Ferdi Yılmaz, bir alıntı ekledi.
01 Nis 18:27 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Aydınlanmanın Bazı Önemli Fikirleri
1. İnsan doğuştan günahkâr değildir.
2. Yaşamın hedefi öteki dünya değil, yaşamın kendisidir.
3. Dünya'da iyi yaşamanın koşulu, insanın zihnini cehaletten ve boş inançlardan kurtarmasıdır.
4. Cehaletten ve devletin keyfi müdahalelerinden kurtulmuş insan ilerlemeye ve mükemmelleşmeye muktedirdir.
5. Her şey birbiriyle bağlantılıdır ve büyük Tanrısal düzenin bir parçasını oluşturur.

Herkes İçin Felsefe, Richard OsborneHerkes İçin Felsefe, Richard Osborne
Ezgi, Sinekli Bakkal'ı inceledi.
01 Nis 13:45 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sinekli Bakkal, 2.Abdülhamid döneminde geçmektedir. Roman, Kız Tevfik diye anılan orta oyuncusu ve imamın kızı Emine ile başlar. Birbirine sevdalanan bu iki genç, imamın bütün itirazlarına rağmen evlenir. Ama kısa süre sonra Emine'nin yaşayış ile Tevfik'in yaşayış tarzında sorunlar ortaya çıkar ve boşanırlar. Tevfik sürgüne yollanır. Emine ise baba evine geri döner. Ancak baba evine döndüğünde hamiledir. Emine, kızı Rabia'yı aynı kendi din öğretileri içinde yetiştirir. Dedesi ona sürekli cehennem azabından ve babasının ne kadar günahkar olduğundan bahseder. Rabia, bir süre sonra mevlid okumaya başlar. Ve ünü bütün İstanbul'a yayılır. Selim paşa onu himaye eder. Türk musiki dersleri almaya başlar. Ve Rabia'nın macerası bundan sonra başlar.
Roman batı-doğu çatışmasını muazzam bir biçimde veriyor. Peregrini ve Dede Efendi'nin musikiyle birlikte verilen şark ve garb düşünceleri gerçekten inanılmaz. Hiç sıkılmadan okuyorsunuz. Bir kadının köklerine ne kadar bağlı olduğunu, anne kavramını, mahalle kavramını, affetmeyi, hoşgörmeyi öğreten bir kitap. İnançları, doğruları uğruna hayatlarından vazgeçmeyenler için.

https://gaiadergi.com/...rtacagda-cadi-avi-1/

Kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı: Ortaçağ’da cadı avı

Bu yazıyı biraz kapsamlı olması sebebiyle iki bölüm olarak yayınlamak istedik. Şimdi okuyacağınız bölümde Ortaçağ’ın kadınlarını, kadınlığı ve bunun bir yansıması olarak şekillenen cadı avı sürecini anlatmaya çalışacağım. Giriş kısmında Hristiyanlık dininin etkisiyle oluşan kadın figüründen bahsederek kadının genel durumu hakkında bilgi vermeye çalışacak, 1. kısımda dönem kadınlarının günlük hayatta, hukukta, dinsel hayatta, fahişelikte ve evlilik ile aile yaşantısındaki durumlarına genel bir çerçeve çizeceğim. Sonrasında yayınlanacak bölümün, ilk kısmında ise asıl odak nokta olan “Cadı Avı”nın tarihçesine, hangi koşullarda ve ne şekilde oluştuğuna değinilecek. Sonuç kısmı da dönemin egemen kadın imgesinin cadı avını nasıl biçimlendirdiğine dair bir değerlendirme niteliğinde olacak. Ayrıca yazının sonundaki kaynakça ile verilen bilgilerin aslına ulaşabilirsiniz.
Giriş
Hristiyanlık dini, Ortaçağ’da kadın imgesinin oluşumunda en önemli etmenlerinden biridir. Ortaçağ’ın Hristiyanlık ile yoğrulan bu kadın karşıtı mirasını Aristotelesçi öğretiden aldığı söylenebilir. Aristoteles, “Politika” adlı eserinde kadının doğasına gönderme yaparak onun “yetersizliğini” vurgular. (Aristoteles, Remzi, 2012) Buna paralel olarak Ortaçağ döneminin din adamları da kadını, çelişkiler barındıran tuhaf doğası olan korkutucu bir figür olarak sunar. (Duby, 2005)

Özlem Genç, önemli bir noktaya temas ederek şöyle söylüyor: “Ortaçağ Avrupası için kadın, inandıkları dinin peygamberi Hz. İsa’nın annesi Meryem söz konusu olduğunda el üstünde tutulacak kadar kutsal, ilk günahı işleyerek tüm insanlığı günah içinde doğmaya mahkûm ettiği, çekilen acıların sebebi olduğu için Havva söz konusu olduğunda bir o kadar sıradan ve hatta denetim altında bulundurulması gereken bir varlıktır.” (Ortaçağda Kadın, 2011) Bunun temellerine inmekte yani, kadının Hristiyanlık’ta varoluş biçimine bakmakta fayda vardır.

Hristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nda doğmuş ve ardından da özellikle kadınlar ve köleler arasında yayılmaya başlamıştır. Katherine Moore, bu dinde “bireyciliğin” kadınlara çekici geldiğini söyler. (Berktay, 1999)

Fatmagül Berktay (1999), İsa’dan sonra dinin kurumsallaşmasıyla birlikte “baştan çıkarıcı Havva” imgesinin, Kilise’nin cinsiyetçiliği sürdürüp derinleştirmede kullandığı en önemli silahı olduğunu vurgular ve bu noktada kadınlara yeni bir şey de sunduğunu ekler; “bekâretini muhafaza edip kendini tanrıya adamak” yani “İsa’nın nişanlısı olmak.” İsa’nın nişanlıları ise tanrısal krallık uğruna çektikleri çilelerle, yeryüzündeki kadınların var olan aşağı statüsünün zincirlerinden kurtulabiliyordu. Aslında bakire, bekâretini korumakla ve onu tanrının emrine sunmakla, Havva’nın işlediği ilk cinsellik günahının sonuçlarını çekmekten kurtulmuş oluyordu. Bu yüzden, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde azizlik mertebesine ulaşanların çoğunluğu kadındır ve İsa çarmıha gerilirken onu terk etmeyenler (yani kadınlar) İncil’de isim verilerek zikredilir: Mecdelli Meryem, İsa’nın annesi Meryem ve Meryem’in kız kardeşi. (Matta, Bop 27:33)

Öte yandan Hristiyanlıkta tekeşlilik zorunludur ve zinanın sorumluluğu, hep baştan çıkarıcı olarak addedilen kadında değil, bakan erkektedir. Bunların hepsi Hristiyanlığın ilk dönemlerinde kadınların bu yeni dine neden yaklaştıklarını açıklamakta faydalı olabilir.
1. Kısım: Ortaçağ Avrupası’nda kadınların durumları
Ortaçağ Avrupası’nda Kadınlar ve Gündelik Hayat

Kadınların, Ortaçağ’da günlük hayattaki etkinliği zaman zaman değişse de çoğunlukla ev işlerine ait roller üstlenmişlerdir. Kentli ve ev hizmetçisi olan kadınlar ise sadece evin temizlik, yemek gibi işlerini yapmakla kalmamıştır ve erkek efendilerinin de ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalmıştır. Kentlerde yaşayan soylu kadınlar da kimi zaman diğer hemcinslerinden farklı olarak, kocaları bir feodal lorda hizmet etmeye ya da bir savaşa gittiklerinde kocalarının yerine geçmiş ve kocasının yokluğunda bazen sadece ev halkını bazen yüzlerce insanı yönetmişlerdir. (Genç, 2011)
Ortaçağ Avrupası’nda kadınlar ve hukuki zemin

Konsüllerde alınanlar kararlarla oluşturulan kanunlar, kadınların daha çok aleyhinde karar alınmasını kolaylaştıracak şekildedir. Fakat kimi zamanlarda kadınların lehine karar alındığına da rastlanılır.

Hukuki zeminde birçok kanun kadınları sınırlamaya yöneliktir. Örneğin, kadınların yaptığı tanıklık kabul edilmez. Süslenmeleri halk tarafından pek hoş karşılanmaz ve hatta bu da kanunlarla sınırlandırılmıştır. Öte yandan medeni hukukun miras alanında, 13’üncü yüzyıla kadar oğul yoksa kızların da mirasa ortak olabildiği söylenebilir.

Ortaçağ’da özgür bir kadın ile özgür olmayan bir erkeğin birlikteliği ise gayrimeşru olarak nitelendirilmiştir. Bu duruma “contubernia” denerek ayıplanmıştır. Ancak bunun tam zıttı bir şekilde erkeklerin köle kadınlarla cinsel ilişkiye girmesinde hiçbir sakınca yoktur. (Genç, 2011)

Bunlara ek olarak kadınlar, toplumun ya da krallığın yönetiminde bulunamazdı. Kutsal ya da politik herhangi bir görev üstlenemez, hakim veya avukat olamazdı. Ayrıca askeri bir amaca da hizmet edemezdi.

Ceza hukuku bağlamında ise örneğin bir taciz davasında, evlilik statü belirleyicisidir. Evli ile evli olmayan kadın farklı değerlendirilirdi.
Ortaçağ Avrupası’nda kadının evlilik ve aile üzerinde konumlandırılışı

Evlilik genelde çocuk denebilecek yaşlarda ve evlenecek kişilerin değil ailelerin anlaşması üzerine gerçekleştirilirdi. Daha doğrusu, genç kızların çoğunun ya iffetli yaşamak için dinsel gruplara katıldığını ya da eril babanın/ailenin otoritesinden kaçmak için evliliği kullandığını görebiliriz. Bu sebeple evlilik kurumu aslında erkekler için bağımsızlığı, kadınlar için ise yine bir şekilde bağımlılığı getiriyordu. Hatta bu bağımlılık bazı durumlarda babanın otoritesinin oluşturduğu bağımlılıktan çok daha katı kurallar içermekteydi.

