• 157 syf.
    ·3 günde
    Boşa harcanan zaman ve duymazdan gelinen vicdan, intikamını alıyor. En hafif bedel huzursuzluk ve stres. Mukaddime bölümünde ifade edildiği gibi, "yaşam anlmasız belki ama 'hayat' manasız değildir." Eğitim siteminin on yıllardır yaraladığı nesillere bir umut göstermek amacıyla bu kitabın yazıldığını ifade ediyor yazar.
    "Birisi Veysel Karani'ye gelip nasihat ister. "Kalbim karardı, gaflete düştüm, bir nasihat lütfeder misiniz?" der. "Baban sağ mı?" denilir. Sizlere ömür. Deden? Sizlere ömür. Hazret-i Adem'den bugüne gelene kadar bütün ecdadın ölmüş. Sıra sana gelmiş. Bu sana nasihat olarak yetmiyorsa ben ne diyeyim.
    Ölümü hatırlamak en güzel bir ilaçtır. İnsanın boynunu büker, insanı daha bir insanlaştırır... Kitabımızın adı gibi: Geldik Gidiyoruz. Öleceğini hatırlayan kişi, hiç değilse bazı kötülüklerden el çeker..."(92.syf) denilerek aslında her şey anlatılmıştır...
    Kitapta tasavvufun asıl amacı şöyle açıklanmıştır:
    "Tasavvufu şöyle tarif etmişler. Demiri hamur, hamuru demir yapar. Çok sert mizaçlı olan birini yumuşatır ya da yumuşak tabiatlı bir kişiyi ise çelik gibi yapar. Onu dayanıklı hâle getirir." (142.syf)

    Ateş Gibi:
    Bu bölümde çeşitli beyitler örnek verilerek insanın "aşk" üzerine kurulu tabiatı açıklanmaya çalışılmıştır.

    Gül âteş, gülbün âteş, gülşen âteş, cûybâr âteş
    Semender-tıynetân-ı aşka besdir lâlezâr âteş
    Gğl ateş, gğlfidanı ateş, akarsu ateş. Semender tabiatlı doğalı aşıklara ateşten bir lale bahçesi yeterlidir. Semender, ateşte yanmayan bir hayvandır. Ateşte yanmaması yönüyle aşıklarla benzerlikleri vardır. Aşk da yakıcı bir ateş olmasına rağman, aşıklar tereddüy etmeksizin kendilerini o aşk ateşinin içine atarlar.

    Mayın tarlasına düşmüş bir deliyim, hudutta;
    Gözüm, sekizinci renk ve dördüncü boyutta....N. Fazıl
    Edebiyat ve sanat neden var? Üç boyut bize yetmiyor da ondan. Yedi renkli bşr alem bize yetmiyor da ondan var. Sonsuza kucak açmış bir tabiatınız var. Sonsuzu özleyen bir yapıya sahibiz.

    Dünya Dediğin: Bu bölümde dünya konulu beyitler örnek verilerek bir nevi dünya turu yapılmıştır.

    Ne canlardan geri kalmış misafirhanedir dünya
    Harab ender harab olmuş yatur viranedir dünya
    Şair burada dünyayı bir otele benzetmiş. Gelir yatar gidersin. Sonra başkaları gelir gider. Sahiplenip de boşu boşuna gönlünü bağlama der. İnsan ayrılacağı yere aşık olur mu hiç?

    Tehi- mağzan-ı dehri mahrem-i esrar eder dünya
    Fena bezminde danayı hakir ü har eder dünya (Hersekli Arif Hikmet)
    Boş kafalı olanlara yüksek makamlar verir bu dünya. İrfan sahibi olanları da bu fani alemde ezer, ayak altında bırakır... Eğer rızık akla göre verilseydi hayvanlar aç kalırdı. Rızık akla göre verilmiyor. Hatta durum çoğu kere tersine olur.

    Yakar ehl-i dilin şem'-i şeb-ara- veş ciger-gahın
    Çerağ-ı bezm-i na-dana yanar pervanedir dünya
    Dünya, gönül ehli olanların ciğerini yakar acımazsızca. Ahmaklar meclisine gelince de onlara yaltaklanır. Böyle na-merttir bu dünya, diyor şair.

