Mrt, Akl-ı Kemal 1.Cilt'i inceledi.
6 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu hafta icerisinde bitirdim. Klasik ataturk tekrarlamalarinda ote atatürkün düsünce yapisini ve etkilendiklerini cok guzel paylasiyor. Tarihi bilgiler icerisinde yine bir kez daha hayranlik uyandiriyor Atamiz. Yazari ilk defa okudum ve okuyacagim diger ciltleri,dili akici ve anlasilir sayfa sayisi korkutmasin her sayfada ögrenebilecegiz incelikler var. İcerisinde bir kac konu olarak söyleyebilecegim kemalsit kavrami, genclik ve spor, tarim, ekonomi, bazi yalanlarin curutulmesi, türk dili ve geriye kalan birbirinden güzel konular. Tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar
Dağ başini duman almiş
Gümüşdere durmaz akar
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar !

Hediye edilen günlerinde bir duacı ol uluya 
Anlaşılmadan kapanmasın, o gözlerin sulanmasın. 
Darbeler yesen de yüreğine, 
Affetmek en asil intikam. 
Varsa bir duvar dayan, 
Yoksa bir duvar yarat, 
Karanlık olduğunda mumdan bir güneş yarat, 
Kanatların kırılmasın, 

"Nasıl bu gördüğümüz mavi gökte parlak bir güneş varsa; ruhların mânevi semâsında ondan daha parlak bir güneş vardır.... Bu güneş hürriyettir ki; nurları hakikattir, harâreti muhabbettir. Vazifesini sorarsan, adâlettir sevgili kızım!"
(Kızı Hürriyet'e) Ziya Gökalp

Mamostee, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Kız için bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar.

Simyacı, Paulo CoelhoSimyacı, Paulo Coelho

Ayrılık Diye Bir Şey Yok ( Beşinci Mektup )
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Ümit Yaşar Oğuzcan

"Sevgisi gökyüzü kadar büyük olanın
Gülüşü de güneş kadar parlak olur...

Np'
Geçtiğimiz yolları arıyor gözüm yine
Sanırım şehir uzakta kalıyor
Ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
Ama güneş her gece tepemde doğuyor
Yani olmuyor, olmuyor istesemde 🎶🎶

Peki mutluluk gerekli midir gerçekten. Neden birileri bize sürekli mutlu olmalısınız, mutlu omalısınız diye baskı uyguluyor. Fark ettiniz mi? Ve sanki mutluluğu kadınla erkek ilişkisine hapsetmiyorlar mı sürekli? |Ertürk Akşun/Ateş, Güneş ve Ada

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sultan Murad büyülenmişti. Kımıldamadan, gözlerini kırpmadan bakıyordu. Dudakları arasından belki yüz kere aynı kelime dökülüyordu: "Güneş...güneş...güneş!"

Yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı. Yaklaştıkça parlaklığı arttı. Arz odasının üstüne kadar geldi ve birden bire döndü. Boğaz eski koyuluğuna büründü. İstanbul'un karlı yamaçları tekrar yıldızlı gökyüzüne yaslandı. Maltepesinin sönük karaltısı bir dev haşmetiyle denize sere serpe yattı.

Neden sonra toparlanabildi. Gözlerini oğuşturdu. Gördüğü bir rüya değildi, yıllar önce anlatılan rüyanın tezahürüydü bes belli. Oracığa diz çöktü, ellerini semaya kaldırdı:

"Allah'ım, Rabbim, bu benim güneşim olsun!"

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu