• Önceden belirtelim, kitaptan sonra, bir süre boyunca etkisinden çıkamayacaksınız. Bu süreç içerisinde sürekli bir yerleri gezmeye ve evden kaçma girişimlerine başlayabilirsiniz! :) Öneri; kitaptan sonra kendinizi dolunaydaki kurtadamlar gibi zincirleyin! Yerinizde duramayacaksınız.!

    Çok tatlı bir kitaptı yaa. Öykünün bir kısmının gerçekten yaşanmış olması da ayrı. İç kapağı biraz değişik gelse de, cildi çok güzel. Çok şeker bir öyküydü. Yeterince keşfedilmemiş bir kitap olduğunu düşünüyorum, hakkını alamamış bir kitap. Film tadında bir kitaptı, oradaymışsınız gibi, aniden arabaya binip uzaklaşmak hissi uyandırıyor içinde. Bir yolculuk yaparsam, büyük bir yolculuk, bu kitabı yanımda rehber olarak götürebileceğimden eminim.!!
  • Film önerisi isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum..

    1- Yağmur Adam (Otizm)
    2- Benim Adım Sam (Zeka geriliği olan bir baba ve kızı)
    3- Sol ayağım (Fiziksel engeli olan bir adam)
    4- Guguk Kuşu (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    5- Aklım Karıştı (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    6- Akıl Oyunları (Şizofreni)
    7- Wilber Ölmek istiyor (İntihar ve Depresyon)
    8- İçimdeki Deniz (Ötenazi isteyen bir adam)
    9- Kimlik (Çoklu kişilik bozukluğu)
    10- Şanslı
    11- Atlı Karınca
    12- Zenne
    13- Siyah Kuğu (Mükemmliyetçilik psikolojik gerilim)
    14- Gözlerimi de Al (Karı koca ilişkisi)
    15- Karanlıktakiler (Sosyofobi- cinsel taciz)
    16- Otomatik Portakal (Vicdan deneyi- vicdan var mıdır? var edilebilir mi?)
    17- Sineklerin tanrısı (İnsanların medeniyetten uzaklaştıklarında “id” lerinin nasıl devreye giridğini anlatıyor)
    18- Babam Büfe (Fakir bir aile yapısı)
    19- Benny’nin Videosu (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    20- Funny Games (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    21- Hayat güzeldir (Nazi Almanyası, baba oğul ilişkisi)
    22-İnsomnia (Polisiye , gerilim uyuyamayan bir polisin maceraları)
    23- Akıl defteri (Hafıza Kaybı)
    24- Tehlikeli ilişki (Freud- jung)
    25- Dövüş kulübü (Saldırganlık)
    26- Ceket (Psikolojik gerilim)
    27- Truman şov (Kurgu bir yaşamda insan psikolojisi)
    28- Makinist (Uykusuzluk problemi- insomnia)
    29- Gizli pencere (Paranoya)
    30- Nietzsche Ağladığında
    31- Sen ne dilersen (İki kız kardeşin ilişkisi
    32- Dönüş (Aile içi ilişkiler)
    33- Yirmi Üç (Takıntılı kişilik)
    34- Sil Baştan (İki farklı kişiliğin beraberliği- bilinçte yolculuk)
    35- Piyano öğretmeni (Aşırı tutucu bir kişilik ve beraberinde getirdiği cinsel sapkınlığı anlatan bir film)
    36- Takva
    37- Büyük balık (Baba- oğul ilişkisi)
    38-Abim evin tek çocuğu (Aile ilişkileri- özellikle kardeş ilişkisi üzerinde durulmuş)
    39- Beyza’nın kadınları (Çoklu kişilik bozukluğu)
    40- Max ve Mary (Asperger sendromu)
    41- Babam ve Oğlum
    42- Benim Adım Khan / Konusu: Rizwan Khan Otizm türü rahatsızlığı olan sperger sendromu hastasıdır..
    43-Beşir'le Vals
    44- İnception
    45- 3 İdiot
    46- Her Çocuk Özeldir
    47- 28 Gün (Bağımlılık ve Alkol)
    48-Yukarıya Bak (Animasyon)
    49- Sybil
    50- Oğul Odası
    51) Ekim Düşü
    52) Muhteşem Üçlü
    53) Gökten İnen Melek
    54) Son Armağan
    55) Kırmızı Köpek
    56) Tavuklar Firarda
    57) Neşeli Günler
    58) Yumurcak (Yabancı Film)
    59) Altına Hücum
    60) Düşler Ülkesi
    61- Gen
    62- Ölü Ozanlar Derneği
    63- The Game
    64- Black (Kör bir kız çocuğunun hayatı)
    65- Billy Elliot
    66- Forrest Gump
    67- Atlıkarınca
    68- Tavşan Deliği
    69- Herkes Mi Aldatır?
    70- Mozart ve Balina
    71- Good Will Hunting (Can Dostum)
    72- American Psycho
    73- Rüzgar gibi geçti
    74- İn Treatment (Dizi Film, her bölüm bir danışma seansıdır)
    75- Lie To Me (Beden Dilini Anlatmaktadır)
    76- Sherlock Holmes (Psikolojik analizler ve vaka çözümlemeleri)
    77- Umudunu Kaybetme
    78- Zindan Adası
    79- Zoraki Kral
    80- Öğretmenim Mori
    81- Özgürlük Yazarları (Varoş bir okulda bir idealist öğretmenin verdiği mücadele)
    82) The Mentalist (Dizi)
    83- Uçurtmayı Vurmasınlar
    84- Kelebek Etkisi
    85-Çıldırış
    86- Ghajini
    87- Kuzuların Sessizliği
    88- Kır Zincirlerini
    89- Aile Babası
    90- Başkalarının Hayatları
    91) K Pax (Uzaydan geldiğini söyleyen bir adamın ilginç anlatıları)
    92) Shine (Pırıltı) (Sıradışı kabiliyetli bir çocuğun müzikteki başarısı ve ailesini bir arada tutma çabası anlatılmaktadır)
    93) Tabutta Rövaşata (Evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir)
    94) Anayurt Oteli (Otel müdürünün birbirine benzeyen olaylar içinde, iç dünyasındaki fırtınaları dizginlemeye çalışmasını anlatır)
    95) Kader ve Masumiyet (Hayat kadınına saplantılı bir adam olan Bekir (Haluk Bilginer), hapisten yeni çıkmış amaçsız biri olan Yusuf (Güven Kıraç) ve annesinin hamileyken yediği dayaktan dolayı sağır ve dilsiz doğan Çilem (Melis Tuna) etrafında gelişen sıradan olayları ele alır)
    96) Six Feet Under (Dizi) (Geçimlerini başkalarının ölümlerinden kazanan bir ailenin hikâyesi)
    97) Fil (Elephant) (Okulda şiddeti konu alıyor
