Kemal Berkay Buran profil resmi
Fear is the mind killer
Cbü Tıp
İzmir
710 okur puanı
11 Kas 2018 tarihinde katıldı.
  • Sabitlenmiş gönderi
    232 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10 puan
    *Bu yazı biraz benim hakkımda olacak. Belki de biraz sizin hakkınızda olur.

    6 aylıkken konuşmaya, 9 aylıkken yürümeye, 3 yaşındayken okumaya başlayan bir bebektim. Ailem bu çocukta normal olmayan bir şeyler var diyerek beni İstanbul’da bazı yerlere götürdü ve oralarda değişik testlere tâbi tutuldum. Bu testler sonucunda gelen IQ seviyem gerçekten de normalin çok üstündeydi ve o zaman için sadece 5 yaşındaydım. Zaten okuma-yazma bildiğim için beni ana okulu ve birinci sınıfı atlayarak direkt ikinci sınıftan eğitim öğretim hayatıma başlamam gerektiği söylendi. Ama ailem yaşıtlarımla beraber okumamın benim için daha iyi olacağını söyleyerek bunu kabul etmedi.

    İlkokula başlandığında okulda çok sıkılıyordum. Tüm sınavlarımdan 100 tam puan alıyordum ve yapılan deneme sınavlarında Türkiye dereceleri elde ediyordum. Katıldığım satranç turnuvalarında, Futbol turnuvalarında madalyalar,kupalar ve üstün başarılar elde ediyordum.Daha ilkokul birinci sınıfta İngilizceyi sökmüştüm. Beni tanıyan herkes diyordu ki “Bu çocuk gerçekten de özel olmalı.”. Biraz daha büyümeye ve ergenliğe girmemle beraber orta okulda bende bir şeyler değişti. Çünkü etrafımdaki bu kadar çok konuşmanın üzerine ben de kendi kendime “Ben madem bu kadar zekiyim; herhangi bir şeye neden uğraşayım ki müthiş zekamla nasıl olsa hepsinin üstesinden gelirim” düşüncesi hakim olmaya başladı. Ve gerçekten de bir süre boyunca “Müthiş” zekamla bir çok şeyin üstesinden geldim. En azından o dönem için böyle sanıyordum. İzmir’de çok iyi sayılabilecek bir liseye girebildim. Liseye gelindiği zaman o eski üstün yeteneklerimin yavaş yavaş azaldığını ve eskisi gibi olmamaya başladığını fark etmeye başladım. Satranç, futbol ve yabancı dil ile ilgilenmeyi minimum düzeye indirdim. Üniversite sınavı zamanı geldiği zaman kendi kendime dedim ki “Ben, özelim ve bu yüzden istediğim her yeri kolay bir şekilde kazanabilirim”. İlk darbe burada geldi ve başarısızlığı tattım. Ve ilk defa orada sordum kendime “Ya aslında özel değilsem?”. Ama bu ilk sorgulamam çok anlamlı olamadı çünkü etrafımdaki herkes buna ailem de dahil bana güveniyordu ve inanıyordu. Bir kere daha denedim ama bu sefer özel dersler, dershaneler,bir sürü zorlama derken en sonunda bu ülkedeki herkesin gözünde iyi olarak sayılabilecek bir puanla Tıp Fakültesine giriş yaptım ama yine de başarısız gibiydim ve daha önce içimde olan o soruyu tekrar soruyordum: “Ya aslında özel değilsem?”. Evet ben buraya gelmiştim ama gerçekten bunu mu istiyordum. Okulu bırakıp bilgisayar mühendisliğine yatay geçiş yaptım.Daha sonra oranın da bana göre olmadığına karar verip Tıp Fakültesine geri geldim ve geldiğim gibi çok başarısız olarak sınıfta kaldım.

