• Guenhwyvar'ın çok uzun bir zamandır
    yanında olduğunu ve artık astral boyuta
    dinlenmek için geri dönmesi gerektiğini
    farkettiğinde yanındaki keseye uzandı.
    Fakat, daha Drizzt oniks figürü keseden
    çıkaramadan, panterin pençesi havalandı ve onu
    elinden fırlattı. Drizzt, Guenhwyvar'a merakla
    baktı, kedi ise neredeyse ayaklarını yerden
    kesecek şekilde, tüm ağırlığıyla üzerine
    yaslandı.
    "Benim sadık dostum," dedi Drizzt, yorgun
    panterin onun yanında kalmak istediğini
    anlayarak. Elini keseden çekti ve bir dizinin
    üzerine çökerek Guenhwyvar'a sıkıca sarıldı.
    Daha sonra ikisi, yanyana cesetten uzaklaştılar.
  • Bunu onun için yapıyorum, Guenhwyvar, o gidemediği için ben gidiyorum.
  • "Artık orada yaşayamam, Guenhwyvar. Yaşama anlam katan her şeyi kaybediyor olduğumdan korkuyorum. Ve bence bu, yaşamımdan daha değerli. Anlayabiliyor musun, Guenhwyvar? Daha fazlasına ihtiyacım var, sadece hayatta kalmaktan daha fazlasına. Dönüştüğüm bu yaratığın vahşi dürtülerinden daha fazlasıyla tanımlanan bir yaşama gereksinimim var."
  • "Bu yere, Bruenor Yükseltisi denir," dedi Drizzt'in arkasından sert bir ses. Kaçmayı düşünerek arkasını döndü, ama kızıl sakallı cüce, kaçıp gidemeyeceği kadar yakındı. Dişlerini gösteren Guenhwyvar, drowun yanına koşturdu.

    "Hayvanını uzak tut, elf," dedi Bruenor. "Eğer bir kedi de köpek kadar kötü tada sahipse, hiç istemem!"

    "Benim yerim, burası," diye devam etti cüce," ben ki Bruenor'um ve burası da Bruenor Yükseltisi!"

    "Burada herhangi bir işaret görmedim," diye yanıtladı Drizzt sakince, şu anda daha da uzayacakmış gibi görünen uzun yolculuğu sırasında sabrı tükenmişti. "Şimdi biliyorum, ve burayı terkedeceğim. Emin ol cüce. Geri dönmeyeceğim."
    R. A. Salvatore
    Sayfa 278 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK, Türkçesi: Emre Yerlikhan
  • "Öldür beni!" diye bağırdı Roddy tekrar tekrar, drowun tiksintisinden garip bir haz alıyordu.

    "Hayır!" diye bağırdı Drizzt, ödül avcısının sesini kesecek yüksek bir sesle, Roddy'nin yüzüne. Titremesini engelleyemeyecek kadar öfkeliydi. Drizzt, Roddy'nin çılgın bağırışlarına devam edip etmeyeceğini görmeyi beklemedi. Roddy'nin çenesine dizi ile vurdu, bileklerini Roddy'nin elinden kurtararak, silahlarının sapını birbiri ardına ödül avcısının şakaklarına vurdu.

    Roddy'nin gözü kaydı, ama inatla vuruşlara direnerek, kendinden geçmiyordu. Drizzt, ona vurmaya devam ederek en sonunda yere yıktı, kendi hareketleri ve ödül avcısının devam eden karşı koyuşu karşısında dehşete düşmüştü.

    Öfkesi yatıştığında, titreyen ve lavanta renkli gözlerinden yaşlar inen Drizzt, iri adamın tepesinde doğruldu. "Köpeği buradan uzaklara götür!" diye bağırdı Guenhwyvar'a. Ardından dehşet içinde, elindeki kanlı kılıçları yere bırakıp eğilerek, Roddy'nin ölmediğinden emin oldu.
    R. A. Salvatore
    Sayfa 275 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK, Türkçesi: Emre Yerlikhan
  • Roddy'nin yüzüne önce kabzalardan biri çarptı, bunu diğer kılıcın yan tarafı takip etti. Tek bir hamleymiş gibi görünen bir dizi hareket içinde önce karnına, ardından ise göğsüne ve kasıklarına birer tekme indi. Mantıktan uzak olan Roddy, tüm bunları hırlamayla karşıladı, ama öfkeli drow devam ediyordu. Palalardan biri baltanın başının altını tutmuştu, Roddy, bir kez daha Drizzt'i yere yapıştırma düşüncesiyle öne atıldı.