Lauren Lee, bu dönemde kadının cinsel organının (daha sonra bu düşünce Freud ile gelişecektir) erkek organının hatalı bir şekli olduğunu ve hatta kadının, eksik erkek olduğunu söyler. Buradan hareket eden Özlem Genç, kadının, zihnen disiplinsiz bir beden olarak iç organları ve özellikle cinsel organları tarafından yönetilen bir varlık olarak görüldüğünü ve kadın fizyolojisinin bu anlamda sırrının da çözülemediğinden, kısırlığın Ortaçağ boyunca bir takıntı olarak yaşadığını iletir. (2011)
Ortaçağ Avrupası’nda kadın ve kadının dinsel hayatta yeri

Ortaçağ’da kadınlar ancak kendilerini dine adadıklarında özgürleşebiliyordu. Hatta 8. yüzyıla kadar kadınlar, Hristiyanlığın yayılmasında önemli roller üstlendi ve dini hayatta oldukça etkili oldu. Kadınların yazılı söz ile ilişkisine kuşkuyla bakılırdı ve yalnızca rahibelik yemini eden kadınların okuma yazma öğrenmesine izin verilirdi. Fakat bu rahibeler erkek çocuklarını eğitebilme hakkına sahip değildi. Sadece kız çocuklarının eğitiminden sorumlulardı.

Bunlara ek olarak, o dönemde dini hayatı seçen kadınların önemli bir kısmının öncesinde “günahkar” bir yaşam süren kadınlardan oluştuğu bilinmektedir. Bu kadınlar, yaşamak zorunda kaldıkları zorlu hayattan kurtulmak için dini içerikli evlere sığınmayı seçmişlerdir. (Genç, 2011)
Ortaçağ Avrupası’nda kadınlar ve fahişelik

Fahişelik özellikle Roma İmparatorluğu’nda kabul gören bir meslektir. Başlarda kilisenin karşı çıktığı bilinse de sonrasında bunu kabul ettiği hatta kilisenin genelevlerden vergi alarak kendisine kazanç sağladığı da bilinmektedir.

Yoksulluk, kadınların fahişeliğe başlamasının ilk nedenlerinden biri olarak göze çarpmaktadır. Bu sebeple aslında Ortaçağ’ın ilk dönemlerinde fahişelik örgütlü bir biçimde değildi, devlet kontrolü de yoktu. Fahişeliğin örgütlü bir hale gelmesi kenti yönetenlerin dikkatlerini yoksullara çevirmeleriyle başlamıştır. (Genç, 2011)

Genelevlerin, örneğin Almanya’da, devlet eliyle açıldığını bilmekteyiz. Bu yüzden genelevlere devletin de kazanç elde ettiği kurumlar olarak bakabiliriz. Zaten genelevler bulundukları kentlere ekonomik yardımda da bulunmaktaydı. Fakat fahişelerin kendilerinden beklenen ve istenenleri yapmadıkları sürece, özellikle toplum tarafından, türlü işkencelere maruz bırakılmış olmaları da bilinen bir diğer gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Kaynakça:
Ortaçağda Kadın, Altan Çetin, Lotus Yayınevi, 2011
Kitap içinde bölüm: Ortaçağ Avrupasında Kadın, Özlem Genç, 2011
Cadılığın Tarihi Ortaçağ’da Bilge Kadının Katli, Lois Martin, Çev. Barış Baysal, Kalkedon Yayınevi, 2009
Özel Hayatın Tarihi, Cilt 2, Feodal Avrupa’dan Rönesansa, Philippe Aries, Georges Duby, Çev. Roza Hakmen, YKY, 2006
Antik Çağlardan Günümüze Evli Kadının Tarihi, Marilyn Yalom, Çev. Zeynep Yelçe & Neşenur Domaniç, Çitlembik Yayınları, 2002
Kadınların Tarihi, Cilt 2, Ortaçağ’ın Sessizliği, Georges Duby & Michelle Perrot, Çev. Ahmet Fethi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2005
Politikanın Çağrısı, Fatmagül Berktay, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2012
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, Fatmagül Berktay, Metis Yayınları, 2009
Politika, Aristoteles, Remzi Kitabevi, 2012
Dünya Tarihi, Cilt 1, J.M. Roberts, İnkılap Kitabevi, 2011
Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler, Mehmet Ali Ağaoğulları, İletişim Yayınları, 2014
Haydar Akın, Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı, Phoneix Yayınları, 2015

Slh TRHL, Hz. Muhammed'i inceledi.
 08 Mar 00:44 · 7/10 puan

Es-Selam..
Kitabı okudum ve özellikle hadis bölümüne geldiğimde en büyük eksikliğin sahih olup olmama noktasında ''Tahrîc'' yapılması gereğini hissettim.
İncelemelere baktığımda da arkadaşlarımız teknik bakımından gerekli bilgileri vermişler, bu yüzden içeriğe hiç dokunmadım.
Şu şekilde bir yöntem izledim;
Önce hadisleri klasik kaynaklarda tarama yapıp sahih olup olmadığına baktım,
varsa değişik varyansları kaynaklarda olduğu gibi aldım,
hadis zannı ile yazılan ayetlerin metinlerini yazdım,
açıklama bölümünde mümkün mertebe bilgi vermeye çalıştım,
ve çalışmayı 'usul olmadan esas olmaz' prensibi doğrultusunda usul-ü hadis ilkeleri kapsamında değerlendirdim.
Dil sürçer, Kalem de , göz de bakış açısı da...
İnsan gibi.
Var ise bir hatamız affola.

Keyifli okumalar...

-"Hurma ağacının altında uyumuş olan Hz. Muhammed uyanınca, elinde bir kılıçla habersizce başucunda dikildi ve; "Ey Muhammed, seni benden kim kurtaracak?" dedi. Hz. Muhammed: "Allah!" diye cevap verdi. Dü'sûr'un kılıcı yere düştü. Onu Rasülullah aldı ve; "Asıl şimdi seni benden kim kurtaracak?" dedi. Dü'sûr, "Hiç kimse!" dedi. Rasülullah onu serbest bıraktı ve "Kalk işine git" dedi. Dü'sûr giderken, "Sen benden daha hayırlısın" dedi. Resul-i Ekrem: "Ben buna senden daha hak sahibiyim" dedi. Dü'sûr: "Ben de Allah'tan başka ilâh olmadığına ve senin Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ediyorum" diyerek Müslüman oldu. Hz. Muhammed'in de en sadık arkadaşlarından biri oldu."(l).( Ahmet Davutoğlu, Sahih-i Müslim tercüme ve şehri. )
AÇIKLAMA: Bu rivayet Asım KÖKSAL ın İslam Tarihi isimli meşhur eserinde de geçmesine rağmen hadis literatüründe böyle bir hadise şerife rastlamadım.
Bu yüzden sahih bir kaynaktır diyemiyoruz.

-Allah'ım! Sana olan sevgimi, bana bağışla. Sevdiklerinin sevgisini de kalbime koy. Öyle yap ki, ben senin layık Tolstoy bildiğin, sevdiğin işlerin uygulayıcısı olayım. Öyle yap ki, senin sevgini benim için, bana, aileme ve servetime olan sevgimden üstün eyle." "Allah'ım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli istiyorum. Allah'ım! Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl."(2). Tirmizi, Davut 74. -SAHİH-
-"Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!"(3). Tirmizi, Fiten 26. -SAHİH-
-"Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et." Bir adam: "Ya Rasülallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz?" dedi. Resul-i Ekrem: "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir" buyurdu.(4) Buhari, Mezalim 4 –SAHİH-
- "Kim bir hayır işlerse, ona onun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da onun misli vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım." (5). Müslim, Zikir 22 –SAHİH -
- "Bir insanın gerçek zenginliği , onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.."(6). Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA:
Hadis Literatüründe Kütüb-ü Sitte diye bir kaynak muteber değildir.

- "İhtiyaç içinde bir mümine darlıkta olmasına rağmen ve gönülden yardım eden bir mümin Allah’ın rızasını umabilir."(7). Tergib ve Terhib Tercümesi
Tergib ( İyiliklere teşvik ) –Terhib ( kötülüklerden sakındırma ) hadis kitabı Münziri’nindir ve bu eserde maalesef zayıf rivayetler de mevcuttur. Bu bağlamda hadisin de sahih olduğuna dair delil mevcut değildir.
- "Allah rızası için incitici ve alaycı söz duyup ve buna sabreden bir kişi Allah katında en sevimlisidir.."(8). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz."(9).Buhari İman 7, Müslim İman 71-72 –SAHİH-
- "Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmışhr."(10).Buhari Rikak 28 –SAHİH -
- Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Ey insan! Yalnız benim kanunlarıma uysan, bana uyar ve benzersin. ‘’Ol dersin o da olur..."(11) kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

-Yani aşırı yemek yiyerek ve içerek kendi nefislerinizi öldürmeyin."(12). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah arzı yarattığı zaman, arz sallanmaya (tıpkı bir hurma ağacı gibi sağa sola) yalpalar yapmaya başladı, bunun üzerine dağlarla onu sabitleştirdi ve böylece arz istikrarını bvıldu. Melekler dağların şiddetine hayrette kaldılar. "Ey Rabbimiz, dediler, dağlardan daha şiddetli bir mahlûk yarattın mı?" "Evet, buyurdu. Demiri yarattım." "Demirden daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ: "Evet! Dedi. Ateşi yarattım." "Ateşten daha ağır bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet, dedi, suyu yarattım!" "Sudan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" dediler. Hak Teâlâ tekrar cevap verdi: "Evet, rüzgârı yarattım." "Rüzgârdan daha şiddetli bir şey yarattın mı?" diye yine sordular. Hak Teâlâ: "Evet insanoğlunu yarattım" dedi ve devam etti: "Eğer o, sağ eliyle sadaka verir, sol eli görmeyecek kadar gizlerse (daha şiddetlidir)."(13). Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn 2
AÇIKLAMA:
Böyle bir rivayete rastlamadım bu yüzden soru işareti ?

-Allah Teâlâ buyurur: "Ben, gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve insanı yarattım."(14)El-Acluni, Keşfül-Hafa 132.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kimseyi kırma. Biri seni kırar ve ayıplarını, kötülüklerini açığa vurursa, sen de onun kötülüklerini açıklayıp yayma."(15) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- Hz. Muhammed "Allah Teâlâ bazı şeyleri farz kıldı, onları ihmal etmeyin. Bazı günahlara yaklaşılmaması için sınırlar koydu, o sınırları aşmayın. Bazı şeyleri haram kıldı, o haramları çiğnemeyin. Bazı şeyleri de unuttuğu için değil size olan merhameti sebebiyle dile getirmedi, onları da araştırıp kurcalamayın."(16).Darekutnı, Es-Sünen 184.
AÇIKLAMA: Delil yeterli değildir.Darekutni de de zayıf rivayetler mevcuttur.
- "Kim Allah'ın yarattıklarına karşı merhametli olursa, Allah da ona merhametli olur. İnsanların iyilik ve kötülüklerine bakmayarak onlara iyilik et. Başkalarına iyilik yap ki kö- tülüklerine engel olasın" (17). Tirmizi, Birr 16 -SAHİH- tir.
- "Hz. Muhammed'den sordular ki: "Dinin esası ne üzerine kurulmuştur?" O da şöyle cevap verdi: "Kendiniz için istediğinizi başkaları için de isteyin; kendiniz için istemediklerinizi başkaları için de istemeyin." (18). Buhari İman 6, Müslim İman 71 -SAHİH- tir.
-"Bir Müslüman'ın samimiyetinin ölçüsü, onun gücünün yetmediği şeylerde çaresiz kalmasıdır." (19) Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, her iki tarafına duvarlar yapılmış birtakım yollar yapmış, duvarların üzerlerinde perdeler asılmış, açık kapılar kurulmuş, bir yol yapmıştır. Bu yolun başlangıcında durmuş bir bekçi, kapılara doğru gidenlere şöyle diyor: "Doğruca gidin ve hiçbir tarafa sapmayın." Sonra yukarıda duran bekçi: "Şu kapıdan içeri girmeyin, yoksa içine dü- şersiniz." Bu yol, hayat yoludur. Açık kapılar Allah Teâlâ tarafının tehlikeli görülmüş amellerdir. Kapıları kapatan perdeler Allah'ın koyduğu sınırlardır. Birinci bekçi Allah'ın kelâmıdır. İkinci bekçi ise, her insanın kalbindeki Allah korkusudur." Tolstoy (Ç.n.: Tolstoy'un derlemesine koyduğu bu hadiste tercü- me ve nakil hatası ile ilaveler var. Hadisin kaynağından yaptığımız tercümesi şöyledir.) Bir adam; "Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber ona şu cevabı verdi: "Hz. Muhammed, bizi sırat-ı müstakimin bir başında bı- raktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine saparsa, yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) giderse, o da cennete ulaşacaktır." İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu âyeti okudu: "İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar..."(20). En’am, 6: 152
AÇIKLAMA: Delil yetersiz olup İsrailiyattan olma ihtimali mümkündür.
- "Her Müslüman'ın sadaka vermesi gerekir" buyurdu. Kendisine: "Ya bulamayan olursa?" diye soruldu. "Eliyle çalışır, hem şahsı için harcar, hem de sadaka verir" cevabını verdi. "Ya çalışacak gücü yoksa?" diye soruldu. "Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sahibine yardım eder" dedi. "Buna da gücü yetmezse?" dendi. "İyiliği veya hayrı emreder" dedi. "Bunu da yapmazsa?" diye tekrar sorulunca: "Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkoyar. Zira bu da bir sadakadır" buyurdu.(21) .Buhari, zekat 30, Edep 33 -SAHİH -tir.
- "Şehvetle bakmak zinadır. Erkek olan meclise bir kadı- nın kendini göstermek için süslenip gitmesi ve ihtirasla bakması da zinadır."(22).Müslim Kader 20, Ebu Davut, Nikah 44 -SAHİH- tir.

- Hz. Muhammed Vâbisa İbni Ma'bed diyor ki, Resul-i Erkem'in huzuruna varmıştım. Bana: "İyiliğin ne olduğunu sormaya mı geldin?" dedi. "Evet" dedim. O zaman şunları söyledi: "Kalbine danış." "İyilik, kalbin uygun gördüğü ve yapılmasını onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye nice nice fetvalar verse bile içinde şüphe ve tereddüt uyandı- ran şeydir."(23). Ahmet B. Hanbel,Müsned 227-228- SAHİH- tir.
-"İman etmedikçe cennete giremezsiniz ve Allah rızası için birbirnizi sevmedikçe kamil imana ulaşamazsınız." (24). Tirmizi, Kıyamet 46. Müslim, Cennet 63 -SAHİH -tir.
- "Alçakgönüllülük ve tevazu imandandır, boş sözler ve boş ameller riyakarlıktandır." (25) Tirmizi, Kıyamet 64, Tirmizi ,Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Zalimlerle birlikte olmaktansa, kendi başına, yalnız kalmak daha iyidir. Kendi kendine olmaktansa hayırlı insanlarla birlikte olmak daha iyidir. İlim öğrenmek isteyene ilim öğretmek susmaktan iyidir. Boş konuşmaktansa susmak iyidir." (26). Tergib ve Terhi Tercümesi, 431-446.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Öfkelendiği zaman öfkesini yenenleri Allahu Teala mükâfatlandırır." (27). Taberani, Mücemü’s Sağir Tercüme ve Şehri 289.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Herkesin ameli, onun davranışlarındaki niyetine göre değerlendirilir. (Ameller niyetlere göredir)" (28).İman 41,Nikah 5, Eyman 23, Talak 24, Eyman 19 –SAHİH- tir.
-"Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenleri sever."(29).Mürşid, 3.0, Hadis no:7212
AÇIKLAMA.SAHİH değildir.
- "Zorluklarda ve hastalıklarda sabreden ve küsmeyen kimse kamil imana erişen kimsedir. (30). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"Gerçek tevazu, bütün iyiliklerin başıdır." (31). Tirmizi, Birr 77 -SAHİH- tir.
-"Tevazu ve anlayış olmadan iman olmaz." (32). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
-"İyilikleri paylaşma konusunda ısrarlı olun." (33). Kaynağı bulunamadı.SAHİH değildir.
- "Nura ulaşmak isteyen nurun içindedi. (34). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "En hayırlınız odur ki, iyilik bulunca Allah'a şükreder, kötülüğe maruz kalınca sabreder. O daima Allah tarafından mükâfatlandırılır." (35). Müslim, Zühd 64. SAHİH tir.
-"Hidayeti bulanlar tartışmalardan uzak dursunlar." (36). Tirmizi, Tefsir, Zuhruf, İbnu Mace. SAHİH tir.
- "Allah'ın en büyük düşmanları, mü'min oldukları halde fitne çıkaran ve insanların kanını akıtan kimselerdir. (37). Kaynağı bulunamadı. SAHİH değildir.
- "Kabir, sonsuzluğa ilk basamaktır.( 38) Tirmizi, Zühd 5. SAHİH tir.
-"En büyük cihad, (nefse) karşı yapılan cihattır. (39) Fedaiıu’l- Cihad 2. SAHİH tir.
- Allah rızası için geçirilen bir saat, boş geçirilen bir yıldan daha değerlidir. (40). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.

