Eğer geçmiş bu şekilde şekillenmeseydi, o kişi bu kadar güçlü, bu kadar “gerçek” bir varlık olur muydu? Kendi karanlığından, kendi çatışmalarından geçerek biçimlenmişti; kusurları ve hatalarıyla bile bir bütün oluşturmuştu. Belki de kaderin acımasız dokunuşları olmasa, o yoğunluğu ve derinliği hissettirecek bir insan hiç doğmayacaktı..