Görkem

Görkem
197 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Neden Hep Aynı İsimler, Aynı Yayınevleri?
Bir kitapçıya adım attığınızda raflarda hep aynı isimlerle karşılaşmak, aynı yayınevlerinin logosunu görmek artık sizi de bunaltmıyor mu? Herkes aynı popüler yazarları okuyor, aynı çeviri kitapları eline alıyor, aynı edebiyat tartışmalarını dönüp dolaştırıyor. Peki ya keşfedilmeyi bekleyen onlarca yeni yazar? Büyük emek veren küçük yayınevleri? Neden herkes aynı güvenli limana sığınıyor? Belki de "çok satanlar" listeleri, sosyal medyadaki kitap furyaları veya "herkes bunu okuyor" baskısı yüzünden... Oysa edebiyat, sınırları zorlamak, farklı sesleri duymak, keşfedilmemiş dünyalara yelken açmaktır. Yeni bir yazarın satırlarında kendinizi bulmak, küçük bir yayınevinin özenli çevirisiyle ya da güzel bir polisiyenin kurgusuyla bambaşka bir dilin ritmine kapılmak paha biçilemez değil mi? Popüler olan elbette kalitelidir demiyorum, ama kalite sadece belirli isimlerde ve yayınevlerinde mi toplanmış? Kitap okumanın amacı, ufkunu genişletmek değil midir? O halde neden hep aynı yollarda yürüyoruz? Yeni kalemlere, farklı yayıncılara şans vermek, edebiyatın canlılığını korumanın bir yoludur. Belki de sıradaki gözde yazarınız, henüz keşfetmediğiniz bir yayınevinin raflarında sizi bekliyordur. Bir dahaki sefere kitap alırken, "çok satan" etiketine değil, "henüz okumadım" cüretine güvenin. (Küçük bir bilgi; "çok satan", "yeni çıkanlar" gibi raflar ücret karşılığı yayınevlerine satılıyor.) Edebiyat, tekdüzelikten beslenmez; çeşitlilikle büyür.
1000Kitap
24 Temmuz Basın Bayramı Kutlu Olsun
Yaşasın Hürriyet, Kahrolsun İstibdat
Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi ve birlik günü 23 Nisan'dır. Çünkü 23 Nisan 1920 tarihinde Türk milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı ve Türk milletinin egemenliğini ilan ettiği tarihtir. Gerçek destan ise 30 Ağustos 1922 zaferidir. Yokluk içinde kısa sürede hazırlanan düzenli ordu, akıl almaz savaş taktikleri, sevk-idare yöntemi, ikmalin ele geçen Yunan hatlarından yapılması, Türk askerinin yarasına ot basması, 3 gün aç susuz at üstünde her yeri yara olan süvarilerin İzmir'i kuşatması ve kesin zaferi getirmesi gerçek DESTAN'dır. "Dağlar yıkan gücünle sars yerleri! Atam diyor, öğün çalış güven Durma yürü, haydi ileri." Fethullah denen sümüklü haine bir kez bile "hocaefendi" demeyen bir Türk genci olarak; NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!