- "İbadet, dua eden mü'minin ruhunun yükselmesi ile Allah'a kavuşmasıdır." (41) Tirmizi, Daavat 112.SAHİH tir.
- "Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur." (42). Süyuti, Kabir Alemi Tercümesi S.39.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Allah bütün işlerde yumuşaklığı sever." (43) Kütüb-i Sitte.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Mü'min, Allah ‘a tevekkül ederek ve bağışlanacağını umarak ölür. " (44)Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Gözlerin zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır. Nefis de temenni eder ve iştah duyar. Uzuvlar da bunu doğrular veya yalanlar."(45)Buhari, İsti’zan 12,kader 9, Müslüm, kader 20. SAHİH tir.
-"Zina yapan kadın ve erkekler Allah’a ibadet etmekten kaçınanlar, Allah’ın sevmediği kimselerdir." (46)Buhari, tefsir, nun ve’l- kalem2. –SAHİH- tir.
- "Allah Teâlâ, kendi kazancıyla geçinenlere merhamet eder, dilenerek geçinenlere değil." (47).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Kim daha çok sıkıntı içindeyse, onun mükâfata da bir o kadar büyük olur. Kim daha fazla belâlara maruz kalmışsa onun mükâfatı daha fazladır. Gerçekten Allah Teâlâ, kimi daha çok severse onu daha fazla belâlara uğratır." (48) Muvatta,kelam 8, Tirmizi. SAHİH tir.
- Hz. Muhammed namazını kılınca arkasından âdeti olarak şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Sana imanımın sağlamlığı için dua ediyorum. Doğru yolla gideceğime hazır olduğum için dua ediyorum. Senin merhametine ve yardımına güvenerek sana secde ediyorum. Sana dua ediyorum ki, beni hatalarımdan temizleyip, temiz bir kalp, doğruyu konuşan bir dil verdin. Sana dua ediyorum ki, bana iyilik yapmayı tavsiye edip kötülükten ve hatalardan koruyorsun. Senden gizli ve açık yaptığım günahlarımı bağışlamanı istiyorum." (49). Buhari, Teheccüt 1, Daavat 10 Tevhid 8, 24,35.SAHİH tir.
- İmana zarar veren kimseleri size bildireyim mi? Ayetleri yanlış tefsir edenler, yalan sözler söyleyen münafıklar ve dalalete düşen yöneticiler."(50). Benzer bir hadise rastlanmadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Kadın helal olan erkeğin ikinci parçasıdır."(51). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"İlim, unutulursa kaybolur, liyakatsizlerin elinde yok olur. Gerçek âlim odur ki, bilgisini hayata tatbik eder." (52) Buhari, ilim 34, İ’tisam 7, ilm 13. SAHİH tir.

- "Bir kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuğu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur." (53). Mace, cilt 10 Syf.462.
AÇIKLAMA: Delil yetersizdir ve kaynak teşkil etmez.
- "Öyle günler gelecek ki, kendi dininizin adından başka bir şey kalmayacak. Kur'an'dan, onun görüntüsünden başka bir şey kalmayacak. O zaman camilerde artık ilim ve din öğrenilmeyecek, Allah'a kulluk yapılmayacaktır. Din adamları, ilim adamları, insanların en kötüsüne dönecek, münakaşa ve münazaralar onlardan çıkacak ve insanlar dinden çıkıp geri dönecekler." (54). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "İlim öğrenmek her Müslüman'a farzdır. İlmi, ehil olmayana öğretmek, domuzların boyunlarına cevher, inci ve altın takmaya benzer." (55). İbnu Mace ve Diğerleri, Tergib ve Terhi Tercümesi.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Üç çeşit nasihat vardır: Şüphesiz hakikat içeren nasihatlarıdr. Bunlara kulak ver. Doğru yoldan saptıran nasihatlardır.Bunlardan uzak dur.Belirsiz nasihatlardır.Bunların açıklanmasını Allah’tan iste’’ (56). Kaynağı bulunamadı
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-"Hiçbir beşer ölmez. Ölümden sonra ahirette ebedi olarak yaşamaya devam eder." (57). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- ". ..Peygamber (SAV) bana: "Ya Hakim! Şüphesiz bu mal yeşildir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliği ile hırssız olarak alırsa, o mal kendisi için bereketli, meymenetli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa, mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kişi yiyip de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına tutulmuş) kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!" buyurdu. " (58). Sahih-i Buhari, Cilt 14 Syf. 6376.
AÇIKLAMA:Her ne kadar kaynak olarak Sahih-i Buhari gösterilse de usul-ü hadiste SAHİH lik için geçerlilik şartlarını taşımıyor,bu yüzden soru işaretini ( ? ) uygun gördük.
- "Allah'a tevekkül et (güven), ancak deveni sağlam kazığa bağlamayı da ihmal etme." (59). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Dünya ve dünyanın bütün nimetleri değerlidir. Ancak onun nimetleri içinde en değerlisi, Saliha (iyi) kadınlardır." (60). Müslim, Rada 64. SAHİH tir.
- "Biliyorum ki, 'Allah'tan başka her şey fanidir.' Sözünü 'Lebid'den başka kimse söylememiştir." (61). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir hadis olmayıp orijinali şu şekildedir;
Sahih hadis kitaplarında nakledildiğine göre Arapların söylediği en doğru söz, şair Lebîd’in;
Elâ küllü şey’in mâ hala’llâhu bâtıl.
“Biliniz ki Allah’tan başka her şey boş ve batıldır.
Ayrıca;
Lebîd, hem cahiliye devrini hem de İslâmiyet’i idrak etmiş, uzun ömürlü bir Arap şairidir; muallâka sahibidir. Bu mısranın devamı şöyledir: "Ve küllü na’îmin lâ mehâlete zâ’il” (Her nimet ve saadet de hiç şüphesiz fâni ve yok olucudur).
Bk. Buhârî, “Edeb”, 90; Müslim, “Şi’r”, 2-6; Tirmizî, “Edeb”, 70, hadis no: 2849; Ahmed b. Hanbel, II, 248, 391, hadis no: 7377, 9072.

- "Her zaman hakikatten yana ol, yalandan kaç!" (62). Tirmizi, Kıyamet 61. SAHİH tir.
-"Mü’min olan kimse başkasının gıybetini yapmasın, başkasını lanetlemesin,boş söz söylemesin." (63) Tirmizi, Tefsir, Hucurat, Ebu Davud, Edeb 71. SAHİH tir.
- "İnsanların kusurlarını, özellikle böyle kusurlar kendinde varsa, onların yüzüne vurmaktan sakın!" (64). Buhari, Edeb 57-58, Müslim, Birr28-34.SAHİH tir.
"-Ya doğruları söyle ya da sus." (65). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
-Altı şeye dikkat edin: "Konuşunca doğru söyleyin; söz verince yerine getirin; borçlarınızı ödeyin; kendi fikir ve işlerinizde sapıklığa düş meyin; ellerinizi israftan ve kötü şeylerden koruyun." (66).Buhari , İman 24, Mezalim 17.SAHİH tir.
- "Allah Teâlâ, tevekkülü,saygılı,gururdan uzak ,başkalarını ezmeyen kulu sever." (67).Buhari, İstitabe 4, edeb 35; Müslim , Birr 48. SAHİH tir.
- "Kötülük yapan ,zalimlerden yana olan,küfür adına ölen kimse bizden değildir." (68).Müsli, İman ,164. Tirmizi , Büyü 74.SAHİH tir.
-"Boş söze dalmak, insanı sevdiğine karşı sağır ve dilsiz yapar." (69).Ebu Davud, Edeb 125.SAHİH tir.
- Allah katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır.Allah nezdinde en sevimsiziniz arkadaşların arasını açanlardır"(70). İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.


- "Boş sözden men etmeyen , temiz kalpli ve güzel sözlü olmayan kimse iman etmiş olamaz."(71). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Çirkin söz eden birisinin ibadetleri kabul edilmez.72).Tirmizi , Birr 85.SAHİH tir.
-"Allah kardeşler arasını düzelten kimseyi sever. Bu tutum, namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetten sayılır."(73).Tirmizi Salat266. Müslim Birr 36. SAHİH tir.
-"Allah Teâlâ, akıl ve zekâdan daha güzel, daha iyi bir şey yaratmamıştır. İnsanlara verdiği nimetleri de onların hatırına veriyor. Allah'ı anlamak da akıldan doğar."(74).Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Allah Teâlâ, halimdir, halim olanı sever,ona bol ecir verir. Gaddar kimseyi de mükafatlandırmaz ." (75). Buhari, İstitabe 4, Müslim, birr 48. SAHİH tir.
- "Güçlü olan,insanları yenen değil,öfkelendiği zaman öfkesini yenendir."(76).Buhari, Edeb 76, Müslim, Birr 107. SAHİH tir.
-"Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile istişare ederse ALLAH onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar."(77) Kütüb-ü Sitte 16. Cilt.
AÇIKLAMA:
En muteber hadis kitabı dahi olsa bu şekilde genel bir kaynak geçersizdir.

-Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse , kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.."(78) Ebu Davud, Edeb,39. SAHİH tir.
- "Kendinizden fazla zengin ve güzel insanları seyrederken, kendinizden aşağıda olanları da unutmayın." (79).Tirmizi Kıyamet 59. SAHİH tir.
- "Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir.Böbürleneni Allah alçaltır.Allah’ı çok ananı Allah sever" (80).İmam Gazali, cilt.4,s.655.
AÇIKLAMA:
İmam Gazali her ne kadar Huccetü’l İslam olsa da en zirve eseri olan İhya da zayıf rivayetler mevcuttur..
İlgili hadisi şerif için SAHİH bir kaynağa rastlanılmamıştır.

