rem

rem
@gunsrun
Kelimelerle münakaşa kurup yazdığım ve okuduğum kitaplardan bir kaç parça şeyler, unutmamak için.
Sahne Valiz
Çele Doruğu’na sormuşlar, kimleri saklarsın eteklerin altında? Cevap vermiş, kibirle adım atıp geri çekilmek için geç kaldığını düşünenleri. Çele Doruğu’na sormuşlar kimi çıkarırsın zirvene? Cevap vermiş eteğime gelip pişman olanı. Çele Doruğu’na sormuşlar ya kimi düşürürsün zirvenden diye. Çele Doruğu cevap vermiş, göğe eriştiğini sananları. Sühan’ın hikayesi.
Alıntı
Reklam
Kalem ile Kılıç
Belki de doğduğumda bu yüzden bu kadar ağladım aslında, çıplaklığım daha ilk günden utandırdı beni. Yok, dedi. Ben bu hayatta tüm çıplaklığımla dikilemem. Kaldırımlarda yürümek soyuyor beni. Kalın ve kat kat giyinmek istiyorum.
Alıntı
Kalem ile Kılıç
“Geçen sefer de burada kaybolmuştum.” Yaşlı adamın dinlemiyor gibi gözükse de kulaklarının onda olduğunu biliyordu. “Tek bir farkla, yazıları artık okuyabiliyorum. Neden burada olduğum daha anlamlı artık.” Yaşlı adam yanında yürümeye adımları yetişen Faysal’a çevirdi yüzünü. “Burası senin etrafında dönüyor Faysal.“ Başını salladı. Anlamıştı zaten.
Kitap Alıntısı
Kalem ile Kılıç
Üstelik yatakta tek de değildi. Omuzlarından asılan elden başlayarak şöyle bir süzdü yataktaki kadını. Ojeli, ucu tırtıklı tırnakların rengi tıpkı perdeler gibi kırmızıydı. Kadının hangi kumaştan yapıldığını merak etti. Ya da tam tersi, perdelerin hangi kumaştan yapıldığını. Sağ tarafa vuran gölgelerini incelediğinde görüntüyü yadırgamadı. Zamanın tekrar akmasını sağlayan şey bu değildi. Görüntüyü neden yadırgamadığını hatırlamaya çalışırken karşıda ki halıya gözlerini dikmesindendi. "Faysal? Su ister misin?" Hoş tınılı ses ile gözlerini kadının gözlerine çevirdi. Etten kemikten değil, saten kumaştan bir kadındı. Açık pembe dudakları yüzünde pek belirgin değildi. Belirgin olan, siyah saçlarının beyaz teninde Hindistan'da satılan boya kutularının üstündeki abartı kadınlar gibi durmasıydı. Kirpikleri ve ölçülü gözleri de. "Perdeleri kim seçti?" Diye sordu aynı yumuşaklıkla karşılık verirken. Karşısındaki kadının şaşırdığını titreyip yukarıya süzülmemesi için uğraştığı kaşlarından anlayabiliyordu. Omzundaki el yanağına çıktı. Tıraş edilmemiş yüzünde hafifçe oynadı kadının parmakları ve parmağında ki yüzüğü bu sefer yok sayamadı. Soğukluğunu hissetti. "Sen seçmiştin. Hatırlamıyor musun?" Faysal yanağında ki elin yüzünden çekileceğini hissettiğinde başını sol omzuna doğru eğdi. Yüzündeki alyansın soğukluğuna bile ihtiyaç duyuyordu. "Dur, Lada." Diye yakındı.
Alıntı
Kalem ile Kılıç
. "Alors, siz gerçekten en baştan anlatmaya başladığından emin misiniz?" Diye sordu genç adam bacak bacak üstüne atmış halde. Sırtını pek önemsemiyordu artık. . . "Bahçemde oturuyordum. Her şey sessiz sakindi, olurundaydı. Havada bulut, ruhumda tespit ettiğim hiç ur yoktu. Birden kendimi bahçemde, taşların dibinde biten çiçeğin yanında dizlerimin üstünde buldum. Neye uğradığımı şaşırdım, arkanızdaki çaydanlıktan çıkan buharlar gibi tütmeye başladım. Tam kendime ne yaptığımı soracaktım ki...Başladım İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya Hükümdarı Hiroto'nun 1924'te Prenses Nagako ile evlendiğini, evliliklerinin dinamiklerini, her evlilikte inişlerin çıkışların olabileceğini anlatmaya. Ağzımdan çıkanı kulağım duyuyordu duymasına da beynim algılamıyordu." . . Saçlarının dibinden küçük bir ter damlasının aktığını hissetti. "Faysal." Gözlerini açtığında ise kendisine seslenildiğine emin oldu. "Faysal?" Evet. Adı Faysal'dı.. .
Kitap Alıntısı
Reklam