• 1 = Namazda esneme halinde elle ağzı kapama :

    “ … Ebu Said el-Hudri r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem : Sizden biri namazda esneyeceği vakit gücü yettiğince onu tutsun. Esneme galip gelirse eline ağzına koysun, buyurdu. ”

    Müslim 2995/5758 Buhari 952-Edebu’l-Müfred Ebu Davud 5026 Darimi 1/321 Abdurrezzak 3324-3325 İbni Huzeyme 919 Beyhaki 2/289 Begavi 3347 Ahmed 3/31-37.93

    2 = Namazda abdest bozulunca çıkıp gitmek :

    “ … Aişe r.anha şöyle dedi : Rasulullah s.a.v Namaz’da iken biriniz hades - yani Abdesti bozacak gibi bir şey - yaptığı vakit burnunu tutarak dönüp gitsin, buyurdu.”

    Ebu Davud 1114 İbni Mace 1222 İbni Huzeyme 1019 İbni Hibban 205-eI-Mevarid Dare kutni 1/158 Hakim 1/184

    3 = Yemek hazırken önce yemek yemek sonra namaz kılmak :

    “ … Enes r.a den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Akşam yemeği getirildiği ve namaz vakti de geldiği zaman akşam namazını kılmadan yemeği yemeye başlayınız acele edip de yemeğinizi bırakmayınız.”

    Buhari 672-Ter:702 Müslim 557/64- 65 Nesei 852 Tirmizi 353 Darimi 11293 İbni Mace 933 İbni Huzeyme 934-1651 İbni Hibban 2066 Humeydi 1181 Abdurrezzak 2183 Beyhaki 3/72-73 Beğavi 3/355 Ahmed 3/110

    4 = Namazda ihtiyaç anında erkeklerin Tesbih - yani Subhanallah - demeleri, kadınların ise el çırpmaları :

    “ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v : Tesbih - yani Subhanallah demek - erkeklere, el çırpmak ise kadınlara muhsustur, buyurdu.”

    Buhari 1203 -Ter: 1142 Müslim 422/106 Ebu Avane 2/214 Ebu Davud 939 Nesei 1206 Tirmizi 369 Darimi 1/317 İbni Mace 1034 İbni Hibban 2263 Humeydi 948 Tayalisi 2399 Abdurrezzak 4068 Beyhaki 21246 Beğavi 3/271 Ahmed 2/241

    “ … Sehi b. Sa’d es-Saidi r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem : Size ne oluyor ki, namazınızda bir şey size arız olduğu vakit et çırpıyorsunuz ! Bu fiil kadınlara hastır. Bir kimseye namazında bir şey arız olursa, o kimse “ Subhanallah “ desin, buyurdu.”

    Malik 1/163 Buhari 684.Ter:711 Müslim 421/102 Ebu Avane 2/443 Ebu Davud 940/941 Nesei 2/77-78-79 İbni Mace 1035 İbni Hibban 2260 Tabarani 573 9-5742-M.Kebir Beyhaki 3/112 Beğavi 3/272 Abdurrezzak 4082 Ahmed 5/331

    5 = Namazda zarar verecek canlıların öldürülmesi :

    “ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Nebi s.a.v : iki siyahın - yani akrep ve yılanın - öldürülmesini emretti.”

    İbni Huzeyme 869 İbni Hibban 2352 Tayalisi 2538 Hakim 1/256 Beyhaki 1/266 Beğavi 3/268 Abdurrezzak 1754 Ahmed 2123

    6 = İhtiyac anında namazda çocuk taşıma :

    “ … Ebu Katade r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem omuzunda Ebil-As’ın kızı Ümame olduğu halde namaz kıldırdı. Rasulullah rukü ettiği zaman kızı yere koyuyor, kalktığı zaman omuzunda taşıyordu.”

    Malik 1/170 Buhari 516-Ter:590 Müslim 543/41 Ebu Avane 2/145 Ebu Davud 917 Nesei 710 İbni Huzeyme 868 Humeydi 422 Beyhaki 2/162-163 Beğavi 3/263 Ahmed 51295 Albani 385-el-İrva

    7 = Namaz’da verilen selamı işaretle alma :

    “ … Abdullah b. Ömer r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Kuba’ya çıktı, orada namaz kılıyordu. Ensar gelerek namazda iken Rasulullah’a selam verdiler. - İbni Ömer - dedi ki Bilal’e şöyle dedim : Rasulullah namaz kılarken onlar kendisine selam verdiklerinde onlara selamlarını nasıl iade ediyor olarak gördün? Bilal avucunu açtı işte şöyle gördüm, dedi.”

    Ravilerden Cafer b. Avn da avucunu açtı. Avucunun içini aşağı, dışını yukarı tuttu ve bu hareketi gösterdi.

    Ebu Davud : 9217 - Nesei : 1186 - Tirmizi : 368 - Beyhaki : 2/259-260 - Ahmed : 6/12

    “ … İbni Ömer r.a Suheyb r.a dan şöyle dediğini rivayet ediyor : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e namaz kılarken uğradım. Ona selam verdim. Rasulullah selamımı işaretle aldı.”

    Ravi Nabil şöyle dedi: Ben İbni Ömer’in parmağı ile işaret ederek selamı iade ettiğini biliyorum.

    Ebu Davud 9217 Nesei 1186 Tirmizi 368 Ahmed 6/12

    8 = Namazda işaret etme :

    “ … Aişe r.anha şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir ara hastalandı. Sahabelerden bir kısım insanlar ziyaret için yanına girdiler. Müteakiben Rasulullah oturduğu halde namaz kıldı. Ziyarete gelenlerde ayakta dikilerek onun namazına uyup namaz kıldılar. Rasulullah onlara, oturunuz diye işaret etti. Onlar da oturdular...”

    Müslim : 412/82 Buhari : 5658-Ter : 5700 Ebu Avane : 2/107 İbni Mace : 1237 İbni Huzeyme : 1614 İbni Hibban 2104 Ahmed 6/51

    9 = Sıkışık halde Namaz kılmamak :

    “ … Abdullah b. Erkam r.a beraberinde insanlar olduğu halde hac - veya ömre - için yola çıkmıştı. 0 beraberindeki insanlara imamlık yapıyordu. Bir gün sabah namazı için kamet etti sonra biriniz imamlık için öne geçsin dedi ve kendisi tuvalete gitti. Daha sonra şöyle dedi : Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i işittim şöyle buyuruyordu : Biriniz tuvalete gitmek ister ve o anda da namaz için kamet getirilirse önce tuvalete gitsin.”

    Ebu Davud : 88 Nesei : 851 Tirmizi : 142 Darimi : 1/332 İbni Mace : 616 Malik : 1/159/49 Hakim : 597 Ahmed : 15959

    NAMAZ’DA YAPILMASI CAİZ OLMAYAN FİİLLER

    “ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v namazda elleri böğür üzere koymayı yasakladı.”

    Buhari 1219 Müslim 545/46 Ebu Avane 2/84 Ebu Davud 947 Nesei 889 Tirmizi 383 Darimi 1/332 İbni Huzeyme 908 İbni Hibban 2285 İbn Ebi Şeybe 1/498/12 Tabarani 877-M. Sagir Hakim 974 Beyhaki 2/287 Ahmed 9192 Albani 374-el-İrva

    “ … Muaykib r.a şöyle dedi : Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e mescidde secde mahallini düzeltme hakkında sorulduğunda şöyle buyurdu : Eğer bunu yapacaksan bari bir kere yap.”

    Buhari 1207-Ter:1145 Müslim 546/47- 48 Ebu Avane 2/190-191 Ebu Davud 946 Nesei 1191 Tirmizi 380 İbni Mace 1026 İbni Huzeyme 895 İbni Hazm 4/8-el-Muhalla Tayalisi 1187 Beyhaki 2/284 Ahmed 3/426

    “ … Muaviye b. el-Hakem es-Sülemi r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldığımız bir sırada cemaatten bir kişi hapşırdı. Ben “ Yerhamukallah “ dedim. Cemaattakiler bana bakıştılar. Ben Vay anam helak oldum ! Ne oluyorsunuz ki, bana bakıp duruyorsunuz ? dedim. Bunun üzerine elleriyle bacaklarına vurmaya başladılar. Onların beni susturmak istedilderini anlayınca öfkelendim, fakat sustum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazı bitirince - Babam ve anam ona feda olsun ondan önce ve ondan sonra Rasulullah kadar güzel öğreten hiçbir muallim görmedim. Valla - ne beni ne azarladı, ne dövdü, ve ne de sövdü – sadece : Bizim bu namazımızda insanların kelamından hiçbir şey yaraşmaz. 0, ancak tespih, tekbir ve Kur ‘an okumaktır, buyurdu.”

    Müslim 537/33 Ebu Avane 2/141 Ebu Davud 930-931 Nesei 1217 Darimi 1/353 Ahrned 5/447 Albani 390 - el-İrva

    NAMAZI İPTAL EDEN ŞEYLER

    Değerli kardeşlerim … ! Namaz konusundaki en önemli şeylerden bir tanesi de, bir müslümanın namazını ortadan kaldıracak arızaların neler olduğunu bilmesidir. Çünkü öyle arızalar var ki bunlar, namaz kılındığı halde namazı yok sayan şeylerdir. Bunlar sahih delillerin bildirdiği gibi :

    “ Abdesti olmayanın namazı yoktur “

    EBU DAVUD : 1.C.101.N

    “ Fatihası olmayanın namazı yoktur “

    BUHARİ : 2.C. 765.S

    “ Burnunu yere değdirmeyenin namazı yoktur “

    DARE KUTNİ : 1 / 348

    “ Ruku ve secdede belini düzgün tutmayanın namazı yoktur “ }

    İBNİ MACE : 3.C.871.N - EBU DAVUD : 2.C.855.N

    “ … Cabir r.a’dan. Allah resulü s.av şöyle buyurdu : Kahkaha namazı iptal eder, fakat abdesti bozmaz. “

    DARE KUTNİ : 1.C. 647.N – 1 / 173.58.n

    “ … Cabir r.a’dan. Allah resulü s.av şöyle buyurdu : Konuşmak namazı iptal eder, fakat abdesti bozmaz. “

