• Vera

    Hiç söylenmemiş sözler söylemeli..
    El değmemiş,duru sözler sevdiğim için..
    Sevdiğim..!

    Şehir giysilerini kıskanır
    Ve bu yüzden bürünür geceye
    Güneş gözlerinden beslenir
    Ve saçlarını kollar görmek için…

    Sensizken, şehrin boş meydanlarında yürüdüm
    Kalın puntolarla
    İri laflar ettim,
    Öfkemi saldım,
    İri dişli postallar üzerine…

    Sevdiğim …
    Vera..!
    hangi çocuğu okşadın..?

    ellerinde gülden kokular,
    dilinde aşk nağmeleri

    Söylesene Vera,
    Hangi çocuğun adını andın..?

    Sahi Vera,
    En son ne zaman görmüştük Sena’yı
    Hatırlasana deli kız sana emanet etmiştik o bombaları

    Sevdiğim..!
    Bak;
    Umut kan pıhtısı rengine döndü

    Sen Vera,
    Filistin’den geçerken sakın eteklerini toplama
    Biraz kan bulaşmış şekilde çık karşıma

    Ve sakın unutma
    O ilk çocuğumuzdur..
    Asırlardır dillerde olan Leyla’dır..

    Meryem’in suskunluğunda can bulan gözleri vardı Züleyha’nın
    Daha düşmeden, kirli kelimeler diyarına…

    Bilirmisin Vera, bu kaçıncı çocuk
    bu kaçıncı kertik yüreğe atılan..

    Artık eskisi gibi değil, daha da sancılı
    Artık daha da sancılı

    Asırlardan uzat ellerini Vera,
    Ellerini bulur ellerim bir Grozni kuşatmasında…

    Dağları görüyormusun Vera..?

    Her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
    Murat’ım… Metin’im… Berat,ım…

    Hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında..
    Hani beraber açmıştık orucumuzu…
    Kimi Marmara’da, kimi Yıldız’da..

    Koş Vera koş..
    Ülkemin sürgün yerlerine koş..

    Ağlama deli kız, ben ağlarım..
    Seni böyle görmemeli her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız.

    Ve annelere de söyle,sakın ağlamasınlar..
    Ve onlara sakın ölüler demesinler..

    Söylesene Vera,
    Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir.?

    Öfkemiz taş doğursun Vera
    Taş doğursun..
    Yüreklerimizi söksün yerinden..

    Bak her tarafta elleri sapanlı Ebabiller..
    Ebrehe’nin tanklarına kan kusturur..

    Şimdi firavun’u boğan kızıldeniz’i ağlama duvarının önünde görüyorum.

    ki;
    Asa değil Musa’nın elindeki, çağın sökülmüş kalbidir..

    Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
    kendimizi odalarımızda bulduk
    Postallı korkularımızla..

    Söylesene Sevdiğim…
    Hangi rengini çaldılar gökyüzünden..?

    Bak zulüm, çin seddini aştı.

    Aaaah Sevdiğim..!
    İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..?
    İbrahimlerden.. Yusuflardan…

    Yoksa Musa’yı Kızıldenizde yalnız mı bıraktık..?
    Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim’i nemrutlara..

    Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf’un sesi..

    Unutma Vera’m..!
    Filistinde doğan her çocuk, ilkin annelerinin göğsüne;
    sonra yerdeki taşlara uzanırlar..
    Neredesin..!
    Ey İsmail’in boğazındaki merhamet..!
    Üzerimizdeki bu acıyı kaldır..!
    Ya ebabilleri gönder, ya bizi de oraya aldır..!
    Her taraftan bana yönelir seni arayan sesim..

    Vera benim… Vera benim…

    Numan ARIMAN
  • Bu incelemeyi yaparken tamamen siyasi düşüncelerimi bir kenara bırakıyorum ve diyorum ki niçin Atsız okumuyorsunuz ? Çünkü ben yeterince ilgiyle okunmadığını, sadece belli bir görüşe hakim kimseler tarafından okunduğunu düşünüyor ve öyle görüyorum. Bunun çok büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Gerçekten çok önemli bir tarih, edebiyat yazarı Atsız Beğ. Eserlerini okudukça bunu daha net anlıyorsunuz.

