Bazı kitaplar vardır, yalnızca bir hikâye anlatmaz;
kalbinizin en sessiz köşelerine dokunur. Dönüş Yolu da benim için tam olarak böyle bir kitaptı.
Zülal'in posta kutusuna bırakılan gizemli mektuplarla başlayan yolculuğu; savaşın yıktığı hayatlara, aile sırlarına, kaybolan aidiyet duygusuna ve insanın kendini bulma çabasına uzanıyor.
Her yeni mektupla birlikte merak duygum biraz daha arttı, ortaya çıkan gerçeklerle ise defalarca şaşırdım.
Kitabın en sevdiğim yanı, "ev" kavramını yalnızca dört duvar olarak değil; özlem duyulan bir geçmiş, bir insan, bir hatıra ve bazen de insanın kendi kalbi olarak ele almasıydı.
Savaşın gölgesinde kalan hayatlar, yarım kalan hikâyeler ve umutla örülen bir dönüş yolculuğu sayfalara çok etkileyici bir şekilde yansıtılmış.
Akıcı dili, duygu yüklü anlatımı ve sürprizlerle dolu kurgusuyla elimden bırakmak istemediğim bir okuma oldu.
Son sayfayı çevirdiğimde içimde hem hüzün hem de umut vardı.
"Kaybolduğunu sanması bir yanılsamaydı; o, aslında en başından beri dönüş yolundaydı."
Duygusal, gizemli ve düşündüren hikâyeleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.