    98) Prestij (Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsü anlatılmaktadır
    99) Korkuyorum Anne (İnsan nedir ki? Film bunu merak ediyor)
    100) Mama-Anne-(2013): Anne babalarının öldürülmesinden sonra ormanda kaybolan iki kız kardeşin hikayesi. Kızlar yıllar sonra kurtarılır ancak yeni hayata adapte olabilecekler mi ?
    101) Life Of Pi -Pi'nin Hayatı- (2012): Okyanusun ortasında bir salda mahsur kalan Pi'nin hayatta kalma savaşı. Pi keskin zekası ile bu savaşı kazanacak mı acaba ? Dev kaplan ile birlikte yaşamayı öğrenip adaya varacak mı ?
    102) Lorenzo'nun Yağı(1992): 7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    103) Fil Adam-The Elephant Man (1980): Genetik şekil bozukluğu. John Merrick'in hayatının anlatıldığı filmde John Merrick' in görünüşünden dolayı gördüğü kötü muamele ve biz insanların yapabileceği kötülüğün sınırının olmadığını gözler önüne seren bir baş yapıt.
    104) Yazı- Tura (2004): Doğu Anadolu bölgesinde askerlik yapan iki gencin hayatları boyunca atlatamadıkları travmalarını ele alıyor film.
    105) Cennetin Rengi (1999): Dramatik bir İran filmi. Görme engelli Muhammed'in çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalıştığı masalsı hikayesi. Baba evlilik planlarını bozacağından korktuğu Muhammed'ten kurtulabilecek mi ?
    106) Cennetin Çocukları (1997): Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra'nın aynı ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü.
    107) Mozart ve Balina(2005): Otizmin bir türü olan Asperger sendromlu olan iki gencin aşk hikayesi. Donalt ve Isabella toplumun baskısını, asperger sendromunun getirdiklerini yenip ortak bir hayat kurabilecekler mi ?
    108) 21 Gram(2003): Bir kaza sonucu yolları kesişen 3 kişinin yaşadıklarını ele alan filmde ayrıca "şans" denen şeyin geçmiş, şimdi ve gelecek zamanda hayatları nasıl etkilediği ele alınmıştır.
    109) Şifre Merkür(1998): 9 yaşında otistik bir çocuğun Amerikan hükümeti güvenlik birimi tarafından yapılan hiç kimsenin çözemeyeceği bir şifre olan "merkür"ü kırması ve başından geçenler anlatılmaktadır.
    110) Maraton-Marathon(2004): otistik Cho-won' un yılmamak ve yorulmamak prensibi ile devam ettirdiği hayatını ele alıyor film.
    111) Kelebekler Hürdür- Butterflies Are Free(1972): Don, ailesinde, toplumdan uzak hayatını devam ettirmeye çalışan bir genç. Yaşadığı yerde hippi bir kız olan Jill ile tanışır aşık olurlar. Jill Don'a yaşama sevinci aşılayabilecek mi ?
    112) Kelebeğin Rüyası(2013): Veremli iki şairin 2. dünya savaşı döneminde halka şiiri sevdirme çabası ve kendi geleceklerini kurabilme adına gösterdikleri çabayı ele alıyor film.
    113) Ben X(2007): Ben otistik bir gençtir. Çevresiyle uyum sorunları yaşamaktadır. Ben, internet ortamında oynanan bir oyunda gerçek hayatında olduğunun tam tersi bir hayat kuracaktır kendisine.
    114) Koro(2005): Müzik öğretmeni Clement yatılı bir okula müdür olarak atanır. Kendisinden bu yatılı okuldaki çocukları rehabilite etmesi beklenilir ancak çocukların umursamazlıkları ve baskıcı eğitim sistemi başlarda onu hayal kırıklığına uğratır ancak Clement müziğin gücünü kullanacaktır.
    115) Ron Clark'ın Hikâyesi-The Ron Clark Story(2006): Gerçek bir hikayeden alınan filmde öğretmen Ron Clark'ın öğrencilerinin hayatını nasıl etkilediğini izleyiciye sunan biyografi filmi.
    116) İnception-Başlangıç(2010) : Rüya içinde rüya. Bilim kurgu ve aksiyon dolu bir film. Filmin başrol oyuncusu Leonardo Dicaprio için zihnin bilinçaltı derinliklerinde saklı değerli bilgileri çalmak için rüya görme anı kadar daha değerli bir an olamaz.
    117) Erkek Severse (1994): Alkolizmin pençesinde bir aile ve bu ailenin bu büyük soruna rağmen sevgi ve aşk ile birbirlerine destek olma çabaları
    118) Saklambaç(2005): Annesi intihar ettikten sonra Emily depresyona girer psikiyatrist olan babası kızına yardımcı olmaya çalışır ancak kendisi de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Yeni taşındıkları evde Emily hayali bir arkadaş edinmiştir.
    119) Benden Bu Kadar(1997): Udall "obsesif kompülsif" başarılı bir yazardır.
    120) Kevin Hakkında Konuşmalıyız(2011): Çocuk gelişimi ve anne çocuk ilişkisini ele alan filmde anne Eva kariyerini ve planlarını bir kenara bırakarak çocuğu Kevini dünyaya getirir. Ancak Kevin toplumsal normlardan uzak kurallara aykırı bir hayat yaşar, çete gruplarına katılır. Anne Eva çocuğunun davranışlarından dolayı derin bir sorumluluk duymakta ve nerde hata yaptığını sorgular.
    121) Tehlikeli Oyun-Die welle (2008): 1967 yılında Kaliforniya'da geçen gerçek bir olayı perdeye aktaran filmde insanları robotlaştıran ideolojilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. The Wave grubu ilk başlarda dayanışma, saf bir birliktelik olarak ortaya çıkmışsa da durum kontrolden çıkmaya başlar ve farklı boyutlara ulaşır
    Toplum psikolojisi nasıl harekete geçirilir nasıl bir tehlikeli bir hal alır, bunu anlatıyor. Olay bir lisede geçiyor. Basit bir proje ödevi olarak başlayan hareket, çok tehlikeli bir hale dönüşüyor.
    122) Experiment (Deney): Bir bilim adamı grubunun, hapishane ortamına deney yapmak amacıyla girmesini ve sonrasında işlerin çığırından çıkmasını konu almaktadır.
