• 248 syf.
    ·11 günde·Beğendi·8/10
    7 günde hayatınızı değiştirecek bir kitap değil. Ama faydası olduğu kesin. Yanında gelen cd bir işe yaradı mı bilinmez. Kitap uygulama ağırlıklı. Her bölüm 50 sayfa civarında olmasına rağmen okuması bir bucuk saat filan sürer. Cünkü uygulamalar hayal kurma üzerine ve biraz zaman alıyor.
  • 100 syf.
    ·Puan vermedi
    Barış Bıçakçı' nın ilk kitabını okumuş ve sevmemiştim, bu son kitabını da sevmedim. Bana göre bir arpa boyu yol alamamış kendisi. Aynı yazıda hem kitabı hem de kendi derdimi anlatmak zor olsa da deneyeceğiz işte. Önce şekil;
    Kitap 100 sayfa. Birazcık tasarrufla 50 sayfaya sığacak işi 100 sayfa olarak piyasaya sürüp de insanlara vayy günde 100 sayfa okuyorum dedirttiğiniz için sizi kınıyorum sayın editör. Gelelim içeriğe;
    Bir kere kitabın arkasına bir bakalım ne yazmışlar? ''Rıfat, zamanımızın bir kahramanı gibi, bir niteliksiz adam gibi, bir aylak adam, bir lüzumsuz adam gibi, bir ''R.'' gibi...'' bla bla bla. E Aylak Adam' ı okuruz o halde seni neden okuyalım? İlk kitabı için de Sait Faik öyküleri gibi deniyordu. O zaman da Sait Faik' i okuyalım, peki sen niye yazıyorsun onu söyle. Bize bilmediğimiz neyi sunuyorsun, nasıl bir bakış açısı getiriyorsun, beni nasıl bir dünyanın içine çekiyorsun? Var mı doyurucu cevapların? Bence yok işte. Şimdi kitabımız, Rıfat isimli bir kitapçının yaşamından kesitler sunuyor bize. Kısa kısa bölümlere ayrılmış kitap. Bu sayede çok kolay okunuyor. Her bölümün sonu bir aforizma ile bitirilmiş neredeyse. Bu yönüyle zaten günümüz tüketim trendine çok uygun bir kitap kendisi. Ne diyordu Hasan Ali Toptaş isimli kalemine kurban olunası sanatçı? ''Aynı zamanda bu hız edebiyatta aforizmasal bir söylemi de getiriyor kendiliğinden, ki bu, edebiyat çağımızın hastalığıdır bana göre. Halbuki edebiyat zamanın hızına müdahaledir.'' İşte bu kitap Hasan Ali Toptaş' ın tespitine kaynak teşkil eden işlerin güzel bir örneği niteliğinde. Kitap güzel açılıyor aslında. Günler Damlıyor isimli başlangıç bölümüyle kurgusuyla ilgili enfes bir girizgahla karşılıyor okurunu kitabımız. Sonrasında bir abimle sahafta okuyarak hayran kaldığımız bir pasajla da ikinci bölüm başlıyor. Devamında ise bana göre ciddi acemilik barındırıyor içerisinde. Bir kere bölümler arasında ciddi bir denge sorunu var, kitap çok dengesiz ilerliyor. Bir bölümü enfes bulurken, bir sonrakinde kitabı duvara fırlatma isteği duydum okurken mesela. Hayranlık duyma ile sinir olma hali baş başa gitse yine bir nebze, ama aksine; an geldi hayranlık açtı arayı ve ben güzel bir kitap diye tanımladım bu kitabı, an geldi sinir olma hali farkı dört beş boya kadar çıkartıp sürpriz kovalayan kumarbazların hayallerini piç etti. Yahu dikdörtgen isimli bir bölüm var kitapta, çerçeveletip as duvara ama bir sayfa arkasındaki bölümde geçen cümleye bakalım; ''Okuyucularını duygulandırmak dışında edebi bir amacı olmayan ve ikide bir veciz sözler yumurtlayan günümüz müelliflerini sürekli uyarması gerek'' E kendini tarif etmişsin sen be abi. Hem nedir bu ergen gibi kitabın ortasında laf