Puan vermedi·592 syf.····Okunma: 07 Ocak 2021 23:22 Çok klişe olacak fakat gerçekten derin, hisli, tat bırakan bir roman... Sevdiği insanın eşyalarından müze yapmak fikri, çok naifçe düşünülmüş bir temadır. Şu söz bütün romanı anlatıyor bakılırsa: "Gerçek müzeler, Zaman'ın Mekân'a dönüştüğü yerdir." O bütün yaşanmışlıklar, sevdiği insanın dokunduğu her şey bir müze halini almaktadır. Buna, içtiği çay bardağı dahildir. Eser bittiğinde uzun bir süre düşündüm, düşündürüyor da. Zamanın mekâna dönüştüğü bir hayat, pek mümkün olmayabilir lâkin değer vermek çok mühimdir. Değer vermeyi unutmayalım. Cismanî şeyler değil kastım, ruhu seversek her şey o kadar anlamlı hâle geliyor ki... Bir de gelecek kuşakların bu aşkı anlayacağını temenni ediyor yazarımız. Evet, öyle hissettim, öyle derine indim ki... Derine indikçe düşündüm, ne hoş. Şimdi o derinden çıkarken biraz farklı olabilirim. Bir roman da bize bu iyiliği yapabilmeli.
Muhakkak ama muhakkak bu kitaba dokunun :)