• Günümüz Türkiyesi'nde insanlar bir yandan teknolojik medeniyetin bütün insanlığa musallat olan dertlerini çekmek, bir yandan da sadece bu ülkenin başına sarılan siyasi, sosyal, ekonomik belaları göğüslemek mecburiyetiyle karşı karşıya.
  • •Günümüz Türkiyesi'nde Yahudilerin, büyük çoğunluğu faal olan, 47 civarında Sinagogu bulumnaktadır. Bu Sinagoglar, Yahudiler'in yoğun­luğuna paralel olarak illere dağılmıştır. İstanbul'da 26, İzmir'de 9 tane vardır.
  • İşkenceciler ve Avrupanın Hasta Adamı Türkiye

    Biraz daha yürekli olmalıyız ve gerçeklerden korkmamalıyız . Türkiye gene Avrupanın hasta adamıdır. Örneğin Türkiye dünyanın kaçakçılık merkezlerinden biridir. Silah, afyon uyusturucu madde kaçakçılığı yapılır. Büyük evrensel şebekeler kurulmuştur Türkiyede. Bu kaçakçılardan biri parlamentoya girmek yolunu bile bulmuştur. Türkiye, dünyanın vergi kaçakçılığı rekortmenidir. Uzmanlar, araştırıcılar öyle diyorlar Türkiye, dünyanın rüşvet, suiistimal merkezlerinden biridir de. Türkiye başka önemli bir hastalıkla daha maluldür, kumarla. Türkiyede eskiden çok az içki içilirdi. Ne sebeptense şimdi Türkiye gece gündüz zelzeleye uğramış gibi sallanıyor. Daha da önemlisi, Türkiye toprakları ölüyor. Orman bitmiş, bu yüzden de seller her yanı silip süpürüp götürüyor. İnsan sayısı her yıl bir buçuk milyona yakın artış gösteriyor. İşsizler ordusu her gün çiğ gibi büyüyor. Fabrikalar, montaj. Sömürü almiş başını doludizgin gidiyor.
  • Günümüz Türkiyesi'nde bir çeşit İslâmi sosyalizmi savunan kişi ve gruplar var mı? Varsa, başlıca görüşleri nelerdir? Karşıt veya taraftar olmanızın sebepleri nelerdir?
  • Bu eserde ortadoğuda yaşanan savaş ve bu savaşın ordaki masum insanlar üzerindeki etkilerini, IŞID’ın sözde islama hizmet ettiklerini savunup insanları katledilişlerini, doğudaki insanlarımızdan uzaklaştığımızı, batılı görünme çabasıyla kendi ülkemizde nasıl yabancı gibi dolaştığımızı kısacası günümüz Türkiyesi ve Ortadoğu’sunu harika bir olay örgüsü ve akıcı bir dille anlatmış bize Zülfü Livaneli.
  • Öyle ki, verdiği oyla, "Bu, devlete yararlıdır." diyecek yerde, "Şu ya da bu görüşün kazanması, şu adama ya da şu partiye yararlıdır" der.
    Jean-Jacques Rousseau
    Sayfa 101 - İş Bankası Yayınları
  • KAOS’A HOŞ GELDİNİZ!!!

    Yıkım! Tüketime Lanet! İnsanlığa Hayret! Gerçekliğe Niyet, Yalan Dolana Aidiyet!

    Kaos’un hüküm sürdüğü bu kitapta, gerçeklerin yüzünüze bir Tisunami etkisiyle çarpmasına tanık olacaksınız! Hazırlanın Kaos’a yolculuğa çıkıyoruz!

    KAOS’un Kitabına, KAOS’ça bir inceleme… Kemerlerinizi takın, HARD CORE CHAOS* Ayağınıza Geldi!!!!

    https://www.youtube.com/watch?v=mEK-2GbgUAo

    “Biz ne zaman korksak, bütün bu uyuşuk halimize rağmen gazeteciler kalkıp kaygılarımızı dağıtmaya çalışırlar; onların vaatlerinden bir Düzenbazlık Antolojisi yapabiliriz.