sokma çabası. İşte tam da bu! Bu yüzden sevmiyorum ben bu Murat Menteş' i, Emrah Serbes' i, Barış Bıçakçı' yı. Ergen gibi davranıyorlar ve ergence kitap yazıyorlar. Olgunluk yok işlerinde. Bunun adına da samimiyet deniyor ne yazık ki. Samimiyetsizliğin en popüler hali oldu artık bu samimiyet meselesi günümüzde. Murat Menteş' te de aynısı var mesela. Bakın ben sanattan anlarım, kitaptan anlarım, enfes kitaplar okurum, dinle ilgili söyleyeceklerim var, siyasete de dokunurum, aşkla ilgili konuşmuş muyduk... Ya biraz sakin olun abiler! Anlatacak ne çok şeyiniz var sizin. Bir ergen böyle davranır işte. Sürekli kendini ifade etmek için çırpınır durur, dikkat çekmeye çalışır. İşte sizin kitaplarınızda bunu görüyorum ben. Gereksiz bir karmaşa, temelsiz söylemler, çok düşünmeden atılan sloganlar falan filan... İki konu var, ilki; ya ben bu kitaplarda başka kitaplara, filmlere, yazarlara yapılan göndermeleri görmekten çok sıkılıyorum. Nadiren yapılanı ve yapılırken de kör göze parmak misali bir tavır takınılmayanı çok güzel oluyor ama abartınca sıkıcılaşıyor ki bu kitapta çok abartılmış. İkinci mevzu ise şu; ben YGS' ye girdim. Fena da yapmadım hani, arkadaşlar baya iyisin diyorlar. İşte o YGS' deki bir Türkçe paragraf sorusunda adını unuttuğum bir yazarımızın sözüne yer verilmişti; ''okumak, neden piyano çalmaktan daha az uğraş gerektiren bir iş olsun ki'' diyordu. Okumak zor bir iştir, emek, çaba gerektirir. Caz dinlemek zor iştir. Kulağına hoş gelir tamam da müzikten anlayan, enstrüman çalabilen adam için caz daha anlamlıdır, sana kıyasla. Serdar Ortaç herkes tarafından dinlenen şarkılar yapar, dinlenir tüketilir, bir sonraki yaza yenisini yapar. En rockçısı bile alkol sınırını aşınca güzel bir hatunun da kalçasına sürtünecekse mesela Serdar popçuydu falan düşünmez kopar ortamda. İşte bu kitaplar böyle kitaplar. Kim okusa sever, anlar, yorumlar. Her sineğe bal var bu kitapta. Ama bana asıl enteresan gelen Orhan Pamuk gibi bir adamın kötü yazar olduğunu iddia edip de Barış Bıçakçı' yı son yılların en iyi türk yazarı ilan edebilen kişilerin kendini iyi okur sayması aslında, bu öz güvene sahip olmaları. Tüm bu yazdıklarımdan sonra Barış Bıçakçı sence iyi yazar mı derseniz evet derim, hatta Murat Menteş, Emrah Serbes gibi adamlara kıyasla çok çok iyi bir yazar. Şu kadar eleştiri yazdım yine de bu kitapta Aynalar isimli bölümdeki her cümleyi hayranlıkla tekrar tekrar okudum mesela. Barış Bıçakçı iyi yazı yazıyor ama iyi edebiyat yapamıyor. Dengeyi bulduğu, ergenlikten vazgeçtiği gün çok iyi edebiyat yapabilir gibi geliyor ama bana.
  • 88 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Patrick Modiano, Nobel'i 2014 yılında aldı. Son yıllarda alışıldığı üzere yine Murakami falan denilirken Barbaros Altuğ, Modiano' nun ödülü alabileceğini söylemiş ve bir anlamda sürprizi bilmişti. Yanlış anımsamıyorsam o yıl Nobel için adı geçenler arasında Kundera ve benim tek kitabını okuyup da hayran kaldığım Peter Handke(Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi) de vardı. Ben, ödülü Handke alsın istiyordum.

