• Gururundan, kendine güveninden çok şeyler yitirmişti. Artık insanların birçok nedenden, mesela aşk yüzünden kendilerini kaybetmeleriyle, çileden çıkmalarıyla alay edemiyordu. Korkmaya başlamıştı...
  • "Peygamber Efendimiz bir gün kalabalık olan ashabı kirama hitap ederek, "şimdi söyleyeceğim şu sözleri benden kim öğrenip uygulamak ister?"

    diye sorduğunda, sahabelerden Ebu Hüreyre hemen ayağa kalkarak "ben isterim Ya Rasulellah" diye cevap verir.

    Allah'ın Rasulu, Ebu Hureyre'nin elini tutarak, ashabı kiramı karşısına alarak, Ey Ebu Hureyre!

    Haramlardan uzak dur, haramlardan uzak durdukça, böylece insanların en fazla ibadet edeni sen olursun!

    Allah'ın sana verdiğine razı ol ki, işte o zaman insanların en zengini sen olursun.

    Komşuna iyilik et, komşuna iyilik ettikçe Allah'ın huzurunda, "İyi bir mü'min" kimliğiyle Rabbin tarafından muhatap olunursun!

    Kendin için istemiş olduğunu, başkaları içinde iste ki, işte o zaman iyi bir müslüman olursun.

    Sakın ha çok gülme! Zira, çok gülmek kalbi öldürür.''

    nasihatini vermiştir.

    Fakat burada çok ince bir ayrıntı vardır. O ayrıntı da şudur:

    Eğer biz bu hadisi, bir yazıdan ibaret diyerek okursak, bir hocadan dinledim diye zannedersek, herhangi bir kitaptan öğrendiğimizi düşünürsek, yaptığımız şey sadece okumak ve dinlemekten başka bir şey değildir, olamaz da!

    Bu şekilde değil de, bu hadisi Allah ve Rasulu'ne olan inancımız gereği bakarak ve bu nasihatleri ben,

    Rasûlullah aleyhisselatü vesselam benim elimi tutup, bana bu nasihatleri veriyor diye kulak verdiğimiz de:

    Çok ibadet etmek değil, Allah'tan korkarak yaşamanın, haramlardan uzaklaşmanın, hayatımızın her anındaki Allah'ın razı olmadığı bütün hal ve hareketlerden yüz çevirmenin, insanı en çok Allah'a yaklaştırdığını bizzat Peygamber Efendimiz'in ağzından duyarak yaşayacağız ki, zaten gayemiz, var olmamız, şu an ki bulunduğumuz konumumuz Rabbimizin rızasını kazanmak için değil midir?! gerçeğinin bilinciyle, yaşamanın mükafatı içinde olduğumuzu göreceğiz.

    İyi ya da kötü, bugün sahip olduğumuz her şey, Allah'ın bize vermiş olduğu ikram ve lütuflarıdır. Sahip olduğumuz her şeyi, "ben çalıştım veya gayret ettim" diyerek değil de, Rabbimin bana vermiş olduğu mülkünden bir mülk diye düşünüp, elimizdekilerin şükrünü bilirsek, şükrün en büyük zenginlik olduğunu anlamamak için deli olmamız gerektiğini, birilerinin bizim deli olduğumuzun tespitini yapmak için de, psikologlara, doktorlara ihtiyaçlarının olmadığını anlayak, nereden gelip nereye gittiğimizin muhasebesini, çok daha iyi yapacağımız bir zenginliğin farkında olduğumuzu hissettikçe, hissettiğimiz hakikatin aslında, Rasulullah'ın elimizi tuttuğu gerçeği ve bu gerçek ile yaşamın mutluluğuyla dolup taşacağız. Yeter ki bu söze, Rasulullah elimi tutarak benimle konuşuyor, aşk ve özlemiyle hayatımıza geçirmenin gayreti içinde olalım...

    Her birimizin amacı, Rabbimizin rızasını kazanmak, Rabbimizin vaat ettiği ebedi mutluluk olan cennet yurdunda yaşamaktır. Bu iki nimeti elde etmek içinde yegane tek şart "İyi bir mü'min olmaktır!" Bu gerçeği, Allah'a inandığını söyleyen ve toplum nezdinde "en cahil insan" diye nitelendirilen insan bile, bu hakikatin ilmine sahiptir. Hal böyleyken, Peygamber Efendimizin komşuluk hakkında buyurduğu:

    Komşuna ihsanda bulun ki, kâmil bir mümin olasın!

    Bir kimse, komşusundan ne bekliyorsa, komşusuna da aynı şeyleri yapmalıdır!

    Allah'a yemin ederim ki, bir kimse, kendisi için sevdiği şeyi, komşusu veya arkadaşı için sevmedikçe iman etmiş olmaz!

    İyi komşu bir nimettir!

    sözleri haşa boş ve yalandan ibaret midir? Şöyle ki, dersini yapmadığı, öğretmenin dediklerine kulak vermediği için, bizzat kendisi bir anne baba olarak, evladına vermiş olduğu nasihatleri hiçe sayan, kendilerini dinlemediği için yaramazlıklarına devam eden ve sonunda haddini aştığı için tepkilerini koyan ebeveynler, Rasulullah'ın bu sözlerine kulak vermeyip, söylediği sözlerin tersini yapan, hep kendini haklı gören, kendi kusurlarını görmemek için yaramaz bir evlat misali hareket ederek kul hakkını giren, yarın bu yaptıklarından dolayı, Peygamber’ine karşı mahcup olmayacak mı diye düşünüp, komşularımızı, Peygamber Efendimizin gözüyle bakmamız ve o şekilde hareket içerisinde olup yaşamamız gerekli değil midir ki,

    İyi bir mü'min olmanın anahtarı, komşu!

    Peygamber Efendimizin sözüne yemin ederek başlaması ve iman etmeyen bir kimse olarak tarif ettiği kişi, komşusuna eziyet eden kişi!

    Nimet olmanın özü, sözü, mayası komşu olmak!

    diyerek komşuluğun ne kadar önemli olduğunu ve bunun farkında olan insanların yarın neyle beraber mükafat ile karşılaşacağını söyleyip yalan konuşan (haşa) bir peygamber var! Ya da bu sözleri bildiği halde yalan yaşayan ve yarın hüsrana uğrayacak olan müslümanlar var!

    O halde bize düşen görev, elimizi tutup bize nasihat veren Rasulullah'ın sözlerine kulak vermek, hayatımıza idrak etmekten başka bir şey değildir. Çünkü dünya, imtihan dünyasıdır. Bunun farkında olan insan, insanların sözlerine değil, Allah ve Rasulu'nun sözlerine kulak vererek yaşayanlar, komşuyu düşman olarak değil, cennetin kapısını açacak olan bir anahtar görüp, komşunun kıymetini, evindeki ziynet eşyasından çok çok daha kıymetini bilerek muhafaza etmenin gayreti içinde olur.

    Müslüman, sadece kendisinden ve ailesinden ibaret yaşayan değildir. Allah, bütün inananları kardeş ilan etmiş, en güzide örneklerini de asr-ı saadet döneminde "ensar ve muhacir" kardeşliklerini önümüze "olunması gereken iyi bir müslüman işte bu!" diye örneklerini bize hem kitabı Kur'an, hem de Rasulullah'ın hayatında örnek olarak sunmuştur. Müslümanlar, bir bütündür. Akrabaların birbirleriyle olan bağlantıları, komşuların birbirlerine misafir olmaları, haberlerde müslümanlara yapılan bir eziyeti gördüğünde içinin sızlayıp, hatta gözünden akan yaşın sahibine" Allah'ın kulu!" denir ve kendisi bir araba, bir ev veya herhangi bir şey aldığında, bunu gören komşusu" Güle güle oturun, kazadan Rabbim muhafaza buyursun, Allah mübarek etsin... " gibi yapılan dualara verilen cevap, "Allah, size de en iyisini en kısa zamanda size nasip etsin" duasından başka bir şey değildir, çünkü müslümanlık bunu gerektirir.

    Ve de uzun lafın kısası, "çok gülmek, kalbi öldürür" diyen Allah'ın Rasulu, bu dünyada bir kere olsun kahkaha atmamış, sadece tebessüm ederek bu dünyada 63 yıl yaşayarak hayatını sonlandırmıştır. O Allah'ın Rasulu ki, doğduğunda "ümmetim ümmetim" diye dertlenen Peygamber aleyhisselam, vefat ettiğinde bile "ümmetim ümmetim" diyerek bu dünyadan geçip gitmiştir.

    gerçeğini hatırlatarak,

    Rabbim bizleri kendisine hakkıyla kul olmayı nasip eylesin,

    Peygamber Efendimize hayırlı bir ümmet olmayı nasip eylesin,

    Göndermiş olduğu Kur'an ve Sünnet'e göre yaşamayı nasip eylesin...

    Kardeş ve birliğimizi daim eylesin.
  • Gülme komşuna gelir başına
    (Bir nevi kınama komşunu gelir başınadır.)
  • Gülme komşuna gelir başına.
    (Kınama komşunu gelir başına)
  • Gülme komşuna gelir başına.
  • 200 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10 puan
    Kitapların hepsini severek okuduğum nadide yazarlardan okul harçlığım ile biriktirip aldığım kitaplar bunlar hocalarımızın ve büyüklerimizin bak al bunu oku diye dayatmadığı! ama okunması ısrar edilen kitaplardan çok daha fazla hayatı barındıran kitaplardır. Okurken sesli güldüğüm sonraki kitabı almak için sabırsızlıkla beklediğim o zamanları çok özlüyorum
    Eline yüreğine sağlık Mine Sota
    Kaleminin mürekkebi hiç kurumasın