Belki de bundan önce okuduğum Wulf Dorn’un 21’inin yine ölüler ve arada kalanlar arasında olması ve maalesef yazarı ne kadar sevsem de o kitabını sevmemem beni bu kitabı bu kadar sevmeye itti. Kitabı okurken bile kendimi onla kıyaslamaktan alıkoyamadım.
İlk bölümler yavaş ilerledi, ki zaten çoğu kişi bundan şikayet etmiş, ama hemen umudu kesmeden devam ettiğinizde elinizden bırakamamaya başlıyorsunuz. Bunda bir geçmiş bir şimdiki zaman anlatılırken yazarın şimdi zaman bölümlerini en heyecanlı yerinde bitirmesi de olabilir tabii, e durum öyle olunca iki sonraki bölüme gelmek için uğraşıyor insan.
Evren ve olaylar o kadar güzel inşa edilmişti ki, hiçbir açık yok her şey yerli yerine oturuyordu, ki bu kadından başka ne beklenir ki?
Ters köşeleri ağzım beş karış açık okudum resmen, hepsi beklenmedik bir yerden geliyor ama düşününce yine yerine oturuyordu.
Yani Leigh Bardugo yine mükemmel bi fantastik evren yazmış, şimdi ikinci kitabın kargodan gelmesini bekliyorum.
“But that’s the beauty of learning a new language. It should feel like an enormous undertaking. It ought to intimidate you. It makes you appreciate the complexity of the ones you know already.”