“Yüzleri, gözleri, umutlu bekleyişleri, kirli yalın ayakları, suskunlukları çok şey anlatıyordu. İşte bazı hikâyelerin dillendirilmesi lüzumsuzdu. Çocuktular. Dünya onların ismlerinin önüne yeni bir sıfat daha ekledi. Onlar artık “Mülteci” çocuklardı. Zengin ülkelere ucuz iş gücüydüler. Oysa onlar çocuklardı. İlgiye, sevgiye, kaleme, silgiye hasret çocuklar. Yoksul, çaresiz. Dramatik bir suskunluk gölgesi vardı masum yüzlerinde.”