• 240 syf.
    ·62 günde·9/10
    Süphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel
    hatta mükemmel olurdu.
    Nasıl mı ?
    Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, herkes
    karsınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar
    helal edilmiş vaziyette.
    Tabuttan doğruluyorsunuz,yaslı,olgun ve ağırbaşlı olarak.
    Herkes etrafınızda,büyük bir itibar,iltifatlar,çocuklar
    torunlar hepsi hazır.
    Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
    Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir
    maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
    Altmışlı yaslara kadar her şey garanti, huzur içinde
    yaşıyorsunuz.
    Sağlığınız gittikçe düzeliyor
    Kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
    Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size
    hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor
    patronunuz..
    Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli
    bir insan olarak ise başlıyorsunuz.
    Herkes karsınızda elpençe divan...
    Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor
    gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz
    Diğer hormonal Aktiviteler artıyor, fevkalade.....
    Aman ne güzel günler başlıyor...
    Derken birgün patron size artik üniversiteye gitsen daha iyi
    olur diyor. Bu arada Babanız ortaya çıkmış,"fazla çalıştın"
    diyor "artik eve don,isi bırak,okumaya basla,harçlığın benden
    olsun..."
    Keyfe bakar mısınız ?
    Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor
    Ekmek elden su golden bir donem başlıyor.
    Derken Anne ve Babanız sizi oturup getirmeye başlıyor, araba
    kullanma derdi de yok artik...
    Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine
    bak,oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
    Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile
    temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç
    tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
    Derken Anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor
    ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
    Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazır.
    Bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
    Beslenmek için ağzınızı ağmaya dahi gerek yok, bir kordondan
    besleniyor sıcacık yumuşacık ! Gürültüsüz ve patırtısız bir
    ortamda yaşıyorsunuz.
    Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
    Veee günün birinde müthiş keyifli bir gece ile hayatiniz
    bitiyor..
  • Günün ilk hediyesi sevgi olsun
    Günaydın😊🌻🌼🌹
  • 196 syf.
    ·5 günde·Beğendi
    "Geçen yıl bu vakitler Evdalê Zeynikê idim ben,
    Dünyanın şairi idim ben,
    Yerin arı kuşuydum ben,
    Güneş kanadında bülbüldüm ben,
    Kürt ülkesinin mîrlerinden birinin dengbêjiydim ben,
    Acem hududunda oturmuştum ben,
    Ergin bir yiğit, bir süvariydim ben,
    Gulê' nin yaprağının âşığıydım ben...
    Allahım...ne diyebilirdim ki?"

    Mehmed Uzun, Dengbêjliği şöyle tanımlıyor : ”Dengbêj, sesi kelam, kelamı kılam, türkü haline getirendir. Tıpkı yazılı edebiyatın ilk Homeros’u gibi.”
    Deng : Ses
    Bej : Söylemek
    Kılam : Şiirlerin makam ile Ağıtlar dönüştürülmüş hali...

    Dengbêj lik kültürünün, gelmiş geçmiş en önemli temsilcilerinden kabul edilen Evdale Zeynike'nin yaşamından kesitler sunan bu eser, aynı zamanda Yezidilerin hayatları, dönemin toplumsal, siyasi ve kültürel yapısı hakkında da bizleri oldukça aydınlatıcı bir şekilde kaleme alınmış.

    Dilbilimci Mir Celadet, sürgün günlerinin birinde, hazırladığı bir dergide yayınlamak üzere Ehmede Fermane Kiki'den, Evdale Zeynike'nin hayatını yazmasını ister. O da, bunu asla yapamayacağını ancak çok istiyorsa Zeynike'nin hayatından sadece bir günü anlatabileceğini söyler ve bu anlatı ile hikayemiz şekillenir.

    Eserimiz 4 ana bölüm ve bunların alt başlıklarından oluşuyor :
    1.Şafak
    -Sipane Xelate(Suphan Dağının Hediyesi)
    -Evdal ile Gule
    -Temo
    -Turna
    2.Öğleden Sonra
    -Xec ile Siyabend'in Aşkı
    -Evdal ve Gule'nin Şex Şıle ile Atışmaları
    -Karanlık Yıllar
    -Evdal'ın Öğrencileri
    3.Gece
    -Sipan Dağı Gecesinin Ateşi
    -Meyra
    -Bengin
    -Meyra ile Bengin'in Aşkı
    -Viran Ocaklı Egid Beg
    -Yolunu Kaybetmiş Yetimler
    4.Şafak
    -İyi Haber
    -Kara Haber
    -Günün Aydınlığı ve Göklerin Güzelliği

    İlk Mehmet Uzun kitabımdı amma velakin Mehmed Uzun'un, yadsınamayacak ya da yok sayılamayacak derecede sağlam bir kalem olduğunu anlamam için tek bir eser yetti bile. Çevirisinde sorunlar olduğu aşikar, kendi dilinde okuyabilme şansım olsaydı eminim daha etkilenecek ve daha da beğenecektim.

