• 274 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    274 sahifelik (bayılırım bu tabire) bir kitabın içinde derin bir kuyu açmış Balzac ve içini altın suyla doldurmuş. Sevginin ölçülü yaşanmasının hayati sonuçlarını anlatmış; fazlası zararken azı karar olmuş. Evlat sevgisi üzerinde durmuş. 18 yy. Avrupasında, sınıf farklılıkları çürümüşlüğünün tadına baktırmış 21. yy çocuklarına. Burjuvaların, yine 18. yy da cilalı mermer taşlı balolarında taktıkları maskeleri indirmiş yüzlerinden, onlara üçüncü bir gözden ne denli iğrenç göründüklerini anlatmış. Kraldan çok kralcıları betimlerken onlara ne kadar komik göründüklerini ruhî tahlillerinde anlatırken geleceğin çocuklarına da ara ara öğüt vermiş.

    Gestalt' ın bize kazandırdığı "seçici algı"ya göre insan, ilgi duyduğu ya da ilgi alanına göre dışarıdan gelen uyarıcıları, diğer ilgi alanına uygun olmayan uyarıcıya göre daha ön planda algılar. Söz gelimi bir ayakkabıcı insanların ayaklarına bakma eğilimindedir. Ben de bir eğitimci olarak Goriot Baba' yı ele alırken dikkatimi çeken duruma el atmak durumundayım.

    Goriot Baba, kızlarına aşık bir babadır. "Tabi ki her ebeyvn evlatlarına çok düşkündür" dediğinizi duyar gibiyim. Fakat Goriot Baba kızlarına öyle düşkündür ki, daha çocuk yaşlarda iki kızının bir dediği iki edilmez, ergenlik dönemlerinde (18. yy) kızlarının hizmetinde arabaları vardır. Kendisi erişteci(makarnaya benzer) olmasına rağmen binbir güçlükle biriktirdiği servetinin büyük bir kısmını kızlarının drohomalarına (çeyiz parasına) ayırır. Yine kızlarını zengin iş adamları ile evlendirir ve emeklilik yaşına gelince de, açgözlü Madam Vauquer' in pansiyonuna yerleşir. Emekli olduktan sonra bile küçük gelirini kızlarına vermekten çekinmez. Goriot Baba, önceleri lüks odada kalırken(ki Madam Vauquer' in en gözde müşterisiydi o zamanlar) sonraları ise daha küçük ve sefil bir odaya yerleşir. Tabi ki Goriot Baba'nın lüksten sefalete düşüşü de Madam Vauquer'in ilgisi ile doğru orantıda olacaktır.

    Ne var ki çocuklarının mutlu bir günü için hayatını feda etmeye razı bu babanın çocuklarından gördüğü alaka ise tam tersidir. Hatta burjuva kocalarının yüzünü dahi görmek istemediği Goriot ile gizli gizli görüşürler. Üst sınıfın bu durumu görmesinden de utanır kızları.

    Gelişme kısmından bu kadar Spoiler yeter diye düşünüyorum.

    Sevgi neydi?

    Biliyoruz ki sevginin envai çeşidi vardır. Anne sevgisi, baba sevgisi, evlat, hayvan, eşya, sevgili, arkadaş sevgisi...

    Bundan tam 747 yıl önce bir adam doğdu Anadolu 'da. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
    Der ki, "Arzu et, iste ama ölçülü olsun."

    Ölçülülük üzerine nice beyitleri, sözleri vardır. Ben şuncacık ömründe ölçülü olmaya dair ne biliyorsam, Mevlana sayesindedir.

    Goriot Baba, final sahnesinde (asla söylemem ne olduğunu) işte bizlere bu hakikati anlatır. Hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi kendinizi kaybedecek kadar sevmeyin. Çünkü bu tabiatın bir ölçüsü var ise o da, "azı karar, çoğu zarardır."

    Balzac, denilince akla tabi ki Vadideki Zambak gelir. Dün gibi aklımdadır romanı. Goriot Baba' yı okuyunca ona ait olduğuna pek inanamadım açıkçası. Çünkü aynı kalemden çıkmış hissi vermiyor muhterem. Sonra bir arkadaşım bana "onun bütün eserleri, aynı bütünün farklı parçaları gibidir" dedi. Ben onu "aynı ebeveynin, farklı çocukları gibi" şeklinde değiştirmek istedim.

    Olumsuz sadece bir eleştirim var ki, bunu keşke geçmişteki tüm roman yazarlarına söyleyebilseydim. Abi karakterleriniz beşin üzerine çıkıyorsa lütfen kitabın ilk beş on sayfasında hepsini birden tanıtmayın. Diziler gibi sonraki bölümlerde, yeni yeni karakterler ekleyin. "Kim, kimdi?" sorunsalı okuyucuyu ciddi manada yoruyor. Onun dışında giriş kısmı bırazcık yormasıyla beraber, geç kalınmışlık hissi yaratabilen nadir eserlerdendir.
    ~~Keyifli okumalar~~
    ~~Kitapla Kalınız ~~