    Her şey çok ironikti. Ben herkesin parmakla gösterdiği örnek çocuk, herkesin imrendiği altın çocuk hem fiziksel hem mental olarak dibe vurmuştu. Çocukken, neredeyse profesyonel olarak futbolcu olacakken şuan 120 kilo olmuştum. İlkokulda, 2-3 yıl üstlerimle okuyabilecekken şuan kendimden 4 yaş küçüklerle okuyordum. Eskisi gibi satrançta iyi değildim turnuvalarda çok feci şekillerde yeniliyordum. “Müthiş zekamla” her şeyi başarabilecekken şu an neden böyleydim ve o soru artık büyük harflerle zihnimdeydi:

    “YA ASLINDA ÖZEL DEĞİLSEM? YA ASLINDA SIRADAN BİR YAZGIYA SAHİP OLARAK YARATILMIŞSAM?”

    Bunun yerine kendi kendime doğru soruyu sormaya başladım “Ya aslında özelsem ve kendi yazgımı kendim belirliyorsam?”

    Bu hayatta yapacağınız en önemli konuşma kendi kendinize yapacağınız konuşmadır. Ben o zamanlarda kendimle bütün hayatımı değiştirecek konuşmalar yaptım; prensipler edinmeye, kendi gözlerimi açmaya ve bir Anka kuşu gibi küllerimden doğmaya karar verdim. Buradaki en önemli kelime karar vermek. Çünkü bir rutine alışmaya, elimdekilerle yetinmeye ve mutsuz kalmaya devam edip etmemek tamamen o kararı vermekle ve uygulamakla ilgili. O hayatta ömrümün sonuna kadar kalmak yerine şu anki hayatı seçtim. Eğer ben bu kararı vermeseydim şuan olduğum kişi kesinlikle olamazdım.

    Şuan sabah 4te kalkıyorum artık güneşin doğuşunu izleyebiliyorum. Her gün saatlerce ders çalışıyorum artık okulumda ilk sıralardayım. Her gün spor yapıyorum artık daha fitim. Yılda 100 kitap okuma hedefime son hızla ilerliyorum artık daha bilgiliyim. Beni aşağıya çeken tüm kötü alışkanlıklardan ve insanlardan kurtuldum artık daha fazla kendimin farkındayım. Yoğun bir şekilde Almanca öğreniyorum ve tüm bunların sayesinde potansiyelime hiç olmadığım kadar daha yakınım. Her şeyden daha önemlisi artık daha mutluyum.

    Kitap okuyanlar ikiye ayrılır; Tatar çölünü okuyanlar ve okumayanlar. Veya şöyle bir ayrım yapabiliriz. Özel olduğunu düşünüp yıllarca Bastiani kalesinde bir umut içinde yaşayanlar veya burayı terk edip gerçeklerle yüzleşenler. Sizin Tatar Çölünüz nedir? Sizin Bastiani Kaleniz nedir?
  • Kemal Berkay Buran tekrar paylaştı.
    232 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10 puan
    Hiç görünmez olmayı istediniz mi? Ya da şöyle sorayım istemeyenler neden istemedi? Görünmez olsaydınız başınıza neler gelirdi diye illa ki düşünmüşsünüzdür. Tarih boyunca herkes düşünmüş merak etmeyin. H.G. Wells’in Görünmez Adam kitabı 1897 yılında yayınlanmış ve o zamanlardaki insanlar için çok ufuk açıcı olmuş bu kesin evet ama görünmezlik denilen kavramı ortaya ilk atan kesinlikle o değil size yanlış bilgiler veriliyor ey ahali!

