• Kadının üzerinde titiz bir operasyon uyguladı. Kafa derisini bir daire halinde kesti, kaldırdı, sonra da beyni çıkardı. Sonra, pasta fırınlarında bulunan ufak bir şeker-püskürtücüsü hazırladı ve boş kafanın içini küçük kremşantiye ve billur kurdelelerle, pembe, beyaz, yeşil yaldızlarla doldurdu, tepesine de pembe renkte güzel bir süsle Tatlı Düşler yazdı ve kafatasını yerine koydu, dikti, izleri de balmumu ve pudrayla gizledi. "İşte, oldu." dedi ve bitirdi.
  • Mecnun'u kıskanmaktan vaz geçiren ömür! Seni bana rast getiren O güzel'e sığındım; Begonya'm...

    Düşler nasıl kurulur;
    sebebimsen!
    Yaşama arzusu ile gönlüme ateş püskürten;
    Lav'ım!
    Gönül bahçemde, dünyamı renklendiren;
    Begonya'm!
    Boş ömrümü dolduran;
    Yaşam'ım!
    Hasretini! varken, yokluğa çeviren;
    Kadın'ım!
    Yağmurda saçları ıslanmasın diye, zature olduğum;
    Çimen'im!
    Gözlerimin gülmesine sebep;
    Tebessüm'üm!
    Nefes verdiğimde, almaya anlam katan;
    Varlığım!

    Elveda diyemem sana...

    "Hoşcakal," kavuşmak için iyi bir "tek kelime!"

    Sana bir müjdem var, toprağın ayıramadığı Begonya'm
    Son mektubumu, baş ucunda okurken, kara toprağında eksiğim, begonyalar topraktan dünya'ya gözünü açacak... yanaklarından çicekler çıkacak, dünya kokuna hayran kalacakta, tenini ben bileceğim, ben saracağım...

    Kadifemsi dokusu olan çiçeğim...
    Narinliği; tüy kadar, muazzam olan sevgilim...

    Şimdilik Hoşcakal...

    Kavuşmak için Ay tutuldu.
    Güneş, çiy yedi...

    Kadim TATAROĞLU
  • Bilemem nasıl başlamalı
    Ne demeli
    Nasıl etmeli gulasor
    Dün gece yoldaydım
    Arka koltukta
    Kırk numarada, dimdik, uyuyamadım
    Akıp giden arabanın seyrine uyan
    Düşlerimi, anlatmak istiyorum sana
    Geleceğin düşü ne kadar güzel
    Ve ne kadar ince
    Düşlerim, kıpırdayan, daldan dala konan
    Bir serçenin, canlılığını, kıvraklığını
    Ve hareketlerindeki karmaşıklığı andırıyordu
    Ama bu düşler hayal değil
    Olacak ve olması gerekenin beynime yansımasıydı
    Bazen en barbar gericiliğin zulmün ve acının
    Özgürlük türkülerini dindiremediği
    Munzurun torosların doruklarındayım
    Ateşler yakılı
    Mavzerler çatılı
    İçimdeki ateşle doğanın o dondurucu soğuğu
    Birbirine karşı savaşıyor
    Nöbetteki yoldaşta
    İnceden inceye bir türkü tutturmuş
    "de lori lori berxamin lori"
    Bir iç geçiriyorum derinden
    Nedendir bilmem
    302 mersedesin artan hızına uyuyor düşlerim

    Bir baskındayım bazen
    Elimde dünya gericiliğine kan
    Kusturan halkların silahı
    Kendimi yivle set arasnda dönen
    Ve döne döne düşmanın ciğerini dağlayan
    Kızıl kurşunlarda hissediyorum
    Toroslardan geçiyoruz
    İnce memedi düşünüyorum
    KeL abdiyi
    Memedin gün batmadan
    Anafartaları aşan kanatlı atını
    Hatçeye olan aşkını sonra
    Sen geliyorsun aklıma
    Seni düşünüyorum gulasor
    Al yanağını, bal dudağını
    Zülüt saçını, o minicik yüreğini düşünüyorum
    Bildiğim tek kürtçe kelime geliyor aklıma
    "ez buka kurmancim"
    İçin için gülüyorum uyumuşum çok kısa bir süre
    Şimdi buradayım anandan aldım haberi
    Yakalamışlar seni içim buruk, yüreğim çok daha katı
    Üzülmedim diyemem, üzüldüM ama yanıp yıkılmadım
    Bilmem biliyormusun düşman zindanda yenilmez diye
    Düşünme hiç hatırla ibrahim'i, mehmet zeki'yi, orhan'ı

    Umut Altınçağ
  • Az bir zaman oldu bu kitabı okuyalı ama nedense inceleme yazmadığımı fark ettim. Neden diye sorguladım da adının verildiği kitap kahramanının bir kadın olarak bende oluşturduğu silik sıradan tipi miydi acaba demekten kendimi alıkoyamadım.
    Sıradan silik desem de okumakta tereddüt etmeyin aman sakın! Sıkıcı sıradan bir yaşamdan sıradan bir ölüm ile hayata veda edişine kadar neler yok ki Mücella’da.
    Efendim neler mi var? Öncelikle şöyle maddelemek istiyorum ki biraz daha anlaşılması kolay olsun.
    Yaşadığınız muhite, yıla ve aile eşrafına göre insan olarak değeriniz bir yana kadına bakış açısı yüzlerce farklı çeşitlilik sergiletiyor.
    Eğer herhangi bir eğitiminiz , bundan kaynaklı başarınız geliriniz sıfırın da altında eksilerde ise , sadece mahallede işsiz güçsüz oğullarına kız arayan kayınvalide adaylarının gözünde hamarat gelin olarak değerinizi artıran bir şey ama cıvıl cıvıl kız arayan çocuk da yaparım kariyer de diyen hemcinsleriniz arasında cinsel olarak değerlendirme yapabilen erkeklerin yanında hiç de artısı olan bir şey değil.
    Eee işte böyle bir halde iken olursunuz Mücella. Hatta kaç yaşına gelirseniz gelin anneniz evden çıkarken ‘’ sakın ha gecikme ‘’ diye seslenerek kendinizi daha da değersiz hissetmenize katkı sağlar. Sonrasında da bir gün gelin olmak hayali ile yaptığınız tüm çehizleri sağa sola dağıtırken buluverirsiniz kendinizi:(
    Babasız büyümek kaderiyle dünyaya gelen, annesinin her dediğine itaat eden, evin tek erkeği abisi Fahir’in gölgesinde sadece nefes alan Mücella.
    Yılların getirdiği değişimlere rağmen kendi gelişimini bir türlü sağlayamayan, elektrik kullanılmaya başlanılmış olsa da kendi karanlığından çıkamayarak , umutlarından vazgeçmiş , hayatını yaşamadığını yıllar sonra başkası tarafından fark edilerek hikayesi anlatılan Mücella.
    Hayat kısa, çok kısa. Ne güzel yazmış Aysel Gürel
    ''Bir gün dönüp bakınca düşler
    İçmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını
    Ağla, ağla Firuze ağla
    Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu ''
    https://www.youtube.com/watch?v=3vNtVJ7dGxg
    Bir fincan türk kahvesi eşliğinde keyifli okumalar efendim. (Niye mi türk kahvesi? Eee o da sizin tercihinize göre değişir isteyene nescafe:) )