Ben ilk okulda satranç oynamaya başlamıştım. Hatta bu hobimi orta okul yaşlarıma kadar sürdürdüm. Oyüzden kitabı elime ilk aldığımda kendime sorduğum ilk şey “Acaba satranç hakkında ne anlatıyor?” olmuştu. Fakat Stefan Zweig satranç konusunu öyle farklı bir perspektiften anlatmış ki, kitabı bitirdikten sonra kendime “Vay be. İnsan sadece bir şey ile uğraştığında neler olabiliyormuş!” dedim.
Romanda iki ana karakter var. Dünya satranç şampiyonu Czentovic ve hapis yatmış bir akademisyen Dr. B. İkisi aynı gemide yolculuk yapmaktadır. Dr. B. ona karşı satranç oynamaya karar verir. Devamı ise çok ilginç. Spoiler vermemek için devamını anlatamayacağım :D
Romanı bitirdikten sonra en belirgin özellik, iki ana karakterin sürekli olarak var olmuşunun zamanla arka plana geçmesi. Buda sanırım iki rakibin kontrastını vurgulamak için. Dilbilimsel olarak bile, Zweig sürekli olarak ikisinin arasında ki farkı vurguluyor. İkisini birbirine bağlayan tek şey satranç. Ama birbirinden aşırı farklı iki insanlar- bu çok değişik öyle değil mi? Ortak noktanız olsa bile birbirinzle alakanız olmayabiliyor.
Bu kitabı mutlaka okumalısınız!