Birmuallim, Büyük Fetih'i inceledi.
 18 Eki 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Geçmişinizi unutmayın, unutmayın dökülen onca kanı, unutmayın o şanlı Çanakkale zaferini ve unutmayın İstanbul'un fethini demek istemiş Nurettin Topçu. Fatih'i ilim, irade ve kalp insanı olarak anlatmış. Onun asıl fethi gönüllerde yaptığını, altı yüz yıllık devleti kuran iradenin temelinde bu sırrın yattığını anlatmış. Gönüllerin fethi; işte büyük fetihler böyle olur. Kanla değil adaletle olur. Fatih'te bunu başarmıştı. Tıpkı Yunus'un dediği gibi gönüller fethetmeye gelmişti ve fethetmişti. Anlat anlat bitmez bir kitaptı. Her zaman ki gibi Nurettin Topçu'yu okumaktan müthiş zevk aldım.

İslamın ilk şartı kelime-i şehadet olduğunu biliriz. "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü" diyoruz. Bu cümlenin ikinci kısmında Muhammet'in onun kulu ve elçisi olduğuna inandığımızı söyleriz. İşte bu kitap o insanın, Peygamber efendimiz Hz. Muhammet(sav)’in hayatını anlatan bir siyer kitabı. Onu bize tanıtan mükemmel bir kitap.

Mekke, Doğumdan Risalete, Mekke Dönemi, Medine Dönemi olmak üzere dört bölümden oluşan kitabımız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamt ile başlıyor. Sonra İslam’dan çok çok öncesine Mekke’ye, Hz. İbrahim ve İsmail’in yaşadığı yıllara, Kabenin yapılışına gidiyoruz. Ardından karanlıkların içinde bir aydınlık beliriyor. O dünyaya geliyor. Doğmadan önce babasını, sonra annesini, küçük bir çocukken de dedesini kaybediyor. Yetim Muhammet amcasının yanında büyüyor. Muhammedül Emin oluyor. Yıllar geçiyor ve tebliğ zamanı geliyor. Zorlu ama hak olan bir mücadele başlıyor. Karanlık bir zulmün içinde güneş doğmaya devam ediyor. Hicret başlıyor. Müşriklerle mücadeleler başlıyor. Bedir, Uhud, Hendek ve Mekke’nin fethi. Ardından Veda hutbesinden bir zaman sonra da vefat ediyor efendimiz.
Evet, her kitapta olduğu gibi bu ve bunun gibi bilgileri bu kitapta da okuyoruz. Ama sadece bunlar yok kitapta. Merak edilen birçok sorunun cevabını görebiliyoruz. Birçok ayetin hangi olay sonrasın da indiğini okuyoruz. Arap yarımadasında edebiyatı, şairleri görüyoruz. Kitabın içerisinde şiirler de var.

Semerkant yayınlarından çıkmıştır. (Nereye bağlı bulunduğunu bilen bilir). Bana da bir arkadaş ulaştırdı. Akıcı bir anlatımı var. Lakin ben yavaş bir şekilde sindirerek okumayı tercih ettim. Belli başlı bilinen bilgilerin yanında yazarın açıklamalarını, belli başlı ayetlere değinerek ve sahabelerin aktardıkları ile bütünleşmiş bir kitap.
Müslümanım diyen bir insan nasıl ki kuranı kerim ile amel etmesi gerekiyorsa bizlere onu ulaştıran, tebliğ eden, islamı öğreten, öğretirken de nice zorluklara katlanan kendi yurdundan hicret eden gönüllerin efendisini tanımamız gerekir diye düşünüyorum. Uzun yıllar geçmiş Peygamber efendimiz’in hayatını anlatan bir kitap okumayalı. Uzaklaşmakta olduğum birtakım hisleri kuvvetlendirdi. Efendimizin ve sahabelerin islam mücadelesini okurken insanların duygulanmaması elde değil. Okumalıyız ve onun hayatını öğrenebildiğimiz kadar ayrıntılı bir şekilde öğrenmeliyiz.

Müslüman bir ailenin müslüman bir oğlu olarak doğdum. İlk din eğitimini de normal olarak aileden aldım. Çoğu detay olmadan anlatıldı Hz. Muhammet'in(s.a.v) hayatı. Ondan sonra yazları camide aldığım eğitim var. Eğitim denilemez aslında. Çocuktuk, bu yüzden elif-ba yı okur tenefüse çıkınca diğer derse girmez kaçardık. Böyle olunca eksik kaldı çoğu şey. Bu eksik kalan şeyleri zamanlar girdiğim ortamlar, okuduğum kitaplar ile tamamlamaya çalışssam da eksiklik hala devam ediyor. Bu kitaptan sonra biraz daha azaldığını hissediyorum bu eksikliğin...

