• Yemeklerden sonra pişman oluyorlar
    Kravat takıyorlar, az seviyorlar
    Aşık olamıyorlar, çok şişmanlıyorlar
    Ve hiç gülmüyorlar

    -manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar !!

    Güven Adıgüzel
  • Ben şimdi güneşin batmak üzere olduğu bir yerden yazıyorum sana dostum, yani kalbimden.
  • çayın sağı solu olmaz DEMİ olur ......
    bunu akaDEMİsyenler de söylüyor.....
    --------------
    "ay lav yu" diyenler evlendiler
    "çay lav yu" diyenler demlendiler :)
    --------------
    Çay ; Meşrubât-ı umumi içerisinde, bir iksir-î âzamdır....
    --------------
    Usta..!! Üç çay getir,
    Ardı ardına..
    Bir'i sağlığıma.
    Biri varlığıma.
    Biriiidee..!! Yandığıma olsun..
    --------------
    “Sigortalı bir işe girmeden aşık olunamayan bir ülkede,
    Çay içilmeden de efkâr dağıtılamıyor…”
    Güven Adıgüzel
    --------------
    Bana çay pişir. Bırakalım her şey kendi kendine düzene girsin. Bir şey kaybetmek korkusuyla yaşamayalım. Ne olacak endişesine kapılmayalım. Bırakalım zaman her şeyi halletsin. Bu söz bize korkunç gelmesin. Aynı ırmağa bir kere daha girelim. Acele etme, çay kendi kendine demlenir... Günlük yaşantıların küçük koşuşmaları içinde bunalmayalım, nefes nefese kalmayalım. İnsan kendini kaybediyor sonra.
    Oğuz Atay
    --------------
    “Göz göze gelsek, kör olacaktık. Konuşsak, sözler bitecekti. Ve söylenecek bir çift söz kalsın diye konuşmuyorduk. Gözlerimizi birbirine değdirmeden öylece oturalım. Ve bir bardak demli çayın, insanın yüreğini ısıtan şefkatine sığınıp susalım. Masada çay bardakları ve senin elin olsun.”
    -Tarık Tufan
    --------------
    Şevket: Hiç ilgilenmedi benimle, çay içmeye davet ettim, oraya da gelmedi.

    Kedi: E, çaydan.

    Şevket: Ne çayı, ne alakası var ?

    Kedi: Çaydan, çaydan.. Bu durumlarda kahve her zaman daha çok işe yarar. Bak, çayda kadınları rahatsız eden bişey, böyle “yerel bir tını” var.

    Şevket: Yerel mi ? Ne alakası var ? Çay yerel, kahve değil mi ?

    Kedi: Bak, “Benimle kahve içer misin sorusu, bütün kadınlarda, hepsinde aynı rahatlatıcı çağrışımı yapar; beyaz fincan, porselen, şık, mayhoş aroma kokusu, hele latin ezgileri heheeeyy neler neler..Ama çay, çay böyle “başarısız erkek” gibi bişiy demek çay.

    Şevket: Bence artık Heidegger okuma, kafan iyice naziler gibi çalışmaya başladı.

    * Beş Şehir filmi
    --------------
    Çay İçmeyen Adama Neden Güvenilmez?
    Çay üç özelliğinden dolayı kutsal bir sıvıdır.
    Birincisi; sınıfsız bir içecektir, ayakkabı boyacıları ile ceo’ların ortak içeceğidir. Sınıfsal kaynaşma sağlar. Her statüden insanın tükettiği bir sıvı olup, içecekte eşitlenmenin sembolüdür aynı zamanda. İkinci olarak zamansızdır; sabah kahvaltısında, öğlen yemeği sonrasında, akşam üzeri, yatmadan önce yani günün her saati içilebilen tek içecektir. Üçüncüsü; Muhabbetin demini aldırır. Çay olmadan yapılan sohbetlerin hiçbir tadının olmadığı malumunuzdur.
    Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Yok ben çay sevmem, çayla aram iyi değildir gibi hezeyanlar delikanlı bireylere yakışmaz. Çay içmeyen adamı anlamak zordur. Eğer bir rahatsızlığı yoksa, ki çay sıhhat verir. O kişinin niye çay sevmediği bizim için ciddi bir sorun olarak masada duracak ve dostluğumuzu sorgulatacaktır. Zamansız-mekansız-sınıfsız bir içecek olarak çaya karşı yapılan bu haksızlık ve sevgisizlik bizi yaralar. Çay içmeyen adam şüphelidir. Ona güvenemeyiz. Çünkü ince belli bardakta tüten nefis dumanıyla, karanfil kokulu sıcak ve demli bir çayı yudumlamamış insan, Anadolu’yu, bozkırları ve kırılgan yağmurlarımızı tatmamış demektir, kırkikindilerle yıkanmamış, gökyüzünü tanımamış demektir. Çay içmemenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Çay içmeyen adama güvenemeyiz çünkü buralardan ve bu toprakların kadim içecek kültüründen fersah fersah uzaklaşmış bir adam bizi tedirgin eder.
    Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız.
    Güven Adıgüzel
    --------------
    + Bir ömür çay demleyenim olur musun..
    - Bu bir evlenme teklifi mi..
    + Yok çay ocağına işçilik teklifi..
  • Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Yok ben çay sevmem, çayla aram iyi değildir gibi hezeyanlar delikanlı bireylere yakışmaz. Çay içmeyen adamı anlamak zordur. Eğer bir rahatsızlığı yoksa, ki çay sıhhat verir. O kişinin niye çay sevmediği bizim için ciddi bir sorun olarak masada duracak ve dostluğumuzu sorgulatacaktır. Zamansız-mekansız-sınıfsız bir içecek olarak çaya karşı yapılan bu haksızlık ve sevgisizlik bizi yaralar. Çay içmeyen adam şüphelidir. Ona güvenemeyiz. Çünkü ince belli bardakta tüten nefis dumanıyla, karanfil kokulu sıcak ve demli bir çayı yudumlamamış insan, Anadolu’yu, bozkırları ve kırılgan yağmurlarımızı tatmamış demektir, kırkikindilerle yıkanmamış, gökyüzünü tanımamış demektir. Çay içmemenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Çay içmeyen adama güvenemeyiz çünkü buralardan ve bu toprakların kadim içecek kültüründen fersah fersah uzaklaşmış bir adam bizi tedirgin eder.
    Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız.
  • Uhud’un okçularından rol çalıyor nasılsa dünya.

    Güven Adıgüzel
  • Diyorum ki çok çay içelim,
    uzun uzun susalım.

    Gözlerinde duralım sonra bir şiirlik uçurum.

    Tek ayak üzerinde beklerse yorulur mu dünya?

    Savaş soğuk, kuşlar güzel,
    Allah büyük..

    Güven Adıgüzel