap isterdi. Ama her seferinde aslında bu insanların sadece bildiğini zanneden ama hiçbir şey bilmeyen insanlar olduğu anlaşılır, gençler zevkle kahkahalar atarken, Sokrates düşman biriktirirdi. Zaten ölümüne sebep olan da tam olarak buydu. Sokrates kimsenin bilerek kötülük yapamayacağına inanıyordu, kötülük yapan bir insan, bunun kötülük olduğunu bilmezdi. Ama Sokrates için "bilmek" bizim anladığımız gibi kavramsal bir şey değil, insanı gerçek bir içgörüye götürme anlamını taşımışdır. Kalbinde yanlış olduğunu hissetmek gibi diyelim. Ama bu onun "ahlaksal zayıflık" gerçeğini görmezden geldiğini gösteriyor. En çok aklıma yatan kısım "eğer hiçbir hasta kendini hiçbir tıp bilgisi edinmemiş birinin ellerine bırakmayacaksa, kamu görevlilerini kura ile ya da giderek deneyimsiz çoğunluğun oylarıyla seçmek de ussal değildir." (bu arada bu cümlede önce hiç bir sonra da hiçbir yazılmış, bırakmayacaksa yerine de ırakmayacaksa yazılmış.) Ardından Giriş bölümü var, açılan davanın sebepleri kısaca belirtilmiş. Ve, Sokrates'in Savunması. Biraz mantıklı, biraz çelişkili, ve bilgelik dolu bir savunma. Düşmanları tarafından herkesi beyninin yıkandığını, kendisinin kimseye para karşılığı ders vermediğini, hatta ücretsiz de vermediğini, çünkü bir şey bilmediğini ve doğal olarak öğretemeyeceğini savunuyor. Delphoi tanrısının en bilge kişinin kendisi olduğunu söylemesi, buna inanmayışı ve bilgeleri test ederek kendinden çok bilen birini bulmaya çalışmasını, her seferinde de başarısız oluşunu anlatıyor. Ve sonunda kabul ediyor, evet, en bilge kendisi. Çünkü diğer bilgelerin hiçbirinin bilmediği ama onun bildiği bir şey vardı: O da kimsenin bir şey bilmediği. Sonra "Her zaman doğruyu söyledim size." diyip tanrılara inandığından bahsediyor. Sonra da klasik bir "onurlu erkek" rotası çizerek, hayatı için yalvarmıyor, gurur yapıyor ve "Ölürüm de yolumdan dönmem." şeklinde konuşuyor. Tabii eğer yalvarmış olsaydı, Sokrates olmazdı, belki bu kadar saygı görmezdi o da ayrı. Namussuzca yaşamayı seçmediğinden bahsediyor, şu namus kavramından öyle nefret ediyorum ki. Ölümden korkmadığını söylüyor, çünkü öldükten sonra ne olacağını bilmiyor. İlginç bir yaklaşım aslında, insan bilmediği şeyden korkar çünkü. Bu durum onun için tam tersi. Ve en sonunda yine kadınları aşağılamadan da bitiremiyor konuşmasını "hiçbir yönden kadınlardan farklı olmadıklarını düşünmelerine yol açar." diyor, davranışlarını eleştirdiği kişilerden bahsettikten sonra. Kadınlardan farklı olmak erkekler için neden hep bu kadar önemli oldu, anlayabilmiş değilim. Umarım bir gün anlarım. Kadınları kendilerinden aşağı görmelerinden olsa gerek, ama neden? Sonraki bölüm ise "Cezaya Karşı Sunduğu Teklif" burada sürgüne gidemeyeceği, bu yaştan sonra gittiği her şehirden kovularak (çünkü gençlerin yine peşine takılacağını ve burada olanların diğer şehirlerde de olacağını söylüyor) arkadaşlarının desteği ile para ödemeyi teklif ediyor, pek büyük bir rakam değil bu, fakir çünkü. Ama ağır da konuşuyor, "kendimi bir siyaset adamı olamayacak kadar dürüst gördüğüm için" diyerek, belki de iyice kuyusunu kazıyor. Sokrates hiçbir kitap yazmamış, kimseye ders vermemiş, sadece doğruyu bulmaya çalışmış gerçek bir bir filozoftu. Dönemin kültürel dogmalarına karşı çıkmış, insanlara ne kadar cahil olduklarını göstermişti. Sadece kadınlara bakışı açısından eksik kaldığını düşünüyorum, ama kusursuz insan olamaz neticede.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Kum Saati Yayınları · 064,7bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.