    Kitaba gelince okuması çok keyifli ve kolay bir eser. Atsız'ın Abdülhamid'i savunurcasına anlatışı, Ali Canip'e söylediği cümle için nasıl ihtimamla cevap yazdığını okurken çok hoşlanacaksınız. Aynı zamanda Atsız Türk tarihinin yeterince tertipli bir şekilde Türk çocuğuna anlatılmadığını da eleştiriyor yer yer. Dinlemek, okumak lazım. Kulak vermek lazım.
    Keyifli okumalar..
  • Duygularım anestezi altında. Her şeyi görüyorum, her şeyi işitiyorum ama artık hiçbir şey hissetmiyorum.
  • Bazı kitaplar var ki yılan zehrinden daha etkili beynin hücresini kemirip yavaş yavaş bizim inanç sistemini çökertiyorlar ve bu kitapların yazılma amacıda bu ne yazık ki Ama görüyorum ki müslüman olarak görünün çoğu arkadaş bu kitapların kurbanı olmuş gibi bu da onları dinlerinden uzaklaşmaya ve Allah'a eksik sıfat yüklemeye neden olur. Bu sitede gördüğüm çoğu yazarların daha ön plana çıkması isteyerek ya da istemeyerek olsa da kişilerin eliyle ulaşmaya devam ediyor dinin akidesini bilmeyen gençlerimiz bu yüzden islam sancağından uzaklaşmaya başladılar. Ne yazık ki bir çoğu bunu bilgisizce yapıyor.

    | Mosa el-Teraşi
  • Oldukları gibi değil,
    olmalarını istediğim gibi mi görüyorum insanları, nedir?
    Düş kırıklığı varsa, asıl suç düşleyenindir...
  • Bir eğitimci olarak yorumlayacağım kitabı.
    Öncelikle kitabın olay örgüsü gayet basit. Kafa karıştıran betimlemeler, anlamayı zorlaştıracak olay örgüsü yok. Basit ama vurucu tarzda...

    Kitapta otoriter bir okul profili var. Öğrencileri robot olarak gören, tek tip bir bakış açısıyla adeta onları bir makine gibi işlemeye çalışan bir sistem. Ve tüm bunlar olurken bir öğretmen çıkageliyor ve çocuklara nefes almayı , yaşamayı öğretiyor. Düşünün bir kere şiirle ve yaşamla yakından ilgili bir öğretmen. Kim istemez ki Bay Keating gibi bir öğretmeni olmasını. Ya da kim istemez ki onun gibi bir öğretmen olmayı. Eminim bu kitabı okuyan bütün öğretmen arkadaşlarım Bay Keating gibi olmalıyım diye geçirmiştir aklından.

    Ben bir öğretmenim. Sınıfa girdiğimde sabahtan akşama kadar bir sınıfın içinde ruhunu kaybetmiş çocuklar görüyorum ve bu çocukların ruhlarının kanat çırptığı yerlere gidip onları yaşama döndürmek istiyorum. Sonra sistemler özellikle de eğitim sistemimiz geliyor aklıma. Müfredatlar, çocukların geçmesi gereken sınavlar, sınavlar sınavlar... Hayatlarının öğrenmek, yeni şeyler keşfetmek için en verimli çağlarında onlar. Ama ruhları yok. Öğrenmekiçin değil sınıf geçmek, sınavda başarılı olmak için çalışıyorlar. Gençlerimizin ruhları boşlukta sallanan birer yaprak misali. Yakalamaya çalıştıkça elimizde kalıyor...

    Kitabın sonunda trajedik bir sonla karşılaşıyoruz. Neil bir seçim yapıyor ve bu seçimin sonucunda nefes olmayı değil nefessiz kalmayı seçiyor.

    Hayat bir seçimdir..