• 90 syf.
    ·82 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Birkaç sene önce şule yayınlarının indirimini yakalayıp, yaklaşık on tane halil cibran/ ermiş alıp yakın arkadaşlarıma hediye etmiş ve çok güzel dönütler almıştım. Şimdi seneler sonra kitabı tekrar elime aldığımda satırlar arasında ilk kez okuyormuş gibi geziniyorum.

    Beyrut'ta doğup yaşamını Amerika'da geçirmek zorunda kalan Halil Cibran, kültürüne ve topraklarına bağlı olarak yaşamış ve bunu eserlerinde yansıtmıştır. Neredeyse her okuyucunun kendisinden bişeyler bulduğu Cibran, pek çok ülkeden çok geniş bir okuyucu kitlesine sahip. Benim yazarın en sevdigim yönü, eserlerinde ve şiirlerinde sanki İncil'den ve Kur'andan alıntılar yapmış gibi insanda mistik bir his bırakması.Ruhunun derinliklerine işliyor pek çok cümlesi. Mezar taşında yazılı olan şu mısralar ne demek istediğimi çok iyi yansıyacaktır sanıyorum;

    "Ben de senin gibi hayattayım halen. Ve şimdi yanıbaşındayım. Kapat gözlerini ve etrafına bak. Beni göreceksin, hemen önünde duruyorum."

    Gelelim Ermiş adlı eserine: Arapça "Nebii" olarak kaleme alınıp Türkçeye "Ermiş" diye çevrilmiş. Eser, El Mustafa adında bilgenin bulunduğu kente veda ederken kendisine büyük bir sevgi ve saygı gösteren halkın sorduğu sorular üzerine yaptığı hikmetli açıklamaları konu alıyor.
    Aşk, evlilik, dostluk, öğretmenlik, ev geçimi, çocuk, yemek-içmek, sevinç ve üzüntü, alım-satım, suç ve ceza, konuşma, zaman, dua, din, zevk ve güzellik gibi hayatın içinden olan pek çok noktaya incelikle değinip tatlı, samimi bir sohbet havası uyandırmış. Defalarca okuduklarımdan bir kac alıntı yapmak istiyorum:

    " Sonra bir kadın, bize keyiften ve kederden bahset, dedi. Karşılık verdi:
    Keyfiniz kederinizdir- maskesiz.
    Gözyaşı doldurmuştur çoğu zaman, sonradan içinden kahkaha yükselen kuyuları.
    Keyifli olduğunuzda iyice bir bakın kalbinize. Göreceksiniz ki size keyif veren, keder vermiş olandır ancak. "

    " Sonra bir bilgin, konuşmaktan bahset, dedi.
    Şöyle yanıtladı:
    Kalplerinizin tenhalığında kalamadığınız an dudaklarınızda yaşarsınız ve ses, meşgaledir, oyalama. Yarı maktüldür düşünce, konuştuklarınızın çoğunda. "

    " Kent yaşlılarından biri, bize iyiden ve kötüden bahset dedi. Karşılık verdi:
    Sahiden iyi olan sormaz çıplağa, "hani nerede giysin?" evsize sormaz, "evine ne oldu senin?"

    "Yaşlı bir rahip, bize dinden bahset dedi.
    O, şunu söyledi:
    Dinden başka neydi bugün size bahsettiğim?
    Cümle amel din değil mi, tefekkür edilen her şey din. Kim ayrı tutabilir inancını eylemlerinden; ya imanını uğraşlarından.
    Kim serebilir saatleri önüne şöyle söylerken: " Bu, Tanrı'ya bu da bana. Bu, ruhum için, şu bedenim."

    " Sonra bir zengin adam, bize vermekten bahset dedi. Cevapladı:
    Nedir ki varınız? Yarın gerekir diye sakladıklarınız.
    Muhtaçlığın kendisi değil de nedir muhtaç olma korkusu?
    Kuyunuz doluyken, ya susarsak korkusu susuzluk değil midir dindirilmesi imkânsız!
    Niye tutarsınız ki elde?
    Verilecek bir gün ne varsa elinizde.
    Veriniz öyleyse şimdiden, ki kalıtçıya kalmadan sizlerin olsun verim zamanı."

    Cibran'ın peygamberâne bir üslupla dillendirdiği El Mustafa karakterinin kimden esinlenerek yazıldığı pek anlaşılamıyor çünkü "Göğsümün bir yanında Muhammed, bir yanında Musa oturuyor" cümlesi kendisine ait.

    Evde otururken, otobüste giderken, tenefüs aralarında, başınızı yastığa koymadan önce kısaca hayatınızın her anında elinize alıp okuyabileceğiniz bir kitap.
  • Senin gibi hayattayım ve şimdi senin yanında duruyorum. Gözlerini kapat ve etrafına bak beni görüceksin.
    Hemen yanında duruyorum..
    Halil Cibran