    DARE KUTNİ : 1.C. 6478.N

    | Tacuddin El Bayburdi
  • Prof. Dr. Mehmet Salih ARI

    İslâm Tarihinde ortaya çıkan siyasi ve itikadî ekoller, belli şahsiyetleri ön plana çıkarmaktadırlar. Ehl-i Sünnet mensupları Hulefa-yı Raşidin olarak adlandırılan dört halifeyi ön plana çıkarırken özellikle onlar arasında adaletiyle, ilk kurumları tesis etmesiyle ve diğer uygulamalarıyla Hz. Ömer’i birçok açıdan örnek gösterirler. Bunun yanında Hariciler, Mutezile ve Zeydiler Hz. Ömer’in hilafetini meşru kabul ederek onun uygulamalarını örnek olarak gösterirler. Hatta birçok konuda onun dönemindeki uygulamaları icma konusu yapmaktadırlar. Yine sözü edilen mezhep mensupları Ömer b. Abdülaziz’e de ayrı bir önem atfetmekte ve onun uygulamalarını örnek göstermektedirler. Onun döneminde Şiî ve Harici isyanların durma noktasına geldiği bilinmektedir. Bu iki önemli tarihi şahsiyetin örnekliği gibi Harici İbadiler arasında da önemli bir konuma sahip olan menkıbeleri dilden dile dolaşan bir lider (imam) bulunmaktadır. Bu kişi Rüstemîler devletinin kurucusu İran’dan Afrika’ya göç eden bir ailenin çocuğu olan Fars asıllı Abdurrahman b. Rüstem’dir. Onun soy şeceresi genellikle şu şekilde gösterilmektedir: Abdurrahman b. Rüstem b. Behram b. Sabûr b. Bâzân b. Sabûr Zi’l-Ektâf (Fars Kralı).[1]Abdurrahman b. Rüstem’in Emevîlerin son döneminde Kayrevân’a geldiği anlaşılmaktadır. Buradaki ilim ortamında iyi bir seviyeye gelen İbn Rüstem, İbâdîler’in Basra’ya gönderdiği ilk beş bilgin arasına girebilmiştir.[2]


    Abdurrahman b. Rüstem, Hâricî-İbâdî mezhebine ait temel bilgileri ilk olarak Kayrevân’da öğrenmiştir. Hâricîlik mezhebine ilgisi Mağrib’de İbâdî mezhebine davet eden (ed-Dâ’î) Seleme b. Sa’d aracılığıyla başlamıştır. Yine Seleme’den etkilenerek Mağrib’de bir Hâricî-İbâdî devletinin kurulması fikrine sahip olmuştur.[3]

    Abdurrahman b. Rüstem, Kayrevân’daki İbâdî eğitimin kendisine yeterli gelmediğini anlayınca hocası Seleme b. Sa’d’ın tavsiyesi üzerine dört arkadaşı ile birlikte Basra’da ilim tahsil etmeye karar verdi. Zira o dönemde Basra İbâdî mezhebinin eğitim merkezi idi. Tavsiye üzerine Abdurrahman ve arkadaşları Basra’daki İbâdî mezhebinin lideri Ebû Ubeyde Müslim b. Ebî Kerîme’nin yanına giderek birkaç yıl ilim tahsil ettiler. Abdurrahman ile birlikte Basra’ya giden ve kendilerine hameletü’l-ilim (ilim taşıyıcıları) adı verilen diğer dört kişinin adları ise şöyledir: Ebû’l-Hattâb Abdula’la b. es-Semh el-Me’âfirî, ‘Âsım es-Sidrâtî, İsmail b. Dirar el-Ğadamisî ve Ebû Davud en-Nefzâvî.[4]Bu kişiler Afrika’daki değişik kabileleri ve yerleşim birimlerini temsil ediyordu.

    Bu kişiler Basra’da zor şartlar altında ve alabildiğince gizli bir şekilde eğitimlerini sürdürdüler. Zira Basra’daki Abbâsî yöneticilerinden korkuyorlardı. Ebû Ubeyde, yeraltında bir odada onlara ders veriyordu. Oranın başına da bir bekçi dikerek tanımadıkları kişiler yaklaştıklarında bekçi elindeki zembili sallayarak onları uyarıyordu. Onlar da tehlike geçinceye kadar sessiz kalıyorlardı.[5] Basra’ya giden bu kişiler orada beş yıl kaldılar.[6] Bu süre zarfında İbâdiyye mezhebi üzerine eğitim gördüler. Mağrib’deki İbâdîler’in durumunu etüt ettiler. Orada bir devlet kurmanın temellerini attılar.

    Abdurrahman ve arkadaşları belli bir eğitimden geçtikten sonra hocaları Ebû Ubeyde onlara memleketlerine dönmelerini orada belli bir güce ulaştıklarında kendilerine bir lider (imâm) seçmelerini tavsiye etti. Ebû’l-Hattâb’ın lider olmasına işaret etti. Bu beş kişi Mağrib’e ulaştıklarında ilk olarak Abdurrahman’ın imâm (yönetici) olmasını istediler. Fakat o özür beyan etti ve yöneticilik yapmaktan çekindi. Bunun üzerine Ebû’l-Hattâb’ı imâm (yönetici) yaptılar.[7]

    İbâdîler’in ilk imâmı Ebû’l-Hattâb el-Meâfirî’nin imâmeti boyunca Abdurrahman b. Rüstem Kayrevân’ın valisi olarak hizmet etti. 144/761 yılında Abbâsî ordusu komutanı İbnü’l-Eş’as bu imâmete son verip Kayrevân’a yaklaştığında Abdurrahman b. Rüstem ailesi ile birlikte batıya yani Orta Mağrib’e doğru gitti.[8] Sufeccec vadisine yerleştikten sonra ona destek vermek üzere Trablus’un İbâdî âlimlerinden altmış kişi gelerek onun hareketine katıldılar.[9] Trablus ve Cebelü Nefûse bölgesindeki İbâdîler’in reisi Ebû Hâtim’in öldürülmesinden sonra Orta Mağrib’deki İbâdî kabilelerden Lemâye, Levâte ve Nefzâve gibi kabileler İbn Rüstem’in liderliği etrafında toplanmaya başladılar.[10] Bu İbâdî cemaati, Trablus’ta meydana gelen isyan ve ayaklanmalardan sonra gerçekleşen göçlerle daha da güçlendi. İbn Rüstem bu kabilelere yöneticilik yaptı. Daha doğrusu 160/777 ya da 162/779 yılında İbâdîler’in tam anlamıyla resmi imâmı oluncaya kadar onlara İmâmü’d-difa’a (savunma imâmı)[11] oldu.[12] Daha sonra birçok kabile ittifak ederek, “Allah’ın kitabı, Resûlullah’ın sünneti ve Hulefâ-yi Raşidîn’in takip ettiği yol üzerine”Abdurrahman b. Rüstem’e imam olarak biat ettiler. İbn Rüstem de onların biatini kabul etti.[13] Bu seçim aynı zamanda imâmet konusunda Kureyşli olmayı şart koşmayan İbâdîler’in temel esaslarına da uygundu. Zira İbâdîler, Ehl-i Sünnet’ten farklı olarak imâmın Kureyş’ten veya herhangi başka bir kabileden olmasını şart koşmamışlardır. Bilakis imâm olacak kişinin güçlü bir kabilesinin olmamasını tercih sebebi olarak görmüşlerdir.[14]

    Ortaçağ İslâm coğrafyasında iktidara gelen hemen hemen her hanedânın yeni bir şehir kurması gelenek haline gelmişti. Bu düşüncenin siyasi, ekonomik ve stratejik arka planı bulunmaktadır. Temelde sorun her ne kadar güvenlik ile ilgili olsa da yeni bir şehrin kuruluşu aynı zamanda bir hanedânlığın kuruluşunun hatırası ve adını tarih boyu ölümsüzleştirmek istemesi gibi düşüncelere dayanmaktadır.[15]

    Abdurrahman b. Rüstem de bu geleneğin dışına çıkmadı. Etrafında bulunan İbâdîler ile beraber kuracakları devlete bir başkent edinmek istedi. Birçok yeri inceledikten sonra Benî Hammâd kalesi ile Tilimsan arasında yer alan eski Bizans kenti Tiart’e 5 mil (9 km.) uzaklıkta olan bir yerde 161/778 tarihinde Tahert şehrini kurmaya karar verdi.[16] Şehrin yerini tam ıslah ettiklerinde namaz kılmak için bir yer düzelttiler ve orada namaz kılıp bir mescid inşa ettiler.[17] Camii, Fas’taki Zeytuniye ve Kayrevân camisi örnek alınarak inşa edilmiştir.[18]

    İbâdîler, caminin akabinde yerleşim birimleri inşa etmeye başladılar. Şehrin inşasında da Kayrevân’ı örnek aldılar. Şehirde evler, köşkler, hamamlar, oteller, mağazalar, değirmenler ve çarşılar yapmaya başladılar. Kısa sürede Tahert bayındır bir şehre dönüştü. Zengin bir topluluk ve parlak bir ticarete sahip oldu. İslâm dünyasının her köşesinde insanlar Tahert’e gelmeye başladı. Bunun sonucunda Tahert’in ekonomisi gittikçe gelişti ve parlak bir medeniyet haline geldi.[19] Ordugâh olarak kurulan bu şehir gittikçe içinde büyük evlerin, sarayların ve çarşıların olduğu bayındır bir şehre dönüştü ve şöhreti her tarafa yayıldı.[20]Tahert 296/908’de Şiî dâî Ebû Abdullah tarafından zapt edilerek tamamen tahrip edildi. Şehir bu tarihten itibaren Berberîler’in tarihinde ancak çok silik bir rol oynamıştır.[21]

    Abdurrahman b. Rüstem’in Basra İbâdîler’inin Yaptıkları Yardımlar Karşısındaki Tavrı

    Abdurrahman b. Rüstem’in takip ettiği siyaset, İslâm coğrafyasının değişik bölgelerinde hem duyuldu hem de oralarda yaşayan özellikle İbâdîler’in beğenisini topladı. Arap yarımadasının güneyinde, Irak’ta ve Farsların yaşadığı bölgelerde yaşayan İbâdîler’in birçoğu yeni kurulan devletlerine göç etmeye başladılar.[22] Bu devlete göç edemeyen doğudaki İbâdîler’in merkezi Basra’daki İbâdîler aralarında birçok maddî yardım toplayarak kendi mezheplerinden güvenilir buldukları birkaç kişiye teslim edip onlara şöyle dediler: “Mağrib’de bir imâm ortaya çıkmıştır. Adaletiyle orayı kuşatmıştır. İleride doğuya da hakim olacaktır. Oraya da adaletle hükmedecektir. Bu mallarla birlikte onun ikamet ettiği şehre gidiniz. Şayet o anlatıldığı gibi iyi bir inanca ve sağlam bir yaşam biçimine sahipse, toplanan bu malları ona veriniz. Şayet bu özellikler sözü edilen İmâm’da yoksa onun uygulamaları, hal ve davranışları ile tebaasına karşı nasıl davrandığına bakarak bize onun hakkında bilgi getiriniz.”[23]