    123) Billy Elliot(2000): Billy 11 yaşında bir çocuktur ancak yaşına fazlasıyla olgundur. Yeri geldiğinde babası ve abisi ile birlikte grevlere katılmaktadır. Ancak Billy bir gün bale yapmak istediğini söylediğinde ailesi nasıl bir tepki verecektir ?
    124) 12 Kızgın Adam-12 angry man (1957): Grup psikolojisinin, yabancı düşmanlığının kararları vermede ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan bir film. Filmde babasını öldürmekle suçlanan latin amerikalı genci suçlu bulan 11 jüri üyesi ve genci suçsuz bulan 1 jüri üyesinin arasında geçen muhteşem diyologlar.
    125) İçinde Yaşadığım Deri(2011): Tarantula adlı romandan çevrilen filmde Ünlü bir plastik cerrahın kaza sonucu yanan eşine deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşması, eşinin intiharı ve bu intihar sonucu psikolojik travma yaşayan küçük kızını konu alır ancak olanlar sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Plastik cerrahın kızı tecavüze uğrar ve baba intikam için tecavüzcü üzerinde deri deneyleri yapar.
    126) Amedeus (1984):8 dalda Oscar ve birçok ödül kazanan filmde ünlü besteciler Amadeus Mozart ile Antonio Salieri' nin başından geçenlere tanık olacaksınız.
    127) Beethoven'i Anlamak -Copying Beethoven (2006): Beethoven' ı daha iyi, daha yakından tanımak isteyenler için güzel bir film. Sağırlığı giderek artmakta olan Beethoven son bestesini bitirmeyi hedeflediği sürede bitirip başarısına başarı katabilecek mi ?
    128) Küçük Gün Işığım(2007): Hoover ailesinin küçük bireyi yarışmaya katılmak için ailesini ikna eder ve calofirniya' ya doğru eğlenceli bir yolculuk başlar.
    129) Bir Zamanlar Anadolu'da(2010): Bir Nuri Bilge CEYLAN filmi. Filmde cinayet soruşturmasında doktor ve savcının 12 saatlik gerilimli hikayesi.
    130) Baran -Yağmur(2001): Majid Majidi yapımı bir iran filmi. Büyük bir kinin derin bir aşka dönüşmesinin hikayesi.
    131) Kulübe-Enter Nowhere(2011): Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    132) Kız kardeşimin Hikâyesi(2009): Kate adından çocukları olan çift kısa bir süre sonra çocuklarının lösemi olduğunu ve ilik nakli yapılmazsa bir kaç yıldan fazla yaşayamayacağı bilgisi ile hayatları altüst olur. Çift bir çare olarak Anna adında bir bebek daha yaparlar ve 11 yaşında kate'e böbrek nakli yapılması gerekmektedir. Ancak anna kendisinin bu amaçla kullanılmasına karşı ailesine dava açar.
    133) Dorothy Mills(2008): Ailesini trafik kazasında kaybeden bir psikiyatrist ve daha sonrasında yolları kesişen aynı kazadan kurtulan bir kız çocuğu ile yaşadığı garip olaylar.
    134) Uyanış -Awakenings- (1990) (Dr. Sayer, uzun süre bilincini kaybetmiş hareketsiz bir nevi koma durumunda olan hastalarını iyileştirmek amacıyla çabalamaktadır. L-Dopa adlı ilacı deneyecektir ancak pahalı olduğu için sadece bir kişi üzerinde deneyecektir. Ancak ilacın yan etkileri de kaçınılmazdır.
    135) Behzat Ç. -Seni Kalbime Gömdüm-
    136) Aynı Yıldızın Altında (2014) – 3 yıldır troid kanseri ile boğulan 16 yaşındaki bir genç kız ve kanserli hastalar için oluşturulan terapi grubunda yaşadıkları.
    137) Lorenzo’nun Yağı(1992) –7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    138) Sevgili Öğretmenim (1967) – Asıl mesleği mühendislik olan Thackeray iş bulamadığından öğretmenlik yapar. Ancak idealist öğretmenimizi okulun haylaz öğrencileri rahat bırakmayacaktır. Thackeray pes edecek midir ?
    139) Tedavi – The Great Hypnotist(2014) – Xu, alanında uzman bir o kadar da ukala çinli, bir psikiyatristir. Hayalet gördüğünü iddia eden hastasına inanmamakta ve hastasını hipnoz terapisine alacaktır.
    140) Musaranas (2014) – 1950 İspanyasında geçen psikolojik gerilim filminde Montse agorafobisi (açık alan korkusu) bir bireydir. Hayatı bir apartman dairesinde geçmektedir. Montse hayatının kalanını bu apartman dairesinde mi geçirecek yoksa başına çok daha farklı olaylar mı gelecek ?
    141) Edit ve Ben (2009)– Psikoloji bölümü okuyan genç zekasını arttırmak amacıyla kendisine çip taktırır ancak içinde yapay bir benlik olması nedeniyle birçok tuhaf olay yaşayacaktır. Bir yandan da otistik olan matematik dehasının gizli araştırmanın formülünü çözmesi Edit ile yakınlaşmasını sağlar.
    142) İnfaz-Calvary (2014)– Psikolojik ögelerin yer aldığı bir kara komedi filmi. Günah çıkartmak için Rahibi ziyaret eden bir adam rahibe onu öldüreceğini söyler ancak rahip adamın yüzünü görememiştir. Rahip bir yandan ölüm hazırlıkları yaparken bir yandan da bu adamın kim olduğunu bulmaya çalışır.
    143) Koku -
    144) Yalanın İcadı –
    145) 12 yıllık esaret
    146) Şeytan Üçgeni -Triangle (2009) – Arabasıyla giderken çaptığı bir martı nedeniyle trafik kazası geçiren Jess, bu kazanın hayatının değiştireceğini sonradan öğrenecektir.
    147) İhtiyarlara Yer Yok (2007)- Birçok ödül alan filmde uyuşturucu çetelerinin kanlı bir pazarlığına denk gelen Moss'un hikayesine yer verilmektedir. Moss parayı alıp gidecektir ancak akşam yaralı birisine yardım amacıyla tekrar dönecektir. Ancak başına neler geleceğinin farkında değildir
    148) Yüksek Tansiyon (2003)– Psikopat bir katilin evdekileri teker teker öldürmesini ele alan gerilim dolu bir film.