    Halk edebiyatına ait unsurları bolca ve usulünce içinde barındıran, sözlü anlatı geleneği ile yoğrulmuş, bizlere Kürt coğrafyası, Kürt gelenekleri ve Kürt kültürü hakkında derin bilgiler veren ve bunu tamamen edebiyat adına sunan bu eseri okumanızı ısrarla öneririm efendim. Bana öneren Yunus Hoca'ma da teşekkürlerimi sunarım...

    ️Kızım, ala gözlüm, sarı saçlım... Seni böyle gamlı ve melul görünce ciğerim yanıyor, içimi ateş kaplıyor. Kurban olayım, yapma böyle. Ben ve Evdal senin anne babanız. Biliyorsun ki ben de Ermeniyim ama bir Kürtle, Evdal'la evliyim ve benden mesut bahtiyar başka biri de yoktur... Sana adını ben verdim. Bu ad İsa Peygamberin annesinin adıdır. Kızım, her peygamber kendi nefsine dua etmiştir. İnsan insandır,ha Kürt olmuş ha Ermeni ha Müslüman olmuş ha Hristiyan....

    ️Yüzsüzdür dünya, çürük ve koftur, namertlerin, kötülerin ocağıdır, onlardan başka kimseye yâr olmaz.

    ️Aksakalların, nenelerin bütün kelimeleri birer cevherdir, bu cevherleri ayaklar altına almamalı. Derler ki, "Ot, taşın altında kalmaz, yeşerir.