    Böylece Basra’daki İbâdîler, Rüstemîler Devleti’ne yardım etmek için üç deve yükü mal ile birlikte Tahert’e elçilerini gönderdiler. Elçiler Tahert’e yaklaştıklarında getirdikleri malı şehrin dışında bırakarak şehre girdiler ve yönetim binasını sormaya başladılar. Yöneticinin evine vardıklarında onu evin damında çalıştığını gördüler. Kölesi de ona yardım edip çamur taşıyordu. İmâm ile görüşmek için kölesi aracılığıyla izin istediler. İbn Rüstem onların sözlerini işittiğinde işaret ederek onların biraz beklemelerini söyledi. İşini bitirdikten sonra vücudundaki çamuru yıkadı ve onlara izin verdi. Onlar İmâm Abdurrahman’ın yanına girip selam verdiler. Abdurrahman b. Rüstem onlara yemek olarak eritilmiş yağ ve ekmek ikram etti.[24] İmâm Abdurrahman’ın evinde bir hasır ve hasırın üstünde kendisinin üzerinde oturduğu bir deriden başka şahsına ait bir yastık, bir kılıç, bir mızrak ve evinin bir köşesinde bağlı bulunan bir atı vardı.[25]

    Gördüklerinden hareketle İmâm Abdurrahman b. Rüstem’in sade bir hayat yaşadığı ve tam arzuladıkları bir yaşam biçimi sürdürdüğü kanaatine vardılar. Yemeklerini yedikten sonra İbn Rüstem’den izin isteyerek kendi aralarında gizlice konuştular. Sonunda getirdikleri malı İmâm Abdurrahman’a vermek konusunda görüş birliğine vardılar. Gördükleri konusunda hoşnut olduklarını açıkladılar. Malları getirip İbn Rüstem’e teslim ettiler. Bu malların Basra’daki İbâdîler tarafından yardım için gönderildiğini ona söylediler.[26] Bu sırada namaz vakti girdiğinden insanlar namaz kılmak için camide toplanmışlardı. İbn Rüstem onlara namaz kıldırdıktan sonra kabilelerin ileri gelenleri ile bir toplantı düzenledi. Basra’dan gelen yardım hakkında onların görüşlerini sorarak onlarla istişare etti. Toplantı sonunda çıkan karara göre gelen yardımın üçte biri ile deve ve at gibi hayvanlar, üçte biri ile silah satın aldılar. Üçte birini ise fakirlere dağıttılar. İbn Rüstem gelen yardımı elçilerin huzurunda belirtilen şekilde dağıtımını sağladıktan sonra onlara memleketleri olan Basra’ya gitmeleri için izin verdi.[27]

    Rüstemîler Devleti’nin gelişip ilerlemesinde bu yardımın büyük katkısı oldu. Devlet aldığı silah, deve ve atlar sayesinde güvenliğini teminat altına aldı. Zayıflarını ve yoksullarını güçlendirdi, fakirlerini kalkındırdı. Düşmanlarına karşı kendisini daha güvenli hissetti. İbâdîler tüm bu açıklarını kapattıktan sonra imar işlerine başladılar. Boş toprakları değerlendirerek yeni bahçe ve bostanlar edindiler. Nehir yataklarını ıslah ettiler, değirmenleri daha işlek hale getirdiler. Buna benzer gelir kaynakları oluşturdular. Şehirlerini genişleterek daha rahat yaşamaya başladılar.[28]

    Tahert’ten dönen elçiler Basra’ya gittiklerinde arkadaşlarına İmâm Abdurrahman b. Rüstem’in yaşantısı, adaleti ve fazileti hakkında bilgi verdiler.[29] Bu durumdan memnun kalan Basra’daki İbâdîler üç yıl sonra ikinci kez yardımda bulunma kararını alarak öncekinden daha fazla yardım topladılar. On deve yükü yardımı daha önceki elçilerle Tahert’e gönderdiler. Elçiler şehre vardıklarında Tahert’in değişip geliştiğini gördüler. Şehirde köşklerin yapıldığını, bağ ve bahçelerin ekildiğini, şehrin etrafının surlarla çevrildiğini ve refah düzeyinin yükseldiğini fark ettiler.[30]

    Basra’dan gelen elçilerin ikinci kez getirdiği bu mallar İbn Rüstem’e ulaştığında, namazdan sonra ileri gelenlerle bu konuyu oturup istişare etti. Sonunda İmâm Abdurrahman’ın görüşü sorulduğunda, İmâm elçilere dönerek şöyle dedi: “Mallarınızı geri götürün. Kuşkusuz bu malları bize gönderenler ona daha çok muhtaçtırlar. Zira biz adaletin egemen olduğu bir yerde yaşıyoruz. Onlar ise zulmün hakim olduğu bir ülkededirler. Bu mallarla canlarını, mallarını ve dinlerini koruyup geçimlerini sağlasınlar.”[31]

    Bu karar elçilere çok zor geldi, onları üzdü. Fakat İmâm’a itaat etmek zorundaydılar. Getirdikleri yardımı geri götürdüler. Bu haberi duyan Basra’daki İbâdîler İbn Rüstem’in dünyalıklar karşısındaki zühdünü ve ahirete olan rağbetini beğendiler. Onun imâmlığını onayladılar bunu mektuplar aracılığıyla İbn Rüstem’e ulaştırdılar.[32]

    İbn Rüstem’in birinci defa gelen yardımı kabulü bazı önemli eksikliklerin giderilmesi içindi. Devletin yerli yerinde oturmasından sonra gelen yardımı reddetmesi ise gelen malın zekât olması ve bu zekâtın toplandığı yerdeki fakirlere dağıtılmasının daha öncelikli olduğu düşüncesinden dolayıdır. Birinci defa gelen yardımın zekât olmadığı ikinci defa gönderilen yardımın zekât olmasından dolayı geri çevrilmiş olabileceği de söylenmektedir.[33]Gerekçe her ne olursa olsun elçilerin bütün ısrarlarına rağmen Abdurrahman b. Rüstem, devletin ihtiyaç duymadığı bir yardımı geri çevirerek doğudaki İbâdîler’in gönlünde taht kurabilmiştir.

    Abdurrahman b. Rüstem’in Takip Ettiği Siyaset

    Abdurrahman b. Rüstem imâmet görevine geldikten sonra İbâdîler’in hoşnut olduğu bir siyaset takip etti. Böylece Kuzey Afrika’daki İbâdî cemaatleri Tahert İbâdî imâmeti etrafında toplandılar. İbn Rüstem, Kur’an ve Sünnet’e bağlı, iyiliği emredip kötülükten yasaklayan, zühd sahibi ve çok ibadet eden bir imâmdı.[34] Malikî mezhebine bağlı İbnü’s-Sağîr’in, İbn Rüstem hakkındaki aşağıdaki değerlendirmesi, onun takip ettiği siyasetin anlaşılması konusunda yardımcı olmaktadır: “İbn Rüstem, yönettiği toplumun insanlarıyla övgüye değer güzel bir yaşam sürdü. Onun uygulamalarına hal ve tavırlarına kimse karşı çıkmadı, ona kimse kin beslemedi.”Bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra İbnü’s-Sağîr, İbn Rüstem’in mescitte zayıf, dul ve çaresiz insanların dertlerini dinleyip çözmeye çalıştığını, insanların işlerinden yüz çevirmediğini, hep insanlarla ilgilendiğini, Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadığını kaydetmektedir.[35]

    Rüstemîler döneminde yaşayan İbnü’s-Sağîr, Abdurrahman b. Rüstem dönemindeki kadıların seçkin kişilerden seçildiğini, beytülmâlın dolu olduğunu, güvenlik memurlarının (şurta) görevlerini yerine getirdiğini, zekât memurlarının kimseye haksızlık etmeden gerekli zekât miktarını toplayarak fakir, yoksul, ihtiyaç sahipleri ve görevlilere dağıttıklarını, artakalan devlet gelirlerini Müslümanların yararlı işleri için harcadıklarını belirtmektedir.[36]

    Abdurrahman’ın dönemi huzur ve sükûn içinde geçti, zamanında hiçbir ayaklanma olmadı. O herkes tarafından sevilir ve sayılırdı. Darbımesel olacak kadar nezih bir hayat yaşadığı söylenen İbn Rüstem’in aynı zamanda büyük bir âlim olduğu aktarılmaktadır. Günümüze intikal etmeyen bir tefsiri ve hutbelerini topladığı bir mecmuası olduğu da rivâyet edilmektedir.[37] İbâdî âlimlerden bazıları onun dönemini Hulefâ-yi Raşidin dönemi gibi görmektedir.[38]

    Abdurrahman b. Rüstem’in Halefini Seçmek Üzere Şûrâ Oluşturması

    İbn Rüstem öleceğine yakın günlerde ileri gelen kişileri ve âlimleri toplayıp kendinden sonraki imâmı seçme görevini yedi kişilik bir şûraya havale etti. Şûrâ üyeleri şu kişilerden oluşuyordu: Mesud el-Endelüsî, Ebû Kudâme (ya da Kaddame), Yezid b. Fendîn el-Yefrinî, ‘Imrân (Osman) b. Mervân el-Endelüsî, Abdülvehhâb b. Abdurrahman b. Rüstem, Ebû’l-Muvafık Sa’dus b. Atiyye, Şükr (Şakir) b. Salih el-Kutâmî ve Mus’ab b. Serman (Sedmân).[39] Abdurrahman b. Rüstem 171/787 yılında vefat ettiği rivayet edilmektedir.[40] İbâdî kaynaklar İbn Rüstem’in Hz. Ömer’i örnek edinerek imâmı seçmek için böyle bir şûrâ oluşturduğunu kaydetmektedirler. Ancak İbn Rüstem’in şûrâsı ile Hz. Ömer’in şûrâsı arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Zira Hz. Ömer’den farklı olarak Abdurrahman b. Rüstem, oğlunun halife olarak seçilmesini açık bir şekilde yasaklamamıştır. Hz. Ömer ise oğlu Abdullah’a sadece seçme yetkisini vermişti, seçilme yetkisini vermemişti. Yine Hz. Ömer üç gün zarfında halifenin seçilmesini şart koşmuştu. Abdurrahman b. Rüstem ise bir-iki ay süre tanımıştı.