    Günün birinde kutupların suyunu içeceğiz, buzullar ihtiyaçlarımızı karşılayacak; günün birinde elimizi attığımız her şey leziz yiyeceklere dönüşecek; günün birinde atıklar, okyanusların dibindeki kırık çizgilerine yığıldıktan sonra toprağın derinlerine gömülecek; günün birinde yaşamak için çalışmak zorunda kalmayacağız ve vaktimizi eğlenerek geçireceğiz; günün birinde gezegenlere birbiri ardına koloniler kuracağız.

    Ayakta uyutan bu masalları, insan türünün dörtte üçü, köpeklerinizden ve kedilerimizden bile daha berbat koşullarda yaşarken yayımlıyorlar; hem de sınırsız bolluk vaat edilen en kötü durumdaki dörtte birlik nüfusun kendi aşağılık durumlarından çıkma umudu yokken ve bu mucizelerin geçerliliğinden kuşku duyacak gerekçeleri varken yapıyorlar bunu. Çünkü, sonun, yerkürenin yüzeyine dalga dalga ve şimşek hızında yayılması için, mutlak dehşetten hayatta kalanların kadim yoksulluğun sultası altında acılar ve sıkıntılar çekerek sürünmesi için tek bir savaş yeterlidir." #30169539

    Evine para götürmek için yalan haber yayan MEDYA! Hainsiniz, yalancısınız, günahkarsınız, lanetlenmiş bir evrenin çürümüş pis fosillerisiniz! Sizler ayak takımının bile altında yaşayan sefillersiniz! Paraya kendinizi satan cahiller ordusunun leş yiyicilerisiniz! Aldığınız paralar kadar lanetleneceksiniz. Siz aslında hiç var olmamış bir hiçsiniz!

    İnsanları kandıran her kurum, her birey sizler sadece insanlığın çürümüş meyvelerisiniz.! Sizler bu hayata yakışmayan ve acilen tasfiye edilmesi gereken ruh emicilerisiniz!

    "Cehennem ateşine gömülmeden önce bizi ölüme götürenleri ölüme yollayacağız..." #30234405

    Lanet Olsun size, dünyayı yalana boğduğunuz için! Lanet olsun Ölümü insanlara hediye diye sunduğunuz için! Lanet olsun size PARA için ruhunuzu ve tüm benliğinizi kirlettiğiniz için! Lanet olsun bu dünya da size hesap soramamış olan bizlere! İki elimiz yakanızdadır!

    "Şu an hâlâ öyle körüz ki bizim yolumuzu şaşırtmakta ısrar edenleri aşkla seviyoruz, suçlarına ve hatalarına rağmen onları her zaman affediyoruz..." #30233355

    İnsanoğlu kendi hayat formunu kendisi yok eder. Onu yönetecek olan zalimi başa getirmeyi sever. Gözünü kapatır ve sempatizanı olur. Aşk ile sever! Yaptığı kötülüklere göz yumar ve onun gibi lanetlenir! Onun gibi olur ve insanlığa karşı suçunu legal hale getirmeye çalışır. Hataları görmezden gelen bir halk, hatalar yüzünden katledilmeye layıktır. İnsanoğlu kendi benliğini yitiriyorsa, yaşamın kutsallığından derhal kovulmalıdır.

    "Bizler bu dünyada derimizi yüzen soygunculara kanmışız ve Tanrı'ya itaat ettiğimizi sanırken aslında insanlara itaat ediyoruz, hem de bizi kaosa sürükleyen ve ölümden sakınmayan insanlara, cahil insanlara, güçsüz ama bize dayattıkları gelenekler adına bizi ölüme zorlayan insanlara." #30224632