- "Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar.Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar. (81) Müslim. Birr 33 SAHİH tir.
-"İnsanın her bir eklemi için her Allah'ın günü bir sadaka vermesi gerekir: Hz. Muhammed İki kişinin arasını bulman, (haklarında adaletle hükmetmen) bir sadakadır. Bir kimseye bineğine binerken yardımcı olman veya yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmen bir sadakadır. Güzel bir söz söylemek sadakadır. Namaza giderken attığın her adıma bir sadaka sevabı vardır. Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan alıp atman bir sadakadır."(82) (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56) SAHİH .tir.
-Beni seveni kulağından işitirim, gözlerinden görürüm,kolunu hareket ettiririm,ayaklarını yürütürüm.." (83). (Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56)SAHİH tir.
- "Yerin sürtünme kuvvetiyle demiri temizlediği gibi, Allah Teâlâ'yı bilip iman etmek de insanın kalbini temizler." (84)
AÇIKLAMA: SAHİH değildir.
- "Her bir maruf (iyilik) sadakadır." Başka bir rivayette: "Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur (iyiliktir)." Şeklindedir. (85).Müslim, Zekat 52, Buhari, Edeb 68. –SAHİH- tir.
- "(Bir keresinde) Rasülullah'a (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da aralarında bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Resul-i Ekrem çevresindekilere (o kadını işaretle): "Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?"diye sordu. "Asla, atmaz!" dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "İşte Allah Teâlâ kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir" buyurdu. (86).Buhari, Edeb 18.-SAHİH- tir.
- "Başkalarının malllarını yiyen kimse günahkar ve fasıktır." (87). Buhari, İstikraz2 , Buhari, Hums 7. -SAHİH- tir.
- "İşçinin hakkını alnının teri kurumadan (yorgunluğu geçmeden) veriniz."(88). Tergib ve Terhib Tercümesi.
AÇIKLAMA: Kaynak yanlış verilmiş olup doğrusu İBN MACE/ 2-817 olup SAHİH tir.
-"İnsanlara nezaketli ol, kabalık etme. Onlarla iyi geçin, onlardan nefret etme. Sana Yahudiler ve Hıristiyanlar rast gelip cennetin anahtarını sorsalar, onlara anlat ki, cennetin anahtarı, 'Allah'ın varlığına ve birliğine, şahadet etmektir' de." (89) Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:SAHİH değildir.
- "Kardeşine karşı göstereceğin tebessümün bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır."(90)Tirmizi,Birr 36.-SAHİH- tir.
- Allahı seviyorsanız, müminleri de sevin!" (91). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA:Böyle bir rivayet SAHİH olmayıp Al-i imran 31.ayet mevcuttur.
‘’De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin’’

-"Kalbini yumuşamasını sever misin? Yetime merhamet et, başını okşa,ona yediğinden yedir.Kalbin yumuşar." (92).Abdülaziz Bekkine, cilt 1, 11-9.
AÇIKLAMA: Net SAHİH bir rivayete rastlamadım kaynaklar ravi ile sınırlı kalmış.
- "Allah katında en sevimliniz size kötülük yapanı bağışlayan kimsedir. (93). Kaynağı bulunamadı.
AÇIKLAMA: Böyle bir rivayet olmayıp bu konu babında ilgili ayet şu şekildedir;
"İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz." (Fussilet, 41/34-35)

AFORİZMAYI SEVEN OLUR SEVMEYEN OLUR. BURAYA BIRAKIYORUM :)
HALİL CİBRAN - AFORİZMALAR

1- Ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim –çünkü sözlerim senin düşüncelerinden ve yaptıklarım gerçekleşmiş umutlarından başka bir şey değil.

2- Sana açıkladıklarında değil, açıklayamadıklarındadır insanın gerçeği. Bu yüzden, onu tanımak istediğinde söylediklerine değil, söylemediklerine kulak ver. Söylediklerimin yarısı anlamsızdır, ama diğer yarısı anlaşılsın diye söylüyorum bunları.

3- Aç gözlerini iyice bak, bütün şekillerde kendini göreceksin. Ve kulaklarını açıp dikkatle dinle, bütün seslerde kendi sesini duyacaksın.

4- Dostum, sen iyisin, dikkatlisin, akıllısın; hatta sen mükemmelsin – ve ben de seninle akıllıca ve dikkatli konuşuyorum. Ve ben yine de deliyim. Fakat deliliğimi gizlerim. Tek başıma deli olmak isterim.

5- Aslında hiçbir insana hiçbir şey borçlu değilsin. Ama her şeyi bütün insanlara borçlusun.

6- Sen iki kişisin: birincisi karanlıkta uyanık, ikincisi aydınlıkta gafil.

7- Kimimiz mürekkep gibidir, kimimiz kâğıt. Bazımızın siyahlığı olmasa, beyazlık sağırlaşırdı. Ve bazımızın beyazlığı olmasa, siyahlık kör olurdu.

8- Siyah beyaza şöyle dedi, ‘‘ Gri olsaydın, sana karşı hoşgörülü olurdum.’’

9- Onlar bizim önümüze altın ve gümüşten olan zenginliklerini sererler, bizse onların önüne kalplerimizi ve ruhlarımızı sereriz. Buna rağmen onlar, hâlâ kendilerini ev sahibi, bizi ise misafir sayarlar.

10- Hepimiz hücredeyiz. Ama kimimizin hücresinde pencere var, kimimizinkinde yok.

11- Hepimiz mabedin büyük kapısında bekleyen dilencileriz. Kral mabede girip çıkarken, her birimiz onun ihsanından payımızı alırız. Ama yine de birbirimizi kıskanır, böylece kralı küçük gördüğümüzü apaçık gösteririz.

12- İnsanların cenaze töreni, belki de meleklerin düğünüdür.

13- İkinci benliğin senden dolayı sürekli hüzünlüdür. Ama o, ancak hüzünle yaşar ve gelişir. Bu yüzden, onun sevincinin kaynağı yine hüzündür.

14- Hepimiz kutsal dağın zirvesine koşuyoruz. Geçmişi bir rehber değil de, bir harita olarak kabul etsek yolumuz daha kısa olmaz mı?

15- İnsanlar geveze ayıplarımı övüp, dilsiz ayıplarımı yerdiğinde hissetmeye başladım yalnızlığın acısını.

16- İnsanın kürsüsü, geveze aklı değil, suskun kalbidir.

17- Gevezelere yalnızca dilsizler imrenir

18- Sen körsün bense sağır ve dilsiz; o halde elini ver ki, birbirimizin farkına varalım.

19- İçimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik konağında oturur ve sonsuza kadar orada kalacak, anlaşılmadan, yaklaşılmadan.

20- İnsanlar arasında kalbime en yakın olan, bir ülkesi olmayan kral ve dilenmeyi bilmeyen fakirdir.

21- Büyük insan ne efendi ne de uşak olandır.

22- Tanıdığım her büyük adamın kişiliğinde, onun büyüklüğünü açıklayan küçük şeyler olduğunu fark ettim, bütün o büyüklükleri uyuşukluktan, delilikten ve intihardan alıkoyan işte bu küçük şeylerdi.

23- İnsanın koyduğu yasalara insanın ruhu değil, aklı tâbi olur.

24- Sadece iki kişi insanlık yasalarını tanımaz; deli ve dahi. Onlar, insanlar arasında Tanrı’ya en yakın olanlardır.

25- İnsanlık, insanlarına hitap eder, ama onlar dinlemez. Biri dinleyecek ve bir anneyi gözyaşlarını silerek teselli edecek olsa, diğerleri ‘‘O zayıf, fazla duygusal,’’ der.

26- Sahip olduklarınızdan verdiğinizde, çok az şey vermiş olursunuz; Gerçek veriş, kendinizden vermektir. Çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi?

27- İhtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka bir şey değil midir? Kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak, tatmin olmayan bir susuzluk göstermez mi?

28- Ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir.

29- Faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve güvenden daha büyük bir değer var mıdır?

30- En özgür ruh bile fiziksel gereksinimlerden kaçamaz.

31- Ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onların değerlerini örtüsüz ve gururlarını utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz?

32- Önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün. Çünkü gerçekte her şeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde, sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.

33- Ve siz alıcılar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz, ne kendinize ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için, hiçbir minnet hissi taşımayın. Bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin; Çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir.

34- Her halükârda bu kötü bir zindan değil. Ama beni diğer odadaki mahkûmdan ayıran duvarı sevmiyorum. Gerçi şunu da sana itiraf etmeliyim ki, bu konuyu ne zindancıya ne de zindanın mimarına açmak niyetindeyim.

35- Zindana götürülen bir adam görürsen, kalbinden şöyle geçir: ‘‘Kim bilir, sürüldüğü daha dar ve karanlık bir zindandan kaçıyordur belki.’’

36- Özgürlük tahtı önünde ağaçlar, meltemin dokunuşuyla titriyorlar.Özgürlüğün heybeti karşısında güneş ve ay ışığıyla seviniyorlar. Serçeler, özgürlüğü işitmek için ötüşüyor, çiçekler özgürlük ortamında nefeslerinin kokusunu yayıyor. Yeryüzündeki her şey, özgürlük şeref ve sevinciyle dolu tabiat kanunlarıyla yaşıyor. Oysa insanlar bu nimetten ne kadar yoksun! Çünkü insanlar, evrensel ilahi ruhlarına sınırlı kanunlar koydular. Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar. Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar.

37- Su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak en giderilemeyecek susuzluk değil de nedir?

38- Öbür ‘Siz’ hep size üzülür durur. Ama öbürü de üzüntülerden beslenerek büyür; yani işler yolunda.

39- Ve devirmek istediğiniz bir despot varsa, önce onun sizin içinizde kurduğu tahtı devirmeye bakın. Bir zorba, özgür ve gururlu olana, eğer özgürlüğünde zulüm ve gururunda utanç taşımasaydı, nasıl hükmedebilirdi?

40- Eğer başınıza bir despot geçmişse bunun sorumlusu sizlersiniz; Yüce Yaratan, alnınıza diktatörleri yazmamıştı, bunu sizler kendi kendinize yazıyorsunuz.

41- Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.

42- Aşk acısı mırıldanır; bilgi acısı konuşur; arzuların acısı fısıldar; fakirlik acısı yalvarır. Ancak ortada aşktan daha derin, bilgilerden daha şerefli, arzulardan daha güçlü ve fakirlikten daha acı bir üzüntü vardır. Ancak gözleri yıldızlar gibi parlak olan bu acı dilsizdir, hiç sesi çıkmaz.