    Beni En Çok Etkileyen Bölüm
    Olmayacak Şey:
    Adam küçücük kuşu etini pilav üstü yapmak üzere harekete geçtiğinde kuş ona der ki: Sen ne küçükbaş, bğyğkbaş hayvanlar yedin doymadın da benşm şu kadarcık etimle mi doyacaksın? Beni serbest bırak da sana üç nasihat edeyim...Olur, dedi adam...
    Kuşun bazı şartları vardı. Birinci nasihatimi elindeyken, ikincisini pencereye konunca, üçüncüsünü de karşı dala konunca söylerim, der. Olur, dedi adam. Kuş adamın elindeyken ilk nasihatini söyler:
    "Olmayacak şeyi kim söylerse söylesin inanma."
    Adam anladım der ve sonra kuşu pencereye bırakır. Kuş pencerenin eşiğinde ikinci nasihati söyler:
    "Elden çıkan için gam çekme."
    Adam, bunu da anladım der. Kuş daha sonra dala konar...

    "Kaybettin ey akılsız kişi, on dirhem ağırlığında mücevher vardı karnımda. Büyük bir serveti kaçırdın."
    Adam üzülmeye başlar. Kuş bunun üzerine der ki:
    "Olmayacak şeye inanma demiltim, demek ki anlamadın. Elden çıkana üzülme demiştim, demek ki onu da anlamadın. Üç dirhem ağırlığında bir kuşum ben. On dçrhemlik mücevher karnıma nasıl sığsın. Sende akıl yok mu be adam?"

    Adam üçüncü nasihati bari söyle der...
    Kuş üçüncü nasihati de söyler:
    "Bu iki nasihati anlamyan kişiden kafi miktarda akıl yoktur. Üçüncü nasihat boşa gider."
    Ve böylece çevremizde gördüğümüz nice insanı özetlemiş olduk...

    Bana Lazım Değil:
    Nan-ı huşk ile kana'at gibi bir ni'met mi var
    Künc-i istiğna gibi bir guşe-i rahat mı var
    Dünyada kuru ekmekle yetinmek gibi bir nimet görmedim. İstiğna köşesi kadar da rahat bir yer görmedim. Yani aza kanaat ettiğin vakit, senden zengin kimse yoktur. İnsanoğlu yeri gelince "bana lazım değil" diyebilmelidir. Dünya nimetlerine kanmamalıdır.

    Aşk-ı Hakiki:
    Gül ile bülbül aralarındaki hikaye binlerce yıl geçse de bitmez. Çünkü aşkın hikayesi bitmez. Aşığın sözü de derdi de bitmez.
    Bir gülün bin harı bir yarin nice ağyarı var
    Alem-i lahuta baksın özge seyran isteyen
    Bu dünyada bir gül vardır. Bülbül gülün peşindedir. Bin diken var etrafında yani muhalifler var, ağyarı var. Başka bir seyir yapmak isteyen, hakiki, mutlak güzellik görmek isteyen kutsi aleme baksın. Madde aleminin dışına çıksın. İlahi aşkı tatsın. Ağyarı olmayan Allah' tır. Hakiki aşkı ancak Allah'ta bulabilirsin. Diğer aşklar, o aşka ulaşmak için bir basamaktır.
    Gül ve bülbül üzerinden daima aşk anlatılmaz, hikmet de anlatılır. Aşk anlatılırken gül sevgiliyi, bülbül aşığı temsil eder. Ama hikmet anlatılırken gül nimeti, diken de külfeti ifade eder... Gül ve bülbül üzerinden şairler hem aklımızı hem de gönlümüzü beslemişlerdir.