    Bu dünyanın tek tanrısı vardır, o da insandır! İnsanlar kendilerini Tanrı ilan ederler sadece bunu size söylemezler. Size inancınız üzerinden her türlü yalanı söylerler. Neye inanmanız, nasıl inanmanız gerektiğini anlatırlar. Daha sonra kendi menfaatleri uğruna kendilerine itaat etmen için kendi dinlerini yaratırlar. Bu din onlara sorgusuz sualsiz biat demektir. El öprersin, etek öpersin! Karşısına dikilip tek kelam edemezsin. Kabul edersin, kendi kendini yok edersin. Sadece göklerde ki Tanrıya inandığını sanan İnsan Tanrıya tapan mahluktan başka bir şey değilsindir. İnsan Tanrı dünyaya hükmeder. Fetihler yapar, topraklar kazanır. Bunu haklı gösterir, en önde kanlar içinde ki fedaileri ise bundan büyük haz duyar. Sonsuz güç insanlığın sonudur. Kontrol edilmesi gerekir. Sistemler bunun için kurulur, İnsan Tanrı bu sistemleri yok eder. Kendisine çevirir. Seni kontrol eder, sesini çıkarırsan baştan verdiğin o gücü seni yok etmek için kullanır. Aklın yolu bir olsa da insan kontrol edilmeyi seven bir yaratıma sahiptir. Tek başına bir şey yapmak istemez. Sürekli yönlendirilmek ve ne yapması gerektiğinin söylenmesini ister. İnsanoğlu kendisini bir koyun sürüsü olarak görür sadece dışarıya bunu lanse etmek istemez, başına bir çoban ister. Yanlarına da kontrolü kaybetmemek adına sorgulayanları uyaracak köpekler tertip eder. Siz bu söylemi hayalinizde istediğiniz sisteme ve yönetime çekebilirsiniz. İnsan var olmaya değil, yok olmaya doğmuştur! Aksini telkin edecek olursanız, bir dünyaya, bir etrafınıza bakın derim.

    "Efendilere köle gerekir, köleler ne kadar çoksa efendiler de o kadar çok zenginleşir, yeter ki kadınlar doğursun ve çocuklar doğsun, gerisi vız gelir onlara, nüfusun azalması onların yıkımı olacağından evrenin parçalanmasını tercih ederler, o hareketin durması <durması dünyayı kurtaracak olsa da> onların zararınadır." #30224530

    Şu kadar çocuk, bu kadar çocuk yapın diyenlerin masum olduğuna inanıyorsanız, şaşarım sizin o alıklığınıza! Bakınız Nazi Almanya’sı, Bakınız Günümüz Türkiye’si!!! İtaatkar topluluk ne kadar çoksa, o kadar devam eder sömürü. Aynı haneden ne kadar çok çocuk ürerse, o kadar devam eder ses çıkarmayan biat eden illet. Aklını kullanamayan milletler sömürü altında kalmaya, düşünce özgürlüğünden sapmaya, sorgulayamayan varlıklar olmaya mahkumdurlar!

    Vaaz vereni çok olanın, burnu şeyden kurtulmazmış derler. Ne kadar vaaz o kadar kandırılmış insan. Ne kadar kara propaganda o kadar düşünemeyen ve hemen inanan insan. Ne kadar yalan, o kadar sorgulamayan insan.

    Her IRK, Her TOPRAK, Her TOPLUM buna dahildir. Size özgür yaşama şansını vermesi için seçtikleriniz, size sırtını dönüyor ve daha sıkboğaz ediyor ve hala onların arkasından gitme potansiyeline sahip ve narsist bir fanatizm içindeyseniz, vay sizin yaratılmış bedeninize, vay sizin düşünemeyen tutsak beyninize…

    "Tarihin dersleri belagat dolu, ama biz bu dersler tarafından aydınlatılmak istemiyoruz, Tarihi reddediyoruz, tek amacımız gerçekliği inkâr edebilmek ve kendi yanılsamalarımız içinde ayak diremek, mucizeye inanıyoruz ve kendimizi yazgıya terk ederek bile olsa bizi sürükleyen şeye teslim oluyoruz bir şeyler değişir umuduyla; ütopyaya duyduğumuz inanç dışında hiçbir şey doğrulamıyor oysa bu umudu." #30211310

    Geçmişe kafamızı çevirmeyelim. Geçmiş tecrübe dolu. Düne bakmadan, bugünü yaşamak kadar aptalca şeyler yapmayın. Bedava bir ders var geçmişte. Özellikle acı çekmiş olanların, yanlışlara esir edilmiş ve bunu kabul etmiş olanların.