Gönüllerin Fethi
“...iki fetih de aynı amaç için yapılmıştı.İnsanın içinde ve Mekke şehrindeki Beytullah’ı yani Allah’ın evini Allah’tan gayrı olanlardan temizlemek.Böylece fethi manevi ve maddi diye ayırsak da,amacın Allah için olması esastır.
Eğer fetih Allah için olmaz ise o mücadele Allah katında boş bir dava olmaktan öte gidemez.Buna fetih de denemez.Bunun adı artık fetih değil, belki bir “nasiplenme”dir.Yani pay alma,işgal etme,üstün olma ve sömürü davasıdır.İşte fethi diğer mücadelelerden ayıran temel fark da budur…”

(Bir vaaz derlemesinden alıntıdır.)

Gönüllerin Fethi
“...Fethi nasıl anlamalıyız?Fetih,Allah’ın mülkünde Allah’ın adının yüceltilmesi(İlâ-yı Kelimetullah) kalplerin ve ülkelerin Allah’ın rahmetine ve adaletine açılması davasıdır.Bu tarif aslında Hz.Peygamber(s.a.v)’in örnek hayatının ve vazifesinin bir yansımasıdır…

Gerçekte fetih ruhu müminlere Peygamber Efendimiz(s.a.v)’den miras kalmıştır.O,önce insanların gönüllerini fethetti sonra bağrında Beytullahı barındıran Mekke şehrini…”

(Bir vaaz derlemesinden alıntıdır.)

Gönüllerin Fethi
"...Allahu Teâlâ'nın bütün cihad emirleri,kalbi fethetmek için verilmiştir.İlk fethedilecek yer kendi kalbimizdir.İlk teslim alınacak kimse,kendi nefsimizdir.Kalbi gaflet ile ölü olan bir kimse,başkasına hayat sebebi olamaz.Eşyaya köle,şehvetine esir olan bir nefis, gerçek hürriyetin tadını alamaz ve başkasına tattıramaz..."

(Vaaz için hazırlanmış bir derlemeden alıntıdır)

Gönüllerin Fethi
"...Fethin çağrıştırdığı en önemli mana şudur:Yeryüzünün kalbi hükmündeki Kâbe'nin putlardan temizlenmesi insanlığın kurtuluşu için nasıl hayati bir önem taşıyorsa,beden ülkesinin merkezi olan insan kalbinin de,her türlü putlardan ve masivadan temizlenmesi de aynı şekilde hayati önem taşımaktadır.Mekke-i Mükerreme'de nasıl Kâbe Beytullah ise kalbimiz de Beytullah'tır..."

Hayat Dengemiz Peygamber'den (s.a.v) Bir Miras:Fetih Ruhu,S.Muhammed Saki Erol

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
09 Eki 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Gönüllerin fethi sevgidir." Bu söz Prof. Dr. Esat Coşan'a (Allah rahmet eylesin) aittir.

Yazar sevgiyi ucuzlatmamalıdır. "Bütün insanları severim." gibi bir yalana bir halk dalkavukculuğuna başvurmamalı. Bu sözü kim kullanıyorsa ona gidin göreceksiniz ki, sizi veya bir başkasını sevmeyen biri çıkacaktır. Çünkü dengeli seven herkesi sevemez. Eğer herkesi severse, sevilmeyi hak kazanana haksızlık olur. Bir Müslüman, zalimi sevmez. Yazar Müslümansa romanında veya hikayesinde zalimi sevdiremez. Televizyonda bazı diziler vardır. Kişi hem sahtekârdır, hem de sevimlidir. Bu yazarın, senaristin sevgiyi ucuzlatmasının eseridir. Saygı da böyle. Bakıyorsunuz romanın kahramanına erkek veya kadın, kötü yola düşmüş ya da erkek bu durumundan çok menmun. Yazar onu öyle göstermiş ki, okuyucu veya izleyici olarak onun yanında yer alıyorsunuz.

Sevgi mademki gönüllerin fethidir, ki öyledir, o halde kime verileceği iyice hesaplanmalıdır. Sevgi bir enerjidir, o da tükenir. Dağılımını onu göre yapmak lâzım. Çevremize bakın, siz sevgiye lâyık olani sevmiyorsanız, onlar da sizi sevmiyor, sizden hiçbir bilgi almıyor, size de hiçbir sey vermiyorlar. Mademki sevgi bu kadar önemlidir, o halde israf etmemek gerekiyor şüphesiz. Ha, zalimi hiç mi sevmeyiz? Severiz. Ne zaman, zalimliğini bırakıp pişmanlığını belirttigi zaman.

Beyaz Devrim Kalemle Başlar, Emine Şenlikoğlu (Sayfa 53)Beyaz Devrim Kalemle Başlar, Emine Şenlikoğlu (Sayfa 53)