    Ama daha önce, Drizzt'in ikinci silahı vurmuş, Roddy'nin kolunun ön tarafını yarmıştı. Kanatıcı yere düşerken ödül avcısı, yaralı kolunu tutarak geri çekildi.

    Drizzt yavaşlamadı. Hızla atılışı, Roddy'yi hazırlıksız yakalamış ve bunu izleyen pek çok tekme ve yumruk, adamı sersemlemiş bir hale getirmişti. Drizzt, havaya sıçradı ve iki ayağıyla birden, Roddy'nin çenesine inerek, onu yere devirdi. Buna karşın Roddy, hâlâ silkinip ayağa kalkmaya çalışıyordu, ama bu kez ödül avcısı gırtlağının iki yanında duran palaların kenarlarını hissetmişti.

    "Sana gitmeni söylemiştim," dedi Drizzt ciddi bir şekilde, kılıçlarını bir santim bile hareket ettirmeyerek, soğuk demiri derinlemesine hissetmesini sağlıyordu.

    "Öldür beni," dedi Roddy sakince, rakibinde bir zayıflık hissederek, "eğer buna cesaretin varsa!"

    Drizzt bir an tereddüt etti, ama sert bakışı yumuşamamıştı. "Yoluna git," dedi çıkarabildiği en sakin sesle, kendisini bekleyen sınavı beklerken ne kadar sakin olabilirse.

    Roddy, kendisine güldü. "Öldür beni, kara derili şeytan!" dedi kükrercesine, bir yolunu bulup kalkmıştı ama hâlâ dizlerinin üzerindeydi. "Öldür beni, ya da seni yakalayacağım! Bundan şüphe etme, drow. Gerekirse seni dünyanın her köşesinde ve her taşın altında ararım!"

    Drizzt'in rengi solmuş, destek için Guenhwyvar'a bakıyordu.

    "Öldür beni!" diye bağırdı Roddy, histerinin eşiğindeydi. Drizzt'in bileklerini yakaladı ve kendine çekti. Adamın boynunun kenarlarında bir çizgi şeklinde parlak renkli kan belirdi. "Köpeğimi öldürdüğün gibi beni de öldür!"

    Dehşete düşen Drizzt geri çekilmeye çalışıyordu, ama Roddy'nin kavrayışı demir gibiydi.

    "Buna cesaretin yok mu?" dedi yüksek sesle. "O halde sana yardım edeyim!" Drizzt'in karşı koymasına rağmen, adam, bileklerini hızla çevirerek, çizgileri derinleştirdi, eğer bu delirmiş adam acı duyuyorduysa bile, yenilmez gülüşü bunu belli etmiyordu.

    Drizzt'in üzerine karmaşık duygular hücum ediyordu. İntikam değil de daha çok aptalca bir öfke ile, o anda Roddy'yi öldürmek istiyordu, ama bunu yapamayacağını biliyordu. Drizzt'in bildiği kadarıyla Roddy'nin tek suçu, aranmadığı halde kendisini takip etmesiydi ve bu neden sayılmazdı. Tüm değer verdikleri için, Drizzt'in bir insanın hayatına saygı duyması gerekirdi, bu Roddy McGristle gibi sefil biri olsa bile...
    R. A. Salvatore
    Sayfa 274 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK, Türkçesi: Emre Yerlikhan
  • Roddy sarı dişlerini göstererek, dikkatli adımlarla Drizzt'e doğru ilerledi. "Seni alacağım, drow," diye hırladı ödül avcısı sessizce. Ani bir hareket onu yaklaştırdı ve Kanatıcı vahşice savruldu. Drizzt arkaya sıçradı.

    İkinci vuruş da aynı sonuca ulaşmıştı, ama Roddy, bu ritmi izlemek yerine, sinsice elinin ters tarafıyla savurduğu baltası Drizzt'in yanağını yalayıp geçti.

    Vakit kaybetmeden Drizzt'in üzerine gelmeye başlamıştı, baltası her yöne, delice savruluyordu. "Yerinde kal!" diye bağırdı Roddy Drizzt beceriyle yana çekiliyor, üzerinden atlayıp, altında eğiliyordu. Drizzt, bu ölümcül vuruşlara karşılık vermediği için işini tehlikeli bir şekilde şansa bıraktığını biliyordu, ama bu iri adamı yormayı başarırsa, daha barışçıl bir çözüm bulabileceğini umuyordu.

    İri bir adam için Roddy çevik ve hızlıydı, ama Drizzt çok daha fazla hızlıydı, ve drow bu oyunu daha uzun bir süre oynayabileceğine inanıyordu.

