Duygu profil resmi
88 okur puanı
24 Ara 2015 tarihinde katıldı.
  • Bugün bir şey yapıyorum,bunu neden yaptığımı yarın anlayamıyorum.Petersburg'da devlet hizmetine girdim,korktum;tarımla uğraşmak için buraya geldim,gene korktum...Çok az biliğimizi,bu yüzden de her gün yanıldığımızı,haksızlıklar ettiğimizi,başkalarını yok yere suçladığımızı,mutsuz ettiğimizi;tüm gücümüzü bize hiç de gerekli olmayan,yaşamımızı engelleyen şeylere harcadığımızı görüyorum.Bütün bunların neye,kime yaradığını bilmediğim,anlayamadığım için de korkuyorum.İnsanları anlayamıyorum ben dostum,korkuyorum onlardan.Köylülere bakınca dehşete kapılıyorum.Bu insanların hangi yüce amaçlar uğruna çektiklerini,niçin yaşadıklarını anlayamıyorum.yaşam bir haz ise köylüleri gereksiz ve artık insanlar saymak gerekir;yok eğer yaşamın bir anlamı da amacı da yokluk ile katı,umutsuz bir bilgisizlikse,o zaman bu işkencenin kimin işine yaradığını,ne için sürdürüldüğünü anlayamıyorum...Hiç kimseyi,hiç birseyi anlayamıyorum.
    Anton Çehov
    Sayfa 281 - İŞ KÜLTÜR
  • Bu arada yukarıda, güneşin denize yavaş yavaş indiği ufukta bulutlar toplanıyorlardı.Bulutlardan biri zafer takına, biri aslana,bir başkası da makasa benziyordu. Bulutların arkasından ,geniş, yeşil bir ışın çıktı, gökyüzünün ta ortasına kadar uzandı. Cok geçmeden mor bir ışın geldi yanına, onun yanına da sarı, arkasından pembe... Bir leylak ağacı gibiydi gökyüzü.Bu görkemli, göz kamaştıran gökyüzünü görünce okyanus da -adları hiç bir dilde olmayan- tutku, sevinç, sevgi dolu renklere büründü yavaş yavaş.
  • Duygu paylaştı.
    İleti kutusu soruyor bana bugün ne düşünüyorsunuz diye, bir on dakikaya kadar iyi olduğum söylenebilirdi ancak nedense hiç yapmadığım bir şeyi yaparak sayfamdaki çöp kutusuna bakmış olduğum ana kadar. İnanamıyorum gerçekten Kadınlar incelemem birinin başka siteden aldığımı iddia eden şikayeti nedeniyle bana sorulma gereği bile duyulmadan silinmiş. Bana sorulmadığı halde ben açıklamamı yapayım başka siteden alıntıladığım söylenen incelemeyi oraya ekleyen benim çünkü o sitede de üyeliğim var. Birkaç aydan beri oradaki sayfamda da burada ne paylaşıyorsam ekliyorum ya da orada paylaştıklarımı buraya. -umarım karışık olmadı. Yani her iki sitede de alıntılarımı ve incelemelerimi paylaşıyorum. Site yöneticileri yargısız infaz yapmadan önce bana sorsalardı durumu çözebilirlerdi. Neden böyle bir tutum izlediklerini anlayamıyorum, şikayet edildiği zaman şikayet eden haklıdır diye mi düşündüler yav ne diyorum ben hak kavramının ne olduğunu biliyorlar mıdır acaba?

    Ayrıca farkettiğim başka şey de iletilerimin bazılarını ben silmediğim halde 'Gönderiyi Sildiniz' açıklaması.

    Ben önce incelememi ve sonra bir ara silmediğim iletilerimi ekleyeceğim.

    Hak, adalet, eşitlik kavramlarını idrak ederek yaşantımıza uygulayabilmek dileğiyle...

    Not: İnceleme eklemek için kitabın sayfasını açtığımda incelemem var görünüyor, site yöneticilerinden ricam yapılan yanlışlığın düzeltilerek Eduardo Galeano’nun Kadınlar kitabı incelememin etkin hale getirilmesi.

