İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ
Roman, ölümün kendilerine değil de İvan'a geldiğine şükreden arkadaşlarıyla başlıyor. İvan'in uzun zamandır hasta ve ölmek üzere olduğunu bilen iş arkadaşları, haberi aldıklarında ölenle ölünmez düşüncesiyle arkadaşlarının boş bıraktığı koltuğun peşinde. Tabii ki ölüm üzücü; ama sonuçta bu kendilerinin değil, bir başkasının ölümü!
Romanın ilerleyen kısımlarında bu şanslı arkadaşları bırakıp; düzgün ve iyi bir yaşam sürdüğüne inanan başarılı İvan'la ölüm döşeğindeki son anlarına ve ölüm gerçeğini kabullenişine giden yolu beraber yürüyoruz.
İvan'nin bir kaza sonucu yataklara düşüşü öyle birdenbire değil usul usul oluyor. Hastalığı kendine yakıştırana kadar sağlığı iyice kötüleşmişti; ancak o her gün baktığı aynada değil bir başkasının gözlerinde görüyor ölümün yaklaştığını.
Bir başkası değil, kendisi ölüyor!
Elbet herkes birgün ölecekti; ama o ..? Bunu düşünmek ve geçmişine dönüp baktığında çocukluk anlarından başka güzel anılar hatırlayamamak ağrılarından daha sancılıydı. Hele ailesinin ve arkadaşlarının hastalığına olan ilgisiz samimiyetsiz tavrı onu deli ediyordu. Hâlbuki ne çok sevgiye ihtiyacı vardı. Avuç içi kadar sevgi, onu huzurla ölüme götürecek kadar yeterliydi.
"Gerçekten yaşayabilmek için bir kaç kere ölmen gerekiyor"
Charles Bukowski
İvan yaşamı boyunca gerçekten varolmuş muydu bilmiyordu oysaki şimdi yaşadığı acıları ona varlığını hissettiriyordu. Ölüm korkusu hayatın anlamını sorgulattı ona ve İvan'nin gerçeğe uyanışı ölümle oldu...
İşte size; nasıl bir yaşam sürdüğünüzü, hayatınızda nelerin önemli olduğunu sorgulatan müthiş bir eser. Para, mülk, mevkii... Hepsi boşa çabalanan küçük şeyler. Ölümle yüzleşeceğiniz anlarda sadece sevgiye ihtiyacınız olacak ve biz de bunu yüzleşme anında idrak edeceğiz. Çünkü okuduğumuz İvan ilyiç'in ölümü; bizim değil...
B. AŞIK