Rojhilat Recep As, bir alıntı ekledi.
16 Mar 00:21 · Kitabı okudu

Görüyor Muyuz Yoksa Kör Müyüz?
Dünyayı gerçek, somut biçimiyle mi görüyoruz, yoksa dünyaya yansıttığımız kendi sınıflamalarımız, dürtülerimiz, beklentilerimiz ve soyutlamalarımız doğrultusunda mı? Ya da dobra dobra sormak gerekirse, görüyor muyuz yoksa kör müyüz?

İnsan Olmanın Psikolojisi, Abraham Maslow (Sayfa 48 - Kuraldışı Yayıncılık EPUB)İnsan Olmanın Psikolojisi, Abraham Maslow (Sayfa 48 - Kuraldışı Yayıncılık EPUB)
Feyza, Körlük'ü inceledi.
24 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Bakabiliyorsan gör.
Görebiliyorsan, gözle."
Jose Saramago adını ilk kez Arkakapak dergisinin Eylül 2016'da yayınlanan sayısında(12. Sayı) görmüş ve çok merak etmiştim. Derginin kapağında yer verilen:" Körlükten daha dehşet verici şey, görebilen tek insan olmaktır. " sözü oldukça ilgimi çekmişti. Ardından bu romanı okumaya başlamıştım, hikaye çok değişikti ancak hem yazım dili (Jose Saramago nokta ve virgül dışında hiçbir noktalama işareti kullanmıyor ve bu ilk başlarda insanı zorlayabiliyor:) hem de yoğun okul dönemi beni kitaptan uzaklaştırdı.
Nihayet kitabı tekrar elime aldım ve bu sefer sonuna kadar gittim:)
Romanın özeti:<<spoiler>>
Trafiğin oldukça yoğun olduğu bir caddede, yeşil ışığı beklemekte olan şoförlerden biri aniden kör olur. Körlük bir salgın gibi hızla yayılır. Önce bu ilk körün arabasını çalan hırsız, sonra hırsızın karısı, sonra gittiği göz doktoru ve hastanedeki dığer sakinler... Ama bu körlük, salgına yakalananların her şeyi diğer körler gibi karanlık değil, tam aksine bembeyaz görmesine sebep olur. Bu nedenle “beyaz felaket” olarak adlandırılır. Salgına yakalanmayan tek kişi vardır; doktorun karısı.. Hükümet hemen acil eylem planını devreye sokar ve körleri bir akıl hasta-nesine kapatarak karantinaya alır. Yani bu “tehlikeli” insanları toplumdan dışlayarak, onları yok sayarak problemi çözmeye çalışır. Körler çeşitli koğuşlara yer-leştirilir ve günde üç öğün yemek bırakılır. Doktorun karısı da kör taklidi yaparak onunla birlikte bu akıl hastanesine girer. Yetkililer, akıl hastanesinin etrafını silahlı askerlerle çevirerek kaçmalarını engellemeye çalışır. Ancak körlük büyük bir hızla yayılmasını sürdürür ve kısa zamanda akıl hastanesindeki körlerin nüfusu artar. Dolayısıyla zaman geçtikçe yiyecek paylaşma konusunda sıkıntılar baş gösterir. Silaha sahip bir koğuş, diğer koğuşlardaki körleri ezmeye ve onların tüm varlıklarına el koymaya başlar. Sonrasında da onların kadınlarını isterler. Doktorun karısı bu tecavüzlere dayanamayarak onların liderini makasla öldürür. Sonrasında yazarın roman boyunca “vicdansızlar” şeklinde tarif ettiği bu silahlı koğuşu ateşe verirler. Akıl hastanesi tamamen yanar. Bu yangından sadece doktor ve karısının da içlerinde olduğu grup kurtulur. Akıl hastanesinden çıktıklarında, tüm ülkenin aslında kör olduğunu anlarlar. Sokaklarda “beyaz felaket” kol gezmektedir. Kör gruplar vahşice yiyecek peşinde, birbirleriyle ve diğer gruplarla ölümüne kavga halindedir. Tüm sokaklar kan ve insan pislikleriyle doludur. Pis koku ve kaos ülkeye egemen olmuştur. Doktorun karısının gözlerinin görmesi sayesinde grup, açlıktan ve kavgalardan nispeten uzak durur. Romanın sonunda grup bir kiliseye girer. Doktorun karısı, kilisedeki tüm resim ve heykellerin gözlerine beyaz bant çekildiğini fark eder. Eve döndüklerinde hepsi yavaş yavaş yeniden görmeye başlar. Her şeyi en başından beri görmekte olan doktorun karısı ellerini açıp gökyüzüne baktığında, tüm gökyüzünü bembeyaz görür. Roman böylece noktalanır. (Arkakapak dergisi 12. Sayı 24-25 sy. Medeni Yılmaz'ın yazısından alıntıdır.)
İnsanların en ilkel hallerine şahit olunan bir roman Körlük. Özellikle doktorun karısının diğer tüm körlerin davranışlarına şahit oluşu ve bazen bu duruma dayanamayıp kendisinin de kör olmak istemesi çarpıcı bir durum. Körlük biyolojik yanından çok psikolojik olarak ele alınmış. Yani bizler "gören" insanlar etrafımızdaki her şeyi görüyor muyuz? Yoksa sadece görmek istediklerimizi mi? Görmek bir anlamda sorumluluk almak demek, çoğu zaman bu sorumluluktan kaçınmak gözlerimizi kapatmak kolayımıza geliyor. Ufkunuzu açacak bir roman okumak isterseniz Körlük tam size göre:)