• 183 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Çok uzun zamandır sindire sindire okuduğum bir Emre Dorman kitabı. Aslında bu kitap için anlatacaklarım hep yarım kalacak biliyorum ne var ki önemini de görmezden gelmemek adına bir "inceleme" niyetine giriştim. Kendisini televizyonda görmüş olmanız muhtemel olan Emre Dorman dönemi içinde benim için gerçekten çok iyi bir hatip. Kitap adından dini bir karakter içerdiğini belli etse de isterim ki her görüş sahibi soru işaretsiz ve yargısız bu kitabı mutlaka okusun. Sanırım ölüm ile burun buruna olduğumuz gerçeğini herhangi bir farklı inanış değiştirmeyecektir. Yaşam dediğimiz görece uzun ahirete göre kısa bu devrin debdebesini anlatıyor bize yazar. Neden geldik, nereye gidiyoruz, ne arıyoruz ve neler bulacağız? Bunu birçok ayet ayrıca gerek antik dönem gerekse islam filozofları ve dönem yazarlarının ölüme dair yazılarının katkısıyla hepimizi düşünmeye ama gerçekten düşünmeye iten bir şekilde yazıyor. Kendisi ile bu kitap fuarında tanışma şansına da eriştim ki tebliğ konusunda böyle insancıl, naif, donanımlı güzel insanlara denk gelmek benim kalbimde çiçekler açtırıyor gerçekten. Kendisi üniversitede hoca olan Emre Dorman ayrıca meraklıları için söylemeliyim ki şu ana kadar çıkardığı fazla sayıda kitabını -ki son kitabı da dahildir- kendi sitesinde ücretsiz bir şekilde sunuyor. Siteye girdiğinizde istediğiniz kitabı pdf olarak indirip okuyabilme şansına sahipsiniz. Kitabın ana karakterini yansıtan ve paylaştığı bu mevlana sözünü de buraya bırakıyor, bir şekilde bu kitaba denk gelmenizi umut ediyorum. "Hayat bir uykudur, ölünce uyanır insan; Sen erken davran, ölmeden önce uyan.
  • Bir çeşit körlük bu; bile bile görmezden gelmek lâkin nankörlük değil!
    Yeni dünya düzenin de böyle mutlu oluyormuş Ademoğlu şahit oldum..
    Saman altından su yürüten iki gönül olursa samanlık seyran değil! zindan olurmuş bunu da gördüm..
    Sağıra yattım çoğu vakit lâkin gerçek uyku yine gelmedi, hem uyunanın üstüne kar yağar der Atalar; tekrar üşümeye de niyetim yok.
    Taş yürekler tanımışlığım var ve bu yürekleri herşeye inat yontmaya çalışan kalem ustaları...
    Elem başucu şiiri olsa da, olmayan olması gerekeni yaşayan kalem ustalarından söz ediyorum.
    Ebu Cehil'in gafletini görür oldum çoğu gözler de, inanmamak sevmemek için direnen bedenlerinin nasıl hiç oluşundan ibret almışlığım var...
    Can a can, kan a kan, sevgiliye şiir vermekten başka bir suçum da yok, uçuk hayallerimi de avuçlarımda ki duâ lara gömdüm..
    Ve susmak diyorum ne ihtişamlı bir kelime! müsaadenizle ruhumu bu gece de ona teslim edeceğim..
    Sağ çıkarsam da sabaha vasiyetimdir!
    solum da her ne varsa hesabınızı mahşere gönderin.

    SessizHarfler..
  • "Yorgunluk benim genel halim. Bana, “Nasılsın?” diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın “Yorgunum,” demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak “Yorgunum”. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum."
  • 336 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Bill Gates'in önerisi üzerine bir koşu gidip aldığım ve bir çırpıda okuduğum kitaptır kendileri.
    Az biraz teknolojiye, bilim kurguya, eh biraz da tarihe ve özellikle sosyolojiye ilginiz varsa, benim de size önereceğim bir kitap.
    Önceki kitabı Homo Sapiens ile dikkatimi çeken Harari, bu kitabıyla da beni etkilemeyi başardı. Felsefeyle uğraşan bir arkadaşım her ne kadar "Harari felsefeyi hiç bilmiyor kardeşim, ahlak için yaptığı tanımlamalar evlere şenlik" minvalinde şeyler söylemiş olsa da bu beni ancak Harari'nin felsefi söylemlerine yahut o konuya dair yazarın izlenimlerini göz ardı etmeye itti. Bunun yanı sıra Müslüman kimliğim ile kitaba yaklaşınca, zaten birçok konuyu görmezden gelmek zorundaydım. Lakin, bu kitabın 21. yüzyıla bakışımı değiştirdiğini söyleyebilirim. Kitabı okuduğum süre zarfında yazarın kitap arkasına koyduğu kaynak kısmından (yazar burayı baya zenginleştirmişti, gazete yazıları, haberler, raporlar vs.) yararlanıp, kullandığı çoğu şeyi tekrar ben de gözden geçirdim. Okumayı bu şekilde yapınca haliyle kitabın etkisi daha fazla oldu. Şimdi gelelim beni bu kadar neyin etkilediğine.

