• Sensizlik,
    Nasıl anlatılabilir ki zaten doğru dürüst bir şekilde..

    Ey! Olmayacak duamın öznesi..
    Sus biraz, dinle beni
    Aşkın abdestini gözlerinin yaşından aldığımdan beri,
    Benden götürdüklerin bir daha dönmedi geri…

    Ferhat Can
  • Her gece başımı yastığa koyduğumda gelmek zorundamısın aklıma?
    Giderken götürdüklerin yetmiyormuş gibi birde hayallerime dalma.
    Seni sevdiğim zamanlarda kimseler yoktu aklımda.
    Şimdi söyle bana sevgili gelirken bişey getirmedin giderken, götürdüklerin çokmu lazımdı sana?...
  • yıllanmış bir şarabın,
    Sabrının sonunu selamete bağlıyorum beyaz gecelerde..
    Ben, seni şuurunu kaybetmiş bir şiirin içinden çağırırken,
    Sen, sahte alemlerin ‘’uçkuruna’’ kurulu aşkların,
    ‘’Üç kuruşluk’’ dünyasından sesleniyorsun bana..
    ‘’Gelmeli miyim?’’
    Sesimin sol anahtarını kaybettiğimden beri
    Sana söylemek istediğim şarkıların
    Kapısından dönüyorum.
    ‘’Hayat’’ adı başlığı altında,
    Can çekişen bir paragrafın,
    Açıklayıcısı olan bir dipnot olarak düşürülüyorum
    Birbirine aykırı cümlelerin sonuna..
    Hıçkırıklarımın, iç' kırıklarımı bastırdığı beyaz gecelerde
    Sırf sen uyanma, sen duyma diye
    Eklediğim sahte gülücüklerin,
    Hesabını veriyorum şimdi mutluluğa...
    Oysa sen hep yağmurdun sokağıma
    Halbuki din'(le)seydin,
    Anlatacaktım..
    Dökecektim eteğimdeki taşları bir bir sana
    Hani şimdi sen yine yoksun ya
    Yine sensiz yol alıyorum beyaz bir gecede
    Uçsuz bir karanlığa..
    Hem de eteğimde ki koca koca taşlarla...
    Adının anlamını lugatıma aldığımdan bu yana,
    Sana nitelenmek için kendini adayan sıfatlarımın,
    Suratına tükürüyor şimdi kalemim…
    Sana artık ne desem,
    Ne söylemek istesem,
    Aşkı yokuşa vuruyor cümlelerim..
    Şimdi yine beyaz bir gecede
    Seni sevmelerde,
    Fazla mesai yapıyorum.
    Cenabet tasvirler üretiyorum şiirlerime..
    Ne yazsam, ne söylesem,
    Anlatım bozukluğu oluyor şimdilerde..
    Sensizlik,
    Nasıl anlatılabilir ki zaten doğru dürüst bir şekilde..
    Ey! Olmayacak duamın öznesi..
    Sus biraz, dinle beni
    Aşkın abdestini gözlerinin yaşından aldığımdan beri,
    Benden götürdüklerin bir daha dönmedi geri…
    Karanlığa bakıp umutlanmak,
    Şeytana uyup ‘’sevaba’’ girmek gibiydi ‘’seni sevmek’’..
    Öylesine zıt, öylesine aykırı işte
    Unutma sevgilim!!
    Yine beyaz bir gecede
    Sözün bittiği yerde,
    Seni bekliyor olacağım..!!
  • POSTACI
    Ne yazacağımı, ne diyeceğimi bilemem kimi zaman,
    Unuturum,
    Kimi sileceğimi, kimi seveceğimi de bilemem,
    Yine unuturum,
    Sadece anılardır unutulmayan,
    Anı olarak kalan, içeriği unutulan.
    Ben sürekli unuturum. Peki sen postacı?
    Sen unutur musun?
    Mesela ucu yanık mektup kime?
    Sevgiliye mi yoksa bir anneye mi?
    Bir de beklenen postacı, bekleyeni unutur mu?
    Hani kitaplarda olur ya!
    Peki bir şiirin şairi, o da unutulur mu postacı?
    Şair mi hatırlatmaz kendini,
    Yoksa insanlar mı hatırlamaz?
    Hatırlanmak, için çok mu yazmak gerek?
    Mektup götürdüklerin hep hatırlananlar mı?
    Yoksa hatırlatanlar mı?
    Sende mi unuttun beni postacı?
    Nerede benim ucu yanık mektubum?
    G.A.