• Sana... tek bir soru sordum.!
    İhanet imzasını attığında.!
    İçi..! Anlayamayacağın duygularla doluydu...
    Neden..! Neden..! Neden..! diye sorduğumda.!
    Ne bir sebebin oldu.!
    Ne bir cevabın.!
    Sana göre "İhanet'inin" hiç bir adı yoktu.!!!

    Şimdi yeni bir hikaye yazıyorsun ya..bana..
    Yapma..! boş yere dil döküp çare arama..!
    Ne bir anı kaldı sana dair
    Ne de, içi dolu cümlelerim.
    Ne büyük aldanışmış..sevmelerin.!
    Gönül hırsızı gibi şimdi sözlerin.!

    Gülüşlerim; sessizliğe tutsak
    Düşlerim; alacakaranlığın koynunda
    Hüzünleri koydum gönül sandığına
    "İhanetinle Seni"..
    Gömdüm..! Aşk mezarlığı'na.!

    " SEN de "IHANET'in" adı yoksa"
    " BENDE de "AFFI" yok" unutma asla.!!!
    Sen'li Hikayem Bitti..!
    Pişmanlığınla.. kal.. başbaşa..!!!

    Burcu Gülen
  • Gönlünü çalan ha! Şu eski klişelerdeki naifliğe gel de bayılma;
    gönlünü çalan; gönül hırsızı, seni çapkın seni dönemi, ne hoş!
  • Kitap Hırsızı'nı okuyalı bir yıldan fazla oldu ama istiyorum ki bu güzel kitap hakkında hatırladığım kadarıyla bir şeyler yazmış olayım. Çünkü gönül bağı kurduğum ve kitaplığımda ne zaman görsem içimi ısıtan bir kitap kendisi. İlk başlarda mesafeli yaklaştığım ama sonrasında haksızlık ettiğimi fark ettiğim ve "İyi ki okumuşum." dediğim bir kitap. Hatta keşke daha fazla kişi okusa. Yazar Markus Zusak'ın farklı bakış açılarıyla oldukça olağan durumları tamamen başka bir perspektiften göstermesine hayran kaldım. Kitabın anlatıcısının farklılığına hayran kaldım. Okuması çok zevkli, akıcı ve okuyucuyu kolaylıkla içine alabilen bir kitap. Öylesine içine alabiliyor ki okurken kahkahalarla gülebileceğiniz gibi belki gözyaşlarınızı da tutamayacaksınız. En nihayetinde Nazi Almanya'sında yaşayan bu güzel insanlarla paylaştığınız her an sizi çok mutlu edecek. Son olarak Liesel, Rudy, Rosa, Max ve Hans hepinizi çok sevdim ve hepiniz için ayrı ayrı üzüldüm, kalbimde güzel bir yer edindiniz.
  • Gönül hırsızı diyorlar, inkar et yeter bana
  • Galilee, Clive Barker'dan şu ana kadar okuduğum en uzun kitaptı. Buna rağmen yine iki günden fazla sürmedi. Bu adamın sürükleyici satırlar kaleme almakta ustalığına akıl erdiremiyorum. Zaten kaleme aldığı tür üzerine fazla kitap bulmak mümkün değil. En iyi örneklerini kaleme alıyor türünün. Ben de uzun süredir okuyup okuyup yorumluyorum, her defasında da söylüyorum, hala sesimi duyuramadım. Çevirin şu adamın tüm kitaplarını, çok şey kaçırıyorsunuz!

    Karakterin ele alınan konu içine yedirilmesinden önce kendi içinde bir olgunluğa kavuşması gerekir. Clive Barker kitaplarında çeşitli karakterler kaleme almayı sever. Fakat daha önce Galilee kadar geniş bir karakter ağına sahip olan bir kitabını okumadım. Romanın ilk sayfasına daha geçmeden karşınıza çıkan iki büyük sayfa dolusu soy ağacı zaten bu konuda bilgiyi baştan veriyor bizlere. Kitabımız iki köklü aileyi konu alıyor. Bunu çok da farklı bir yönden ele alıyor. Galilee zamandan bağımsız olarak yazılıyor. Nasıl derseniz; içinde barındırdığı fantastik ögelerle alakalı bir durum yok. Elimizde tuttuğumuz kitabımız aslında bir kitabın da yazılma süreci. Ana adamımız Maddox, iki aile hakkında çarpıcı gerçekleri tüm çıplaklığı ile kaleme alıyor. Bunu yaparken de hareketli hayatı boş durmuyor tabi. Kitabın bölümleri arasında gezinirken, yazıldığı zamanı da elden bırakmıyoruz.