    Hepimizin az çok hayat içerisinde bir uğraşı vardır. Çoğumuz işinde gücünde insanlarız. Bu hayat koşuşturması içerisinde, büyük tabloyu, hayatın büyük portresini kaçırmaya o kadar müsaitiz ki, çoğumuzun küresel ısınma, çevre kirliliği ya da küreselleşmenin potansiyel etkilerinden haberi yok. Yarattığımız dünyalarımız içine o kadar hapsolduk ki, yarattığımız bu kadar dünyanın günün birinde aslında dünyayı yaşanmaz hale getirebileceğini düşünmek istemiyoruz bile. Üretemeyen, çözüm arayışında olmayan, üstüne yangına körükle gidip hiçbir şey yokmuş gibi her şeye normal akışı içerisinde devam etmemizin tehlikelerine baya geniş yer verilmiş kitapta. Aslında iklimin hızla değişiyor oluşunun bu yüzyıl için terörden bile tehlikeli olduğu gerçeği beni derinden etkiledi.

    Ileride teknolojinin daha geniş yer kaplayacağı hayatlarımızda, bizler nasıl para kazanacağız? Ilgi ve alakalarımızı ne yönde geliştirmeli ve şekillendirmeliyiz? Diye sordurdu kitap.
    Bu iki problem temelinde, kitabın geri kalanında da ciddi problemlerden bahsediliyordu.
    Bu yüzyılda yaşıyorsak bu yüzyılı tanımalı ve büyük sorunlarla yüzleşmeliyiz.
    Bu bağlamda kitap hala ölmemiş, bu yüzyılın insanı olan herkesin okumasını temenni ettiğim bir kitap.
    Her ne kadar bireysel dünyalarımız olsa da, insanlığın hataları ve bunlara çözüm arayışları evrenseldir bizi bir yerde bir araya getirecektir.

    Her şeyin güzel olması dileğiyle.
    Esen kalınız.
  • Madem beni yaralayan aşk' tı ;görmezden gelmek , yok saymak , ona verilebilecek en iyi ceza şekli olcaktı.
  • 65 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Lou Andreas-Solome’nin sanatçı kişiliğiyle yazdığı eserler ister istemez insanda okuma merakı uyandırıyor.
    Kitap sanatsal değeri açısından da büyük bir önem taşıyor. Okuyucuyu yormadan karakterler ile bütünleşmeyi ve duygudaşlık kurmayı kolay hale getiriyor.
    Kitapta Adine’nin hikayesini okuyoruz. Gençlik buhranı ile Benno’ya olan olan aşkını konu alıyor kitap. Fakat kitabı tamamen aşk üstüne değerlendirmek yanlış olur. Adine’nin sanata olan tutkusunu görmezden gelmek kitaba haksızlık olur. Ve tabi ki kitapta anne-kız ilişkisinin çok kısa, merhametli, en sade, akıcı ve gerçekçi anlatıldığı kitaplardandır.
  • İnsaf ehli, Mustafa Kemal’in silah arkadaşlarını da yok sayamaz.Mustafa Kemal’i Şevket Süreyya Aydemir’in tabiriyle “Tek Adam” kabul etmek; Fevzi Çakmak’ı,Kazım Karabekir’i ,Rauf Orbay’ı görmezden gelmek; zafer yoldönümlerinde sadece Mustafa Kemal’i yad etmek insafla bağdaşmaz.
    Koca bir millet niye “Tek Adam” la iktifa etsin? Yoksa teokratik mentaliteli laik zevat, Mustafa Kemal’in yanına başka birilerini de koymayı “şirk” mi kabul ediyor?