Eve dönmek de rahatlatmıyor içimi. Başka bir yere gidip geldikten sonra evi hep bir tuhaf gelir insana. Evdeki her şeyin bırakıldığı gibi kalması mıdır bunun nedeni? Önemsiz bile olsalar, insanın bir şeyler yaşaması, birkaç saat de olsa yaşlanması mıdır yoksa?
Gazete masada duruyor ama okumak gelmiyor içimden. Oturmuş, dışarıyı seyrediyorum. Saat vızıldıyor, yukarıda ses yok, kupamda birkaç yudumluk soğuk kahve kaldı. Yalnız yukarıda değil, hiçbir yerde ses yok. Yağmur usul usul vuruyor denizliğe, yol ıslak ve boş. Yalnızım, koynuna sokulacağım kimsem yok.
Kapının önünde tek bir ördek var. Ötekini araba çiğnemiş, hâlâ sıcak olan ölüsünden buğular yükseliyor. Hayat işte, bir dakika evvel yaşam dolusun, bir parça ekmek için can atıyorsun, dakikasına kalmıyor, ölüvermişsin.