    Nobel'i Modiano alınca dilimize çevrilen kitaplarına baktım. 5 kitabından(aslında 6 ama biri çocuk kitabı) 4' ü Can, 1' i Varlık Yayınları' ndan çıkmış. En Uzağından Unutuşun isimli kitabı okudum ilk olarak. Birinci baskısı 1998 olan kitabın ikinci baskısı yazarın Nobel' i kazanmasından sonra. Kitap beni hoş bir detayla karşıladı; Peter Handke'ye ithaf notu.

    Tıpkı ''En Uzağından Unutuşun'' gibi ''Bir Gençlik'' ve Varlık Yayınları'ndan çıkan ''Bir Sirk Geçiyor'' da Nobel sonrası tekrar basılmış dolayısıyla bu üç kitabı da şu an rahatça temin edebilirsiniz. Ne var ki ''Kötü Bir İlkbahar'' ve ''Yıkıntı Çicekleri'' nin baskıları yok. Ben iki farklı sahaftan toplam 50 TL ödeyerek aldım baskısı olmayan bu iki kitabı. Can Yayınları'nın basmamasının başka bir nedeni varsa bilemem ama bastığı iki kitabın Modiano' nu en keyifli ve kolay okunan kitapları olduğunu söyleyebilirim. Basmadıkları ise tam tersi tabii.

    Peki Modiano kitapları ne anlatır? "Nobel bu yıl melankoliye gitti" başlığıyla görmüştü bu olayı bazı gazeteler. Sanırım bu zaten baya bir fikir verir size. Hayatın oradan oraya -hoyratça değil ama- savurduğu münzevi denebilecek gençler, boş sokaklar, tekinsiz insanlar, kasvetli mekanlar ve trajediden uzak yoğun bir melankoli. Eski kız arkadaşlarımdan birinin tabiriyle hep puslu bir hava var Modiano kitaplarında. Bir de varlığı belirsiz ve bir tarafı her zaman karanlık bir baba figürü mevcut hemen hemen her kitapta. 2. Dünya Savaşı sırasında babasının Naziler ile iş birliği yaptığı söylenmekte. Babasından uzak büyümüş ayrıca Modiano. Sanırım bunların etkisi var bu hususta. Kitapları birbirine benzer. Zaten 45 yıl aynı şeyleri yazıp Nobel aldı yorumları vardı kendisi hakkında. Yüz sayfa civarındaki kitapların hepsinde sanki buğulu bir camın arkasından bakarsınız her şeye. Hiçbir şey çok net değildir ki bence ülkemizde pek de tutmamasının sebebi bu.

    Benim favori yazarlarımdan biri oldu kendisi. Hani baskısı olmayan kitaplarını aramanıza gerek yok belki ama Varlık ya da Can'ın 2. baskıları yaptığı o kitaplardan birini okuyun derim. Ve son olarak Modiano kitaplarına en yakışan şarkı da bu; The Partisan - Leonard Cohen

    Fotoğrafçı Jansen münzevi bir yaşam sürmekte sanatını da bu çerçevede icra etmektedir, öyle ki ona göre bir fotoğrafçı hiçbir şey değildir. Doğal ışığı daha iyi yakalayabilmek ve onunla daha iyi çalışabilmek için dekorla kaynaşmak, görünmez olmak gerekir. Jansen ile tanışan genç bir adam gönüllü olarak onun foroğraflarını düzenlemek ve fihrist oluşturmak ister. Her fotoğraf karesinde de hem Jansen' in hem de kendi geçmişinin anıları canlanır, bir yerden sonra ikilinin anıları birbirine karışır.

    Modiano'nun alışılagelmiş üslubuyla yine fazlasıyla puslu, melankolik bir kitap ve ben yine sevdim kitabı. En Uzağından Unutuşun ya da Bir Gençlik kadar keyifli ve sürükleyici olmasa da zaten 90 sayfa olduğundan asla sıkmıyor ve bir günde rahatça okunup bitiriliyor. Öyle de yapın derim zaten, aksi halde hiç giremezsiniz kitaba net bir olay, lineer bir zaman akışı olmadığından.
  • 440 syf.
    ·9 günde·Beğendi·8/10
    Ağır ağır, sindire sindire okuması gereken bir yol hikayesi.

    Arka planda göçler, soykırım, insan hakları, adalet gibi kavramların derinlemesine sorgulandığı, felsefik yorumlarının yapıldığı, bağlantılı bir çok şair ve yazarın eserleriyle tezlerin desteklendiği sıkıcı olmayan ama konudan kopmamak için dikkatli okunması gereken roman aslında iç içe geçmiş farklı hikayelerin birleşimiyle oluşturulmuş.

