Halbuki kendi dünyasındaki ana babalarla çocuklar sevgilerini böyle
göstermezdi. Bu hareket, yukarıdakilerin dünyasında ulaşılan varoluşun ne kadar yüce
olduğunu ortaya koyuyordu. Bu dünyaya şöyle bir göz attığı kısacık zaman diliminde
görmüş olduğu en güzel şeydi. Hareketin değerini kavramak onu çok duygulandırdı,
yüreği bu şefkat ifadesinin duygudaşlığıyla ısınıverdi. Hayatı boyunca sevgi açlığı
çekmişti. Sevgiye hasretti. Varoluşunun temel talebiydi sevgi. Ama hiç sevgi görmemiş
ve zaman içinde katılaşmıştı. Sevgiye ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti bile. Şimdi de
bilmiyordu bunu. Sadece sevginin nasıl ifade edildiğini görmüş, yüreği hoplamış ve ne
kadar güzel, yüce ve muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.
Zedka bir an ona her şeyi anlayabileceğini düşündü, ama sonra vazgeçti; insanlar hiçbir zaman kendilerine anlatılanlardan bir şey öğrenmezler, kendi çabalarıyla öğrenirler yalnızca.