• 0.7 Uç ||

    akşamsa,
    rüzgar bir kadın eli gibi kurcalıyorsa saçlarımı,
    gözlüğümün üstünden bakıyorsam yaşama, çenemi sol elime dayayıp
    sokaklar boşalmış gibidir artık..

    hiçbir şehir, çünkü bir kişinin olmaması kadar yalnız değildir.

    ..

    tek gözlü, alabula bir kalemkutunun içinde,
    yazıldıkça küçülmüş kurşun kalemler ile kırık bir kalemtraşın arasında,
    ucu siyahlaşmış bir silgi ile az kullanılmış kırmızı bir kalemin arasında,
    resimli ve küçük bir not defteri ile sarı ve körelmiş bir makasın arasında,
    ucu olmayan bir 0.7 uçlu kalemin yalnızlığını ben ilkokulda öğrendim.

    yanımda, 0.7 uç isteyecek kimsenin kalmadığını anladığımda ise,
    çoktan büyümüştüm
    ve bu acı feryatlardan kurtulmanın çaresini,
    ilkokul kalemkutumun fermuarını çekip kapatmakta bulmuştum.

    ve ne zaman ki 'bir kişi eksik' şehirlerde yaşadım,
    işte o vakit, o fermuarın bozulduğunu anladım.

    ..

    hiçbir şehir, çünkü bir kişinin olmaması kadar yalnız değildir.
    hiçbir gözlük, bu üşütmeden koruyamaz insanın gözlerini.

    insanların yüzlerinde kaybolursunuz,
    bilirsiniz ki, hiçbir köşe başı bir gizemi gizlemiyordur artık.

    nereye giderseniz gidin,
    bundan böyle hiçbir sokak sizi bir aşka çıkaramayacaktır.

    kaldrıım taşlarını sayın, aynı renkteki parke taşlarına basın,
    hiçbir trafik lambası rengi, dahası kendinizden karşıya geçmenize izin vermeyecektir.

    ..

    sabaha karşı verilen otobüs molalarında,
    kıştan kalmış rüzgarlar doldurdum göğsüme.

    yazıldıkça küçülmüş kurşun kalemler gibiydiler.

    kırık bir kalemtraş gibiydiler.

    ucu siyahlaşmış bir silgi gibiydiler.

    az kullanılmış kırmızı bir kalem gibiydiler.

    resimli ve küçük bir not defteri gibiydiler.

    sarı ve körelmiş bir makas gibiydiler.

    ucu olmayan bir 0.7 uçlu kalem gibiydiler.

    fermuarlanmış bir çığlık gibiydiler.

    bir çığlık.

    bu rüzgarlı çığlıklarından yalnızlığın,
    paltomun fermuarını çekerek kurtulacağımı sanıyordum.

    unutuyordum ki,
    ''bir kişi eksik'' şehirlere seyahat ediyordum hep.

    ..

    tek gözlü ve alabula bir kalemkutunun içinde,
    balkonlu akşamlarda,
    çaylı masaların dem kıvamında,
    kiremit renkli çocuk oyunlarının sokak aralarında,
    devrilen ağaçların bulvarlı asfaltlarında,

    rüzgar bir kadın eli gibi kurcalayacak saçlarımı,
    ben gözlüğümün üstünden bakacağım yaşama, çenemi sol elime dayayıp
    ve..
    artık karşıdan gelen hiç kimse sana benzemeyecek, bir şiir mısrası ile..

    hiçbir şehir, çünkü bir kişinin olmaması kadar yalnız değildir.

    ..

    oysa 'bütün kudretimi toplayıp' sormak isterdim sana
    gözlerinin resmini şiirlere çizebilmek için:

    0.7 ucun var mı?
  • Bazen bakılan şey aynı da olsa, çıkan sonuç çok farklı olabilir. Mesela, Hz. Ebûbekir (ra) bir gün gelir Efendimiz'e (sas) bakar ve der ki: " Ya Resulallah ne kadar da güzelsin, bakmaya doyamıyorum." Bu sözlerin ardından Hz. Ebûbekir (ra) gider. Bir müddet sonra Ebû Cehil gelir, der ki: "Ey Muhammed dünyada senin kadar çirkin bir adam görmedim." İşte bakılan aynı da olsa; netice farklı olabilir. Burada aslolan doğru bakmak, doğru yerden bakmak ve doğru yere bakmaktır.
  • öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
    hem tetik bulun ardında biri olmasın
    hanidir ben bu evde saklanıyorum
    adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
    gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
    pancurların gerisinde kararıyorum
    içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
    telefonda sesini tanıyamıyorum
    yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
    böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
    sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    hem tetik bulun ardında biri olmasın

    artık hiç kimse beni yaşamıyor
    aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
    korkularım oldum bittim kimsesizdiler
    yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
    bir revolver romanımı tamamlıyor
    oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
    yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    üzerime kilitleyip mühürlediler
    hem tetik bulun ardında biri olmasın
  • öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
    hem tetik bulun ardında biri olmasın
    hanidir ben bu evde saklanıyorum
    adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
    gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
    pancurların gerisinde kararıyorum
    içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
    telefonda sesini tanıyamıyorum
    yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
    böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
    sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
    öteki kapımdan gel bunu açamazsın
    hem tetik bulun ardında biri olmasın
  • Bir Amerikan filmi gelir, bütün gençler kara gözlük alırdı, bir gazete haberi çıkar bütün kadınlar dudak kremi, bütün erkekler imamlara yakışır takkelerden isterdi, ama çoğu zaman, istekler hiç anlaşılmayan bir şekilde bir veba gibi yayılırdı.
  • bir daha
    kırılamayız gözlük, sonumuz olur kırılmak bir daha,
    parçamızı bulamazlar ikimizin de! Ah ne bakacak
    göz, ne görecek gönül bıraktılar bize,
    Haydar Ergülen
    Sayfa 96 - Kırmızı Kedi Yayınları