    149) İhtiyar Delikanlı -Old Boy (2003)– Muhteşem bir psikolojik film. 15 yıl boyunca tek başına bir odada esir tutulan bir adam ve yaşadıklarının hikayesi. Aklını yitirmemesi için Oh Dae-Su' ya şizofreni ilaçları verilmektedir. Oh Dae-Su bu esaretten kaçıp kurtulabilecek mi ?
    150) Yalın Ayak -Barefoot(2014) – Annesini kaybetmiş, psikiyatrik bir hasta olan Daisy, zengin bir ailenin çocuğu olan Joy ile tanışır. Romantik komedi tadında saflık ve masumiyet dolu bir film.
    151) Kayıp Otoban -Lost Highway (1997) – Fred, eşinin geçmişinden habersiz onunla evlenir ancak işler yolunda gitmeyecektir. Fred' in kişilik bölünmesi yaşaması, cinayet, bir korku hikayesi ..
    152) Enter Nowhere -Kulübe (2011) – Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    153) Onur Savaşı (2012)– Küçük bir kız tarafından cinsel istismar ile suçlanan ve sonrasında da toplumsal histeriye maruz kalan bir adamın dramatik hikayesi. Film birçok ödül almıştır.
    154) Etki Altında Bir Kadın (1974) – Bir ev kadınının eşi ve çocuklarıyla kendini var etme çabası. Mabel'in manik davranışları, çok fazla gülmesi gibi bir çok psikolojik rahatsızlığı ile eşi baş edebilecek mi ? Toplumsal eleştiri ögelerini de barındıran film ağır gelebilir ancak izlenilmesi tavsiye edilir.
    155) Trainspotting (1996)-(Psikolojik, Macera, Uyuşturucu kullanımı)
    156) Öldüren Sis -The Mist (2007) – Tutucu insanların bulunduğu bir kasaba ve bu kasabada bulunan hür düşünceli gençler..
    157) İntihar Odası (2011) – ( Farklı bir birey olan Dominik depresyonun eşiğine gelmiştir. Ailesinden ilgi görmeyen ve sürekli dışlanan Dominin kendini internet oyununa verir. İşte bundan sonra olanlar olur.
    158) Davetsiz -The Uninvited (2009) – Annesinin ölmesi üzerine travma yaşayan ve bir süre psikiyatri kliniğinde yatan genç bir kızın hikayesi. Babasının bir hemşire ile evlenmesi genç kızın depresyon yaşamasına neden olacaktır.
    159) Bir Rüya İçin Ağıt (2000)– Uyuşturucu bağımlılığı olan bir genç ve televizyon bağımlılığı olan annesi arasında giderek yükselen bir uçurum ve iletişimsizlik.
    160) Şampiyon -The Wrestler (2008) – Ünlü bir güreşçinin kalp krizi sonrası şov dünyasına veda etmesi ve tezgahtar olarak işe başlaması. Ailevi bağları bozulmuş bir adamın hikayesi.
    161) Bipolar (2014) - Harry çekingen bir adam ve aynı zamanda bipolar bozukluğu olan bir hastadır. Yeni bir tedaviyi denemek üzere bir kliniğe yatar ve tüm günü kamera ile izlenilecektir. Harry düzelme gösterebilecek mi ?
    162) Kukla - The Beaver (2011) – Sıkıntılarla dolu günler sonrası hayatını ve ailesini yeniden keşfe çıkan bri adamın hem esprili hem de duygu yüklü hikayesi.
    163) Phobe Harikalar Diyarında (2008) – Geniş bir hayal gücüne sahip olan bir çocuk ve kendini Alice Harikalar Dünyasında piyesi için olan rolüne fazlasıyla kaptırması nedeniyle kendini birden bu dünyanın içinde buluverir.
    164) Sineklerin Tanrısı (1963) - Bütün yetişkin insanların öldüğü bir uçak kazasında hayatta kalan küçük bir grup küçük çocuk ve hayatta kalma savaşları.
    165) Aklım Karıştı (1999) Bir gencin 18 ay boyunca akıl hastanesinde kalışı ve yaşadıkları
    166) Ara (2008) - Tek bir apartman dairesinde geçen filmde 4 kişinin birbirini seven ve aldatan, kıran ama bırakmayan hikayelerini ele alınmaktadır.
    167) Aç Gözünü (1997) – Psikolojik gerilim filmi. Çok güvendiği güzel yüzünü kaybedince Cesar'ın hayatı çok farklı bir yöne doğru gidecektir.
    168) Beyaz Köpek (1982) (Klasik Koşullanma) Eski sahipleri tarafından sadece siyahları saldırması ve öldürmesi yönünde eğitilmiş bir köpek. Yeni sahibi bu köpeğin koşullamasını söndürebilecek mi ?
    169) Büyük Yalnızlık –
    170) Cennet –
    171) Gölgesizler –
    172) Güneş Yanığı –
    173) Küçük Kıyamet
    174) Solaris –
    175) Gerçeğe Çağrı –
    176) Küp –
    177) Ölüm Kitabı (Misery)
    178)Esaretin bedeli
    179)godfather 1-2
    180)kaplumbağlarda uçar
    181)bajrangi bhaijaan
    182)rab ne de bana di jodi
    183) Ekşi Elmalar
    184)Azap yolu
    185) Öteki
    186) Kadın kokusu
    187) La la land
    188)Benim komşum bir melek
    189)Bay hiçkimse
    190) Yaralı yüz
    191) Paramparça köpekler ve aşklar
    192) Ateş böceklerinin mezarı
    193) Cesur yürek
    194) Gladyatör
    195) Özgürlük yolu
    196) The İntouchables ( Can dostum )
    197) Aynı Yıldızın Altında
    198) Leon ( Sevginin gücü )
    199) Lucy
    200) Karanlıkta dans
    201) Remember ( Hatırla)
    202) Zorba
    203) Peekay
    204) Ekmek ve çiçek
    205) Sarhoş atlar zamanı
    206) Kirazın tadı
    207) Kış uykusu
    208) Üç maymun
    209) Şimdi yada asla
    210) Piyanist
    211) Yeşil yol
    212) Prestij
    213) Çingeneler zamanı
    214) August Rush
    215) Amelie
    216) Otomatik Portakal
    217) Ucuz Roman
    218) Rezervuar köpekleri
    219) Zincirsiz
    220) Kanlı elmas
    221) Adalet
    222) Schindler'in listesi
    223) Er Ryan'ı kurtarmak
    224) V for vandetta
    225) Köprüdeki kız
    226) The revenant ( Diriliş)
    227) Gone girl ( Kayıp kız )
    228) Titanic
    229) Nostalghia
    230) Libertarias
    231) Özgürlüğe giden uzun yol