    ️Dünya çarkı felektir, dolaptır, devrandır.Feleğin rüzgarı oradan peyda olup öte tarafa devirir.Bugün neşe ve şenlik olur, yarın inleyiş ve yas.
  • Esranın Nura Ulaşması
    Hikaye…
    ESRA İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olan Eyüp’te oturmaktadır. Kendisi liseyi bitirmiş akıllı bir kızdır. Ailesi fazla sıkmamış rahat büyümüş, rahat yetiştirmiştir. Çevresinde bir tane arkadaşı vardır ki mahalleye daha yeni taşınmalarına rağmen ona imrenir. Yürüyüşü, davranışı herşeyi o kadar hoşuna gider ki ondaki bu davranışları oda
    yapmak istese de yapamaz.
    Arkadaşı tam bir İslam hanımefendisi ehli sünnete göre
    giyinmiş mükemmel bir uslübu vardır. İsmi gibi kendisi de Nur yüzlüdür. Çevresindekilerin nazarları arasında yaşamını devam ettirir.
    Nur tam bir İslam kızı, ailesi tarafından çok güzel yetiştirilmiş İslam çiçeğidir.
    Esra o gün Nur ile sohbet için yanına gider. Ondan ögrenecekleri olduğunu sezmişti. Yakınlık hissetti Nur’a karşı, diger kız arkadaşlarında olmayan samimiyet, güler yüz vardı Nur’da. Biraz çekinerek Esra sohbete başladı:
    __ Nur daha yeni taşınmanıza rağmen hemen sana ısınıverdim. sende diğer kızlarda bulunan diğer genç kızlarda bulunan hareketler yok. Davranışların sanki değişik, yapmacık hareketleri göremiyorum. Aynı yaşta olmamıza rağmen çok olgun
    düşünüyor ve ciddiyetle karar veriyorsun. Konuşman, oturup kalkman, kıyafetin, sadeliğin ne biliyim işte çok farklısın. İtiraf etmeliyim ki arkadaşım sana hayran kaldım. Seni bu kadar farklı kılan ne anlatabilir misin bana? Birbirimizi fazla tanımasakta bunu çok
    merak ediyorum. Çünkü benin hayatım eğlence, müzik, tv, telefon belirli bir zaman sonra ne yapacağımı düşünüyorum.
    Nur bu övgüler karşısında utanmıştı ama kararlıydı. Esra’ya doğru olanı, İslam’ın güzelliklerini anlatıcaktı.
    __ Bak Esra ben senden farklı değilim aslında. Bizi farklı kılan, İslam’a göre yaşayıp yaşayamamak. Sen hiç eline dini kitap alıp okudun mu?
    __ Hayır okumadım.
    __ Peki nedenini sorabilir miyim? Yani okumana engel neydi, vaktin yok muydu?
    __ Bilmiyorum, bana daha önce kimse böyle sorular sormadı. Açıkçası bu soru karşısında şaşırdım. Madem sordun anlatayım Nur. Ailem beni rahat bıraktı herşeyde. Ben senin gibi kapalı değilim. Annem ve babam beni dini konularda hiç eğitmediler. İstediğim zaman, istediğim yere çıkar gezerim tıpkı erkekler gibi. Çok arkadaşım vardır, çıkar gezeriz eğleniriz. Mesela makyaj yaparım. Anlayacağın ne oturup kitap okumayı düşündüm ne de gezip tozmaktan vakit bulabildim.
    __ Şimdi anlaşıldı Esra. Aile düzeni sana dini konularda hiç yardımcı olmamış. Çevrendeki arkadaşlar senin kitap okuyup ilim öğrenmene engelse hepsi boş arkadaşmış. Sana bilgi sunabilecek arkadaşın yok. Esra, Allah bizleri gezin eğlenin, dünyaya doyun diye yaratmadı. Bizi kendine karşı sorumlu kıldı ve bizleri kendine ibadet etmemiz için yarattı. Sen hiç ölümü düşündün mü, yok olmayı ? ALLAH seni mükemmel yaratmış. Elin, ayağın, kulağın, başın… Sana birisi böyle hediye verse sen bu hediyeyi alınca ne yaparsın? Sevinirsin sevinir ve ona teşekkür edersin. Şimdi iyi düşün Esra. Allah da sana sayısız nimet hediyesi vermiş yemek içmek güzellik vs vs.. Bu nimetler için Allah’a şükrettin mi hiç!
    Esra kendinden iyice utanıyordu. Gerçek halini birinden duymak onu hem düşündürdü hem de pişman olmaya başladı.
    __ Yok Nur kardeşim ben dedim ya dini konularda hiç bilgim yok şükür nedir bilmem. Senin gibi olmayı çook isterim Nur. Konuşmaların çok farklı, ve beni etkilediğin aşikar. Sende beni çeken birşeyler var. Herhangi bir arkadaşımın yanında kahkaha ile gülebilirim ama senin yanında gülemiyorum. Nur, bana dinimizin güzelliklerini, emirlerini yasaklarını anlatır mısın?
    Esra’nın azmini gören Nur sevinmişti:
    __ Akşam oldu Esra. Sen şu kitabı al uyumadan önce oku olur mu kardeşim.. Sabah yine gel kaldığımız yerden sohbete devam ederiz inşallah…
    Kitabı eline alıp inceleyen Esra sormadan edemedi:
    __ Mehmet Oruç, “Kainatın Efendisi” Nur bu kitap biraz kalın mı sanki?
    __ Esra sen oku onu kalın değil.. Dinimizi ilk önce Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den, yaşantısından tanı. İslam’ı gerçekten öğrenmek istiyorsan, kitabı okuyacağına dair bana söz verir misin Esra?
    __ Evet evet dinimizi öğrenmek, senin gibi olmak istiyorum Nur. Şurda bir kitap daha var, masanın üstündeki.. “Ölüm ve Ötesi” İmam-ı Gazali.. Nur dikkatimi çekti bu kitap, alabilir miyim?
