• Güzellik bir erdemse ona gönül vermek ve tapmak, onun üstün ahlakına ermeye çalışmak gerekir. Güzelliğin böylesiyle vuslat olamayacağı için seven gönül ona erişememekten doğan çileye katlanmalıdır. Seven ve bu çileyi çeken gönül arınır, bedenden koparak gerçek temizliğe kavuşur.
    William Shakespeare
    Sayfa 35 - Cem Yayınevi
  • Yoksa yeryüzünde kötü insan diye bir tipin var olduğunu mu sanıyorsun sen? Öyle alnında kötü insan yazan birisi yok bu dünyada. Normalde herkes iyi. En azından herkes, normal birer insan. Umulmadık bir zamanda birden kötü insana dönüvermeleridir korkunç olanı. İşte bu yüzden hüküm vermek zordur ya."
  • Süleyman Bey'in her sözünden beş, on hiciv çıkarıyo­rum rahatça. Bitmez tükenmez sermayesi o yazarların, ka­rikatüristlerin ve yergicilerin.

    Burada; Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek isterim gö­nül açıklığıyla. 30 yıla yaklaşan yergicilik yaşamımda en çok hicvettiğim insan o oldu. Bunlara kızmayan, her yazı­lanı-çizileni hoşgörü ile karşılayan, darılmayan, alınma­yan ve kin bağlamayan da o oldu yine.
  • İslamın diriliş davasına gönül vermek,Allah'ın boyasıyla boyanmaya istekli olmak demektir.Allah'ın boyasını silecek hangi güç vardır?
  • 208 syf.
    ·33 günde·Beğendi·8/10
    Eugenie Grandet, Balzac'ın Goriot Baba Romanı ile başlayan, Vadideki Zambak, Otuzunda Kadın ile devam eden İnsanlık Güldürüsü (İnsanlık Komedyası) şeklinde adlandırdığı eserleri arasında yer almaktadır.

    Honore de Balzac'ın taşra yaşamı üzerine ağır bir eleştirisi olarak kabul gören bu romanı en başarılı romanlarından biri olarak kabul edilmiştir. Yazar bu romanında büyük servetlerine rağmen fakir insanlar gibi yaşamayı tercih etmiş olan taşra insanlarının cimrilik ve alışkanlıklarından kaynaklanan olumsuz yaşantılarını, servetlerini yaşam kalitelerine yansıtamayışlarını ve bu yüzünden heba olan hayatlarını, ikiyüzlü ve çıkarcı insanların gerçek kişiliklerini ortaya koyan bir olaylar zinciri içinde dile getirmiştir.

    Romanın özetine geçmeden önce hikaye kahramanları hakkında biraz bilgi vermek isterim:

    Felix Grandet; kısa sayılabilecek boyda, güneş yanığı, çiçek bozuğu tenli tıknaz , az konuşan, çok cimri ve çok kurnaz istediği her şeyi elde etmeye alışmış bir adamdır. Kazandığı para onu yüksek mevkilere taşımış ve Saumur’de sevilenden çok yukarıda saydığım özellikleri sebebi ile elde ettiği başarılardan ötürü sayılan bir kişi olmuştur.

    Koca Nanon: uzun boylu, oldukça çirkin, hiç kimseyi incitmeyen efendisine sadık bir uşaktır. Ev işlerini yapmaktan sosyal bir çevre edinememiştir.

    Bayan Grandet kuru, zayıf, sakar, ağır bir kadındır..Oldukça bakımsız olan bu kadın dişleri kapkara, ağzı buruşuk, çenesi de pabuç çene denilen biçimli perişan görünümlü dindar biri olarak betimlenmiştir. Kendisi için hiçbir şey istemeyen, sosyal bir çevresi bulunmayan ,kendi halindedir.

    Eugenie; İnce belli, beyaz yüzülü, kıvırcık saçlı, uzun boylu genç bir kızdır. Babasının baskısı altında yaşamını sürdür, Charles’a aşık olduktan sonra dünyası değişmiş, hırçın bir kız olmuştur. Evden dışarı çıkmayan ve ve arkadaş çevresi de olmayan Eugenie bütün hayallerini Charles merkezli kurmuş, ihanete uğrayınca da doğal olarak büyük hayal kırıklıkları yaşamıştır.

    Başkan De Bonfons; Bay Grandet’in mirasına konmak için Eugénie ile evlenmek isteyen, aç gözlü, sosyal çevresi de geniş bir adamdır.

    Roman, bize hayatın bir yanlışlar silsilesinden ibaret olduğunu, sadece öz sevgiyi ve maddi ilgiyi bilen bu dünyada mutlu olamak için her şeye sahip olan genç bir kızın çektiği acıları anlatmaktadır.
    Zalim ve yalancı olan Baba, mutluluğun ne olduğunu bilmiyor, karısına, kızına ve hizmetçisine sürekli acı çektiriyor, maddi ve manevi anlamda mağdur ediyor. Ara sıra daha yumuşak bir tutum sergilese de yaşamak için tek nedeni olan parası için yapamayacağı iş ve kırmayacağı gönül yoktur.