    Film listesi Facebook/Yeraltı Edebiyatı Sayfası Admin’inin kişisel tercihleri ve sayfa üyelerinin desteği ile oluşturulmuş, yaklaşık bir yıldır faydalanmakta olduğum listedir. Ben sadece aracıyım, sitede böyle bir ihtiyaç gördüğüm için paylaştım. Teşekkürler oluşturulmasında emeği geçenleridir.
  • Kitabı “Kadın Yazarları Okuma” etkinliği kapsamında okudum. Etkinlik sayfası bir gidip, bir geldiği için orada paylaşamayacağım.. Etkinlik kapsamında emeği geçenlere teşekkürlerimi iletiyorum…

    İncelemeye başlamadan önce, YouTube üzerinden güzel bir kadın vokaller listesi ayarladım. Metal müzik eşliğinde incelemeye başlıyorum!

    Sevgili Virginia, seni anlıyor, duygularını paylaşıyor ve yanında olduğumu en başından bildirmek istiyorum! Sevgili Virginia, belki de her şeye rağmen bugünleri görseydin, bir 100 yıl sonra bazı şeylerin daha da değiştiğini ve geliştiğini görecektin. Bu gelişmişliğin yanında zorbalıkları da görecektin… Bundan Dört Yüz Yıl geriye gittiğimizde, bugünlerin hayal bile edilemeyeceğini kesinkes düşünebiliriz. Dünden, bugüne neler oldu, neler yaşandı sevgili Virginia, şimdi bunlar hakkında birkaç kelam etmem gerekecek…

    Bu incelemeyi Kadınlara, Kendisini Kadın gibi hisseden ve Kadınları Anlayan, Onları Savunan, Birlikte Her zorluğa Göğüs Gerebilecek Herkese İthaf ediyorum...

    Geçmişe bir yolculuk yapalım, sonra günümüzün merdivenlerinden yavaş yavaş çıkalım… Kadın tüm çağlarda aşağılanmış ve asla öne çıkartılmaması gereken bir cins olmuştur. Burada bahsettiğimiz konu Kadın ve Erkek cinsinden biri olması hususudur. Kitabı okurken bir çok örnek geldi aklıma. Diziler, Filmler, Kitaplar ve yaşadığım olaylar.. İlk önce şunu anlayamıyorum, bizi biz yapan olgu annelerimizdir. Nasıl bir insanlık ki, annesinden çıkmış olmasına karşın kadını hakir görür? Kadını nasıl önemsiz bir varlık olarak kabul eder, nasıl şiddet gösterir, nasıl onu toplumdan uzak tutar. Nasıl olur ki kapalı kapılar arkasında saklanmasına sebep olur? Hangi sebeple onun Tiyatro oyununda oynayamayacağını, kitap yazamayacağını, şarkı besteleyemeyeceğini söyler?

    Sayın okurlar söyler misiniz, hangi hastalıklı düşünce Kadını işe yaramaz olarak tanımlayıp, ayak işlerine layık görür, hangi mantık onları beceriksiz ilan eder? Bu görüş ve türevlerini savunan herkes kesinkes söyleyeyim hastalıklı bir düşünce yapısına sahiptir. Bunun izahı olmamakla birlikte, tek bir tedavisi vardır: KADIN = ERKEK, ERKEK = KADIN mantığının, o güzel beyninde dalgalanmasıdır…

    Her sayfada yeni şeyler düşünmeye başladım.. Aklıma ilk olarak Agora filmi geldi… (***Filmi ve Anlatacağım hususları merak etmiyorsanız bu kısmı es geçip, alt paragraftan devam ediniz… )
    Roma İmparatorluğu hâkimiyetindeki İskenderiye’de geçen hikaye de bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan Hypatia’nın hayatı merkeze alınıyor. Hypatia, bir şeyleri başarmak için uğraşırken ve insanlığa dair yeni keşifler yapmaya çalışırken, hem kendi erkek öğrencileri tarafından hem de etrafındaki erkekler tarafından sürekli aşağılanır. Filmi izlediğinizde sabredemeyeceğiniz bir çok sahne var. Dini unsurlar kullanarak bir kadın toplumda nasıl en rezil duruma sokulur ve linç edilir çok iyi özetleniyor. Dik duran ve kimseye boyun eğmeyen bir kadındır Hypatia.. Bir çok erkek ona saygı duysa da, saygı duymayan ve sırf kadın olduğu için aşağılayan bir kitle ile karşılaşır. Ben filmi izlerken çok sinirlenmiştim. Filmin sonuna doğru ise üzüntü içindeydim. Erkekler, Kadınları sırf kadın olduğu için değil, Kadınlar ile baş edemeyeceklerini bildikleri için bu duruma sokmaktadır. Bunu net olarak görebileceğiniz bil filmdir Agora.. Kesinlikle izleyiniz…

    Birkaç örnek daha vereceğim birazdan… Örneklere geçmeden önce sorgulamaya devam edelim. Bir kadın neden sadece hizmetçi olmak zorundadır? Bir kadın neden erkek himayesinde köle zihniyetinde yaşamalıdır? Bir kadın neden tek başına, özgürce ayakta durmamalıdır? Neden Kadınların hakları 19. yüz yıla kadar yok hükmündeydi? Bu durumu yıkan şeylerin en başında iletişim araçları mı gelmektedir? Kadınların sesi neden çıkmamış ve bu durumu kabullenmişlerdir? Yoksa kabullenmek zorunda mı kalmışlardır ya da bırakılmışlar mıdır?

    ...Konumları zorla kabul ettirtilmiştir, çünkü; kadın tek başına dolaşamaz, yoksa arkasından hayal edemeyeceğiniz yaftalar yapıştırılır, eşi ölmüş ya da onu terk etmişse bir de çocuğu varsa erkekler tarafından hemen yollu olarak görülür, ona göre muamele yapılırdı. Günümüzde de benzer şeyler olsa da 1600-1950 yıllarını düşününce daha da sıkıntı bir durum söz konusudur. Günümüzde bir kadın içten çökertilmemiş ve özellikle gücü kaybettirilmemişse, baş edemeyeceği bir durum yoktur. Geçmişin kirli sayfalarında ise bu durum böyle değildir….

    ***Filmi ve Anlatacağım hususları merak etmiyorsanız bu kısmı es geçip, alt paragraftan devam ediniz… İkinci örnek olarak aklıma Wonder Woman filmi geldi. DC karakterlerinden biri olan Wonder Woman’ın sinemaya aktarılması harika bir olaydı benim için. Hem kadın süperkahraman olgusunun yerleşmesi hem de kadınların yan rolden kurtulup, biz de güçlüyüz diyebilmesinin anahtarlarındandı… İlk çekilen Wonder Woman’dan sonra Justice League çekildi.. Türkçe Adı ile Adalet Birliği.. İlk solo filme karşılık bu filmde, Batman, Superman, Wonder Woman, Flash ve Aquaman gibi DC evreninin süper "yıldızlarını" bir araya geldi.. Hızlı geçiyorum hemen… Bu iki filmin farkı şudur… Wonder Woman filminin Yönetmeni Feminist Patty Jenkins iken Justice League filminin yönetmeni Zack Snyder’dir. Yani bir erkek yönetmen. Bu iki film arasında yaşanan durum şudur, ilk filminde Wonder Woman gayet usturuplu bir şekilde giyinmiş, zaten amazon un o güzelliğine uygun bir kostüm giymiştir. Yeterince açık bir kostümdür ama doğru dizayn edilmiştir. İlk filmde Gal Gadot’un çekimleri genel olarak bel üstü ve normalken, Adalet Briliği filminde aynı karakter tam tersi daha açık giydirilip, kadrajın bel altına inmesi sağlanmıştır? Bu ne saçmalıktı, bu ne şovmenlikti hiçbir anlam veremedim. Tek verdiğim anlam şu idi, 2018 yılında da olsak, kadınlar daha fazla ilgi çekmek için hala kullanılmaktadır. İki film arasında bu konuda çok değişik durumlar var ama incelemeyi uzattığından değinmiyorum.