    İncelememin kayıtlı olduğu diğer hesabım:
    https://hizliresim.com/MVLX46
  • Duygu paylaştı.
    Teyzemizin Kayseri İli Yahyalı ilçesinde olduğunu öğrenince bana da yakın olunca ve 1K Kayseri okuma grubumuzun da teyzemizi davet etme düşüncesini öğrenince gidip kendisini hem ziyaret hem de okuma grubumuza kitaplar ve sohbet etmesi hakkında davet etmek istedim biraz uğraş sonucu kendisine ulaştım ve bu sabah saaat 10:00 gibi yola çıktım yolda teyzemizi aradım ve telefonu eşi açtı ve ben teyzemizi ziyaret etmek istediğimizi söyleyince afife teyzemize verdi telefonu ve teyzemiz yolu tarif etti ve yolculuk başladı zor olsa da bulduk.
    İlçeye 1km uzaklıkta küçük bir dağın eteğinde çiftliği ve küçük bir de evi var orda ikamet ediyor.
    Araba ile vardık ilk gözüme çarpan ağaçlar sonrası kazlar,tavuklar,güvercinler oldu sonra biraz ilerleyince pembe boyalı iki katlı küçük şirin bir ev sonra yavaşça kapıya yaklaştım ve ben daha kapıyı çalmadan teyzemiz kapıyı açtı ve hoşgeldiniz çocuğum dedi ve kucakladı sarıldı buyrun şöyle üst kata geçin dedi ve ben çıktım üst kata kapıyı aç ve içeri çocuğum geliyorum ben dedi. Girdim içeri tek göz bir oda salon da diyebiliriz çoğu yer kitap misafirler için 3 adet kanepe ve teyzemizin sandelyesi ve birde soba neyse teyzemiz geldi tekrardan kucakladı.
    TEYZEMİZ: Hoşgeldin

    BEN: Hoşbuldum teyze.Nasılsınız iyimisiniz.

    TEYZEMİZ: sağol evladım sen nasılsın

    BEN: Çok şükür dedim ve konuyu açtım teyze ben kitap okuyan gençler ,abi, abla,kardeşlerimiz adına hem sizi ziyaret etmek istedim hemde 1 veya 2 en fazla 3 ay arayla kayseride toplanıp önceden belirlenen kitabı okuyup bir araya gelip hem o kitap hakkında tartışma fikir yürütme kendi fikirlerimizi beyan ediyoruz ve sizi de 5.si olacak olan kitap seçme ve kitap hakkındaki düşüncelerimizi tartışmaya açtığımız buluşmaya davet etmek için geldim.

    TEYZEMİZ: Ne güzel bir düşünce evladım böyle gençlerin olduğunu ve kitap okuduklarını toplanıp kendi aralarında okudukları kitaplar hakkında düşünce paylaşmaları çok güzel tabi ben sosyal medya aracılığı ile böyle okurar olduğunu pek bilmem ama yaptığınız şey çok güzel buraya gelen bir sürü arkdaşlar oluyor geçen yine geldier onlar da Kayseriden geldi okuma grupları varmış öğretmen,doktor,öğrenci her meslekten varlardı sizin de böyle birşey yapmanız beni duygulandırdı.Katılmak isterdim şayet şimdi bizim hayvanlarımız var dün aradılar bugünden için geleceğini söylediler yayladan geliyorlar onun telaşı var evladım dedi bu günden sonra çok zor. Benim kayseri ye gitmem 2 saat gelmem de 2 saat sürecek size orda 2 saat de konuşsam toplam 6 saat olur bundan 15 gün önce olmuş olsa idi inan gelirdim evladım ama bu günden onra anca Nisan ayında olur.Şubat ayında TEDx den konuşma yapmam için çağırdılar eşimden zorda olsa izin aldım gerçekten size Nisan ayı olur anca o vakitte müsait olurum

    BEN: Teyze sen yeter ki gelmek iste araba ile gelirim alırım götürür getiririm ben arkadaşlar için geldim yanınıza aramızda olmanızı yarım saat dahi olsa konuşmanız yeterli dedim ama...

