Neydi, nesine takılmıştı? Duruşuna,bakışına, el sıkışına mı?sonra sesine,konuşmasına, zekasına mı, gülüşüne mi?Boşuna!
Bir erkeğin etkisine böylesine girmiş, aşka düşmüş birinin sıfırlanmış mantığıyla yanıtlamamazdı böyle sorular.
Masadakilerin hepsi alaturka müziği seviyorlardı ve sık sık bir araya gelerek çalıp söylemekten zevk alıyorlardı.Ciha, bu tür oluşumların Ankara gibi sıkıcı bir şehirde yaygın olduğunu biliyordu
bizi aşırı etkileyen bir şey karşısında herhangi bir umut ışığının belirmesi ancak psikolojik inkar refleksine bağlı olabilirdi; "hayır olamaz, böyle olamaz, hayal görüyorum.."