    Kanatıcı, yandan salınarak geldi, Drizzt'in göğsüne doğru dalışa geçmişti. Saldın hileliydi, Roddy Drizzt'in altında eğilmesini istiyordu, böylelikle drowun yüzüne bir tekme atabilecekti.

    Drizzt bu hileyi fark etmişti. Eğilmek yerine sıçradı, yarıcı baltanın üstünden bir parende attı ve yumuşak bir biçimde, Roddy'ye daha yakın bir yere indi. Artık şiddetle girişme sırası Drizzt'teydi,
    Roddy'nin yüzünü iki palasının kabzalarıyla yumrukluyordu. Ödül avcısı geri sendeledi, sıcak kanın burnundan akışını hissediyordu.

    "Git buradan," dedi Drizzt, içten bir şekilde. "Köpeğini Maldobar'a, ya da evin saydığın her neresiyse oraya götür."

    Eğer Drizzt, daha fazla küçük düşme karşısında Roddy'nin teslim olacağını sanıyorduysa, yanılıyordu. Öfkeli bir nara atarak Roddy, dümdüz saldırmaya başladı, Drizzt'i gömmek için, omuzu öndeydi.

    Drizzt, silahlarının sapını, Roddy'nin öne eğik kafasına vurdu ve ardından kendini havaya fırlatarak, Roddy'nin sırtına getiren bir dönüş yaptı. Ödül avcısı yere sertçe kapaklanmıştı ama hızla dizlerinin üstüne kalktı, Drizzt arkasını döndüğü sırada bir kama çıkarmış ve fırlatmıştı.

    Bu gümüş renkli parıltıyı Drizzt son anda görerek, kılıcıyla vurdu ve kamayı savurdu. Bunu bir başka kama izledi, ve ardından bir tane daha, ve her defasında Roddy, dikkati başka yöne çekilmiş drowa bir adım daha yaklaşıyordu.

    "Numaralarını öğreniyorum, drow," dedi Roddy, şeytani bir gülümseme ile. İki geniş adım onu hızla Drizzt'e yaklaştırmıştı ve Kanatıcı bir kez daha dalışa geçti.

    Drizzt yana yatıp yuvarlandı ve birkaç ayak ötede ayağa kalktı. Roddy'nin kendine güveninin devamı Drizzt'i rahatsız etmişti; ödül avcısına, pek çok adamı yere devirebilecek vuruşlar yapmıştı, bu iri adamın daha ne kadar hasara dayanabileceğini merak ediyordu. Bu düşünce Drizzt'e inkar edilemez gerçeği, Roddy'ye palalarının kabzalarının dışındaki yerleri ile de vurması gerekebileceği gerçeğini göstermişti.

    Bir kez daha Kanatıcı yandan yaklaştı. Bu sefer, Drizzt eğilmedi. Baltanın oluşturduğu yarım dairenin içine girdi ve bir silahıyla bunu bloke ederek, Roddy'nin önünü, diğeriyle vurabilecek şekilde açık bıraktı. Sağdan gelen üç hamle Roddy'nin gözlerinden birini kapatmıştı, ama ödül avcısı sırıtarak hücum etti, Drizzt'i tutarak, bu hafif dövüşçüyü yere çarpmıştı.

    Vicdanının kendine ihanet ettiğini anlayan Drizzt, kıvrıldı ve vurmaya başladı. Bu denli yakınlıkta, Roddy'nin gücüyle başa çıkamazdı, ve hareketlerine gelen kısıtlama, hız avantajını yok ediyordu. Roddy yukarıdaki konumunu korudu ve bir elini Kanatıcıyı yere indirmek için harekete geçirdi.

    Aldığı tek uyarı köpeğinden gelen havlamaydı, ama bu bile panterin saldırısından kurtulmaya yetmemişti. Guenhwyvar, Roddy'yi Drizzt'in tepesinden fırlattı, ve onu yere kapaklandırdı. İri adam gene de aklını toparlamayı başarmış, yanından geçip giderken Guenhwyvaı/ın yanına saldırmıştı.

    İnatçı köpek saldırıyordu, ama Guenhwyvar kendine geldi, Roddy'nin bulunduğu yerden sekerek, onu ileriye uzaklaştırdı.

    Roddy, Drizzt'e döndüğünde, takip edemediği ve karşılamaya fırsat bulamadığı sert bir rüzgar gibi vahşice ve hızla hareket eden, pala darbeleriyle karşılaştı. Pantere yapılan saldırıyı görmüştü, lavanta renkli gözleri artık uzlaşma işaretleri vermiyordu.
    R. A. Salvatore
    Sayfa 273 - ARKA BAHÇE YAYINCILIK, Türkçesi: Emre Yerlikhan