    Tekrar geçmişe dönelim.. Cumhuriyet döneminden önce kadınlara baktığımızda ne görüyoruz? Ben bir şey görmüyorum. Belki birkaç isim ön planda ama onlarda ufak bir kısımda. 1918’lere kadar kaç yazarımız var? 1-2? Kısacası yok denecek rakamlar. Kadınlar yazar mı olacakmış o dönemde tamam tamam gülmeyelim.. Kadınların temel hak ve özgürlüklerini kazanması Cumhuriyet dönemi ve sonrasında olmuştur. Bu nasıl bir rezalettir ki, bir erkek gördüğünde bir kadın arkasını dönüp, yere çömelip başını eğsin ve erkek geçsin.. Bu nasıl biz zihindir ki, erkek önce yürüsün eşi ve kız çocuklar arkadan gelsin, bu nasıl bir mantıktır ki, kadın tek başına çarşıya çıkamasın ? Ülkemiz kadınlarının 1900’ler de ki okuma oranı komiktir. 0,06 gibi bir rakamdır. Yok gibi bir şeydir. Cumhuriyet dönemi sorası neler mi olmuştur? Yazarlarımız, şairlerimiz olmuştur, öğretmenlerimiz ve profesörlerimiz olmuştur, Sinema ve Tiyatro sanatçılarımız, şarkıcılarımız, Bale yapabilen, dans edebilen kadınlarımız olmuştur. Uçak pilotu olmuştur kadınımız.. Köhne bir zihniyetten çıkarılıp, modern dünyanın ilk atılımları olmuştur. O yıllarda Amerika ve Avrupa kıtası bile bu özgürlük kıstaslarına şaşmış kalmıştır. Times’ın o dönemki yayınlarına bakabilirsiniz.

    İncelemeyi daha fazla uzatmak istemesem de kısacık bir kitap bana yazdırdıkça yazdırıyor. Son olarak değineceğim konular Ölmek İçin On Üç sebep dizisini izleyerek bir genç kızın başına nelerin gelebileceğini, Damızlık Kızın Öyküsünü izleyerek kadınların toplumdaki rolünün ne kadar düşürülmüş olduğunu göreceksiniz. İki dizinin de kitapları mevcut. Damızlık kızın öyküsü dizisini ilk bölümde bıraktım. Ben katlanamadım bu zulme. Kaldıramadım. Devamında neler yaşandı bilmiyorum. Sizler bakıp öğrenebilirsiniz. Damızlık Kızın Öyküsü ve Ölmek İçin On Üç Sebep (Kitaplar nasıldır bilmiyorum ama diziler fazlasıyla ders verici ve toplumun kadına bakış açısını fazlasıyla gösteriyor.) Daha fazla örnek tabi ki verilebilir ben bunları seçtim. Ema Watson’ı da özellikle takibe alın. Sense8 dizisini izleyerek dünya görüşünüze biraz fark katıp, Black Mirror ile kendinize güzel dersler çıkarabilirsiniz.

    Yaptığım eleştireler ve söylemler yaşanmış ve yaşanan şeylerdir. Kadın her zaman toplumdan uzak tutulmak istenmiştir. Kadın küçük görülmüş ve beceriksiz olarak lanse edilmiştir. Hayır kadın bunların hiçbiri olmamakla birlikte çok daha fazlasıdır. Her iki cinsin tabi ki iyi ya da kötü insan türleri mevcut bu durumları konumuzdan ayrı tutuyorum.

    Son olarak diyeceğim şudur ki;

    Geçmişi, geri giderek değiştiremezsiniz. Geleceği umarak ya da ümit ederek şekillendiremezsiniz. Yaşamamız gereken ne ise şuan yaşadıklarımızdan ibarettir. A’nı yaşayanlar ne geçmişte kalır ne de geleceğin hayalini kurar. Hayatımızın asıl manası tam olarak şuandadır. Bugünden şekillenmedikçe yarının hiçbir önemi yoktur. Geçmişi ders alınacak bir yapı olarak düşünüp, yarın için bugünden harekete geçmeliyiz. Cins ayrımı, ten rengi ayrımı yapmamalıyız. Hepimiz bu dünyanın İnsanlarıyız.. Bunu unutmamalıyız..

    Kadın yardıma muhtaç değildir. Kendi başının çaresine bakabilir. Biz erkeklerin yapması gereken tek şey, kas gücüne güvenerek onları sindirmeye çalışmamalıyız. İnanın beyler, beyin gücü kas gücünü yener… ;)

    İncelememi sonlandırıyorum.. ve güzel bir söz ile sizlere veda ediyorum…

    “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!”

    ~Mustafa Kemal Atatürk

    Kitabı şiddetle tavsiye eder, iyi okumalar dilerim….
  • "Nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayi aydinlatirdi"

    Nicola Tesla'ya olan merakim, yillar önce izledigim "Prestij" filmiyle başladi.Filmde birbirine rakip olan iki sihirbazin ömür boyu sürecek düşmanligi ve rekabeti anlatılıyordu.Film aslinda Tesla ve Edison arasindaki rekabetin yansiması olarak bu iki sihirbazi ele aliyordu.Filmde Tesla'nin ışınlama ve insan kopyalama deneyleri de gösteriliyordu.Filmi de mutlaka izleyin derim.

    Bu filmin ardindan Tesla ile ilgili baska kitaplar okudum ama hep bilimsel terimler gectigi ve ben sözel oldugum icin pek bir şey anlamamistim. Bu kitap ise, gayet her okuyucunun anlayacagi dilde( sözeller dahil :) ) yazilmis.

    Kitap Tesla'nin dogumundan baslayip, icatlari,Edison ile cekismesi ve özel hayati dahil bir çok konuyu ele aliyor.

