·250 syf.····Okunma: 04 Ocak 2021 09:34 Düşle gerçek arasında hangisinin hangisi olduğunu ayırt edemediğimiz bir eser "O" Hakkâri'de bir mevsim...
Kitabın yazıldığında ismi "O"iken;belki bir zamir,
belki içi dolması gereken bir boşluk
belki sıfırı temsil etmesi
belki kocaman bir hiç.
yani yazara çok uygun bir eserken sinemaya uyarlandığında kitabın ismi de değişiyor.
Yolu bir şekilde Hakkâri'ye düşen bir adamın hikâyesi.Dilini bilmediği bir kent.Sözü dolandırmadan,söz oyunlarına girmeden,anlatmak istediğini onun söylemiyle( "düşler ve düşüşler"i),hissettirmek istediğini o kadar güzel şiirsel bir dille vermiş ki yazar çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Edgü'nün bu eseri sevildiği kadar bolca da eleştirilmiş,ben bu eleştirilerin kitaptan çok şahsına yapıldığını düşündüm nedense.Çünkü yazar da askerlik görevini asker öğretmen olarak Hakkâri'de yapmış ve anlatmış olduğu ya da karakterize etmiş olduğu O'nun kendisi olduğu yönünde yorumlamalar mevcut.Kişisel görüşüm ise bunların tamamen yersiz olması yönünde.Her insan içerisinde inanç ve inaçsızlık yaşayabilir belki bunu isyana bile vardırabilir,varoluşunu sorgulayıp kendini arama,bulma yolunda bir arayışı olabilir ama bizim burada o kişinin şahsına yahut eserine buradan tam da bel altından vurmak yanlış olur.Evet kitapta öyle bir bölüm vardı ki orayı bende epey yadsıdım,keşke orayı çıkarıp atmış olsaydı yazar diye çokta düşündüm,okuyanlar çok tabii olarak hatırlayacaktır bahsettiğim kısmı çok derine inmeyeceğim.Meslekî ahlakımın depreştiği bir nokta oldu o kısım maalesef.Kitapta isimsiz bir kahraman vardır.Kim olduğunu bilmeyen adını dahi hatırlamayan kahramanın yolu ,Hak şehrinin Pir köyüne düşer orada onu bekleyen tek şey öğrencilerdir,ne okul ne sınıf...O onların dilini,onlar o'nun dilini bilmez.Eserde salgın hastalıktan ölen çocuklar,ve bu ölümlere o kadar alışmış olağan karşılayan ana babalar,çaresizlik,kabulleniş,ağanın her söylediğini yapan fakir halk,boyun eğiş,susuş,isteyememe...O'yu ilahlaştırma köyün öğretmeni,doktoru,her şeyi yapma.
O,eserin sonunda kendisine gelen tüm mektuplara kağıdın altına karbon kağıdı koyarak tek bir cevap yazar ve bu mektubu yazmış olduğu zaman dilimi de "eski bir yılı yeni bir yıla bağlayan gece yarısı (yalnızlığın yılbaşısı) "benim için oldukça önemli oldu,yalnızlığın yılbaşında okuduğum ilk eser O'nun romanı oldu.