    __ Tabii ki alabilirsin Esra.. Ne o merak saldın şimdiden kitaplara. Güzel şeyler bunlar, okumayı asla bırakmamalı.
    Havanın kararmaya başladığını farkeden Nur yarın görüşmek üzere Esra’yı yolculadı:
    __ Geç oldu namaz vakti geçiyor.. Sen de git istersen Esra yarın görüşürüz inşallah
    Tamam kardeşim, der Esra ve arkadaşını kapıya kadar uğurlar Nur.
    Akşam eve giden Esra’ya anne ve babası nerde olduğunu sormazlar bile. Esra Nur’a verdiği tutmak ister. Kitapları yatağının başucuna koyar, telefonunu kapatır ve yatağına oturur. Gün boyu konuştukları konular bir bir aklına gelir. Ölüm, nimetler, hediye… Düşünür durur Esra. Kainatın Efendisi kitabını eline alır ve dinimize karşı atılan ilk adım, kitapların sayfası ile birlikte açılmaya başlar.. Sanki yıllardır kitap okumaya aç gibi heycanla çevirir sayfaları. Peygamber Efendimiz’in gençliği, evliliğini, geç vakitlere kadar okur. Odanın ışığı sönmek bilmez o gece. Kitapta da baya yol katetmiştir Esra. İlk günün yorgunluğundan, kitap kucağında uyuya kalmış halde sabahlar..
    Sabah olur uyanır Esra, bir bakınır etrafa.. Pencereye doğru ilerler ve perdeyi aralar. Haliç’e doğru bakar. Gözleri Efendim der. Sorgular kendini “Biz nasıl ümmetmişiz böyle?” diye.. “Sen ne mükemmel insanmışsın, seni bilgi çağında görememişiz, facebook’ta msn’de geçirdiğimiz vakti seninle geçirmemişiz.” der durur. İlk defa ağlamaya başlar. Daha kitabın başında olmasına rağmen onu farklı duygular sarar. Düşünceler etrafında tavaf eder durur.
    Aklına birden Nur gelir. Alelacele toparlanır kahvaltısını yapar ve Nur’ların evine gider. Çaldığı kapıyı güler yüzle açan Nur, içeri Esra’yı buyur eder ve:
    __ Hosgeldin buyur Esra. Bilgisayardan birşeyler okuyordum facebook’ta. Sen de okumak ister misin?
    Esra merakla sorar:
    __ Ne okuyorsun Nur’cum?
    __İSLAMİ TESETTÜR NASIL OLMALI???? adında bir sayfa var o sayfayı okuyorum canım.. Senin de okumanı isterim. Yalnız gizlilik ayarlarının hepsini kapat, çevrimdışı gir ve öyle oku. Profilinden de resimleri kaldır.
    __ Neden ki Nur? Neden kaldırayım ki resmimi, kime ne zararı var?
    __ Kardeşim sen Müslüman kızısın. Her ne kadar ailenden dini eğitim almamış olsan da illa ki lisede birşeyler öğrenmişsindir. Resim koymaman daha uygun olur. Seni gören kişiler günaha girebilir. Güzelsin, güzel kız derler. Bu sayfa gercekten güzel bilgiler ögretiyorlar dinimize dair.
    __ Tamam kardeşim, facebook’a girip beğenelim önce.. Bu arada verdiğin kitabı okumaya başladım Nur. Çook güzelmiş. Allah senden razı olsun. Bana Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem i oku dinimizi öğrenmek için demiştin. Gerçekten çok müthiş bir insanmış.
    Esra’nın gözleri dolar. Erkam’ın evindeki gizli tebliği anlatır Nur’a heycanlı heycanlı.. Nur, Esra’daki bu ani değişime sasırır. Bu kadar çok merak edeceğini bilememiştir.
    Ama gülümser ve der ki, “Allah dilerse hersey olur.” Gün geçtikçe Esra değişmeye başlar. Nur’la sohbet eder, haftada bir kitap bitirir. Nur’un önerdiği İSLAMİ TESETTÜR NASIL OLMALI????
    sayfasını baştan sonra sabır ve içtenlikle okur.
    Sayfada bir yazı dikkatini çeker, “Bizim sayfamız beğeni sayfası değil, okuma sayfasıdır.” yazısı hoşuna gider ve okur. Okur ve tesettür konusunda da artık aklında soru işareti kalmaz.
    İSLAMİ TESETTÜR NASIL OLMALI?ve dini kitaplar sayesinde ehli sünnete göre örtünmek ister. Nur suresi 31. ayete gore kapanmayı arzular.
    Nur ile konuşduktan sonra tesettür alışverişine çıkarlar. Esra’nın ailesi bu duruma çok şaşırsa da hoşlarına gider. Çünkü onlar da bilmediklerini kızları Esra sayesinde öğrenirler. O okuduklarını ailesi ile paylaşır. Tv kapatılıp kitaplar okunur kimi zaman.. Artık Esra, Nur gibi İslam hanımefendisi olmuştur. Ama asıl Nur yüreğindedir tevbe eder surekli.. Her namazda “Seni buldum Rabbim elhamdulillah, ben Seninle mutluyum Sana layık kul, habibine ümmet olacağıma Sana söz veriyorum.” der..
    Ve arkadaşı Nur ile birlikte hemen hergün sohbet ederler. Artık o denizde su görmez, artık o denizin icinde aramaktadır. “İslam bir deryadır, dalmayan bilemez” der sürekli. Artık deryaya bakmaz dalmıştır. Öyle bir dalmıştır ki İslam denizinde hergün farklı seyler keşfeder, farklı şeyler ögrenir. O da arkadaşı Nur gibi NUR olmuştur. Artık İslam çiçeği olmuştur…
    _________
    Mustafa Kuş
  • Bir de hediyesi var kahvenin bana. Uykusuzluk. Hediyesi diyorum çünkü günün yarısını uyuyarak geçiren çok adam tanıdım. Sabah olunca çoğunlukla hatırlamayacağım rüyalar alemine dalmaktan çok, öykülerde kaybolmayı sevdim ben.