    İbn Rüstem’in ölümünden sonra şûrâ toplandı. Kimi halife seçecekleri konusunda bir veya iki ay müzakere ettiler. Sonuçta tüm İbâdî Müslümanlar iki kişinin imâmlığına eğilim gösterdiler: Mesud el-Endelüsî ve Abdülvehhâb b. Abdurrahman. Bazıları Mes’ud’un; bazıları ise Abdülvehhâb’ın imâm olarak seçilmesini istediler. Çoğunluk Mesud’un imâm seçilmesi eğilimindeydi. Halkın birçoğu acele davranarak ona biat etmeye koşuştular. Mesud ise zühd ve takvasından dolayı imâmeti istemiyordu. Bundan dolayı kaçıp gizlendi. Bunun üzerine halk Abdurrahman b. Rüstem’in oğlu Abdülvehhâb’a biat etmeye başladı. Mesud halkın kendisini terk ettiğini Abdülvehhâb’a biat ettiklerini duyduğunda o da acele bir şekilde Abdülvehhâb’a ilk biat edenlerden olmak için çabuk davrandı.[41] Abdülvehhâb’ın imâm olabilmesi için ileri gelen İbâdîler’in Mes’ud el-Endelüsî’ye baskı uygulayarak onu imâmetten vaz geçirmiş oldukları da muhtemeldir.[42]Her ne kadar Abdülvehhâb özgür irade ve seçim ile imâm olarak seçildiği söylense de sonuçta işin verâsete dönüştüğü gerçeği göz ardı edilemez. Birçok İbâdî’yi kızdıran husus da bu olmuştur. Ayrıca çoğunluğun Mes’ûd el-Endelüsî’yi imâm olarak seçmek istemelerinin nedeni de imâmetin verâsete dönüşmesine engel olmak istemelerinden dolayıdır.[43] Nihayet bütün inanç ve gayretlerine rağmen bu devlette de imamet saltanata dönüşmüştür.

    BİBLİYOGRAFYA

    ARI, Mehmet Salih, Haricilerin Kurduğu Devlet Rüstemiler, 2009 Van.

    BÂRUNÎ, Süleyman b. Şeyh Abdillah, el-Ezhârü’r-Riyâdiyye fî E’imme ve Mülûki’l-İbâdiyye, Tunus 1986.

    DERCİNÎ, Ebû’l-Abbas Ahmed b. Said b. Süleyman (670/1271), Kitâbu Tabakâti’l-Meşâih bi’l-Mağrib, y.y., t.y.

    el-BEKRÎ; Abdullah b. Abdülazîz b. Muhammed Ebû Ubeyd, el-Muğrib fî Zikri Biladi İfrikıyye ve’l-Mağrib min Kitâbi’l-Mesâlik ve’l-Memâlik, nşr. Baron de Slane, ed. Fuat Sezgin, Frankfurt 1993.

    FIĞLALI, Ethem Ruhi, İbâdiye’nin Doğuşu ve Görüşleri, Ankara 1983.

    HAREİR, İdris Saleh, The Rustumid State 144-296/762-909, University of Utah, Utah 1976, Basılmamış Doktora Tezi.

    HARİRÎ, Muhammed İsa, ed-Devletü’r-Rüstemiyye bi’l-Mağribi’l-İslâmî: Hadaretuha ve Alakatuha el-Hariciyye bi’l-Mağrib ve’l-Endelüs (160-296), Kuveyt 1987.

    HASAN, Ali Hasan, Ahbâru Eimmeti’r-Rüstemiyyîn İbn Sağîr el-Malikî, Kahire 1916.

    HAŞİM, Mehdi Talib, el-Hareketü’l-İbadiyye fî’l-Meşriki’l-Arabî, London 2001.

    HİZMETLİ, Sabri, “Abdurrahman b. Rüstem”, DİA., İstanbul 1988, I, 171-172.

    İBN HALDÛN, Abdurrahman b. Muhammed (808/1405), Kitabü’l-’İber ve Divânu’l-Mübtede ve’l-Haber fî Eyyâmi’l-Arab ve’l-Acem ve’l-Berber ve men Âsarahum min Zevi’s-Sultani’l-Ekber, Beyrut 1968.

    İBN İZÂRÎ, Ebû Abdillah Muhammed el-Merraküşî (695/1295), el-Beyanü’l-Muğrib fî Ahbâri’l-Endelüs ve’l-Mağrib, I-IV, (thk. Georges Colin), E. Levi-Provençal, Beyrut 1983.

    İBNÜ’S-SAĞÎR el-MALİKÎ, (3.yy./9.yy.),Ahbâru’l-Eimmeti’r-Rüstemiyyîn, (thk. Hasan Ali Hasan), Kahire 1984.

    MARÇAİS, Georges, “Tahert”, İA, İstanbul 1993.

    MU’NİS, Hüseyin, Tarihu Mağrib ve Hadaretuhu, I-III, Beyrut 1992.

    MUAMMER, Ali Yahya, el-İbadiyye fi Mevkibi’t-Tarih el-İbadiyye fi’l-Cezâir, Kahire 1979.

    SÂLİM, Abdülaziz, Tarihu Mağribi’l-Kebir el-Asru’l-İslâmî, I-IV, Beyrut 1981.

    ŞEMMÂHÎ, Ebü’l-Abbas Bedruddin Ahmed b. Saîd b. Abdilvahid (928/1522), Kitâbü’s-Siyer, (thk. Ahmed b. Suud es-Seyyabî), Maskat 1987.

    TALBİ, M. “Rustamids” The Encycleopaedia of Islam (New Edition), III. Leiden 1971.

    VERCELÂNÎ, Ebû Zekeriya Yahya b. Ebî Bekr (471/1078), Kitâbu’s-Sîre ve Ahbâru’l-E’imme, (thk. Abdurrahman Eyyub), Tunus ts.

    ZEKKÂR, Süheyl “ed-Devletu’r-Rüstemiyye fi Tihert”, Dirasatu Tarihiye, Sayı: 12 (1403/1983 Şam) ss. 74-90.



    [1] el-Bekrî, s. 67; Vercelânî, s. 58; İbn İzârî, I, 197; Dercinî, I, 19.

    [2]     Sâlim, Tarihu Mağribi’l-Kebîr, II, 539.

    [3]     Vercelânî, 58; Şemmâhî, I, 113; Hasan Ali Hasan, s. 110.

    [4]     Vercelânî, s. 57-58; Dercinî, I, 19-20; Şemmâhî, I, 113.

    [5]     Vercelânî, s. 59; Dercinî, I, 20.

    [6]     Vercelânî, s. 59; Şemmâhî, I, 113.

    [7]     Vercelânî, s. 60; Dercinî, I, 20-21.

    [8]     Hareir, s. 49.

    [9]     Vercelânî, s. 76-77; Dercinî, I, 36

    [10]    İbn Haldûn, el-’İber, VI, 112.

    [11]    Difa’a imâmı: İbâdîler’in gerçek imâmlarının vefatı veya yokluğu sırasında gelecek tehlikelere karşı savunma yapmak için biat ettikleri imâmdır. Geniş bilgi için bkz. Haşim, s. 267-269; Fığlalı, s. 112.

    [12]    Mu’nis, I, 325; Hareir, s. 50-51.

    [13]    Vercelânî, s. 87; Dercinî, I, 42.

    [14]    Hasan Ali Hasan, s. 121.

    [15]    Hareir, s. 51.

    [16]    Bk. Vercelânî, 85-86; Dercinî, I, 40-41; Yâkût el-Hamevî, II, 7.

    [17]    Vercelânî, s. 86-87; Dercinî, I, 41; ayrıca bkz. İbn İzârî, I, 196.

    [18]    Sâlim, Tarihu Mağribi’l-Kebîr, II, 542.

    [19]    Sâlim, a.g.e., 542.

    [20]    Zekkâr, s. 76.

    [21]    Marçais, “Tahert” İA., XI, 630.

    [22]    Harîrî, s. 101-102.

    [23]    İbnü’s-Sağîr, s. 241-242.

    [24]    İbnü’s-Sağîr, s. 242; Vercelânî, s. 88; Dercinî, I, 45; Şemmâhî, I, 125-126.

    [25]    İbnü’s-Sağîr, s. 242.

    [26]    İbnü’s-Sağîr, s. 242-243; Vercelânî, s. 88; Dercinî, I, 45.

    [27]    İbnü’s-Sağîr, s. 243.

    [28]    İbnü’s-Sağîr, s. 243-244.

    [29]    Vercelânî, s. 88; Dercinî, I, 45.

    [30]    İbnü’s-Sağîr, s. 246.

    [31]    Şemmâhî, I, 126.

    [32]    Vercelânî, s. 88; Dercinî, I, 45

    [33]    Dercinî, I, 46

    [34]    Hasan Ali Hasan, s. 123; Fığlalı, s. 101.

    [35]    İbnü’s-Sağîr, s. 241.

    [36]    İbnü’s-Sağîr, s. 248-249.

    [37]    Hizmetli, “Abdurrahman b. Rüstem”, DİA., I, 171.

    [38]    Muammer, el-İbâdiyye fi Mevkibi’t-Tarih, s. 32, 57.

    [39]    Bu isimler hakkında bkz. Vercelânî, s. 89; Dercinî, I, 46; Şemmâhî, I, 130; Bârûnî, s. 99. Vercelânî şûrâ üyelerinin altı kişiden oluştuğunu söyler, fakat yedi kişinin adını sıralar. Dercinî’nin kitabında ise Mesud b. Sedman bulunmamaktadır.

    [40]    Bârûnî, s. 101; M. Talbi, “Rustamids”, III, 639.

    [41]    Vercelânî, s. 89; Dercinî, I, 46-47.

    [42]    Mu’nis, I, 327.

    [43] Daha geniş bilgi için bkz. Mehmet Salih Arı, Haricilerin Kurduğu Devlet Rüstemiler, 2009 Van, s. 49-89.
  • Allah'ın Kur'an'da bildirdiği mümin özelliklerinin belli başlılarını şöyle maddeleştirebiliriz:

    • Müminler ancak Allah'a kulluk ederler. O'ndan başka zihinlerinde ilahlaştırdıkları hiçbir varlık yoktur. (Fatiha, 1/1-7; Nisa, 4/36)

    • Allah'tan korkup-sakınırlar. Allah'ın yasakladığı veya rızasına aykırı olan bir şeyi yapmaktan çok çekinirler. (Âl-i İmran, 3/102; Yasin, 36/11; Tegabün, 64/15-16; Zümer, 39/23)

    • Yalnızca Allah'a güvenirler. (Bakara, 2/249; Tevbe, 9/25-26)

    • Allah'tan başka hiç kimseden korkmazlar. (Ahzab, 33/39)

    • Allah'a şükrederler. Bu nedenle ekonomik yönden darlıkta ya da bollukta olmaları onlara herhangi bir üzüntü ya da böbürlenme vermez. (Bakara, 2/172; İsra, 17/3; İbrahim, 14/7)

    • Kesin bilgiyle iman etmişlerdir. Allah'ın rızasını kazanmaktan dönmek gibi bir düşünceye asla kapılmazlar. Her gün daha şevkli ve heyecanlı biçimde hizmetlerini sürdürürler. (Hucurat, 49/15; Bakara, 2/4)

    • Kur'an'a kuvvetle bağlıdırlar. Tüm hareketlerini Kur'an'a göre düzenlerler. Kur'an'a göre yanlış olduğunu gördükleri bir tavırdan hemen vazgeçerler. (A'raf, 7/170; Maide, 5/49; Bakara, 2/121)

    • Sürekli Allah'ı anarlar. Allah'ın her şeyi gören ve işiten olduğunu bilir, sürekli Allah'ın sonsuz kudretini hatırda tutarlar. (Âl-i İmran, 3/191; Rad, 13/28; Nur, 24/37; A'raf, 7/205; Ankebut, 29/45)

    • Allah karşısında acizliklerini bilirler. Mütevazidirler. (Ancak bu, insanlara karşı aciz görünmek ve ezik tavırlar sergilemek demek değildir.) (Bakara, 2/286; A'raf, 7/188)

    • Her şeyin Allah'tan olduğunu bilirler. Bu nedenle hiçbir olay karşısında telaşa kapılmaz, her zaman serinkanlı ve tevekküllü davranırlar. (Tevbe, 9/51; Teğabün, 64/11; Yunus, 10/49; Hadid, 57/22)

    • Ahirete yönelmişler, asıl hedef olarak ahireti belirlemişlerdir. Ancak dünya nimetlerinden de faydalanır, dünyada da cennet ortamının bir benzerini oluşturmaya çalışırlar. (Nisa, 4/74; Sad, 38/46; A'raf, 7/31-32)

    • Sadece Allah'ı ve müminleri dost ve sırdaş edinirler. (Maide, 5/55-56; Mücadele, 58/22)

    • Akıl sahibidirler. Her an ibadet bilincinde olduklarından sürekli dikkatli ve uyanıktırlar. Devamlı olarak müminlerin ve dinin lehine akılcı hizmetler yaparlar. (Mümin, 40/54; Zümer, 39/18)

    • Tüm güçleriyle Allah adına inkarcılara, özellikle inkarcıların önde gelenlerine karşı büyük bir fikri mücadele verirler. Hiç yılmadan ve gevşemeden mücadelelerini sürdürürler. (Enfal, 8/39; Hac, 22/78; Hucurat, 49/15; Tevbe, 9/12)

    • Hakkı söylemekten çekinmezler. İnsanlardan çekindiklerinden dolayı gerçeği açıklamaktan geri kalmazlar. İnkar edenlerin haklarında söylediklerine, alay ve saldırılarına aldırmazlar, kınayıcıların kınamasından korkmazlar. (Maide, 5/54, 67; A'raf, 7/2)

    • Allah'ın dinini tebliğ etmek. Çeşitli biçimlerde insanları Allah'ın dinine davet ederler. (Nuh, 71/5-9)

    • Baskıcı değillerdir. Merhametli ve yumuşak huyludurlar. (Nahl, 16/125; Tevbe, 9/128; Hud, 11/75)

    • Öfkelerine kapılmazlar, hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar. (Âl-i İmran, 3/134; A'raf, 7/199; Şura, 42/40-43)

    • Güvenilir insanlardır. Son derece güçlü bir kişilik sergiler, etraflarına da güven telkin ederler. (Duhan, 44/17-18; Tekvir, 81/19-21; Maide, 5/12; Nahl, 16/120)

    • Baskı ve zulüm görürler. (Şuara, 26/49, 167; Ankebut, 29/24; Yasin, 36/18; İbrahim, 14/6; Neml, 27/49, 56; Hud, 11/91)

    • Zorluklara katlanırlar. (Ankebut, 29/2-3; Bakara, 2/156, 214; Âl-i İmran, 3/142, 146, 195; Ahzap, 33/48; Muhammed, 47/31; Enam, 6/34)

    • Zulümden ve öldürülmekten korkmazlar. (Tevbe, 9/111; Âl-i İmran, 3/156-158, 169-171, 173; Şuara, 26/49-50; Saffat, 37/97-99; Nisa, 4/74)

    • İnkarcıların saldırı ve tuzaklarıyla karşılaşır, alaya alınırlar. (Bakara, 2/14, 212)

    • Allah'ın koruması altındadırlar. Aleyhlerinde kurulan tüm tuzaklar boşa çıkar. Allah, onları tüm iftira ve tuzaklara karşı koruyarak, onları üstün kılar. (Âl-i İmran, 3/110-111, 120; İbrahim, 14/46; Enfal, 8/30; Nahl, 16/26; Yusuf, 12/34; Hac, 22/38; Maide, 5/42, 105; Nisa, 4/141)

    • İnkarcılara karşı tedbirlidirler. (Nisa, 4/71, 102; Yusuf, 12/67)

    • Şeytanı ve yandaşlarını düşman edinmişlerdir.(Fatır, 35/6; Zuhruf, 43/62; Mümtehine, 60/1; Nisa, 4/101; Maide, 5/82)

    • Münafıklara karşı mücadele eder, münafık karakterlilerle birlikte olmazlar. (Tevbe, 9/83, 95, 123)

    • İnkarcıların zorbalıklarına engel olurlar. (Ahzab, 33/60-62; Haşr, 59/6; Tevbe, 9/14-15, 52)

    • Birbirlerine danışarak (istişare ile) hareket ederler. (Şura, 42/38)

    • İman etmeyenlerin gösterişli yaşantısına özenmezler. (Kehf, 18/28; Tevbe, 9/55; Taha, 20/131)

    • Zenginlik ve mevkiden etkilenmezler. (Hac, 22/41; Kasas, 28/79-80; Nahl, 16/123)

    • İbadetlere titizlik gösterir, namaz, oruç ve benzeri ibadetleri dikkatle yerine getirirler. (Bakara, 2/238; Enfal, 8/3; Müminun, 23/1-2)

    • Çoğunluğa değil, Allah'ın verdiği kıstaslara uyarlar.(Enam, 6/116)

    • Allah'a yakınlaşmak, örnek bir mümin olmak için gayret sarfederler. (Maide, 5/35; Fatır, 35/32; Vakıa, 56/10-14; Furkan, 25/74)

    • Şeytanın etkisine girmezler. (A'raf, 7/201; Hicr, 15/39-42; Nahl, 16/98-99)

    • Atalarına körü körüne uymazlar. Kur'an'a göre hareket ederler. (İbrahim, 14/10; Hud, 11/62, 109)

    • İsraftan kaçınırlar. (Enam, 6/141; Furkan, 25/67)

    • İffetli davranırlar ve Allah'ın istediği şekilde evlenirler. (Müminun, 23/5-6; Nur, 24/3, 26, 30; Bakara, 2/221; Maide, 5/5; Mümtehine, 60/10)

    • Dinde aşırılığa kaçmazlar. (Bakara, 2/143; Nisa, 4/171)

    • Fedakardırlar. (İnsan, 76/8; Âl-i İmran, 3/92, 134; Tevbe, 9/92)

    • Temizliğe dikkat ederler. (Bakara, 2/125, 168; Müddessir, 74/1-5)

    • Müminlerin arkasından konuşmaz, kusurlarını araştırmazlar. (Hucurat, 49/12)

    • Haset etmekten kaçınırlar. (Nisa, 4/128)

    • Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir. (Bakara, 2/286; Âl-i İmran, 3/16-17, 147, 193; Haşr, 59/10; Nuh, 71/28)
  • O gün Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.
  • İHVE-i SELÂSE

    (الإخوة الثلاثة)

    (İslam Ansiklopedisi, cilt: 22; sayfa: 7-8, Mehmet Bulut)

    Allah’ı zorunluluk altına sokan vücûb görüşünün eleştirisi için kullanılan sembolik bir örnek.

    Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî’nin önceleri mensup olduğu Mu‘tezile mezhebini terkedip Sünnîliğe geçişi, bazı kaynaklarda gördüğü rüyalara dayandırılırken bazılarında sembol olarak düşünülen üç kardeş konusunda hocası Ebû Ali el-Cübbâî ile yaptığı münazaraya bağlanmaktadır. Problem, Mu‘tezile’nin adl prensibinin bir sonucu olarak, “Kul için iyiyi, hatta en iyi olanı yaratmak Allah’a vâciptir” şeklinde ifade edilen aslah ve vücûb görüşüne tepki olarak ortaya konulmuştur. Allah’a hiçbir şeyin vâcip olmayacağı görüşünü benimseyen Eş‘arî, bunu ispat etmek için bir “üç kardeş meselesi” tasarlamış ve hocası Ebû Ali el-Cübbâî’ye biri mümin, diğeri kâfir, üçüncüsü de henüz çocukken ölen üç kardeş hakkındaki kanaatini sormuştur. Cübbâî’nin birincisinin cennete, ikincisinin cehenneme konulacağı, üçüncüsünün ise azaptan kurtulmakla birlikte cennete giremeyeceği şeklinde cevap vermesi üzerine Eş‘arî üçüncü kardeşin şöyle itiraz edebileceğini söylemiştir: “Rabbim! Bana ömür verseydin de sana iman ve itaat ederek yaşasaydım ve cennete girseydim. Benim için en uygun olanı yapman gerekirdi”. Cübbâî, bu itirazı Allah’ın söz konusu çocuk için en uygun olanı yarattığını, zira yaşadığı takdirde âsi olup cehenneme gireceğini söylemek suretiyle cevaplamışsa da Eş‘arî bu çözümün kâfir olan kardeşe uygun düşmediğini hatırlatmış ve kendisinden tatminkâr bir cevap alamadığını ifade etmiştir.