    Ne denli zahm-dar-ı har ise gül bu bağ-ı alemde
    Yine manend-i dağ-ı sine handan gösterir kendin (Nabi)

    Sabırla Koruk Helva Olurmuş:
    Sabrın sonu selâmet,
    Sabır hayra alâmet.
    Belâ sana kahretsin;
    Sen belâya selâm et!
    Belaya selam etme durumu var burada. Çünkü belayı veren Allah'tır. O bize ilaçtır. Belalar bize Allah tarafından gönderilen ilaçlardır... "Sabırla, koruk helva olur." Biz bu sözü oek anlamayız. Koruk çok ekşidir, üzümün ham halidir. O kadar ekşidir ki limona rahmet okutur... Sabırla, koruk helva olur. Eğer beklerseniz o çok ekşi koruk, üzüm olur. Biraz daha bekler ve gereğinini yaparsanız da pekmez olur. Pekmezle ne yaparsınız helva. Yeter ki süreçlere tahammül edilebilsin.

    İçerdeki Düşman: Nefis
    Bu kısımda nefisten söz edilmektedir.
    Bana hiç nefs-i emmarem gibi su-i karin olmaz
    Bu düzd-i haneginin kimse şerrinden emin olmaz (Hami)
    Bana nefs-i emmarem gibi kötü arkadaş yok. En kötüsü o.

    Allah'a aşık olan bir ruh ve ona düşman olan nefis bir araya geliyor ve insan ortaya çıkıyor. Bu çetin harp ölene kadar devam eder. Ölmek de iki türlüdür. Biri herkesin bildiği gibi yatarsın, vefat edersin. Diğeri de ölmeden önce ölmektir. Bu çok zor ve manalıdır bunu yapana da "evliya" deniliyor zaten.

    Nefistir eri yolda koyan yolda kalır nefse uyan
    Ne işin var kimesne ile nefsine kakı boş yürü (Yunus Emre)
    Yunus Emre diyor ki düşman olarak nefsin sana yeter. Sana nefsini söyledim, bütün savaşını git onunla yap... Başkası ile uğraşma. Ömrünü boşa harcama çünkü ömrün kazası yoktur.

    Murada Ermek Nasıl Bir Şey:
    Bu bölümde aşkın tamamen karşılıksız, beklenti olmaksızın yaşanılan bir hal olduğu anlatılıyor. Aşığın beklediği tek şey vardır. O da maşupu tarafından aşkının bilinmesi...Aşık daha fazla beklemez. Yani bülbül gülee aşık diye gülün de bülbüle aşık olması gerekmez. Gülün bülbüle cefalar etmesi lazım olan şeydir zaten.

    Ayna:
    Bir adamı ayna imal ederken gmrseniz haline acır ve şaşırırsınız. Tertemiz camı çamura buladı, camı mahvetti sanırsınız. Halbuki o bir aşamadır. O sayede sıradan bir cam ayna olacaktır. İşte dünyadaki kederler, tozlar ruha bir nevi bu özelliği vermek için, evliya olmak için vardır.

    Yar kendin görmeye ayine icad eylemiş
    Sureti icad-ı alemden bu manadır garaz(Hüseyin Fahreddin Dede)
    Yaratıcı Allah kendi camalini, güzelliğini seyretmek için dinya adında bir ayna yaratmıştır. Bu dünyanın yaratılma sebebi budur. Seyreden de odur, seyredilen de o. Kainat arada bir aynadır sadece.

    Kitap, Hayati İnanç'ın çoğunluğu Divan Edebiyatından beyitleri sohbet etme üslübuyla açıklamaya ve haklarında bilgi vermeye çalıştığı bir kitap. Şiirler Türkçe'den Türkçe'ye anlatılırken zaman zaman şiir doğrudan, bazen bir başka şiirle açıklanmış, bazen de hatıralarla. Hayati İnanç, Divan Edebiyatının inceliklerini, sohbet ediyor gibi anlatıyor.

    Divan Edebiyatını içselleştirerek hayatının parçası yapma yolunda ilerlemiş bir gönül yolcusu Hayati İnanç. Kitaptaki beytler harika. Kitaptaki düşündüren beyitler insanı kendi dünyasını sorgulamasına vesile olmaktadır.
  • GİDENE DUR DEMEYİ
    SEVMEM...

    GİTMEK İSTİYORSA GİDEBİLİR...

    İSTER BURNUNUN DİKİNE

    İSTER CEHENNEMİN DİBİNEE..!