43- Bir sene önce komşum bana, ‘Elemden gayrı bir şey olmadığı için hayattan nefret ediyorum.’ demişti. Dün mezarına uğradım. Hayat, kabri üzerinde aksediyordu.

44- Tasa, iki bahçeyi ayıran bir duvardır.

45- Kederin veya sevincin büyüdüğünde, dünya gözünde küçülür.

46- Evet, Nirvana vardır. Ve o; koyunlarını yeşil otlağa sürmene, çocuğunu uyuması için yatağa yatırmana ve şiirin son dizesini yazmana değer.

47- Kendinizi neşeli hissettiğinizde kalbinizin derinliklerine inin. Fark edeceksiniz ki, size bu sevinci veren, daha önce üzülmenize neden olmuştu.

48- Bence bir hastalığın en iyi tedavisi inzivadır.

49- Bir damla yaş ki, beni şu kırılmış gönüllerde birleştiren; bir gülümseyiş ki, varoluşta sevincimin belirtisi olan.

50- İsteğin ve özlemin iç çekişini duymuştum bir kez, o, en tatlı müzikten de tatlıydı.

51- Ben, gönlümün kederlerini, kalabalığın sevinçleriyle değiştirmeyecektim ve üzüntülerimin her parçamdan akıttığı gözyaşlarım, gülüşlere dönmeyecekti. Yalnızca bir damla yaş ve bir gülümseyiş olacaktı benim hayatım.

52- Ben istekli ve arzu dolu ölecektim, bu bıkkınlık ve umutsuzluk yaşamak yerine. Ruhumun derinliklerinde aşkı ve güzeli arzulamayı istiyorum ve insanların en perişanını mutlu görmeyi. İsteğin ve özlemin iç çekişini duymuştum bir kez, o , en tatlı müzikten de tatlıydı.

53- Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

54- Istırabın içinize kazıdığı alan ne kadar derin olursa, o denli çok hazzı içerebilir.

55- Dünümüzün borçlarını ödemek için yarınımızdan ödünç alırız çoğu kez.

56- Gökte(esir âlemi) yaşayan ruhlar insanın acılarına gıpta etmez mi?

57- Hazzınız, ıstırabınızın maskesiz halidir. Ve kahkahanızın yükseldiği aynı kuyu, sık sık gözyaşlarınızla dolar.

58- Haz bir özgürlük şarkısıdır, Ama özgürlük değil.

Haz, arzuların tomurcuğudur, Ama meyvesi değil.

Haz, kafestekinin kanatlanışıdır, Ama mekanla sınırlanmış değildir.

Haz yükselişi çağıran bir derinliktir, Ama ne derin, ne de yüksek olandır…

59- Gençliğe ve onun bilgisine aynı anda sahip olamazsın. Çünkü, gençlik bilmek için; bilgi ise yaşamak için çok meşguldür.

60- Ve bedeniniz, ruhunuzun müzik aletidir. Ve güzel müzik veya anlaşılmaz sesler çıkarmak size kalmıştır. Şimdi kalbinize sorun: ‘Bizim için iyi olan hazla zararlı hazzı nasıl ayırabiliriz?’

61- Bırakın bugününüz, geçmişi anılarla, geleceği ise özlemle kucaklasın.

62- Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rast gelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.

63- Bir tohum ek, toprak sana bir çiçek verecektir. Düşünü gökle donat, sana sevgilini gönderecektir.

64- Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir.

65- Kıskancın suskunluğu çok gürültülüdür.

66- Kıskanç, bilmeden beni över.

67- İnsanın kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir.

68- İnsan tüm nesneleri bildiği zaman kendini de bilecektir. Nesneler sadece onun kendi sınırlarıdır çünkü.

69- İnsanlık, ezel vadilerinden ebed denizine akan bir ışık nehridir.

70- Kardeşlerim şimdi ne söylüyorsam tek yürekten, yarın söylenecek binlerce yürekten.

71- Beni sempatilerinin sütüyle besliyorlar; oysa bilseler benim o mamadan daha doğduğum gün vazgeçtiğimi.

72- Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir. Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur.

73- Kalplerinizin esrarına ancak kalpleri sırlarla dolu

olanlar yol bulabilir.

74- Düşüncelerinizde daima bildiğinizi, kelimelerde de bileceksiniz. Rüyalarınızın çıplak bedenine parmaklarınızla dokunabileceksiniz. Ve böyle de olması gerekir.

75- Özel ve ayrımcı olmayalım. Unutmayalım ki, şairin aklı da, akrebin kuyruğu da gururla aynı yeryüzünden yükselir.

76- Ruhun üstün hali, aklın isyan ettiğine bile boyun eğmektir. Ve aklın en alçak hali, ruhun boyun eğdiğine karşı isyan etmektir.

77- Kendini av gibi gösteren avcıya ne diyeyim?

78- Bugüne kadar yalnızca, ‘Sen kimsin?’ diye sorana ne cevap vereceğimi bilemedim.

79- Bana diyorlar ki:’Kendini tanırsan, insanların hepsini tanırsın.’ Ben de onlara diyorum ki:’Ancak bütün insanları tanıyınca kendimi tanıyabilirim.’

80- Kendini tanıdığın ölçüde başkalarını yargılayabilirsin. De bana hangimiz günahkâr, hangimiz masum?

81- Ben bir yolcu ve aynı zamanda bir denizciyim. Her sabah yeni bir tepe keşfederim ruhumda.

82- Hiçbir zaman ikinci benliğimle tam olarak uyuşamadım. Bana öyle geliyor ki varlık probleminin sırrı, ikimizin arasında bir yerde.

83- Ruhlar sevinçlerinin ışığında yükselirken benim ruhum ihtişamla kederin karanlığında yükselir. Ben senim: Gece! Ve sabahım geldiğinde benim devrim de bitecektir.

84- Bedenim ruhuma âşık olup da evlendikleri gün, ikinci kez doğdum.

85- Ruh ile tenin savaşı, yalnızca ruhu sakin, ama teni asi olanların düşüncelerindedir.

86- Durmadan yürüyorum bu kıyılarda,

Kum ve köpüğün arasında yürüyorum,

Bir gün ayak izlerimi silecek met,

Ve rüzgâr köpüğü götürecek elbet,

Ama denizle kıyı ebediyen kalacak arkamda.

87- Misafirler olmasaydı, evlerimiz mezara dönerdi…

88- Ne yöne gidersen git, çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

89- “Meşgulüm” demek, hayata saygısızlıktır biraz da. Zaman sarhoş oluverir, önce-simdi-sonra el ele tutuşur dans eder, sonsuzluğun ezgisiyle…

90- yaşadın mı

ağız dolusu yaşayacaksın,

sevdin mi de

yüreğin dolusu!

güneş gibi bakacak gözlerin

yakınca hasreti

sevdiğinin…

91- Sadece açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,

Sadece söylenen sesi duyabiliyorsan, …

Ne görebiliyorsun,

Ne duyabiliyorsun!

92- Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.

93- Aşk;

Duyguların okyanusundan bir hıçkırık,

Düşüncelerin cennetinden bir damla yaş,

Bir gülümseyiş, ruhun kırlarından…

94- Ağzında ekmek varsa şarkı söyleyemezsin, elinde altın varsa dua edemezsin…

95- Yalnızca bir kez konuştu Sfenks: ‘Bir kum tanesi çöldür, çöl de bir kum tanesi.’ Bunu söyledi ve tekrar sustu. Bir daha da hiç konuşmadı. Sfenks’i işittim, ama anlamadım.

96- Gülmeyi ve acımasız biri olmayı aynı anda başaramazsın.

97- Yüzsüzlükle elde edilen başarıdansa, edebiyle başarısızlık daha iyidir.

98- Bir şeyi elde etmek istiyorsan, onu kendin için isteme.

99- Susmayı gevezeden, hoşgörüyü fanatikten, edebi edepsizden öğrendim. Bütün bunlardan garibi, bu öğretmenlere hâlâ teşekkür etmemiş olmamdır.

100- Neden bazı insanlar sizin denizinizde yaşayıp dereleriyle övünüyorlar?

101- Bazı insanları görmemek için gözlerimi kapattığımda, onlara göz kırptığımı sanıyorlar.

102- Hükümetler için, deliler yerine akıllılar için akıl hastaneleri yapmak daha ekonomik olmaz mıydı?

103- Telaşla yemek yiyor, salına salına yürüyorsunuz. Öyleyse neden ayaklarınızla yiyip, avuçlarınız arasında yürümüyorsunuz?

104- Gitmeye hazırsam, sabırsızlığım, çekili yelkenleriyle rüzgârı bekliyor demektir.

105- Benim ayrılışım, Âdem’in Cennet’ten kovuluşu gibiydi, ama tüm dünyayı bir Cennet Bahçesi yapmak için kalbimin Havva’sı yanımda yoktu.

106- Hatırlamak, umut yolunda tökezleten bir taştır.

107- Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş ise bir tür özgürlük.

108- Zaten bilgi sözcüğü, sözcüksüz bilginin gölgesinden başka nedir ki?

109- Cezirde bir dize yazdım kumun üzerine. Ve ona tüm kalbimi verdim. Ve ruhumun tamamını. Medde döndüm, yazdıklarımı okumak için. Ve sahile vurmuş cahilliğime rastladım.

110- İnsanın öğretmeninin doğa, kitabının insanlık ve okulunun yaşam olduğu bir gün gelecek mi?

111- Senin aklın rakamlarla yaşamaktan vazgeçmedikçe ve benim kalbim sis içinde yaşamayı sürdürdükçe, hiçbir zaman anlaşamayacaklar.

