• 552 syf.
    ·5 günde·10/10
    ———-Teke Şenliği———
    Latin Amerika denilince benim aklıma ilk olarak diktatörler hemen ardından futbol ve sonrasında da (kızmak yok he) birbirinden güzel kadınları gelir.()
    Neyse neyse... Şimşekleri üstüne çekmeden ben anlatmaya devam edeyim
    Efsane bir roman kaleme almış Vargas LLSOA!
    Dünya tarihini seven ve uluslararası ilişkiler üzerine az da olsa kafa yoran herkes bu eseri beğenir. Hatta beğenmekten öte esere dibi düşer desek abartmış olmayız.
    Şimdi ben neyden, kimden başlayarak bu eseri anlatayım bilemiyorum.
    Mirabal kardeşler olarak anılan ve tarihe damga vurmuş üç devrimci kızdan mı El Turco lakabıyla romanda bolca yer alan kişinin neden o isimle çağrıldığından mı yoksa dikta yönetimlerinin bir ülkenin içine nasıl ettiğinden mi söze girişmeli bilemedim.
    Dominik Cumhuriyeti, Haiti ile aynı adayı paylaşan iki Karayip ülkesinden birisidir.
    Romana ismini veren Teke, Dominik Cumhuriyeti’ne uzunnnn yıllar kan kusturan Trujillo’nun lakabıdır. He şenlik lafının ettiği telmih ise Dominik ülkesindeki en az 20.000 Haitili vatandaşın bir gecede palalarla paramparça edilme vakasıdır.
    Dünya haritasını açıp bakın. Dominik Cumhuriyeti’nin hemen üzerinde bulunan bir ufak ada daha göreceksiniz. Turk Adası, adanın ismi. Başkenti ise Grand Turk( Büyük Türk)
    17. yy da Osmanlı donanmasından bir kaptan keşfetmiş adayı ve ismi oradan gelmiş. Romanda Diktatör Trujillo’yu devirenlerden birisi olan El Turco’nun lakabının kökeni de kanımca oradan gelir
    Latin eserlerini okumaktan bir başka haz alıyorum. Sanki dağlar, denizler, ana karaları ayıran okyanuslar falan filan yokmuş gibi arada bu kitaplardaki hikayeleri okudukça nedense kendi ülkem gözümün önüne geliyor:/
    Baskıcı yönetimler, korku dolu yıllar, varsıllaşan yöneticiler, fakirleşen ve fakirleştikçe kendini öpen idarecileri daha çok seven halklar. Eyvah eyvah!!! Dominik diktatörünün yaptıklarını anlatsam başım belaya girecek gibi hissettim İşte hikayenin ironisi şu son cümlemde gizli.
    Yalnız ‘Teke Şenliği’ şu an satışta mı bilmiyorum. Eğer edinebilirseniz ya da sahipseniz esere, gözünüz kapalı başlayabilirsiniz
    Not: Yazarın bir diğer başyapıtı Kentler Ve Köpekler’i okumak için sabırsızlanıyorum️
  • Bununla birlikte bir Osmanlı rıhtımına yanaşan Amerikan bandıralı ilk gemi, Salem'de 1782'de denize indirilen "Grand Turk" oldu.
  • 28 Aralık 1895 günü Lumiere Kardeşler'in Paris'teki
    Grand Cafe'de halka yaptıkları ilk genel gösterileri ile sinemanın
    beyazperde üzerindeki asıl serüveni başladı. 1896 yılı boyunca
    "cinematographe" bütün dünyayı bir "rock'n roll" modası gibi sarıverdi.
    Nijat Özön
    Sayfa 30 - Doruk Yayımcılık, 2010
  • Nicephorus Chalouphes (Halife) önce Korinth valisi olmuşken, daha sonra bir dönem Venedik -Bizans ilişkileri çerçevesinde Venedik'e, Bizans elçisi olarak gitmiştir. Prosouch, yine bir Selçuklu komutanı olup özellikle imparator Manuel döneminde Antakya hükümdarı Raymond'a karşı girişilen seferde görev almış bir kişidir. Prosouch'un oğlu veya torunu olan
    Nicephorus Prosouchos askeri bir görev dışında hizmette bulunan Türkler arasındadır ve bir dönem Yunanistan'ın valiliğini yapmıştır. Tziknoglos retorik eğitimi almış olan ve Aya Sofya idaresinde görevli bir Selçuklu Türk'üdür. Yine İshak, Manuel döneminde (1154-5) hizmet eden Türklerden birisidir. 1 156 yılında Normanlar'a karşı verilen bir mücadelede Bizans ordusu bünyesinde görev yapan küçük bir birliğin başındaki komutanın adı Pairames (Bayram)'dır. Yine Türk olduğu açıkça belirtilen İsa (John İses), Bizans eğitimi almış bir Selçukludur. 1146 yılında Konya'ya düzenlenen bir saldırıda imparator Manuel'in yanında
