“-Hikayeler insanı kendi kuyusundan çıkarır başkalarının kuyularına atar.
-Başkalarının kuyuları daha mı iyi?
-İyi diye bir şey yok. Ama insan kendi hikayesini bilir, kendi hikayesinden sıkılır.
…
“Ben nasıl bir yüzü fotoğraflamak istediğimi biliyorum. O yüzde öyle bir ifade belirmiş olmalı ki fotoğrafa bakan artık hep mutlu olsun… O ifade de yakalamalı mutluluğu.” dedi Güneş.
“Bence bir erkek yüzünde olmaz bu! Kadında olabilir ancak.” dedi Ayça
“Bence yetişkin yüzünde bulunmaz bu ifade…” diyerek araya girdi Handan. “Ancak bir çocuk yüzünde… Belki.”
Güneş bambaşka düşünüyordu. “Yanılıyorsunuz. Pekala bir ihtiyarın yüzünde de olabilir böyle bir ifade.”
Ayça yüzünü buruşturdu. “Kırış kırış yüzden mutluluk sinyali?”
Güneş bir süre düşündü. “Neden olmasın? Hayatı nasıl kırıştırıp da yüzüne yerleştirdiğine bağlı o insanın…”
nasıl olur bu?
sadece gülümsüyorsun ve hayatın çimenlerinde binlerce çocuk yuvarlanıyor
gülüşünde bir şey var
ve benim gökyüzümden gülüşüne uçan binlerce kuş
“İnsanı bir şeyler mutlu etmez Çetin. İnsan mutlu olur… Kendisi mutlu olur! Sen kimliklerine neden ihtiyaç duyduğunu sanıyorsun ki? Çünkü mutluluğun dıştan gelen şartlara bağlı olduğunu kayıtsız şartsız kabul etmişsin.”