112- İnsanlar salgın hastalıktan korku ve dehşet içinde, ama İskender ve Napolyon gibi yok edicilerden hayranlıkla söz eder.

113- Felsefenin işi iki nokta arasındaki en kısa yolu bulmaktır.

114- Zihnimiz bir süngerdir, yüreğimizse bir nehir. Çoğumuzun akmak yerine, sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

115- İnsan bir fikirle sarhoş olunca, bu fikir hakkındaki en çürük ifadeyi bile leziz bir şarap kabul eder.

116- Anlatarak tutsak ettiğim her düşünceyi, işlerimle özgür kılmalıyım.

117- Her gün gelişmeyen sevgi, her geçen gün ölmektedir.

118- Sevgi titreyen bir mutluluktur.

119- Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.

120- Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.

121- Aşk ve şüphe bir arada bulunmaz.

122- Aşk, âşık ile mâşuk arasında bir maskedir.

123- Kadının küçük yanlışlarını bağışlamayan erkek, onun büyük erdemlerinden faydalanamaz.

124- Bir kadının yüzüne baktım ve henüz doğurmadığı çocukları gördüm. Bir kadın yüzüme baktı, daha o doğmadan ölmüş atalarımı gördü.

125- Evlilik, ya ölümdür ya da yaşam; arası yoktur bunun.



126- İki kadın konuştuğunda hiçbir şey söylemezler. Bir kadın konuştuğunda bütün bir hayatı açıklar.

127- Annenin derin uykusunda uzun zamandır bir düştün. Ve uyanınca seni doğurdu.

128- Anne kalbinin sessizliğinde saklı duran şarkılar, çocuğunun dudaklarında yankılanır.

129- Bebeklerimize çoğunlukla kendimiz uyuyabilelim diye ninniler söylemişizdir.

130- Ve arkadaşlığın hoşluğunda, kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun. Çünkü küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tazelenir.

131- Misafirler olmasaydı, evlerimiz mezara dönerdi.

132- Konuğumu eşikte durdurup dedim ki, ‘Lütfen ayağını içeri girerken silme, dışarı çıkarken silersin.’

133- Hayat, kalbini övecek bir şarkıcı bulamadığında, aklından söz edecek bir filozof doğurur.

134- Kullandığımız dili yedi kelimeye düşürünceye dek, birbirimizi anlamayacağız. Kalbimin mühürleri parçalamadan nasıl açılacak?

135- Gerçekte biz kendi kendimizle konuşuruz; ama ara sıra diğerleri de bizi işitebilsin diye sesimizi yükseltiriz.

136- Sözlerimizin hepsi aklımızdaki ziyafetten dökülen kırıntılardan başka bir şey değildir.

137- Bana susmayı ver, gecenin hücumlarına meydan okuyayım.

138- Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.

139- Yaşamın özüne ulaştığında, her şeyde güzellik bulursun, hatta güzelliği görmezden gelen gözlerde bile.

140- Hayatın kalbine ulaştığında, kendini ne günahkârlardan üstün ne de peygamberlerden aşağı görürsün.

141- Yaşam bizim sessizliğimizde şarkı söyler ve uykularımızda rüya görür.

142- Hayır, boşuna yaşamadık biz! Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

143- Ölüm de, tıpkı yaşam gibi, yaşlıya yeni doğandan daha yakın değildir.

144- Toprağın neresini kazarsan kaz, bir define bulacaksın. Ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.

145- Kaplumbağalar yollar hakkında tavşanlardan çok daha fazla şey anlatabilirler.

146- ‘En doğru yol: en dikensiz yoldur.’ Diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.

147- Eğer sırrını rüzgâra açarsan, sırrını ağaçlara söyledi diye rüzgârı suçlayamazsın.

148- Senin işlediğin suçun yarı sorumluluğunu üstlenen kişi, gerçek bir dindardır.

149- Birlikte güldüğün birini unutabilirsin ama birlikte ağladığını asla!

150- Adaletin yarısı merhamettir.

152- Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!

153- Kendimi senin bildiklerinle doldurmuş olsaydım, bilmediklerimi hangi odama yerleştirirdim.

154- Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim, durup yürüyenlerin geçişini seyretmeyi değil.

155- Asıl gerçek, içimizde sessiz; kulaktan dolma bilgilerse, gevezedir.

156- Sonsuzluğu istiyorum. Çünkü yazılmamış şiirlerim ve çizilmemiş resimlerimle buluşacağım orada.

157- Şiir, biraz sözcükten; çoğu sevinç, acı ve hayretten oluşan bir şeydir.

158- Şiir, ruhun sırrıdır; neden bunu sözlerle açığa çıkarasınız ki?

159- Şairin, kalbindeki şiirlerin annesini bulmaya çalışması boşunadır.

160- Âlimle şair arasında yeşil bir çayır vardır. Âlim onu aşarsa bilge olur, şair aşarsa peygamber olur.

161- Sözler zamansızdır. Onları zamansızlıklarını bilerek söylemeli ya da yazmalısın.

162- Kalemlerini yüreklerimizin kanına batırırlar, sonra da ilham iddiasında bulunurlar.

163- Ağaç hayat hikâyesini yazabilseydi, onun öyküsü, herhangi bir kavmin tarihinden farklı olmazdı.



164- Ey Müzik,

İçimizin derinliklerinde

yüreklerimizi ve

Canlarımızı gizleriz

Sensin öğreten bize

Kulaklarımızla görmeyi

Ve yüreklerimizle işitmeyi.

165- Karnı aç olana şarkı söylersen, seni midesiyle dinler.

166- Büyük şarkıcı, sessizliğimizin şarkılarını söyleyendir.

167- Ah Tanrım, bana merhamet et ve kırık kanatlarımı iyileştir.

168- Göğsümün bir yanında İsa, diğer yanında ise Muhammed oturur.

169- Cennet orada, şu kapının ardında, hemen yandaki odada; ama ben anahtarı kaybettim. Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.

170- Rüyasında mağduriyetiyle savaşan, uyanıkken kusurlu olana boyun eğen ulusa yazık.

171- Devlet adamı bir tilki, düşünürü bir hokkabaz ve sanatı yamama ve taklit olan o ulusa ne yazık.

172- Para sahte sevginin kaynağı, sahte ışığın ve talihin menbaı; zehirli suyun kuyusu, eski çağın çaresizliği!

173- Artık bir bahçıvan olamayacak olan bankerin hali ne üzücüdür?

174- Gözlerindeki nefreti dudaklarındaki aptal gülümsemeyle kapatmaya çalışan kşmse ne ahmaktır!

175- Yüreğin bir volkansa eğer, avuçlarında çiçekler açmasını nasıl umabilirsin?

176- Bazı insanların erdemi, bize zenginliğe önem vermememizi öğretmenleridir.

177- Elbiseni, ona kirli ellerini silene ver. Belki o gereksinim duyabilir o elbiseye; ama senin artık ihtiyacınız olmaz.

Vesvese Hastalık Mıdır?
Vesvese nedir? Ne değildir? Psikiyatrik hastalık mıdır? Hastalık mıdır? İman göstergesi midir? Merak edilen ve klinik pratiğimde de çok karıştırıldığını gördüğüm şeyleri örneklerle ve delillerle açıklamaya çalışacağım.

Tevfik Allah'tan, hatalar bendendir.
Bismillah.

Vesvese, kelime anlamı fısıltı. Kuran'daki kullanımıyla şeytanın veya nefsin kendine fısıldaması. Şeytanın bir ismi de Vesvâs. (Vesvese veren)
TDK'da vesvesenin karşılığı olarak kuruntu. Kuruntuya bakınca karşılık olarak evhamı görüyoruz. Ancak 3'ü de esasında farklı köklerden gelen ve farklı anlamlara gelen kelimeler.
Vehim, korku ve üzüntü içeren şüphe anlamına daha yakın.
Kuruntu ise Kuran'da "emaniyye" şeklinde temenni ile aynı kökten ancak farklı anlamda. Temelsiz beklenti gibi. Türkçe'de güzel karşılamışız aslında, kurulup duran şey. Kuruntu.

Vesvesenin şeytanın fısıltısı kısmı ile ilgili olarak şeytanı biraz tanıyalım.
Şeytan, Şe-ta-ne kökünden gelir. Yani uzaklaştı.
Tek bir mahluk değil. İblis'in fonksiyonu, insan ve cin şeytanlar (Enam - 112) olabilir.

Şeytanın özellikleri, eylemleri neler peki? Kuran'da 100 küsür yerde geçiyor. Kabaca özetleyelim:
- Vesvese verme
- Aldatma / Hile / Kandırma
- Bağırarak yönlendirme
- Dalalete / Zillete / Kuruntuya düşürme
- Emretme (edepsizliği, kötülüğü) / Kışkırtma
- Vaad etme (söz verme) / Ümitlendirme
- Mal ve evlatlara ortak olma (İsrâ - 64)
- İnsana düşmanlık / (kötü) dostluk / kardeşlik etme
- Fakirlikle korkutup çirkin şeylere teşvik etme (Bakara - 268)
- Kendi dostlarını korkutma / onlara telkinde bulunma
- Aranıza düşmanlık ve kin sokmak isteme
- Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak isteme
- Amellerini insana güzel gösterme
- Unutturma
- Yaldızlı laflar fısıldama
- Doğru yolun üzerinde oturma
- Allah’tan korkma (Enfal - 48)

- İnsana önünden, arkasından, sağından, solundan sokulma
Önden sokulma: Ahiret hakkında şüpheye düşürme
Arkadan sokulma: Dünya arzusunu körükleme
Sağdan sokulma: Dine dair işleri karıştırma
Soldan sokulma: Günahlara karşı arzuları körükleme
İbn Abbas demiştir ki: Üstlerinden demedi çünkü rahmet, onların üstlerinden iner.