    Tarihin karanlık sayfalarından ders alındığı takdirde hem insanca yaşam, hem özgürce yaşam mümkündür. Hala kadınların, hala siyahi deriye sahip insanların ikinci kalite bir mal gibi göründüğü görüş ve ülkeler var. Öncelikle insan insandır, insana cinsiyet yüklemek bile anlamsızdır. Özellikle yaratılışa inanan insanların, insana ayrımcı bir gözle bakıyor oluşu da kabul edilemez. İnsan bu dünyanın Tanrısı olduğu hissini bir kenara bırakmadığı sürece bu uğurda dökülecek çok kan ve göz yaşı olacağı bir gerçek. Geçmişi bu yüzden bilmek lazım. Şu an yaptığımız her ne varsa geçmişin gölgesinde değil, geçmişin tam merkezinden bize ulaşmaktadır. Tarihin tozlu rafları bizim bugünümüzü temsil etmektedir.

    "...dinlere mümin gerek, uluslara savunacak insan, sanayicilere tüketici; bu demektir ki herkese çocuk gerek, yetişkin olunca ne olacaklarının bir önemi yok." #30197205

    Bilinçsiz bir toplum, meyvesiz bir ağaca benzer. Ne meyvesinden yararlanabilirsin, ne gölgesinden. Kupkurudur ve hiçbir şeye yaramaz. Kesilip kenara atılmış, yakılacak diye ayrılmış odundan farkı yoktur. Kökünün toprak ta olması sadece görüntüdür.
    Ülkeler savaşlar için nüfus kalabalıklarına güvenir. Feda edecek can çoktur. Sadece rakamlardan ibarettir. Bu yüzdendir ki, üremek önemlidir. Ne kadar ürerseniz, o kadar üretmeyen ama kuru kalabalıklar oluşturursunuz. Ne kadar nüfus o kadar vergi, ne kadar nüfus o kadar ucuz işçilik, ne kadar nüfus o kadar sistememe bağlılık.

    Her şey belirli bir sistemin içinde. Albert Caraco gibi düşünen, gerçekliği önüne koyabilen insanlar bunun farkındadır. Durduk yere kimse KAOS yaratmak istemez ama zaten olan ve sessizce içimizde yeşermeyi bekleyen bu haykırışa kulak vermeden geçemeyiz.

    Hayatın akışına karşı birkaç dakika durun ve kendinize sorular sorun. Bana dayatılan ne? Benim verdiğim cevap ne? Sistem çarkı benim yararıma değil de zararıma işliyorsa buna neden destek veriyorum, benim yaptığım yanlış ne? Bu ve benzeri sorular sizin düşünebilen bir varlık olduğunuzu kendinize gösterecektir. Soruları cevaplamak saçmalamak pahasına kolaydır lakin soru sormak zordur. Soru sorun, sorgulayın. Anarşiye hizmet edin demiyorum, sorgulayın ve yalan olan gerçekleri kıyıdan köşeden çıkarın.

    Doğru ile yanlış paralel olarak birbiri ile ilişkili ama bir o kadar da niteliklerinden uzaktırlar. Bu iki terim keyfi düşünceye göre değişkenlik gösterir. Pusulanız gerçekçilik ve gerçekler olsun. Doğru ve yanlış o zaman kedisini hiç belli etmeden gösterecektir.

    Kitabı Haziran’ın 6’sın da bitirmişim. Bir kitap aklınızda kalmıyor ve aylar sonra size bunları yazdırmıyorsa, onu hiç okumayın derim. Okumak için, kitap okuyacaksınız zamanınızı hiç harcamayın. Size bir şeyler katacak şeylerin peşinde olun. Zaman önemlidir, bunu iyi değerlendirin.

    İncelemeyi okuduğunuz için teşekkür ederim.

    KAOS’un beşiğinden selamlar olsun! Kesinlikle tavsiye ediyorum. 10/10