    Anlatıcı bazen bir kadın (anne) bazen bir çocuk (oğlan) bazende üçüncü bir kişi. Bu nedenle okuma sırasında olaylar bazen annenin bazen çocuğun gözünden anlatıldığı için aynı olayı tekrar okumuş izlenimi uyanabiliyor.

    Ben günde 40-50 sayfa okuyarak yaklaşık sekiz günde bitirdim. Gerek anlatım şekli, gerek kullanılan şiirsel dil, gerekse de çevirmenin becerisi sayesinde tadı damağımda kalan romanlardan biri olarak kütüphanemin en güzel köşelerinden birinde yerini aldı.
  • Bir ara günde 50 sayfa kitap okuma meydan okumaları vardı neden yine başlatmıyoruz ki öyle şeyler ? Tüm #kitapseverler yeniden toplaşalım yine bence.
  • Günde ortalama ne kadar süre kitap okuyabiliyorsunuz? Ve de nasıl zaman ayırıyorsunuz kitap okumaya? Ben genelde çok yoğun çalışma temposunun aralarındaki küçük dinlenme aralarında 3-5 dakika okuyarak günde 20 sayfaya kadar okuyabiliyorum. Gece de 10-15 sayfa okuyorum. Bir de affedersiniz tuvalette 8-10 sayfa okuyabiliyorum günde. Günü en fazla 45-50 sayfayla en az ise 15-20 sayfayla kapatıyorum. Sizde durum ne?
  • Hayata Geç Kalma-Alıntılar

    İnsanları yarım yamalak sevmek huyum değildir. Sayfa 5

    Bir kişi -beyefendi yahut hanımefendi olsun- iyi bir romandan zevk almıyorsa çekilmez derecede ahmaktır. Sayfa 5

    Kalbime yenik düşmüş olabilirim ama irademi kay­betmedim. Sayfa 6

    Dünyayı tanıdıkça gerçekten seveceğim bir erkeğin karşıma çıkmayacağı düşüncesine daha çok inanıyo­rum. Sayfa 7

    İnsanlar kendiliğinden öyle bir değişirler ki on­larda her zaman gözlemlenecek yeni bir şey bulmak mümkündür. Sayfa 9

    Kibir ve gurur kelime itibarıyla genellikle eş anlam­lı gibi kullanılsalar da farklı şeylerdir. Bir kişi kibirden uzak bir şekilde gururlu olabilir. Gurur kendimize dair düşüncelerimizle ilişkilidir, öte yandan kibir başkala­rına hakkımızda ne düşündürttüklerimizle ilişkilidir. Sayfa 9

    Sizi neyin mutlu edeceğini iyi bilin. Sayfa 9

    Acınası haldeyken mutlu görünmek. Ah, kimin ih­tiyacı var ki buna? Sayfa 10

    Ne çektiğimi kimse bilmez. Bu hep böyledir.
    Şikayet etmeyene acımazlar. Sayfa 11

    Her anın kendi zevkleri ve umutları vardır. Sayfa 11

    Belki de bizi bir başkası için mükemmel yapan şey kusurlarımızdır. Sayfa 11

    Ruhumu delik deşik ediyorsun. Bir yanım ıstırap, öteki yanım umut. Senden başka kimseyi sevmedim. Sayfa 12

    Hayal gücünüzün uzak diyarlarda süzülmesine her fırsatta izin verin. Sayfa 12

    Samimiyeti pekiştiren zaman veya fırsatlar değil, sadece mizacımızdır. Kimi insanlar için birbirini tanı­maya yedi yıl yetmezken, kimi insanlar için yedi gün fazladır. Sayfa 12

    Duygularımı kendime sakladığım zamanlar oldu, çünkü onları ifade edecek bir dil bulamadım. Sayfa 13

    Okumak kadar tatlı bir şey yok! Diğer her şey in­sanı kitaptan daha çabuk yoruyor. Bir gün kendi evim olur da mükemmel bir kütüphanem olmazsa vay ha­lime! Sayfa 13

    İnsanların ahmaklıklarını, kö­tülüklerini ya da bana yönelik kabalıklarını yeterince çabuk unutamıyorum. Kimse duygularımı kolay kolay kışkırtamaz. Yaradılışım için kinci diyebiliriz belki. Bi­rinden bir kez soğuyunca ilelebet soğurum. Sayfa 14

    Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha da az insan var. Dünyanın haline baktıkça memnuniyetsizliğim artıyor. Her geçen gün, insanların tutarsızlıklarını; erdemli veya sağduyulu görünenlere bile güvenilemeyeceğini daha iyi anlıyo­rum. Sayfa 15

    Geçmişi sadece size haz verdiği ölçüde anımsayın. Sayfa 15

    Öfkeli insanlar her zaman akıllı değildir.
    Sayfa 15

    Ah evde olmak gibisi yok. Asıl huzur budur. Sayfa 15

    Kim olduğumuzu belirleyen söylediklerimiz ya da düşündüklerimiz değildir, yaptıklarımızdır. Sayfa 16

    İstediğiniz kadar gülmekte hürsünüz fakat fikirle­rimden dolayı bana gülemezsiniz.
    Sayfa 16

    Bir kızı eğitime tabi tutun ve onu dünyaya doğru dürüst hazırlayın. Bu sayede hayatını on kat daha iyi sürdürebilir ve kimseye yük olmaz. Sayfa 16

    Hiçbir şey beni istemediğim bir şeyi yapmak kadar yormaz. Sayfa 18

    Kalbinden geçenleri bilseydim her şey daha kolay olurdu. Sayfa 18

    Şu ana kadar hiç tanımamışım kendimi.
    Sayfa 18

    Aşık olunca hepimiz birer aptala dönüşürüz. Sayfa 19

    Yaralarımız geçmişin gerçekliğini yüzümüze vurur. Sayfa 19

    Bir sebebiniz varsa mesafeler önemsizdir. Sayfa 19

    Evliliklerini doğru dürüst sürdürebileceklerini bilsem herkesi evlendirirdim. İnsanların hayatlarını çarçur etmelerini istemiyorum. Faydasını görecekleri takdirde herkes olabildiğince çabuk evlenmelidir. Sayfa 19

    Ah Lizzy! Aşksız bir evliliğe adım atma da ne ya­parsan yap. Sayfa 20

    Akıl sahibi, zeki biriydi fakat her şeye fazla heves­liydi. Acısının, neşesinin bir orta yolu yoktu. Sayfa 20

    Müziksiz bir hayat bana bir şey ifade etmezdi. Sayfa 21

    Buraya hiçbir beklentim olmadan geldim. Sadece şunu söyleyeceğim -hazır söyleme imkanım varken­ tüm kalbim senin ve her zaman senin olacak. Sayfa 22

    Akıllı erkekler, ne derseniz deyin, aptal eşleri arzu etmezler. Sayfa 23

    Beni başının belası, hoş bir kadın olarak göreyim deme. Kalbindeki doğruları dile getiren akıl sahibi bir yaratık olarak gör.
    Sayfa 24

    Şiiri aşkın gıdası olarak görüyorum. Sayfa 24

    Aşık olsaydım, aslında, tamamen farklı bir şey olurdu. Asla aşık olmadım, benim tarzım değil. Ya­radılışımda yok. Bir gün aşık olacağımı da düşünmü­yorum. Sayfa 25

    Yürümeye devam ettiler, nereye gittiklerini bil­meden. Düşünecek, hissedecek ve söylenecek o kadar çok şey vardı ki gerisine dikkat edemezlerdi. Sayfa 25

    Ah kitaplardan öyle memnunum ki! Bütün hayatımı kitap okuyarak geçirebilirim. Sayfa 26

    O da bir kez sevdi mi, sonsuza dek sevenlerdendi. Sayfa 26

    İstemek umut etmekti, umut etmekse beklemek. Sayfa 26

    Okumaya düşkün olmak, doğru yönlendirildiği takdirde, başlı başına bir eğitimdir. Sayfa 26

    Her zaman dediğim gibi, şöyle söyleyeyim, "Acele etme, doğru erkek önünde sonunda gelecek." Sayfa 26

    Güzel bir günde gölgede oturmak ve yeşillikleri seyretmek en güzel rahatlama yöntemidir. Sayfa 27

    Kendi düşünceleri ve hayalleri her zamanki gibi en iyi yoldaşlarıydı. Sayfa 27

    Kalbinizi kaptırırken gözünüzü dört açınız. Sayfa 28

    Öyle huysuz bir adam ki onun sevdiği kişi olmak ne büyük talihsizlik olurdu! Sayfa 28