    yaverlik yapan Poupakcs de daha sonra Grand Domestikos Aksukhos'un koruması olmuştur. 1092-93 yılları arasında Bizans hizmetine giren bir başka Türk de İlhan' dır. Bursa'nın batısında Kyzikos ve Apollonia adı verilen yerlerin savunmasını üstlenmiş olan İlhan, Bizans baskısına dayanamayarak bu yerleri Bizans' a teslim etmiş ve Bizans hizmetine girmiştir. Aldığı birçok hediye yanında Hıristiyanlığı da kabul eden İlhan'ı bazı aile mensupları da takip etmiştir. Akrabaları ile Bizans ordusunda savaşan İlhan, 1094-5 yılları arasında Tatikios'un kumandasında Kumanlara karşı savaşan Türk birliği içinde görev almıştır. Yukarıda bahsedilen Türklerden askeri alanda olduğu kadar diplomasi ve idari alanda hizmet vermiş olanların da bulunduğu görülmektedir. Yine askeri alan dışında bir kategori olan din hizmetinde bulunmuş ve Türk tarihinde adından bahsedilmeyen ancak Bizans tarihinde manastır kuran bir Türk olarak adı geçen bir kişi daha bulunmaktadır. Bugün bile hala Yunanistan'ın Athos dağı (Aynaroz) manastırları arasında ayakta duran ve Kutlumuş Manastırı olarak bilinen manastırın kurucusu Kutlumuş, adından da anlaşılacağı gibi bir Selçuklu Türk'üdür. 11.yy'ın sonuna doğru Bizans'a 'iltica ettiği anlaşılan ve Bizanslılar tarafından Koutloumousios olarak isimlendirilen Kutlumuş/Kutalmış'ın Selçuklu sülalesi
    mensubu olup Kutalmış'ın soyundan geldiği iddia edilmektedir. Yukarıda belirtilen ve Bizans tarihi kaynaklarında açıkça isimleri ve kökenleri belirtilen bu Selçuklu Türkleri haricinde
    daha öncede belirtildiği gibi sayısız miktarda Türk askerinin Bizans'a hizmet karşılığı toprak ve para aldığı bilinmektedir. Bu konuda verilen birçok örnek bunu ispatlamaktadır. Ancak, aşağıda verilmekte olan yeni bir bilgi 12.yy.'a gelindiğinde Bizans topraklarına yerleşen Türk nüfusunun durumunu göstermesi açısından oldukça ilgi çekicidir. İmparator Manuel döneminde (1143-1180) 1178 yılı içerisinde birçok Türk kadın ve çocuğun esir olarak ele geçirilmesi Türk erkeklerinin Bizans'a yönelmelerine sebep olmuştur. Önemli tarihi bilgiler içeren edebi çalışmalar, risaleler, nutuklar ve mektuplar bırakan Selanikli Eustathius'a dayanarak anlatan Brand, Selanik çevresindeki Türk nüfusunun o zamanki durumunu
    da yine Eustathius'un sözlerine yer vererek tanımlamaktadır. Eustathius, Selanik için: "Yeni Türkiye veya Türklerin Avrupa'daki toprağı " olarak anılabileceğini belirtmektedir.
  • Yine İmparator İonnes döneminde imparatorluk
    ordusu Mezopotamya'ya doğru ilerlemiş ve birçok şehir kuşatılarak
    ele geçirilmiştir. Düzenlenen bu seferde imparatorluk ordu
    birlikleri arasındaki Kumanlar özellikle İstion olarak adlandırılan
    şehri yağmalamakla görevlendirilmişlerdir. Ancak düzenlenen
    bu yağma harekatı sonrasında şehire uygulanan kuşatma,
    Türklerin Urfa'yı kuşattığı haberi üzerine sona erdirilmiştir. İmparatorun Suriye'ye düzenlediği bu sefer sırasında ölmesi,
    Bizans tahtının geleceği konusunda savaş meydanında karar
    verilmesini gündeme getirmiştir. İmparatorun ölümü ile boşalan
    Bizans tahtına dört oğlundan hayatta kalan ikisi olan İsakios ve
    Manuel arasında kimin tahta oturacağı konusundaki tartışmalarda
    imparatorun sağ kolu olan Türk asıllı büyük komutan
    Grand Domestikos Aksukos'un önemli rolü olmuştur
  • İmparatorun Suriye'ye düzenlediği bu sefer sırasında ölmesi,
    Bizans tahtının geleceği konusunda savaş meydanında karar
    verilmesini gündeme getirmiştir. İmparatorun ölümü ile boşalan
    Bizans tahtına dört oğlundan hayatta kalan ikisi olan İsakios ve
    Manuel arasında kimin tahta oturacağı konusundaki tartışmalarda
    imparatorun sağ kolu olan Türk asıllı büyük komutan
    Grand Domestikos Aksukos'un önemli rolü olmuştur.
  • İmparatorun Suriye'ye düzenlediği bu sefer sırasında ölmesi,
    Bizans tahtının geleceği konusunda savaş meydanında karar
    verilmesini gündeme getirmiştir. İmparatorun ölümü ile boşalan
    Bizans tahtına dört oğlundan hayatta kalan ikisi olan İsakios ve
    Manuel arasında kimin tahta oturacağı konusundaki tartışmalarda
    imparatorun sağ kolu olan Türk asıllı büyük komutan
    Grand Domestikos Aksukos'un önemli rolü olmuştur.