Birkaç yıl evvel okuduğum bu kitabın incelemesini yapmadığımı fark ettim. Kitabın ana kahramanı Dorian sonsuz güzelliği ve gençliği aramaktadır. Bir gün Basil'in çizdiği portresine keşke ben değil de bu resim yaşlansa der ve dileği kabul olur ve böylece olaylar başlar. Ama sonunda tahmin de edildiği üzere bu isteğinin düşündüğü kadar güzel bir şey olmadığını acı bir şekilde anlayacaktır.
Kitabı bitirdikten sonra yazarın hayatını araştırdığımda Oscar Wilde' ın eşcinsellikten hapis yattığını, çıktığında Paris'e gidip bir otel odasında ölü bulunduğunu öğrendiğimde şaşırmıştım. Ayrıca psikolojide dorian grey sendromu diye bir şey olduğunu gördüm. Bu sendrom, kişinin kendi dış görünüşüyle aşırı ilgilenmesi ve yaşlanmanın getirdiği değişiklikleri sorun etmesiymiş, tam olarak kitabın ana konusu yani. Hayatın anlamı dış güzellikten, yaşlanmamaktan ibaret değildir. Ne kadar dış görünüşümüz bizler için önemli olsa da her insan bir gün doğar, büyür ve yaşlanır gerçeğini unutmamak gerekir. Her yaşanmışlık insanın yüzünde kalıcı iz bırakır. Umarım aldığımız her yaşın kıymetini bilip kendimizi yüz çizgilerimizle, yaşanmışlıklarımızla sevebilmeyi öğreniriz.