    Şöyle bir genel kuralım var: Bir kadın bir erkeği kabul edip etmemekte şüphe ediyorsa onu mutlaka reddetmelidir. Sayfa 29

    İyi insanların bir araya gelmesi ne büyük bir mut­luluktur! Sayfa 29

    Sadece gerçek bir aşkın beni evliliğe yönelteceğin­den eminim. Sayfa 29

    Üzerinde anlaşmaya varılamayacak bir şeyler var­sa, erkekler her daim bundan kurtulmaya çalışırlar. Sayfa 31

    Sessizdim fakat kör değildim. Sayfa 31

    Merakı benim meraklarımla kesişmeyen bir erkek­le mutlu olamam. Tüm duygularıma hitap edebilmeli, aynı kitaplar, aynı müzik ikimizi de etkileyebilmeli. Sayfa 31

    İnsanların en tatlısı ve en güzeli, kusurlarına rağ­men kusursuz olandır. Sayfa 32

    Kendisini en çok sevecek kadınla evlenmek her erkeğe nasip olmaz. Sayfa 32

    Gülmeyi öyle özlemişim ki! Sayfa 33

    Takdirini kazanmak için konuşan, bakışan ve bu­nun için kafa yoran kadınlardan bıkmıştın. Bir gün ben çıkageldim ve seni etkiledim, çünkü onlardan farklıydım. Sayfa 33

    Hislerini gizlemek için hiç bu kadar ne yapacağını bilmez halde olmamıştı. Gülmesi gerekti fakat o ağlamayı tercih etti. Sayfa 33

    Aslına bakarsan çaydan başka bir şey istemiyorum. Sayfa 34

    Kır evlerine ziyadesiyle düşkünüm. Gerçek huzur ve zarafeti kır evlerinde bulurum. Hatta şöyle söy­leyeyim: Bir gün kıyıda köşede yeterli param olursa küçük bir arsa alacağım ve kendime bir kır evi yapa­cağım. Sayfa 34

    Şimdi şöyle yapmacık bir gülücük atayım ve yeni­den aklı başında insanlar olmaya devam edelim. Sayfa 34

    Bir ailenin içinde olmayan birisi o ailedeki bireyle­rin çektiği zorlukları bilemez. Sayfa 35

    Başarı, çaba gerektirir. Sayfa 35

    Dua edin, içinizden dua edin! Ne hissettiğinizi herkese açık etmeyin. Sayfa 36

    Evimizde yaşıyoruz. Sessiz, kendi halinde ve duy­gularımızla baş başa. Sayfa 37

    Sürprizler saçma şeylerdir. Zevkin arttığı falan yoktur ve çoğu zaman uygunsuz durumlara sebep olurlar. Sayfa 38

    Evet, ona deli gibi düşkün olduğumu fark ettim ve hayatımın en güzel saatlerini onunla birlikte geçirdim. Sayfa 38

    Peşinde olduğu şey her ne olursa olsun hevesine söz dinletemeyen, yılmak bilmeden hedefine devam eden erkek! İşte genç bir erkek böyle olmalıdır. Sayfa 38

    Bir desteğe ihtiyaç duymadan gerçekten aşık ola­bilecek kadar yürekli çok az insan vardır. Sayfa 40

    Mutlu olmak için ona ihtiyacım olduğu konusun­da şüphelerim var. Sayfa 40

    Mutluydu. Mutlu olduğunu ve öyle olması gerek­tiğini biliyordu. Sayfa 40

    Akıl her zaman beni cezbedecektir. Sayfa 41

    İlgisiz olduğumu düşünmekten başka bir itirazın var mı? Sayfa 41

    Gerçekten mutlu olma fırsatını yakalayıncaya ka­dar, mutluluğu beklemeye değer bir şey olarak gör­mem. Sayfa 42

    Erkeklerin bitmiş bir aşkı çabucak unutabilecekle­rini sanmıyorum. Kadınlar içinse bu çok daha zordur. Sayfa 42

    İşler bir ay kötü gidiyorsa, öteki ay düzelecek de­mektir. Sayfa 42

    Hissettiğimden fazlasını elde etmek için kendimi asla ikna etmeyeceğim. Aşktan nasibimi aldım. Daha fazlası üzer beni.
    Sayfa 43

    Bildiğiniz üzere, bir gün ötekini tutmaz. Koşullar değişir, fikirler değişir. Sayfa 43

