Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 02 Ocak 2021 17:33 Kitabın kurgu bir metin olmaktan ziyade gerçek bir günlükten dönüştürülmüş olması, okurken kendime sık sık hatırlattığım bir durumdu. 13 - 14 yaşlarında bir çocuğun yalın bir üslupla başından geçenleri anlatması üzerine kurulu. Düşüncelerini saklamadan ve sansürlemeden, olduğu gibi dökmüş satırlarına.
Bir çok defa kendime, bu yaşta bir çocuk, nasıl olur da bu kadar kendinin ve çevresindekilerin farkında olabilir diye sordum. Algıları çok açık; farklı açılardan, kapsayıcı ve tarafsız olarak bakmaya çalışıyor olan bitene. Ruhsal gelişimine kitabın başından sonuna dek çok net bir biçimde şahit oluyoruz.
İçinde bulundukları olağanüstü durumda dahi, gelişmeye çalışmayı bırakmaması beni etkileyen bir diğer noktaydı. Belki dedim yokluk insanları düşünmeye ve üretmeye iten bir güçtür. Anne, özgürlükten ve okula gitmekten mahrum olduğu, çevrelerine bombalar yağdığı ve sadece radyodan günlük hayata dair şeylerin öğrenilebildiği bir süreçte, herşeyin geçeceğine dair olan umudunu asla yitirmemiş, ve bunun için de çıktıktan sonra bilgili bir insan olmak için çabalamış. Farklı konular hakkında bulabildiği kitapları okumuş, yabancı dillere çalışmış, gazeteci olma hayalleri kurmuş.
Günlüğüne yazdığı bazı cümleler çok vurucu. Hehangi bir vatana dair aidiyet hissedememesi, insan ilişkilerini ve davranışlarını gözlemleyip, kendine dersler çıkarabilmesi... Ve küçük bir çocuk saflığıyla nedenlerini sorguladığı ayrımcılık, haksızlık, adaletsizlikle ilgili soruları, bazı şeylerin zamandan ve mekandan bağımsız olarak, tamamamen insan olmakla ilgili şeyler olduğunu gözler önüne seriyor. Nitekim sorguladığı problemlerin çözümü hala bulunamadı, ve farklı şekillerde, farklı yerlerde hala daha yaşanmaya devam ediyor.