    Bölümler arası geçişler kopukluktan uzak, gayet güzel bir bütün havasında önümüze sunulmuş. Bunda en büyük etken karakterlerin yaradılış sürecinin başarılı olması ve biz okurlara güzel tanıtılması. Kitapta dünyaların birbirine girdiğine şahit olacaksınız, zaman içinde adeta yüzeceksiniz fakat o muazzam sürükleyicilik sayesinde konudan asla ve asla kopamayacaksınız. 714 sayfalık bir eserde bu esintiyi yakalamak kolay değil.

    Daha önce de bahsetmiştim; Clive Barker tam anlamıyla korku yazmıyor. Evet, eserlerinde korku ögeleri kendisine fazlasıyla yer buluyor, ama onun türü biraz da alışılmışın dışında. Epik fantezi, fantezi türünün tamamen gerçekten uzak bir alt yapısıdır. Okuduğunuz materyal gerçeklikten izler taşıyabilir fakat bu izler hikayenin gidişatını o kadar etkilemez. Dönen hikaye akla hayale sığmayacak büyülü bir yolculuktur. Barker'ın epik fantezi dünyası biraz sert. Bir önceki okuduğum kitabı "Zaman Hırsızı" bir masal kitabıydı, daha doğrusu dürüst bir masal kitabıydı. Karanlık masal dünyalarını üzerindeki perdeyi kaldırarak bizlere aktaran bir eserdi. Aynı zamanda bizlere Clive Barker'ın karanlık dünyasını güzelce özetler niteliğe sahipti.

    Galilee'deki karanlık, "Kutsanma Ayini" adlı eserdeki karanlığa benzer nitelikte. İki eserde de aile unsuru fazlasıyla vurgulanıyor ve içindeki karanlığı da bu yönde döküyor. Bu iki kitabı yan yana getirince birbirine eşdeğer iki muazzam eser buluyorsunuz. "Kutsanma Ayini" benim için şok edici bir kitaptı çünkü ne ile karşılaşacağımı hiç bilmiyordum ve beklentimin çok çok üzerinde bir metin okudum. Galilee'nin de elbette ondan aşağı kalır yanı yok. Sadece benim için "Kutsanma Ayini"nin yeri ayrıdır. Şunu da gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki; okuyan herkes kendi için yeri ayrı bir Clive Barker kitabı bulabilir.

    Amerika tarihinden de beslenmiş bir temel üzerine kurulan, güçlü bir ifadeyle kaleme alınmış, yer yer ince ve yerinde ırkçılık karşıtı göndermeleri bulunan ve daha nice niteliklere sahip bir roman Galilee. Gerçekten de görkemli bir roman. Anlattığı hikaye, daha doğrusu hikayeler, çok büyük. Okurunun sayfaları çevirdiğini fark etmemesini sağlamak Clive Barker için çocuk oyuncağı. Kitaplığınızdan eksik etmeyiniz.
  • - İnsanlar yüz güzelliğine bakıyor amca
    -Önemli olan gönül güzelliği nejla.
    - Siz gördünüzmü hiç gönül gerdiren, ama yüz gerdiren oooo
  • Gelin dostlar gelin kardeşlerim
    gelin oturalım yanyana
    gelin bağdaş kuralım şu sedire
    anlaşalım bilişelim görüşelim

    gelin ey sizler gelin diz dize daha sıkı
    doyasıya görelim yüzlerimizi
    sevelim birbirimizi gönülden
    görünüşte savaştayız ama

    aslında uzlaşmışız ezelden
    bahçeye çıkalım açılmış güller görelim
    güllerin en güzelini derelim
    etek etek dökülelim sevgilinin önüne

    sevelim-sevilelim
    gel ey gül yüzlü kardeşim gel güzelim
    bizden yüz çevirme bizi gönülden çıkarma
    biz gönül hırsızı değiliz emin insanlarız
    biz bu yokluk âleminde her zaman varız

    nefesimiz o gül bahçesinden
    yüreğimiz dostluk kardeşlik
    aşk gibi pusuda sevgiliyi bekleriz
    aşka da o ilâhî sevgiliye de kuluz biz
    bu kullukta yüceyiz bu kullukta yüceliriz
    gül bahçesine geliniz

    MEVLANA CELALEDDIN RUMÎ