    İhve-i selâse meselesi genel olarak Eş‘arî’nin Mu‘tezile’yi terkediş sebebi olarak gösterilse de bazıları, Eş‘arî’nin bu soruları Mu‘tezile’yi terkettikten sonra onların ilâhî bilgi ve adalet görüşlerinin Sünnî görüş karşısındaki tutarsızlığını göstermek amacıyla ortaya attığını ileri sürerler. Üç kardeş meselesi çoğunlukla Mu‘tezile’nin aslah prensibiyle irtibatlandırılarak anlatılır. Halbuki aslah telakkisini Bağdat Mu‘tezilîleri benimseyip Allah’a vâcip görürken Basra Mu‘tezilîleri bunu vâcip değil bir ilâhî lutuf olarak kabul ederler (bk. ASLAH). Basra Mu‘tezilîleri’nden olan Cübbâî’nin de aslah fikrini savunmadığına, hatta onun aleyhine kitap yazdığına dair görüşler bulunmaktadır. Ayrıca Eş‘arî, Mu‘tezile gruplarının çeşitli görüşlerini naklederken aslah ve vücûb çerçevesine giren meselelere temas ettiği halde (Maķālât, s. 250) ihve-i selâseden söz etmemektedir. Erken devir Eş‘arî biyografi ve kelâm kitaplarında da bu mesele bir malzeme olarak kullanılmamaktadır. Hatîb el-Bağdâdî, Eş‘arî’nin Târîħu Baġdâd’daki biyografisinde üç kardeş meselesine temas etmemiştir. Eş‘arî’nin kelâmî görüşlerini müstakil bir kitapta toplayan İbn Fûrek de onun bakışı açısından dini benimseme ve yaşama yönünden çeşitli gruplara ayırdığı insanların uhrevî durumları hakkında fikir beyan ederken (Mücerredü’l-Maķālât, s. 144) üç kardeş konusuna değinmemiştir. Abdülkāhir el-Bağdâdî de Cübbâî ile Eş‘arî arasında geçen fikrî tartışmalardan söz ettiği halde ihve-i selâse meselesine yer vermez (el-Farķ, s. 110-111, 220-223). Gazzâlî ise Mu‘tezile’nin salâh ve aslah görüşünü eleştirip ilâhî iradenin sınırlandırılamayacağını ortaya koyarken üç kardeş örneğini onlara karşı kullanmakta, fakat bunların kardeş olduklarını belirtmemekte ve Eş‘arî tarafından kullanıldığından da söz etmemektedir. Gazzâlî bu meseleyi farklı bir olay olarak değil, problemi ortaya koyan hayalî bir senaryo olarak görmektedir (el-İķtiśâd, s. 184). Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî ve mensupları hakkında biyografik bir eser olan Tebyînü keźibi’l-müfterî müellifi İbn Asâkir de Eş‘arî’nin Ehl-i sünnet’e geçişini Hz. Peygamber’in rüyadaki irşadına bağlarken (s. 38-43) üç kardeş meselesini söz konusu etmemektedir.

    İhve-i selâse meselesini Cübbâî ile Eş‘arî’ye ilk defa nisbet eden Fahreddin er-Râzî olup olay ondan sonra tarihî bir vâkıa şeklinde aktarılmıştır. Râzî, bu iki şahsı karşı karşıya getirmekle birlikte olayı Eş‘arî’nin mezhepten ayrılış sebebi olarak da göstermemektedir. Onun nakline göre Eş‘arî, hocasından ayrıldıktan sonra aralarındaki soğukluk artarak devam etmiştir. Bir gün Cübbâî’nin meclisine gizlice giden Eş‘arî, dinleyicilerden bir kadından rica ederek hocaya bu meseleyi sormasını istemiş, kadın soruyu sorunca hoca böyle bir meseleyi bir kadının sormasından şüphelenmiş, bu arada Eş‘arî’yi görmüş ve durumu anlamıştır (Mefâtîĥu’l-ġayb, XIII, 185). Daha sonra İbn Hallikân, Zehebî, Sübkî, Îcî, Teftâzânî ve Taşköprizâde eserlerinde üç kardeş meselesine yer vererek hadiseyi Eş‘arî’nin Mu‘tezîle’den ayrılış sebebi olarak göstermişlerdir. Mu‘tezile kaynaklarında ise konu hiç yer almamıştır. Öyle anlaşılıyor ki ihve-i selâse meselesi başlangıçta tarihî bir olay olma yerine problematik bir örnek olarak ortaya çıkmış, Râzî bunu Eş‘arî’nin Cübbâî’ye karşı üstünlüğünü tescil etmek ve onun şöhretini arttırmak amacıyla bir senaryo haline getirmiştir.

    BİBLİYOGRAFYA:

    Eş‘arî, Maķālât (Ritter), s. 250; İbn Fûrek, Mücerredü’l-Maķālât, s. 144; Bağdâdî, el-Farķ (Kevserî), s. 110-111, 220-223; a.mlf., Uśûlü’d-dîn, İstanbul 1346 → Beyrut 1981, s. 130-133; Gazzâlî, el-İķtiśâd fi’l-iǾtiķād (nşr. İbrahim Agâh Çubukçu - Hüseyin Atay), Ankara 1962, s. 184-185; İbn Asâkir, Tebyînü keźibi’l-müfterî, s. 38-43; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîĥu’l-ġayb, XIII, 185; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 285; Zehebî, AǾlamü’n-nübelâǿ, XV, 89; Sübkî, Ŧabaķāt (Tanâhî), III, 356; Adudüddin el-Îcî, el-Mevâķıf, Kahire, ts. (Mektebetü’l-Mütenebbî), s. 329; Teftâzânî, Şerĥu’l-ǾAķāǿid, İstanbul 1310, s. 16; Taşköprizâde, Miftâĥu’s-saǾâde, Beyrut 1405/1985, II, 134; İbnü’l-İmâd, Şeźerât, II, 303; Abdurrahman Bedevî, Meźâhibü’l-İslâmiyyîn, Beyrut 1979, I, 492-502; W. Montgomery Watt, İslâm Düşüncesinin Teşekkül Devri (trc. E. Ruhi Fığlalı), Ankara 1981, s. 380-382; Rosalind W. Gwynne, “Al-Jubba’i, al-Ash’ari, and the three brothers: The uses of fiction”, MW, LXXV/3-4 (1985), s. 132-161; Avni İlhan, “Aslah”, DİA, III, 495.
  • BİR KAÇ İYİ FİLM :))
    Film önerisi isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum..

    1- Yağmur Adam (Otizm)
    2- Benim Adım Sam (Zeka geriliği olan bir baba ve kızı)
    3- Sol ayağım (Fiziksel engeli olan bir adam)
    4- Guguk Kuşu (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    5- Aklım Karıştı (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    6- Akıl Oyunları (Şizofreni)
    7- Wilber Ölmek istiyor (İntihar ve Depresyon)
    8- İçimdeki Deniz (Ötenazi isteyen bir adam)
    9- Kimlik (Çoklu kişilik bozukluğu)
    10- Şanslı
    11- Atlı Karınca
    12- Zenne
    13- Siyah Kuğu (Mükemmliyetçilik psikolojik gerilim)
    14- Gözlerimi de Al (Karı koca ilişkisi)
    15- Karanlıktakiler (Sosyofobi- cinsel taciz)
    16- Otomatik Portakal (Vicdan deneyi- vicdan var mıdır? var edilebilir mi?)
    17- Sineklerin tanrısı (İnsanların medeniyetten uzaklaştıklarında “id” lerinin nasıl devreye giridğini anlatıyor)
    18- Babam Büfe (Fakir bir aile yapısı)
    19- Benny’nin Videosu (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    20- Funny Games (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    21- Hayat güzeldir (Nazi Almanyası, baba oğul ilişkisi)
    22-İnsomnia (Polisiye , gerilim uyuyamayan bir polisin maceraları)
    23- Akıl defteri (Hafıza Kaybı)
    24- Tehlikeli ilişki (Freud- jung)
    25- Dövüş kulübü (Saldırganlık)
    26- Ceket (Psikolojik gerilim)
    27- Truman şov (Kurgu bir yaşamda insan psikolojisi)
    28- Makinist (Uykusuzluk problemi- insomnia)
    29- Gizli pencere (Paranoya)
    30- Nietzsche Ağladığında
    31- Sen ne dilersen (İki kız kardeşin ilişkisi
    32- Dönüş (Aile içi ilişkiler)
    33- Yirmi Üç (Takıntılı kişilik)
    34- Sil Baştan (İki farklı kişiliğin beraberliği- bilinçte yolculuk)
    35- Piyano öğretmeni (Aşırı tutucu bir kişilik ve beraberinde getirdiği cinsel sapkınlığı anlatan bir film)
    36- Takva
    37- Büyük balık (Baba- oğul ilişkisi)
    38-Abim evin tek çocuğu (Aile ilişkileri- özellikle kardeş ilişkisi üzerinde durulmuş)
    39- Beyza’nın kadınları (Çoklu kişilik bozukluğu)
    40- Max ve Mary (Asperger sendromu)
    41- Babam ve Oğlum
    42- Benim Adım Khan / Konusu: Rizwan Khan Otizm türü rahatsızlığı olan sperger sendromu hastasıdır..
    43-Beşir'le Vals
    44- İnception
    45- 3 İdiot
    46- Her Çocuk Özeldir
    47- 28 Gün (Bağımlılık ve Alkol)
    48-Yukarıya Bak (Animasyon)
    49- Sybil
    50- Oğul Odası
    51) Ekim Düşü
    52) Muhteşem Üçlü
    53) Gökten İnen Melek
    54) Son Armağan
    55) Kırmızı Köpek
    56) Tavuklar Firarda
    57) Neşeli Günler
    58) Yumurcak (Yabancı Film)
    59) Altına Hücum
    60) Düşler Ülkesi
    61- Gen
    62- Ölü Ozanlar Derneği
    63- The Game
    64- Black (Kör bir kız çocuğunun hayatı)
    65- Billy Elliot
    66- Forrest Gump
    67- Atlıkarınca
    68- Tavşan Deliği
    69- Herkes Mi Aldatır?
    70- Mozart ve Balina
    71- Good Will Hunting (Can Dostum)
    72- American Psycho
    73- Rüzgar gibi geçti
    74- İn Treatment (Dizi Film, her bölüm bir danışma seansıdır)
    75- Lie To Me (Beden Dilini Anlatmaktadır)
    76- Sherlock Holmes (Psikolojik analizler ve vaka çözümlemeleri)
    77- Umudunu Kaybetme
    78- Zindan Adası
    79- Zoraki Kral
    80- Öğretmenim Mori
    81- Özgürlük Yazarları (Varoş bir okulda bir idealist öğretmenin verdiği mücadele)
    82) The Mentalist (Dizi)
    83- Uçurtmayı Vurmasınlar
    84- Kelebek Etkisi
    85-Çıldırış
    86- Ghajini
    87- Kuzuların Sessizliği
    88- Kır Zincirlerini
    89- Aile Babası
    90- Başkalarının Hayatları
    91) K Pax (Uzaydan geldiğini söyleyen bir adamın ilginç anlatıları)
    92) Shine (Pırıltı) (Sıradışı kabiliyetli bir çocuğun müzikteki başarısı ve ailesini bir arada tutma çabası anlatılmaktadır)
    93) Tabutta Rövaşata (Evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir)
    94) Anayurt Oteli (Otel müdürünün birbirine benzeyen olaylar içinde, iç dünyasındaki fırtınaları dizginlemeye çalışmasını anlatır)
    95) Kader ve Masumiyet (Hayat kadınına saplantılı bir adam olan Bekir (Haluk Bilginer), hapisten yeni çıkmış amaçsız biri olan Yusuf (Güven Kıraç) ve annesinin hamileyken yediği dayaktan dolayı sağır ve dilsiz doğan Çilem (Melis Tuna) etrafında gelişen sıradan olayları ele alır)
    96) Six Feet Under (Dizi) (Geçimlerini başkalarının ölümlerinden kazanan bir ailenin hikâyesi)
    97) Fil (Elephant) (Okulda şiddeti konu alıyor
    98) Prestij (Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsü anlatılmaktadır
    99) Korkuyorum Anne (İnsan nedir ki? Film bunu merak ediyor)
    100) Mama-Anne-(2013): Anne babalarının öldürülmesinden sonra ormanda kaybolan iki kız kardeşin hikayesi. Kızlar yıllar sonra kurtarılır ancak yeni hayata adapte olabilecekler mi ?
    101) Life Of Pi -Pi'nin Hayatı- (2012): Okyanusun ortasında bir salda mahsur kalan Pi'nin hayatta kalma savaşı. Pi keskin zekası ile bu savaşı kazanacak mı acaba ? Dev kaplan ile birlikte yaşamayı öğrenip adaya varacak mı ?
    102) Lorenzo'nun Yağı(1992): 7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    103) Fil Adam-The Elephant Man (1980): Genetik şekil bozukluğu. John Merrick'in hayatının anlatıldığı filmde John Merrick' in görünüşünden dolayı gördüğü kötü muamele ve biz insanların yapabileceği kötülüğün sınırının olmadığını gözler önüne seren bir baş yapıt.
    104) Yazı- Tura (2004): Doğu Anadolu bölgesinde askerlik yapan iki gencin hayatları boyunca atlatamadıkları travmalarını ele alıyor film.
    105) Cennetin Rengi (1999): Dramatik bir İran filmi. Görme engelli Muhammed'in çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalıştığı masalsı hikayesi. Baba evlilik planlarını bozacağından korktuğu Muhammed'ten kurtulabilecek mi ?
    106) Cennetin Çocukları (1997): Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra'nın aynı ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü.
    107) Mozart ve Balina(2005): Otizmin bir türü olan Asperger sendromlu olan iki gencin aşk hikayesi. Donalt ve Isabella toplumun baskısını, asperger sendromunun getirdiklerini yenip ortak bir hayat kurabilecekler mi ?
    108) 21 Gram(2003): Bir kaza sonucu yolları kesişen 3 kişinin yaşadıklarını ele alan filmde ayrıca "şans" denen şeyin geçmiş, şimdi ve gelecek zamanda hayatları nasıl etkilediği ele alınmıştır.
    109) Şifre Merkür(1998): 9 yaşında otistik bir çocuğun Amerikan hükümeti güvenlik birimi tarafından yapılan hiç kimsenin çözemeyeceği bir şifre olan "merkür"ü kırması ve başından geçenler anlatılmaktadır.
    110) Maraton-Marathon(2004): otistik Cho-won' un yılmamak ve yorulmamak prensibi ile devam ettirdiği hayatını ele alıyor film.
    111) Kelebekler Hürdür- Butterflies Are Free(1972): Don, ailesinde, toplumdan uzak hayatını devam ettirmeye çalışan bir genç. Yaşadığı yerde hippi bir kız olan Jill ile tanışır aşık olurlar. Jill Don'a yaşama sevinci aşılayabilecek mi ?
    112) Kelebeğin Rüyası(2013): Veremli iki şairin 2. dünya savaşı döneminde halka şiiri sevdirme çabası ve kendi geleceklerini kurabilme adına gösterdikleri çabayı ele alıyor film.
    113) Ben X(2007): Ben otistik bir gençtir. Çevresiyle uyum sorunları yaşamaktadır. Ben, internet ortamında oynanan bir oyunda gerçek hayatında olduğunun tam tersi bir hayat kuracaktır kendisine.
    114) Koro(2005): Müzik öğretmeni Clement yatılı bir okula müdür olarak atanır. Kendisinden bu yatılı okuldaki çocukları rehabilite etmesi beklenilir ancak çocukların umursamazlıkları ve baskıcı eğitim sistemi başlarda onu hayal kırıklığına uğratır ancak Clement müziğin gücünü kullanacaktır.
    115) Ron Clark'ın Hikâyesi-The Ron Clark Story(2006): Gerçek bir hikayeden alınan filmde öğretmen Ron Clark'ın öğrencilerinin hayatını nasıl etkilediğini izleyiciye sunan biyografi filmi.
    116) İnception-Başlangıç(2010) : Rüya içinde rüya. Bilim kurgu ve aksiyon dolu bir film. Filmin başrol oyuncusu Leonardo Dicaprio için zihnin bilinçaltı derinliklerinde saklı değerli bilgileri çalmak için rüya görme anı kadar daha değerli bir an olamaz.
    117) Erkek Severse (1994): Alkolizmin pençesinde bir aile ve bu ailenin bu büyük soruna rağmen sevgi ve aşk ile birbirlerine destek olma çabaları
    118) Saklambaç(2005): Annesi intihar ettikten sonra Emily depresyona girer psikiyatrist olan babası kızına yardımcı olmaya çalışır ancak kendisi de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Yeni taşındıkları evde Emily hayali bir arkadaş edinmiştir.
    119) Benden Bu Kadar(1997): Udall "obsesif kompülsif" başarılı bir yazardır.
    120) Kevin Hakkında Konuşmalıyız(2011): Çocuk gelişimi ve anne çocuk ilişkisini ele alan filmde anne Eva kariyerini ve planlarını bir kenara bırakarak çocuğu Kevini dünyaya getirir. Ancak Kevin toplumsal normlardan uzak kurallara aykırı bir hayat yaşar, çete gruplarına katılır. Anne Eva çocuğunun davranışlarından dolayı derin bir sorumluluk duymakta ve nerde hata yaptığını sorgular.
    121) Tehlikeli Oyun-Die welle (2008): 1967 yılında Kaliforniya'da geçen gerçek bir olayı perdeye aktaran filmde insanları robotlaştıran ideolojilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. The Wave grubu ilk başlarda dayanışma, saf bir birliktelik olarak ortaya çıkmışsa da durum kontrolden çıkmaya başlar ve farklı boyutlara ulaşır
    Toplum psikolojisi nasıl harekete geçirilir nasıl bir tehlikeli bir hal alır, bunu anlatıyor. Olay bir lisede geçiyor. Basit bir proje ödevi olarak başlayan hareket, çok tehlikeli bir hale dönüşüyor.
    122) Experiment (Deney): Bir bilim adamı grubunun, hapishane ortamına deney yapmak amacıyla girmesini ve sonrasında işlerin çığırından çıkmasını konu almaktadır.
    123) Billy Elliot(2000): Billy 11 yaşında bir çocuktur ancak yaşına fazlasıyla olgundur. Yeri geldiğinde babası ve abisi ile birlikte grevlere katılmaktadır. Ancak Billy bir gün bale yapmak istediğini söylediğinde ailesi nasıl bir tepki verecektir ?
    124) 12 Kızgın Adam-12 angry man (1957): Grup psikolojisinin, yabancı düşmanlığının kararları vermede ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan bir film. Filmde babasını öldürmekle suçlanan latin amerikalı genci suçlu bulan 11 jüri üyesi ve genci suçsuz bulan 1 jüri üyesinin arasında geçen muhteşem diyologlar.