    Çok dindar ve kırılgan karısı ve saf kızının hayatı küçük ve harabe bir evde sefalet ve mutsuzluk içinde süregelmektedir. Kuzenin Charles'ın gelişi ile birlikte bu yaşam ciddi değişikliklere gebe kalacak, bir aşk doğacak ve bununla birlikte isyan bayrakları göndere çekilecektir.
    Bir süre sonra bu kuzen servet yapmak, çalışmak için Eugenie'nin altınları ile Hindistan'a gider. Genç kızın hayatı, geçmişte olduğu gibi, anlamsız ve boş devam eder. Annesini ve babasını kaybeden kahramanımızın üzüntüsü
    Charles'ın Hindistan dönüşü bir başkasıyla evleneceğini öğrenmesi ile katlanır. Sonsuz olduğuna inandığı sevgi kocaman bir yalan olmuş, bu da erkeklere olan güveni azaltmıştır. Babasının ölümü ile sahibi olduğu servetle Charles'ın ödemeyi reddettiği amcasının borçlarını öder, Başkan Bonfons'la evlenir. Eşinin zamansız ölümünden sonra, Eugenie parasını hayır kurumlarına ve fakirlere dağıtır.

    Bu hikaye bizim sevebileceğimiz kadar güzel, mutlu sonu olan bir aşk hikayesi olabilirdi, ancak gençliğin de verdiği saflıkla yapılan tercihler ve insanlara kulak vermeler sonucu bu gençlerin yolu ne yazık ki ayrılır... hem üzgün hem de zengin.
    Bu trajediden öğrenmemiz gereken; dolu çantayı ciddiye almak mı, kalbinin sesinini dinlemek mi?... Keyifli okumalar.
  • https://youtu.be/SRomsLB0Ujg
    Peygamber aşkıyla yanıp tutuşan, aklına o aşk geldiğinde duvar diplerinde o aşkın narıyla gözlerinden alevden damlalar akıtan bir zahid.

    Mevlananın " dinle çün neyin nasıl şikayet ettiğini, ayrılıkları nasıl dile getirdiğini" beyitinin ateşiyle henüz 13 yaşındayken tutuşmaya başladı. Hıristiyan bir rum genciydi ve Osmanlının tüm kurumlarıyla birlikte hasta yatağına mahkum edilmeye çalışıldığı, dinin hayattan koparıldığı bir dönemde, gönlünü İslam'a, Hz.Peygamber'e, pîr'e kaptırmıştı. Yıllar yılı gizli bir mümin olarak yaşadı. 1942 yılında ismini Mehmet Abdülkadir Keçeoğlu olarak değiştirdiğinde hem hanesinde, hem patrikhanede kıyametler koptu. Evini terk eder ve zevcesinden ayrılırken “Aşkımın bedeli bu yaşananlar. Sizler sakın üzülmeyiniz. Aşk, ızdırapsız olmaz. size acı vermeye hakkım yok. bu ev ve içindekiler size kalsın. elveda!” dediğinde sırtında yalnızca ceketi vardı.
    Şiirler yazdı, yazdığı şiirler bestelendi. 1962 yılında vefat edene kadar neredeyse her an cezbe halinde yaşadı ve asude baharına öylece ulaştı.

    naatı şerifinden;

    gönül hûn oldu şevkınden boyandım yâ resûlallâh
    nasıl bilmem bu nîrâna dayandım yâ resûlallâh
    ezel bezminde bir dinmez figândım yâ resûlallâh
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh

    yanan kalbe devâsın sen, bulunmaz bir şifâsın sen
    muazzam bir sehâsın sen, dilersen reh-nümâsın sen
    habîb-i kibriyâsın sen, muhammed mustafâ’sın sen
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh

    gül açmaz, çağlayan akmaz, ilâhî nûrun olmazsa
    söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa
    firâk ağlar, visâl ağlar, ezel mestûrun olmazsa
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh

    erir cânlar o gül-bûy-ı revân-bahşın hevâsından
    güneş titrer, yanar dîdârının, bak, ihtirâsından
    perîşân bir niyâz inler hayâtın müntehâsından
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh

    susuz kalsam, yanan çöllerde cân versem elem duymam
    yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
    alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh

    ne devletdir yumup aşkınla göz, râhında cân vermek
    nasîb olmaz mı sultânım haremgâhında cân vermek
    sönerken gözlerim âsân olur âhında cân vermek
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh

    boynu büktüm, perîşânım, bu derdin sende tedbîri
    lebim kavruldu âteşden döner pâyinde tezkîri
    ne dem gönlüm murâd eylerse taltîf eyle kıtmîr’i
    cemâlinle ferah-nâk et, ki yandım yâ resûlallâh
  • 161 syf.
    ·Puan vermedi
    Sabahattin Ali'nin hikaye ve roman yazmaya başlamadan önceki döneminde yazdığı şiirlerden oluşan bir kitap. Diğer eserleri gibi bunlarda mükemmel,şiirlerinin çoğu bestelenmiş, bir yerlerde dinlediğinizi hatırlayacaksınız. Bunlardan bazılarına örnek vermek gerekirse;
    Edip Akbayram - Aldırma Gönül
    Nükhet Duru - Ben Sana Vurgunum
    Sezen Aksu - Çocuklar Gibi
    Zülfü Livaneli - Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz
    Ahmet Kaya - Geçmiyor Günler
    Volkan Konak - Göklerde Kartal Gibiydim
    Kısacası Sebahattin Ali'ye dair her şey mükemmeldir.
    Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.