    Elektrigin kablosuz taşınilmasi, ilk radyo ilkeleri,x ışını, mikro dalga firin, ilk telsiz, ilk uzaktan kumanda modeli ve aklima gelmeyen bir cok icadin ya mucidi ya da yol gostericisi olan bu dahinin hayatini yazar Margaret Cheney cok guzel kaleme almış.

    1943 yilinda öldügünde FBI bütün araştirmalarina,notlarina ve yayinlanmamis makalelerine el koymuş.Daha sonraki yillarda ABD'de nükleer teknolojinin gelistirilmesi ve uzay calismalarinda degerlendirildigi söylenen bu belgeler halen kamuoyuyla paylasilmamistir.

    Meraklilarina kesinlikle tavsiye edilir.
  • Uzun bir süredir inceleme yapmadım. Çünkü okuduğum film ve kitap incelemeleriyle kendi yorumlarımı karşılaştırınca ciddi bir fark gördüm ve yazdıklarımdan utandım. Adamlar oturup kitabı bitirip en güzel cümleleri ayırt edip bulabiliyorlar sonra da kitaptan örnek vere vere toplumsal analizinden karakter psikolojisine kadar verilmek istenen asıl mesajı ortaya seriyorlar. Hayır acaba ben mi salağım diye düşünüyorken ne filmlere ne de kitaplara inceleme yapmamaya karar verdim.

    ***SİTE YÖNETİCİLERİNE NOT: Aslında kimsenin göremeyeceği bir kısım olsa, kitap hakkındaki incelememizi oraya yazsak, sadece biz görsek. Bu şekilde pek rahat değilmişim de kendimi kısıtlıyormuşum gibi hissediyorum. Yazın umursamayın demeyin. Yine de baskı altındaymışım gibi hissediyorum. (Buradan bir psikanaliz denemesi çıkar bence.) Nereye isteklerimizi fırlatıyorduk? Sanki istekler diye bir sayfa vardı. Dur bunu bitirip onu bulayım.--Hacı abiyi hatırladım şimdi. Burada olaydı şimdi onunla bu yeni güncelleme nasıl olurdu acaba diye tartışıyor olurduk. O da gitti tabii. Olduğumuzla kaldık burada.--

    Şimdi kitaba gelelim. Bir düşündüm de çok uzun bir yazı olacak gibi. Umarım sıkılırsınız. Yok cidden, bırakın okumayı gidin başka şeylerle uğraşın; kafanızı duvarlara falan vurun.(Bu cümleleri önceki incelememde kullandığımı hatırladım. Demek ki kendime zerre güvenmiyorum. Ayrıca kaç ay önce yazdığım cümleleri bir daha yazıyorsam bu hala aynı durumda olduğumu gösteriyor bence. Bu da burada kalsın, sonra üzerine düşüneyim.) Şimdilik incelemelerde gördüğümü yapmaya çalışacağım: önce olayları özet geçerim, sonra entel kuntel bir-iki tane toplumsal analiz (günümüz türkiyesini -dünyasını- gösteriyor mahiyetine.)Son kısma da klasik sosyolojik eleştiri sunarım. Finalde kitap tavsiye edilir ve olay biter. Her zamankinden yani. Bir deneyelim.

    Ayrıca fantastik zırvalıklar okumayan realist arkadaşlar da bir denesin en azından. Çünkü ben de okumazdım fantastik falan zaten bu ilk serim olacak bu türde. Ben bağnaz bir yapı göstermiş olmamak, en azından denedim ve beğenmedim diyebilmek için başladım, sizi bilemem. Ki beğendim de gayet. (Ayrıca siz okumayanlar, yıllar sonra bu serinin film falan olur sonra buralar değerlenir. Haberiniz ola yani.)

    Dövmeli adam üzerinden tüm seriyi yorumlayacağım ki yeni başlayanlara rehberlik olsun.

    Olaylar gelecekte geçiyor öncelikle. Yeryüzü 300 yıl önceki en büyük nüvelik(klasik fantastik kitaplarda olan tuhaf yaratıklarımız) saldırısında fazlasıyla kayıp verip, yine fazlasıyla zarar görmüştür. O kadar ki araba, TV, internet, telefon gibi araçların yanında nüveliklere saldırıda kullanılan saldırı muhafazalarının(bir çeşit sihir. Fantastik bir durum değil bu ya da sihirli annemdeki sihir de değil. Canlılığın ruhu gibi, her canlıda olan güç. Budizm, hinduizm onlarda vardı böyle ruh falan. Evrenin gücü, ruhu öyle bir şey yani. Sembollerden oluşur bu muhafazalar. Nüvelik öldürünce gücü o muhafazaya geçer.) hepsi kaybolur. Eski dünyadan kalma çok az bilgi kırıntısı kalmıştır artık. Yani ilkeli bir yaşam var. Sadece savunma muhafazaları kalmıştır. Bu nüvelikler Nüveden sadece gece vakti yeryüzüne çıkabiliyorlar çünkü gündüz vakti güneş ışığı onların bedenlerini yakıp tüm sihirlerini, ruhlarını yok ediyor. Yani geceleyin tüm dünya sessizce köşesine çekiliyor. Krasia denilen şehir devletinde yaşayan çöl insanları hariç...

    İşte böyle bir dünyada Arlen diye (evet her fantastik kitapta olan göklere çıkarılacak arkadaş bu) bir vatandaş yaşadıkları bazı olaylar sonucu (sürprizbozan mı olmuş adı? İşte ondan fırlatmamaya çalışıyorum, yoksa anlatırdım bu olayları da o değilde TDK ne diye Engin Altan Düzyatan gibi kelimeleri yabancı kelimelere karşılık olarak buluyor ki? Ben şahsen böyle yeni kelimelere alışmadım, bir türlü kullanma isteği olmuyor. Harf inkılabı sırasında (bu anlatacağım dibine kadar yanlış bilgi olabilir çünkü sadece duydum hiçbir yerden doğrulatmadım. Ama sağda solda sebepsizce anlatıp dururum.) Tren için kullanılması istenen ''çok getirgeçli çok götürgeçli üstten öttürgeçli alttan ittirgeçli araç'' cümlesi tutmayınca tren olsun o zaman demişler. (Belki 3-4 kelime fazla söyledim, ama orada 9 kelime var.) hatırladıkça kınarım yani. Bir politikacı kadar sert kınarım öyle böyle değil...

    Neyse fazla şımardım kitaba dönelim. Bu Arlen denilen çocuk geceleyin tavuk gibi kafesimize sinmeyi kabullenemiyor ve her şeyi değiştirecek olan o ilk dokunuşu –kelebek etkisi gibi, git gide dokunuşları yapanların sayıları ve etkileri büyüyor- yapıyor. Sonrası sürprizi bozar bence.