    125) İçinde Yaşadığım Deri(2011): Tarantula adlı romandan çevrilen filmde Ünlü bir plastik cerrahın kaza sonucu yanan eşine deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşması, eşinin intiharı ve bu intihar sonucu psikolojik travma yaşayan küçük kızını konu alır ancak olanlar sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Plastik cerrahın kızı tecavüze uğrar ve baba intikam için tecavüzcü üzerinde deri deneyleri yapar.
    126) Amedeus (1984):8 dalda Oscar ve birçok ödül kazanan filmde ünlü besteciler Amadeus Mozart ile Antonio Salieri' nin başından geçenlere tanık olacaksınız.
    127) Beethoven'i Anlamak -Copying Beethoven (2006): Beethoven' ı daha iyi, daha yakından tanımak isteyenler için güzel bir film. Sağırlığı giderek artmakta olan Beethoven son bestesini bitirmeyi hedeflediği sürede bitirip başarısına başarı katabilecek mi ?
    128) Küçük Gün Işığım(2007): Hoover ailesinin küçük bireyi yarışmaya katılmak için ailesini ikna eder ve calofirniya' ya doğru eğlenceli bir yolculuk başlar.
    129) Bir Zamanlar Anadolu'da(2010): Bir Nuri Bilge CEYLAN filmi. Filmde cinayet soruşturmasında doktor ve savcının 12 saatlik gerilimli hikayesi.
    130) Baran -Yağmur(2001): Majid Majidi yapımı bir iran filmi. Büyük bir kinin derin bir aşka dönüşmesinin hikayesi.
    131) Kulübe-Enter Nowhere(2011): Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    132) Kız kardeşimin Hikâyesi(2009): Kate adından çocukları olan çift kısa bir süre sonra çocuklarının lösemi olduğunu ve ilik nakli yapılmazsa bir kaç yıldan fazla yaşayamayacağı bilgisi ile hayatları altüst olur. Çift bir çare olarak Anna adında bir bebek daha yaparlar ve 11 yaşında kate'e böbrek nakli yapılması gerekmektedir. Ancak anna kendisinin bu amaçla kullanılmasına karşı ailesine dava açar.
    133) Dorothy Mills(2008): Ailesini trafik kazasında kaybeden bir psikiyatrist ve daha sonrasında yolları kesişen aynı kazadan kurtulan bir kız çocuğu ile yaşadığı garip olaylar.
    134) Uyanış -Awakenings- (1990) (Dr. Sayer, uzun süre bilincini kaybetmiş hareketsiz bir nevi koma durumunda olan hastalarını iyileştirmek amacıyla çabalamaktadır. L-Dopa adlı ilacı deneyecektir ancak pahalı olduğu için sadece bir kişi üzerinde deneyecektir. Ancak ilacın yan etkileri de kaçınılmazdır.
    135) Behzat Ç. -Seni Kalbime Gömdüm-
    136) Aynı Yıldızın Altında (2014) – 3 yıldır troid kanseri ile boğulan 16 yaşındaki bir genç kız ve kanserli hastalar için oluşturulan terapi grubunda yaşadıkları.
    137) Lorenzo’nun Yağı(1992) –7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    138) Sevgili Öğretmenim (1967) – Asıl mesleği mühendislik olan Thackeray iş bulamadığından öğretmenlik yapar. Ancak idealist öğretmenimizi okulun haylaz öğrencileri rahat bırakmayacaktır. Thackeray pes edecek midir ?
    139) Tedavi – The Great Hypnotist(2014) – Xu, alanında uzman bir o kadar da ukala çinli, bir psikiyatristir. Hayalet gördüğünü iddia eden hastasına inanmamakta ve hastasını hipnoz terapisine alacaktır.
    140) Musaranas (2014) – 1950 İspanyasında geçen psikolojik gerilim filminde Montse agorafobisi (açık alan korkusu) bir bireydir. Hayatı bir apartman dairesinde geçmektedir. Montse hayatının kalanını bu apartman dairesinde mi geçirecek yoksa başına çok daha farklı olaylar mı gelecek ?
    141) Edit ve Ben (2009)– Psikoloji bölümü okuyan genç zekasını arttırmak amacıyla kendisine çip taktırır ancak içinde yapay bir benlik olması nedeniyle birçok tuhaf olay yaşayacaktır. Bir yandan da otistik olan matematik dehasının gizli araştırmanın formülünü çözmesi Edit ile yakınlaşmasını sağlar.
    142) İnfaz-Calvary (2014)– Psikolojik ögelerin yer aldığı bir kara komedi filmi. Günah çıkartmak için Rahibi ziyaret eden bir adam rahibe onu öldüreceğini söyler ancak rahip adamın yüzünü görememiştir. Rahip bir yandan ölüm hazırlıkları yaparken bir yandan da bu adamın kim olduğunu bulmaya çalışır.
    143) Koku -
    144) Yalanın İcadı –
    145) 12 yıllık esaret
    146) Şeytan Üçgeni -Triangle (2009) – Arabasıyla giderken çaptığı bir martı nedeniyle trafik kazası geçiren Jess, bu kazanın hayatının değiştireceğini sonradan öğrenecektir.
    147) İhtiyarlara Yer Yok (2007)- Birçok ödül alan filmde uyuşturucu çetelerinin kanlı bir pazarlığına denk gelen Moss'un hikayesine yer verilmektedir. Moss parayı alıp gidecektir ancak akşam yaralı birisine yardım amacıyla tekrar dönecektir. Ancak başına neler geleceğinin farkında değildir
    148) Yüksek Tansiyon (2003)– Psikopat bir katilin evdekileri teker teker öldürmesini ele alan gerilim dolu bir film.
    149) İhtiyar Delikanlı -Old Boy (2003)– Muhteşem bir psikolojik film. 15 yıl boyunca tek başına bir odada esir tutulan bir adam ve yaşadıklarının hikayesi. Aklını yitirmemesi için Oh Dae-Su' ya şizofreni ilaçları verilmektedir. Oh Dae-Su bu esaretten kaçıp kurtulabilecek mi ?
    150) Yalın Ayak -Barefoot(2014) – Annesini kaybetmiş, psikiyatrik bir hasta olan Daisy, zengin bir ailenin çocuğu olan Joy ile tanışır. Romantik komedi tadında saflık ve masumiyet dolu bir film.
    151) Kayıp Otoban -Lost Highway (1997) – Fred, eşinin geçmişinden habersiz onunla evlenir ancak işler yolunda gitmeyecektir. Fred' in kişilik bölünmesi yaşaması, cinayet, bir korku hikayesi ..
    152) Enter Nowhere -Kulübe (2011) – Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    153) Onur Savaşı (2012)– Küçük bir kız tarafından cinsel istismar ile suçlanan ve sonrasında da toplumsal histeriye maruz kalan bir adamın dramatik hikayesi. Film birçok ödül almıştır.
    154) Etki Altında Bir Kadın (1974) – Bir ev kadınının eşi ve çocuklarıyla kendini var etme çabası. Mabel'in manik davranışları, çok fazla gülmesi gibi bir çok psikolojik rahatsızlığı ile eşi baş edebilecek mi ? Toplumsal eleştiri ögelerini de barındıran film ağır gelebilir ancak izlenilmesi tavsiye edilir.
    155) Trainspotting (1996)-(Psikolojik, Macera, Uyuşturucu kullanımı)
    156) Öldüren Sis -The Mist (2007) – Tutucu insanların bulunduğu bir kasaba ve bu kasabada bulunan hür düşünceli gençler..
    157) İntihar Odası (2011) – ( Farklı bir birey olan Dominik depresyonun eşiğine gelmiştir. Ailesinden ilgi görmeyen ve sürekli dışlanan Dominin kendini internet oyununa verir. İşte bundan sonra olanlar olur.
    158) Davetsiz -The Uninvited (2009) – Annesinin ölmesi üzerine travma yaşayan ve bir süre psikiyatri kliniğinde yatan genç bir kızın hikayesi. Babasının bir hemşire ile evlenmesi genç kızın depresyon yaşamasına neden olacaktır.
    159) Bir Rüya İçin Ağıt (2000)– Uyuşturucu bağımlılığı olan bir genç ve televizyon bağımlılığı olan annesi arasında giderek yükselen bir uçurum ve iletişimsizlik.
    160) Şampiyon -The Wrestler (2008) – Ünlü bir güreşçinin kalp krizi sonrası şov dünyasına veda etmesi ve tezgahtar olarak işe başlaması. Ailevi bağları bozulmuş bir adamın hikayesi.
    161) Bipolar (2014) - Harry çekingen bir adam ve aynı zamanda bipolar bozukluğu olan bir hastadır. Yeni bir tedaviyi denemek üzere bir kliniğe yatar ve tüm günü kamera ile izlenilecektir. Harry düzelme gösterebilecek mi ?
    162) Kukla - The Beaver (2011) – Sıkıntılarla dolu günler sonrası hayatını ve ailesini yeniden keşfe çıkan bri adamın hem esprili hem de duygu yüklü hikayesi.
    163) Phobe Harikalar Diyarında (2008) – Geniş bir hayal gücüne sahip olan bir çocuk ve kendini Alice Harikalar Dünyasında piyesi için olan rolüne fazlasıyla kaptırması nedeniyle kendini birden bu dünyanın içinde buluverir.
    164) Sineklerin Tanrısı (1963) - Bütün yetişkin insanların öldüğü bir uçak kazasında hayatta kalan küçük bir grup küçük çocuk ve hayatta kalma savaşları.
    165) Aklım Karıştı (1999) Bir gencin 18 ay boyunca akıl hastanesinde kalışı ve yaşadıkları
    166) Ara (2008) - Tek bir apartman dairesinde geçen filmde 4 kişinin birbirini seven ve aldatan, kıran ama bırakmayan hikayelerini ele alınmaktadır.
    167) Aç Gözünü (1997) – Psikolojik gerilim filmi. Çok güvendiği güzel yüzünü kaybedince Cesar'ın hayatı çok farklı bir yöne doğru gidecektir.
    168) Beyaz Köpek (1982) (Klasik Koşullanma) Eski sahipleri tarafından sadece siyahları saldırması ve öldürmesi yönünde eğitilmiş bir köpek. Yeni sahibi bu köpeğin koşullamasını söndürebilecek mi ?
    169) Büyük Yalnızlık –
    170) Cennet –
    171) Gölgesizler –
    172) Güneş Yanığı –
    173) Küçük Kıyamet
    174) Solaris –
    175) Gerçeğe Çağrı –
    176) Küp –
    177) Ölüm Kitabı (Misery)
    178)Esaretin bedeli
    179)godfather 1-2
    180)kaplumbağlarda uçar
    181)bajrangi bhaijaan
    182)rab ne de bana di jodi
    183) Ekşi Elmalar
    184)Azap yolu
    185) Öteki
    186) Kadın kokusu
    187) La la land
    188)Benim komşum bir melek
    189)Bay hiçkimse
    190) Yaralı yüz
    191) Paramparça köpekler ve aşklar
    192) Ateş böceklerinin mezarı
    193) Cesur yürek
    194) Gladyatör
    195) Özgürlük yolu
    196) The İntouchables ( Can dostum )
    197) Aynı Yıldızın Altında
    198) Leon ( Sevginin gücü )
    199) Lucy
    200) Karanlıkta dans
    201) Remember ( Hatırla)
    202) Zorba
    203) Peekay
    204) Ekmek ve çiçek
    205) Sarhoş atlar zamanı
    206) Kirazın tadı
    207) Kış uykusu
    208) Üç maymun
    209) Şimdi yada asla
    210) Piyanist
    211) Yeşil yol
    212) Prestij
    213) Çingeneler zamanı
    214) August Rush
    215) Amelie
    216) Otomatik Portakal
    217) Ucuz Roman
    218) Rezervuar köpekleri
    219) Zincirsiz
    220) Kanlı elmas
    221) Adalet
    222) Schindler'in listesi
    223) Er Ryan'ı kurtarmak
    224) V for vandetta
    225) Köprüdeki kız
    226) The revenant ( Diriliş)
    227) Gone girl ( Kayıp kız )
    228) Titanic
    229) Nostalghia
    230) Libertarias
    231) Özgürlüğe giden uzun yol

    Film listesi Facebook/Yeraltı Edebiyatı Sayfası Admin’inin kişisel tercihleri ve sayfa üyelerinin desteği ile oluşturulmuş, yaklaşık bir yıldır faydalanmakta olduğum listedir. Ben sadece aracıyım, sitede böyle bir ihtiyaç gördüğüm için paylaştım. Teşekkürler oluşturulmasında emeği geçenleridir.