    TEYZEMİZ: Evladım gerçekten çok mutlu olurdum gelebilseydim ama Nisan ayına kadar olmaz evladım ...

    BEN:Peki teyze biz gelsek arkadaşlarımızın haberi yok ama konuşsam servis ayarlasak misafir olarak gelsek...

    TEYZEMİZ: Elbette evladım çok mutlu olurum ama 11:00-02:00 arası müsait olurum sende köyde büyümüşsün anlarsın azçok gelmenizi elbette isterim numaramı vereyim gelirseniz ararsınız beni ...

    Arkadaşlar kısaca böyle daha yazacak çok şey vardı ama sıkmak istemedim 2 saat doyumsuz bir sohbet oldu. Hatam yazım yanlışım eksiğim varsa kusura bakmayın.Teyzemiz nisan ayına anca dedi gelireniz buyrun sizleri görmek çok mutlu eder Her insana saygım var okuyan insana saygım var hele de üniverste öğrencisine saygım sonsuz dedi okumak okumak okumak dedi .. ve da neler neler...
  • Duygu paylaştı.
    112 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitapta doğuştan görme engelli bir çocuğun hayatı anlatılıyor. Çocuğun adı Basim (باسم). Her zaman gülümseyen demek… Kelime güzel Türkçemizde “mütebessim” ve “tebessüm” aynı kökten türemiş şekilleri ile kullanılmakta. Basim: kâtip, fatih, âlim, hâkim vb. kelimelerimiz gibi Arapçadaki ism-i fail müfret(tekil) müzekker(eril) sığasından bir kelime. “Besime” isim olarak gülen, güler yüzlü anlamı ile kullanılmaktaysa da “Basim”in Türkçemizde kullanımı bu şekliyle var mı bilmiyorum. Neden bu nokta üzerinde bu kadar durdum bilmiyorum iki üç sarf bilgim var bu vesile ile bir iki kelam edeyim dedim buradaki hocalarımın affına sığınarak, yanlışım varsa düzelteler. Okuyanı da yok ya incelemelerimin. Benimkisi “Kimse duymasa da kalemin kâğıda bir fısıltısı kalsın” mukabilinde bir iki kuru kelam…

    Böyle başlamamalı bir inceleme, ne bileyim şu sanat, bu anlatım tekniği var şu yazarın etkisi görünüyor, şu akıma bağlı kalınarak yazılmış vs. şeklinde olmalı belki de bir inceleme. Ancak açıkça söylemek gerekirse kendimi, bu bağlamda değerlendirmeler yapacak kadar yeterli görmüyorum. Kitap Arap Edebiyatı ürünü onu biliyorum. Haliyle çeviri ama dili anlaşılır bunları da söyleyebilirim.

    Neyse efendim laf lafı açıyor konumuza gelelim. Yani bizim Basim’e. Basim doğuştan gözleri örmeyen on üç yaşına kadar ailesini yanında kendi imkânlarıyla dinleyerek ve amcasının kızının kendine okudukları ile bir şeyler öğrenmeye çalışan ayrıca okula da sadece dersleri dinlemek için giden ancak sadece dinlemesine rağmen Arapça derslerinde gayet başarılı olan biri. Bir vesile şehirdeki görme engelliler için açılmış olan okula kaydolan ve oradaki çalışmaları, azmi ve başarıları ile ön plana çıkan bir hayatın hikâyesini bulacaksınız eserde. Çok da fazla içeriğe dair bilgi vermek istemiyorum. Ancak çocuğun görmeden tanıdığı, bir şekilde en azından benim ve birçoğumuzun kavrayışından uzak olan bir şekilde resmettiği köyü ve ailesine karşı oluşan duygusal bağ da ayrıca işlenmiş.

