• Mersiyeleri yazılmış ama okunamamış,
    sela'sına terkedilmiş virane gönül... Kaç ağızdan döküldü türkülere, şiirlere şu aşk ? Tanımı yapılamayan, sevdikçe sır'lanan ilk bakışta vaha! İlk adımda esaretin  kelepçeli sürgünü... Kaç cekimlik Can kaldı heybemde ? Daha akitacak kan var denildi bana... Öyleyse kırmızıya boyayın beni ey ressamlar.. Tarih  not düşürsün ismimin altına ; kurbandır aşk'a.. Firariyim ağızlarda! Zamandan ve mekandan gayrı; yüreğine tutsak ! Ölüm(e)üne özgür... İlk gözlerin değdiği zaman geceme ! Uyku haneme uğramaz oldu.. Tenim'de tek bi ben!  İki kişi oldu... Bir nefes kadar yakın suretine kalp göz oldu düştü.. Bir geceden bin bir gecelere araflar takılandı zihnime. Akılda ibadet kaldı yüzünün doğuya bakan Kudüs misali kutsallığı.. Ismarlanmıştı rüzgar saçlarının sabun kokusuna... Görüyorsun ya sevgili!  Kimlere kaldı seni sevmek? Sevmedim ki ben. Haşa !Ne haddime... Öyleyse nedir bu telaş ?  Bilmem ki doğumunun  sancısı herhalde.. Ey! adı şaibeli yâr. Semalarda iç çekilmiş lütfüna bulutlar.. Sen gözlerini hayra yor!  Ben yorumlarım rüyalarını.. Beşiğinde rahat uyu! Sallarım ben korkularını... Ahh soluğum gurbet olmuş, cümleler kifayetsiz endamının yanında.. Canı canana katan katıksız bir saflığa elçilik ediyor şiirler.. En çokta geceleri sendeliyor zaman sevgili...  Çehrende bir nebze zuhur eylemiş ise sırrım işte benim! Halim ,ahvalim görünenin ardında ki haritan.. İşte bu saf sen'(lik)... Ruhum müptela zat'ı suretine. Renkler tenine teminat, dil sana hece, ben sana senim...
  • Gece treninin yolu karanlıktır...
    Nereye götürür bilinmez...
    Hayal penceresinin buğulu ışığı altında gizlenen umut sessizce uyur...
    Bu soğuk ve puslu gecede...
    Yağmurun neşeli haykırışlarının kulağımda...
    Gök aynaya yıldızlar küsmüş...
    Görünenin ardında, aydınlığın kalbinde...
    Görünmeyenin boşluğunda,
    karanlığın derininde..
    Hepsi derin uykusunda...
    Bin gram yorgunluğun
    bir gram uykuya hasret olduğu aşikar...