    Haksız olmuş olabilirim. Zayıf ve kırgın olmuş olabilirim ama asla dönek olmadım. Sayfa 43

    O, her şeyden çok dürüst, açık kalpli, içtenlikli bir kişiliğe önem verirdi. Sıcak bir kalp, heyecanlı bir ruh onu hala büyülüyordu. Arada sırada heyecandan ya da dikkatsizlikten gelişigüzel söz eden kimselerin iç­tenliğine, düşünceleri hiç değişmeyen, dili sürçmeyen kimselerden daha çok güvenebileceğini düşünüyordu. Sayfa 45

    İkimizin de çekingen bir yapısı var, konuşmaya pek hevesli değiliz. Duyan herkesi şaşırtacağını ve ne­siller boyu dilden dile dolaşacağını ummadıkça ağzı­mızı açıp bir şey söylemek istemeyiz. Sayfa 46

    Karar verdiğim bir şeyden beni kimse caydıramaz. Sayfa 46

    Ben kararımı verdiysem, kararımı kesin olarak verdim demektir. Sayfa 46

    Kitaptan başka her şeyden insan o kadar çabuk bıkıyor ki! Sayfa 46

    Ne vakit yalnız kalsa rahat bir nefes alarak dü­şüncelere dalardı. Böylece, tenha bir yolda yürüyüşe çıkıp da tatsız hatıralara dalarak kendinden geçmediği tek bir günü olmazdı. Sayfa 47

    Hali vakti yerinde bekar bir erkeğin bir eşe ihtiyaç duyduğu evrensel olarak kabul görmüş bir gerçektir. Sayfa 47

    Tek başına daha güçlüydü. Sağduyusu ona öyle iyi destek oluyordu, iradesi öyle sarsılmazdı ki pişmanlıkları ve acıları son derece taze ve sızılı olma­sına rağmen hemen hemen her zaman neşeli görün­meyi başarabilirdi. Sayfa 48

    Bazı insanlarda çabuk anlayabilme, kişiliği kavra­mada keskin bir incelik, doğal bir seziş yeteneği var­dır. Sayfa 49

    İlk bakışta gerçekten insana çekici gelmiyor. Ya­kışıklı olduğu da söylenemez. Ancak zamanla insan onun gözlerinin olağanüstü anlamlı, yüz ifadesinin de pek sevimli olduğunun farkına varıyor. Sayfa 50

    Ben onu başarılarıyla kendini dünyaya tanıtma çabasında olmayan, diğerlerinden farklı olarak çok alçakgönüllü olmayı başarabilmiş bir genç kız olarak görüyorum. Sayfa 50

    Şüphesiz ki bu iki gencin yetişmesinde büyük bir idaresizlik olmuş. Birisi iyiliğin ta kendisiyken, diğeri yalnızca gösterişinden ibaret. Sayfa 51

    Bazı hallerde söylediklerimize fazlasıyla dikkat et­mek iyidir. Öte yandan duygularımızı bu kadar sakla­mak insanın zararına olabilir. Bir kadın hislerini hoş­landığı adamdan da aynı dikkatle gizleyebilirse onu kendine bağlama fırsatını kaçırabilir. Sayfa 52

    Birisini tercih etmek, beğendiğini de hissettirmek gayet do­ğaldır. Ancak karşısındakinden cesaret almadan ger­çekten aşık olabilecek pek az insan vardır. Sayfa 52

    İnsanları sevmeye öyle meyillisin ki! Kimsede ku­sur görmezsin. Bütün dünyayı pespembe görürsün. Herhangi biri hakkında kötü söz söylediğini hiç duy­madım. Sayfa 55

    Beni korkutmak için yapılan her teşebbüs cesaretimi artırır. Sayfa 55

    İşte bunu sevdim; genç adam dediğin de böyle ol­malı! Neyin peşinde olursa olsun, coşkuyla hareket etmeli, yorulmak nedir bilmemeli. Sayfa 57

    Öyle hoş yönleriniz var ki ben bunların herhangi bir insanda, böylesine yoğun olarak bulunabileceğine şimdiye dek ihtimal vermemiştim. Sayfa 57