    Ve havanın rengine cevap arayışı bir âmânın… Basim’in…

    Okuma esnasında suyun gerçek rengini henüz bilmeyen, Afrika ülkelerinde yaşayan çocukların hikâyeleri geldi aklıma. Görme yetisinin büyük bir bölümünü sonradan kaybeden ama buna rağmen asla kitaplara yüz çevirmeyen ve eserler veren Cemil Meriç... Samsun’da gözleri kırk yıldır görmeyen Maksut Aydoğdu’nun, göz doktoru Hicabi Eryıldırım tarafından gerçekleştirilen başarılı bir ameliyat ile görmeye başlamasının hemen ardından; gördüğü değişik dünya karşısında şaşkınlıkla “Hayalimdeki dünya ve insanlar daha güzeldi” demesini konu alan gazete haberi…

    Körüz, zulme alkış tutan ellerimizle. Körüz, karşılıksız sevenlerimize. Gözümüzün gördüğüne inanıyoruz desek de inandıklarımıza da körüz artık. Yanı başımızda bizim için yanıp tutuşanlara kör, uzakta bize kül olanlara kor diyecek kadar körüz yine.

    Basim’in havanın rengine ulaşıp ulaşmadığı kitabımızın satırları arasında. Ancak bir sabi suyun gerçek rengini görüyor hayalle gerçek arasında. Maksut Amca bir insanlık görüyor karanlık dünyasında… Bir şeyler görüyoruz, hissedip bunu görmekle tasvir edebiliyoruz. Vücudumuzun ve ruhumuzun etrafını bir şekilde bir şeyler dolduruyor.

    Hayatta her ne kadar bakar olsak da görebilmemiz, hissedebilmemiz; bizi bakan, bize bakan, bizi gören gözlerin, bakmamıza karşın yine de gören gözlerimiz olanların ki bir bakıma kitap da her iki kapak arasında yani bir görüşe şahitlik etmektir, tüm bunların değerini bilip, onları görebilmemiz dileği ile…

    Keyifli okumalar…
  • 93 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
  • 550 syf.
    ·112 günde·Beğendi·Puan vermedi
88 okur puanı
24 Ara 2015 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 4 kitap

  • Kör Pencerede Uyuyan
  • Rüya Körü
  • Köpeğiyle Dolaşan Kadın
  • Beş Paralık Roman

Okuduğu kitaplar 235 kitap

  • Hüyükteki Nar Ağacı
  • Atatürk’ten Anılar
  • Ah Rüzgarda Giden Aşk
  • Cezmi
  • Sodom ve Gomorra
  • Leonardo'nun Yahuda’sı
  • Doğmamış Çocuğa Mektup
  • Kültürdeki Huzursuzluk
  • Beyaz Şah
  • Tanrılar Okulu

Kütüphanesindekiler 170 kitap

  • Kuşlar da Gitti
  • Dede Korkut Hikâyeleri
  • Markopaşa Yazıları ve Ötekiler
  • İçimizdeki Şeytan
  • Yeni Dünya
  • Değirmen
  • Öykünün Kedi Gözü
  • Yavaş
  • Kör Pencerede Uyuyan
  • Profesör Freud Balıklarla Konuşuyor

Beğendiği kitaplar 70 kitap

  • Köpeğiyle Dolaşan Kadın
  • Hüyükteki Nar Ağacı
  • Sodom ve Gomorra
  • Ah Rüzgarda Giden Aşk
  • Yaban
  • Biri, Hiçbiri, Binlercesi
  • Ekmek Kavgası
  • ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
  • Okuma Üzerine
  • Kuşlar Yasına Gider

Beğendiği yazarlar 10 kitap

  • Gürsel Korat
  • Sabahattin Ali
  • Vedat Türkali
  • Yaşar Kemal
  • Kemal Tahir
  • Orhan Kemal
  • Jack London
  • Necib Mahfuz
  • Deniz Gezgin
  • Ali Şeriati