Bunu hatırlayınca sürgünün işleyişi böyledir diye bir sonuç çıkarıyorum: Zaman geçtikçe özlenen ülke bazen insanın dönmeye kara verecek olsa bulacağı ülke değil, başka bir ülkedir. Artık var olmayan ya da sadece hafızada saklanarak var olan bir ülke.
Bununla birlikte bizler, yarımada sakinleri, zaman zaman kim olduğu belirsiz birinin gelip bize öyle tepeden bakmasına aliskindik, bu manzaranin ve kilometrelerce sahilimizin kıymetini bilmiyorduk, ne otel ne restoran, ne de buraya layık bir park yeri vardı, manzaranin keyfinin çıkarılabileceği, biraz lüks bir rezidans da yoktu, oysa öğleden sonraları kayalıklara vuran o güzel güneş ışığının, rüzgarın bütün acısını alır gibi görünen eğrelti otlarının verdiği huzurun değerini bilmiyorduk - elbette, ben de oraları övebilirim size, dünyanın bütün sahtekarlarindan daha fazla severim bunları çünkü.