    Şu dünyada seni tanıyan kimseler için önemli ol­mamana hiçbir sebep yok. Aklı başında, iyi huylu, kıymet bilen ve bir iyilik gördüyse hemen karşılığını vermeyi umut eden bir kızsın. Ben bir arkadaşta, bir can yoldaşında bundan daha önemli bir özelliğin ara­nabileceğini hiç sanmıyorum. Sayfa 58

    İnsanların yanlışlarını düzeltmeye meraklı deği­lim. Ama insanların çoğu zaman kusurlu olduklarını da görebiliyorum. Sayfa 58

    Etrafındakiler onu muhabbete katmak için pek çaba göstermiyorlardı. Onun da muhabbete katılmaya can attığı yoktu. Hayalleri ve düşünceleri eskiden beri en iyi arkadaşları olmuştu onun. Sayfa 59

    Kişiye en doğru yolu gösteren şey kendi vicda­nıdır. Başkasının hisleriyle hareket etmektense kendi vicdanınızı dinleyin yeter. Sayfa 59

    Hayatımızda iniş çıkışlar, düş kırıklıkları asla ek­sik olmaz. Hepimiz hayattan büyük bir beklenti içinde oluyoruz. Ne var ki mutluluğu elde etmek için kur­duğu planlardan biri altüst olunca, insan doğası bir başkasına yöneliverir. İlk hesapta hata etmişsek ikin­cisinde daha dikkatli oluruz, başka bir şeyle avunmaya bakarız. Sayfa 59

    İnsan doğasının herhangi bir yetisinin diğerlerin­ den daha üstün olduğunu söyleyecek olursak, ben bu­nun hafızamız olduğunu söylerim. Hafızamızın güçlü yanlarında, zayıflıklarında, ayarsızlıklarında, zeka ye­tilerimizin hepsinden daha anlaşılmaz bir yan var. Ha­fızamız denen şey bazen öyle kuvvetli, öyle işlek, öyle işe yarardır. Kimi zamansa öyle şaşkın ve zayıf! Başka zamanlarda da öylesine dik başlı ve ele avuca sığmaz!
    Aslına bakarsanız biz insanlar her bakımdan bir mu­cizeden farksızız fakat özellikle hatırlama ve unutma yeteneğimiz kendi başlarına birer bilmece! Sayfa 60

    Yaptığın işten memnun olman doğru işi yaptığını ispat etmez. Sayfa 61

    Elinde tatmin olacağı kadarı olmayanlar ellerinde olanla yetinmeyi bilmelidirler.
    Sayfa 62

    İnsanın acısını almak için, iş kadar, acele, önemli, zorunlu bir uğraş kadar güzel çare olamaz. Sayfa 62

    Böyle bir geceyi seyrederken dün­ya kötülük ve üzüntüye yuva olamazmış gibi geliyor. Aslına bakarsanız gerçekten doğanın yüceliğini daha derinden hissedebilsek, doğanın güzelliğine dalarak kendimizden geçebilsek, kötülüğün de üzüntünün de daha az olduğu bir dünyada yaşardık. Sayfa 64

    Zamanın yumuşatama­yacağı düşünce ve duygu da yok gibidir. Sayfa 66

    Dostluk elbette hüsrana uğramış aşklara en iyi ge­len merhemdir. Sayfa 66

    Ben gençlerin evlilik hakkında söylediklerine pek kulak asmam. Evliliğe karşı bir isteksizlikleri varsa bile bunun sebebini henüz aradıkları kişiyi bulamamış olmalarında ararım. Sayfa 67

    İlgisizlik bir bakıma güvenlidir fakat asla çekici değildir. Kişi kayıtsız bir insanı sevemez.
    Sayfa 67

    Anne her zaman senin yanında olur. O, asla değiş­meyecek arkadaşındır ve üzerindeki etkisi her zaman diğerlerininkinin ötesinde olacaktır. Sayfa 68

    Öyle ya, hiç görmediğimiz biri nasıl olur da umrumuzda olabilir ki? Sayfa 68

    Üstünden o kadar zaman geçtiği halde içindeki acıyı taze tutmak ne kadar saçmadır! Sayfa 72

    Bir kadının kendi kendini mutlu etmesi için başkasına ihtiyacı yoktur. Hiçbir erkek ona kendinden daha çok hayranlık duymayacak ya da onu kendinden daha çok sevmeyecektir. Sayfa 72
    Jane Austen
    Aylak Adam Yayınları