Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Kiralık Konak romanı, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan toplumsal çözülmeyi bir ailenin çöküşü üzerinden anlatır. Romanın merkezinde yer alan Naim Efendi’nin konağı, hem
Kino, Meksika’nın kıyısında yaşayan fakir bir inci dalgıcısıdır. Eşi Juana ve küçük bebekleri Coyotito ile birlikte mütevazı bir hayat sürmektedirler. Bir gün Kino, denizde büyük bir inci bulur. İnci, ailenin hayatını değiştirecek büyük bir umut kaynağı olarak görülür; Kino bu inci sayesinde oğluna eğitim sağlamak, ailesini güvenceye almak ve daha iyi bir yaşam kurmak ister.
Başta her şey güzel görünse de inci, Kino ve ailesi için talihsizlikleri de beraberinde getirir. Kino’nun bulduğu inci, açgözlülük ve kıskançlığı tetikler. Kino’nun köydeki insanlar ve tüccarlar tarafından sömürülmek istenmesi, ailesine ve kendisine yönelik tehditleri artırır. Juana, bu tehlikeleri fark ederek inciyi yok etmeye çalışsa da Kino buna karşı çıkar; çünkü o inciyi bir fırsat olarak görmektedir.
Kino, incinin peşinden gelirken şiddet ve felaketle karşılaşır. İnci uğruna insanların davranışları değişir, dostlar düşmana dönüşür. Kino ve ailesi, hem fiziksel hem de duygusal olarak sınanır. En trajik olay, Coyotito’nun hayatını kaybetmesi olur; inciyi bulmanın getirdiği felaketin doruk noktasıdır.
Sonunda Kino, inciyi denize geri atar. İnciyle birlikte gelen umut ve hayaller de suya gömülür, ancak Kino ve Juana hayatta kalmayı başarır. Roman, burada insanın hırs ve açgözlülüğe yenik düşebileceğini, aynı zamanda insanın masumiyet ve sevgiye olan bağlılığının da önemini vurgular.