Örnek birkaç ayet:
1) İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. (İbrahim 22)

2) Gerçek şu ki; şeytanın, imân edenler ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir yaptırımı (sultası) yoktur. Şeytanın yaptırımı, sadece ona yönelenler (yüzünü/kalbini ona dönenler - yetevellev) ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. (Nahl - 99,100)

3) Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. (Şuarâ - 221,222)

4) Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur. Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. (Zuhruf - 36,37)

Kelime olarak vesvese geçen ayetler:
1) Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi. (Araf - 20)

2) Allah’a karşı gelmekten sakınan takva sahiplerine şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf 201) - (Tezekkür —> Basiret!)

3) Sonunda şeytan ona vesvese verdi ve: 'Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü bildireyim mi?' dedi. (Taha - 120)

4) Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız. (Kaf - 16)

5) İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden… (Nas - 4,5)

Kuruntu (Emâniyye):
1) Bakara 78 —> Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitâbı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntulardır, onlar sadece zan içinde bulunurlar.
2) Nisâ 119
- Tevbeyi terketmeyi güzel gösterme
- Geri bırakma ve ertelemeyi emretme
- Allah’ın kerem ve merhametiyle kandırma (Fâtır - 5)

İlham: İçe doğma.
1) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. (Şems 7-9)
2) Mü'minin ferasetinden çekinin, çünkü o, Allah'ın nuru ile bakar, görür. (Tirmîzî, Tefsir, 16) Feraset de bir ilhamdır.

Takıntı (Obsesyon): Yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler. Genelde bir kompulsiyon (giderici davranış) eşlik eder. Beyinde bazal çekirdek hasarı ve genetik temel tespit edilmiş. "Tamam" sinyalinin verilememesi.

Sanrı (Delüzyon): Kanıtlarla dahi kişinin aksine ikna edilemediği, şüphe duyulmayan, hastanın eğitimi veya kültürü ile açıklanamayan yanlış inanç.

Varsanı (Halüsinasyon): Duyusal bir uyaran olmadan ortaya çıkan (kişiye özel) yanlış duyusal algılar. Görsel, işitsel, dokunsal olabilir.

Deneysel şizofreni: Feniletilamin (PEA) gibi maddelerle sanrı, varsanı gibi psikotik belirtiler ortaya çıkarılabiliyor.

Örnek vakalar:

1) Abdestim oldu mu düşüncesinin, bir türlü emin olamama halinin insanın içine doğması --> Vesvese değil. Obsesyon!

2) Eşine "Vakit çıkmak üzere, ikindiyi kılmadım" diyerek içeri koşturup namaza duracakken kıldığını hatırlamasına rağmen sözün şahitliği aklına gelip demek ki kıldığım namaz değilmiş diye tekrar kılan adam --> Vesvese değil. Obsesyon değil. Aşk.

3) Yolda yürürken takip edildiğini düşüncesinin içine doğması ve sürekli arkasına bakma ihtiyacı (takip edilmesini gerektirecek bir durum yoksa) --> Vesvese değil. Sanrı.

4) "Kocanı öldür!" şeklinde içine ses doğan genç kadın --> Vesvese.

5) "Kocanı öldür!" şeklinde kulağına ses gelen genç kadın (ses sevgilisinden gelmeyecek) --> Vesvese değil. Varsanı.

6) Rezil olacaksın, herkes sana gülecek düşünceleri içine doğan sunum hazırlığı yapan terli öğrenci --> Vesvese değil. Sosyal kaygı.

7) Rezil olacaksın, herkes sana gülecek düşünceleri içine doğan ve bu sebeple her sunum fırsatını geri çeviren öğrenci. Vesvese değil. Sosyal fobi.

8) Yolda yürürken öleceğini düşünme, içine korku ve kötü düşünceler doğması --> Vesvese değil. Panik atak.

9) Daha yaşın çok genç, ilerde tevbe eder kılarsın namazlarını diye düşünme --> Vesvese

10) Kredi çekmeden ev nasıl alsın bir memur, ömür boyu kirada mı otursun diye düşünme --> Vesvese

11) Mini etekli kızın peşinden metrodan Kızılay yerine Kolej'de inerken biraz yürüyüş yaparım, spor olur diye düşünme --> Vesvese
:)

Velhasılı. Vesvese ve şeytan bu kadar "imtihan"la ilişkili iken, varlıkları tabi iken... Beyinde bir damarın tıkanması, ufak bir çizik atılması veya bir nörotransmitterin artıp azalması ile ortaya çıkarılabilecek tablolardan iyi ayırt etmek lazım. İman göstergesi midir sorusuna cevap vermedim. İman ve takva sahipleri vesveseyi tanır. Müşrikler, münafıklar ve şeytanın dostları ise onu ilham, akletmek, aklını kullanmak, kafayı çalıştırmak falan sanabilir. Dikkat etmek lazım. ;)

《Mizgine_İslâm / ميزگينه اسلام》Ӝ̵, bir alıntı ekledi.
 15 Şub 22:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İstiklal Mahkemelerinin Kurulması-İstiklal Mahkemesi Karşısında Şeyh Said-2 :
Hareketin Sebepleri
-Kıyamınızın esbabı nedir onu söyleyiniz?
-Şeriat meselesi. Bir de Sebilürreşat'ın yazdıktan hiddetimizi artırıyordu. Bizi teşvik ediyordu. Ben bu fikri, yazı ile halletmek için gidip münakaşay-ı ilmiye yapayım dedim ve bazı rüfeka bulmak istiyordum. Fakat kader-i ilahi beni Piran'a sürükledi.
-Şeyh Efendi bunları bırak, kıyamın sebeplerini söyle?.
-Kıyamımızın sebebi Piran köyünde bir olay oldu. Çatışma oldu. Taraflardan mecruhlar oldu. Bu da bana atfolundu.
-Piran'a gelmezden evvel de din meselesinden dolayı kıyamı düşünüyordun değil mi?
-Kalbimde tasavvur ediyordum, lâkin muharebe suretiyle değil. Risale yazıp şeriat ahkamını bildirmek için kanunları da şer'a mutabık bir şekilde talep etmek istedik. Meclisi me-busana göndermek istedim.
-Ne için yapmadınız? Böyle bir risale yazmadınız?
-Allah'ın kaderi bırakmadı, Piran olayı çıktı, önünü alamadık.
-Şeriat ahkamı icra edilmiyor diye isyan ettiniz demek?
-İmam, şeriat ahkamını icra etmezse dedim. Bu kıyamın cevazına delildir. Vaktaki vukubuldu, işte şeriatte vaciptir diyor. Hiç olmazsa günahkâr olmayız dedim.
-Şeyh Efendi sen söylüyorsun ki

Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 59)Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 59)
Kitap Kurdu, Günahkar'ı inceledi.
30 Oca 15:09 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir köyde 100 civarında kişi katlediliyor. Kilisede birisi ölü diğeri ağır yaralı 2 rahibe bulunuyor. Terkedilmiş bir lokantada 2 eli, 2 ayağı kesilmiş, yüzünün derisi kesilerek alınmış, vurularak öldürülmüş bir kadın cesedi bulunuyor. Bu olayların birbiri ile bağlantısı ne olabilir? Serinin bu üçüncü kitabında sürücü koltuğuna çoğunluk Dr.Isles geçiyor. Bu kitapta Dr.Isles ete kemiğe bürünüyor. Olayların araştırılması sürecinde hem dedektif Rizzoli hem de Dr.Isles kendi ailesel sorunlarıyla uğraşıyorlar. Kitapta biraz da bir kadının işi ile annelik rolü arasında yaşadığı ikilem anlatılıyor.

Büşra nur demir, İkiz Bedenler'i inceledi.
19 Oca 03:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Tess gerritsen beni günahkar ve ikiz bedenlerde şaşırttı. Cinayetlerin ön planda olmasından çok karakterlerin yaşadığı psikolojik ve duygusal olayları aktarmış. Kitap sonlara doğru heyecanlanıyor katille burun buruna hamile bir kadının mücadelesini okumak heyecan veriyor. Maura isles karakterine hem günahkarda hemde ikiz bedenlerde anlam veremedim sanki karakterin tek düşündüğü önüne çıkan ve ona yakınlık gösteren her erkeği hayatına alıp onunla cinsel birşeyler yaşamak. Sürekli kafası karışık ve sürekli yanına bir erkek karakter olduğunda acaba diyor ve sürekli ensesinde nefesini hissettiği herkese yakınlık duyuyor seriye devam edeceğim umarım diğerleri de beni bunlar kadar hayal kırıklığına uğratmaz. Okurken zorlanmadım rahat okudum hatta okumam 2 gün sürdü diyebilirim ama bana göre polisiye romanın bu kadar basit olaylarla doldurulmaması gerekiyordu. Okunmasını tavsiye edebilirim katil konusunda yanıldım böylesi bir son beklemiyordum yanıldım açıkçası birazda klasik geldi bu durum bana. Kitabın konusu güzeldi aslında birgün dr. İsles in evinin önünde ona tıpatıp benzeyen ölü bir kadın bulunur ve olay derine indikçe yıllardır süre gelen kayıp hamile kadınlara ve sonunda mauranın gerçek ailesine dayanıyor.