Bir olayı hatırladığımızı düşündüğmüzde başka bir hatırayı hatırlıyor olabiliriz. Dolayısıyla her hatırladığımız şey gerçek bir hatıra olmayabilir; hatıralar zamanla başka olaylar ile hafızamızda yer değiştirebilir. En net hatıralarımızın aslında yanlış hatıralar olduğu yönünde güçlü kanıtlar bulunuyor.
Netflix'te yanılmıyorsam Explained belgeselinde onlarca kişinin 11 Eylül ile ilgili anılarını soruyorlar. Çoğu bariz biçimde yanlış, çünkü onların anlattığı gibi olması mümkün değil. Ramachandran'ın Öykücü Beyin kitabı bu açıdan çok zihin açıcı. Beyin çoğu zaman eldeki verilerle bize öyküler yaratan bir düzenek, bazen gereğinden fazla ciddiye alıyoruz.
Benim için ilham verici olan belgeselin son kısmındaki hatırlama ve hayal kurmanın beyinde aynı bölgeleri harekete geçirmesiydi. Son zamanlarda nostalji ile ilgili sık denk geldiğim geçmişin çok iyi olduğu fikri ve faşist rejimlerin kullandığı geçmişte çok müreffeh olunduğu, gelecekte bunun yeniden oluşturulacağı ümidi verme tekniği sanki bu hatırlama işinin hatadan ziyade adaptif bir şekilde bu hale geldiğini düşündürüyor bana.
"Bu demokratik buhrana sebep olan koşulların bertaraf edilmesi ve siyasal/ekonomik sistemin dönüşmesi. Demokratik gerileme dalgasının tersine dönmesi için sadece otokratik zihniyetteki iktidarların kaybetmesinin yeterli olup olmayacağı çok şüpheli. Demokrasiyi buhrana sokan yapısal koşullara müdahale edilmeden sorunun kaynağına inmiş olunmuyor. Demokrasiyi işlevsizleştiren, halkın kurumlara inancını zedeleyen sistemik sorunları inceleyip çözümler sunmadan bir otokratın kaybetmesi sadece geçici bir avuntu olma riski taşıyor. Sistemik sorunlar bu koşulları doğuruyorsa, bu sorunlar giderilmeden aynı semptomlarla sürekli karşılaşma riskine sahibiz."
Feeling guilty about our biases makes them hard to recognize and acknowledge. Start with less threatening constructs, like the way an individual relates to time, a culturally determined phenomenon. Are you always on time—a positive value in the dominant Western culture? Or do you tend to run a little late? How do you feel about people whose habits are opposite to yours? Next time you attend a meeting or class, notice who is early, on time, or late. Is it predictable? Think about the role of physical appearance. Do you consider yourself thin, mid-size, or heavy? How do you feel about your weight? What does prevailing U.S. culture teach us to value in physique? How do you feel about people who have different weights?
"Bizim ahlaki tutumlarımız, yargılarımız, söylemlerimiz vb. birtakım evrimsel süreçlerle, doğal seçilim ile ortaya çıkmıştır. Evrim doğrulukla değil, hayatta kalmak ve gen aktarımını sağlamakla ilgilendiği için, ahlaki yargı kapasitemize güvenemeyiz. Bu yüzden ahlaki realizmden vazgeçmeliyiz."
Çoğu zaman rejim diyerek, düzen addederek içinde yaşadığımız toplumun politik hallerinin sorumluluğunu üzerimizden atmaya çalışırız. Sanki rejim de düzen de bizim iradelerimizin bir ortalaması olarak değil de tesadüfen oradadır. Oysa, en azından modern zamanlarda, hiçbir rejim ya da düzen gökten zembille inmez. Hiçbir ülkenin politik iktidar yapısı sadece dışsal bir komplo teorisiyle açıklanabilecek kadar basit değildir. Bir toplumun başına gelenler nadiren birkaç kötü insanın etkisiyle açıklanabilirdir. Meselelere ancak böyle bir pencereden bakabilenler birey düzleminde de toplum düzleminde de zaten ergenlik belirtileri gösterenlerdir. Çünkü bu tür bir zihniyette sorumluluk duygusu yoktur. Hayat bir başa gelen olarak yaşanır. Reşitler dünyaya böyle bakmazlar.