    Klasik haline gelmiş bir eser hakkındaki yazımı okurken klasik haline gelmiş başka bir eseri dinlemeniz için link bırakıyorum: Queen- The İnvisible Man https://www.youtube.com/watch?v=zKdxd718WXg

    Her şeyden önce fantastik veya bilimkurgu bir eser okurken yazarın aklına bu nasıl gelmiş diye ben de hep düşünürüm. Ve bu sorumun cevabını da mitolojiyi araştırarak bulurum genelde. Favori mitolojim Yunan mitolojisi olsa da Nordik, Pers, Germen, Asya, Türk ve daha bir çok mitolojide az çok bilgi sahibi olmuş oldum

    Gelin örneklerle başlayalım;

    Yunan Mitolojisinde Hades üç büyük tanrıdan birisidir ve yeraltı dünyasının efendisi olarak bilinir. Hades adı “Görünmez” anlamına gelir ve ona bu özelliğini veren bir başlığı bir kaskı vardır. Hatta mitolojide bu kaskı zaman zaman başka tanrıların veya yarı tanrıların da taktığını görebiliyoruz. Perseus mitinin bazı versiyonlarında, Perseus bu şapkayı tanrıça Athena’dan ödünç alır ve uyuyan Medusa’yı öldürmek için yanına gizlice yaklaşmakta kullanır. Aynı zamanda Roma mitolojisinde de Hades, “Plüton” ismiyle varlığını devam ettirir.

    Alman mitolojisinde Nibelungen Destanında ve Nordik Mitolojide “Tarnkappe” veya “Tarnhelm” adı altında bir görünmezlik pelerini, görünmezlik kaskı olarak karşımıza çıkar.

    Galler mitolojisinin önemli düzyazılarından biri olan Mabinogi’nin ikinci bölümünde, Caswallawn(tarihi Cassivellaunus) Caradog ap Bran’ı, bir görünmezlik pelerini giyerek öldürür.

    Grimm Kardeşlerin “12 Dans Eden Prenses” masalında prenseslerin ayakkabılarının neden yırtıldığını çözmek isteyen bir genç, bir cadıdan aldığı görünmezlik pelerinini kullanır ve gizemi çözer.

    Platon’un Cumhuriyet adlı kitabında bulunan Gyges’in Yüzüğü hikayesinde de takan kişiye görünmezlik özelliği veren bir yüzükle basit bir çoban hile hurda çevirerek kral olmayı başarmıştır.

    Sonuç olarak bu kavramı bu artık klasik haline gelmiş kitabı okumadan önce sayısız yerde gördük, okuduk, maruz kaldık mitolojiler ve hatta J. R. R. Tolkien ile J. K. Rowling (Robert Galbraith) sağolsun.

    Peki Görünmez Adam kitabında nasıl görünmez olunur? Cisimlerin optik kırılma endekslerindeki farklılıkları sıfırlarsak ışık içinden geçip gideceği için kırılamaz ve cisim de görünemez. İşte böyle çok basit bir mantık üzerine kurulu bu kitapta çok da komplike bir buluş falan yok aslında hatta gözün retinasından da kırılmayacağı için görünmez adamın kör olması gerekirdi ama çok da mantık aramamak lazım önemli olan fikir ve bize hissettirdikleri. Sayın Wells’in olayı da hep böyle olmadı mı zaten. Basit ama farklı ve yaratıcı fikirlerden sürükleyici hikayeler yazmayı başarıyor çünkü okur aşırı bilimsel şeyler anlatılarak insanların kafasını fazladan bulandırmayan fakat yeteri kadar sadelikte olmasını istiyor. Bence kendisine verilen “Bilimkurgunun Shakespeare’i ” lakabını sonuna kadar hak ediyor.

    Bilimkurgu denildiğinde aklımıza gelen ilk isimlerden olan H. G. Wells ve Jules Verne birbirlerine benzedikleri yönler kadar benzemedikleri yönler de var tabiki. Mesela Jules Verne daha çok gerçek buluşlar, coğrafi keşifler, yolculuklar ve henüz yapılmamış şeyler anlatıp okuru bunlar üzerine düşünmeyi teşvik ediyor. H.G. Wells romanlarında amaçlanan insanın sürükleyici bir düşte duyacağı inanç kadar inandırıcılığa sahip olsa yeter. Hikayelerin amacı okuru kitabın sonuna kadar ispatlarla veya tartışmalarla değil, bir yanılsamaya çekerek tutmaya çalışmak. İkisi de amacına ulaşıyor ikisi de büyük yazarlar. Birini sevip diğerini sevmeyene pek rastlamadım o yüzden Jules Verne seviyorsanız H.G. Wells okumaya tam da bu kitaptan başlayabilirsiniz. Neden bu kitap çünkü akıcı ve temposu yüksek ayrıca Zaman Makinesi daha ağır veya Doktor Moreau'nun Adası daha acıklı.

    Filmlere gelirsek de 1933 yapımı bir efsane haline gelen film gerilim ve aksiyon ögeleri içeriyor o zamana göre teknolojik olarak gayet başarılı ve kitaba çok sadık kalmış zamanının çok ötesinde bir film. 2020 yapımı olan günümüze uyarlama filme gelirsek de kitaba sadece fikir olarak benziyor onun haricinde o da fena sayılmaz.

    Yazımı şu kısımla noktalamak istiyorum:

    “O öğleden sonrasındaysa, her şey bir hayal kırıklığı haline gelmişti. Bir insanın arzu duyabileceği her şeyin üzerinden geçip gidiyordum. Şüphesiz görünmezlik bunları elde etmemi sağlıyordu ama elde ettiğim zaman onların tadını çıkarmamı da imkansız kılıyordu. Orada görünemeyecek olduktan sonra bulunduğun yerin getirdiği gururun önemi nedir ki?”
  • Kemal Berkay Buran tekrar paylaştı.
    Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu?
    Montaigne
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kemal Berkay Buran tekrar paylaştı.
    "Beni umursamayan kişilere sevgi dolu mesajlar göndermeyeceğim boş yere."
  • Kemal Berkay Buran tekrar paylaştı.
    Ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi halde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin.
  • %37 (200/544)
  • Güç, yoldan çıkabilecek kişileri çeker.
Fear is the mind killer
Cbü Tıp
İzmir
710 okur puanı
11 Kas 2018 tarihinde katıldı.
2021
36/100
36%
36 kitap
9,4bin sayfa
3 inceleme
54 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okudukları 3 kitap

  • Denemeler
  • Bitik Adam
  • Dune Rahibeler Meclisi

Okuduğu kitaplar 141 kitap

  • Savaş Atı
  • Beyaz Geceler
  • Tatar Çölü
  • Bulantı
  • Düşüş
  • Aylak Adam
  • Beyaz Kale
  • Nefes
  • Rocannon'un Dünyası
  • Uçurum İnsanları

Okuyacağı kitaplar 51 kitap

  • Jane Eyre
  • Enstitü
  • Timbuktu
  • Barbarları Beklerken
  • Boğulmamak İçin
  • Gulag Takım Adaları
  • İvan Denisoviç'in Bir Günü
  • Cengiz Han'a Küsen Bulut
  • Gün Olur Asra Bedel
  • Mülksüzler

Kütüphanesindekiler 140 kitap

  • Enstitü
  • Denemeler
  • Bitik Adam
  • Savaş Atı
  • Sisifos Söyleni
  • Beyaz Geceler
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
  • Mülksüzler
  • Meditasyonlar
  • Bulantı

Beğendiği kitaplar 106 kitap

  • Denemeler
  • Savaş Atı
  • Sisifos Söyleni
  • Beyaz Geceler
  • Düşüş
  • Beyaz Kale
  • Nefes
  • Görünmez Adam
  • Uçurum İnsanları
  • 12 Rules for Life

Beğendiği yazarlar 29 kitap

  • Montaigne
  • Kobe Bryant
  • Jordan B. Peterson
  • Jean-Christophe Grangé
  • Frank Herbert
  • Arkadi Strugatski
  • Aleksandr Belyaev
  • Kurt Vonnegut
  • Jack London
  • Philip K. Dick