    Seriyi tanıtayım:
    1.kitap: Dövmeli adam. Bu kitapta Arlen’i ağırlıklı olarak,Leesha’yı Rojer’i anlatıyor.
    2.kitap: Çöl mızrağı. Genellikle Jardir’in bakış açısından bazı olaylar, ayrıca Arlen, Leesha, Rojer anlatılıyor
    3.kitap: Günışığı savaşı. Çoğu zaman İnavera’nın gözünden baksa da, Arlen, Jardir, Leesha, Rojer, Abban da anlatılıyor.
    4.kitap: Kafatası tahtı. Henüz okumadım. Sırada bekliyor.
    5.kitap: Türkçeye çevrilmedi veya yazılmadı.
    6.kitap: Henüz yazılmadı. Son kitap olacak

    Krasialılar vardı bir de. Yaşayış ve kültürleri araplarla oldukça benzer. Çoğunun bana kalırsa bağnazca bağlı olduğu bir dini var ve çölde yaşıyorlar. Ayrıca çok sert bir toplumsal sınıflaştırma var. İmam ve rahipleri var ‘dama’,’ damajiiting’(kadın imamlar gibi bir şey.) Kulağa hoş gelen bir dilleri var(Arapça da öyle bence. Biraz sert bir dil gibi, sanki kırbaç şaklatıyormuş gibi ama Kur’an okunan bir yerdeyseniz çok hoş bir tınısı olduğunu düşünüyorsunuz.) Cennet, Cehennem vs. vs. baya bir kültür birikimleri var yani. Ama diğer insanlardan farkları bunların geceleyin bir köşeye sinmek yerine alagilerle –nüvelik kelimesinin krasia dilindeki karşılığı- her gece savaşıyorlar. Çünkü bu kutsal kitap Evejah’ta emredilen bir şey. Cenneti garantilemenin nadir yolarından biri. Zaten 2.kitap Krasia da geçiyor. 1.kitap için bu kadarı yeterli.

    Buraya kadar yazdığım kısım kitabın konusu falandı. Tüm bunların yanında hiyerarşik düzene, dinlere ve özellikle kadının toplumdaki yeriyle beraber erkek egemen toplumları hunharca eleştirmiş. İnsanın bir fantastik kitaptan beklediği ‘’ olayı anlat geç alttan alttan bir iki güzel cümle fırlat çık aradan, kasma çok’’ falan oluyorken yazar kalkıp açık açık yerin dibine sokmuş, aşağılamış bildiğin. Bence serinin en güzel yönlerinden biri de bu.

    Mesela kitapta sık sık din adamlarıyla jonglörler aynı işi yaparken göze çarpıyor.(Tabi ben bunu 3.kitapta ancak fark edebildim. Hâlbuki ilk kitaptan beri öyleymiş.) Jonglörler insanları eğlendirip güldürerek onlara dünyanın ne kadar korkunç bir yer olduğunu kısa bir an için bile olsa unutturabiliyorlar. Bazen hikâyeler anlatıp onlara umut aşılayabiliyorlar. Tabii karşılığında para kazanarak. Aynı şeyi din adamları da insanlara diğer dünyada cennet cehennem gibi vaatler ve cezalar verip onları uyuşturarak (bu kelime için bana kızacaksanız zerre umursamayacağım. Çünkü bu yüzden bana kızmış olmanız kendi bilgi ve inanışınızdan küstahça emin olduğunuzu gösteriyor olacaktır. Bir anlamda bağnaz demek istedim evet. Ben bu cümlelerimi bir düşünceye yöneltmiyorum, sadece herhangi bir düşünceye hiç sorgulamadan, üzerinde hiç düşünmeden bağlanana kişilere yazıyorum. Benim mesela sırf İslam düşüncesiyle uyuşmadığı için sırf uyuşmadıkları için komünizmle falan uğraşan arkadaşlarım var ya da tam tersi ‘Müslümanım ben cennete girecem’ cümlesinden başka cümle kullanmayan başka bir arkadaşıma en basit ve temel dini eleştiri yönlendirdiğimde anında konuyu değiştirip, salağa yatıyor. İşte eleştirdiğim şey bu, şu din ya da bu inanış falan değil… Bir dine ya da düşünceye inanıp o yönde yaşayan tanıdıklarım var. Gayet saygılı ve açık fikirli insanlar. Bana kalırsa dinlerde bir doğruluk payı var ise eğer istedikleri şey bu tür insanlar ama iş kişisel çıkara, ranta gelince geri zekâlı rolü yapıyor olmaları bana bazen cehennemin varlığını dilettiriyor…) hem devlet adına o bölgede kontrol sağlanmış oluyor hem de din adamları bu işten maddi bir kazanç sağlıyor. Kitaptaki her şehir ve köyde bu durum var. Ama dinin baskısı sonucu en çok yıpranma ve zarar gören topluluk Krasia halkı olmuş. Yöneticilerini ‘’ıstırırım, yalarım ben ya. Adam gibi adamdır...’’ Diyerek seven bu insanların ‘bence’ böyle olma sebebi: dinlerine göre öbür dünyada cehennem korkusu ile beraber, yöneticilere en küçük bir saygısızlık durumunda, en küçük bir başkaldırı durumunda idam edilmelerinin korkusu olmuş. Yani baskı ve korkuyla yönetiliyorlar. Zaten yönetilen kesim ve orta kesim okuma yazma bilmiyor, ki bilse bile bilgiye erişimleri çok kısıtlı olacak…
    Bu dini yönetimin bir diğer sonucu da aşşırı net bir biçimde toplumsal sınıfların oluşması olmuş. Krasia kanunlarına göre (Bu kutsal kitap Evejah oluyor.) Toplumun en üst katında (Bundan sonraki sınıfların, makamların isimlerini sallayacağım, hepsini değil elbette, elimden geldiğince doğru bilgi girmeye çalışırım tabii de kelimeler birbirine çok benzer çoğunu hala karıştırıyorum. Maksat incelemeyi geçirmek olsun. –bkz: yanlış bilgi nasıl oluşur?—En azından dürüst davrandım.) Sharum ka denilen komutan ve devlet yöneticisi var. Bu mutlaka erkek olur. Bence ilginç olan hemen sonra Damajah denilen kadın imamlarının başını çeken bir kadının yönetimde söz sahibi olması. Bu güzel bir özellik bence. Sonra dama (rahip) ve damaji’tingler(rahibeler) geliyor. Buraya kadar ki kısım yönetici kısmıydı ve en zengin kesim oluyor. Orta kesim diyebileceğimiz dal’sharumlar ve kai’sharumlar var bunlarda ordu yerine geçiyor. Ama okuma yazma durumu yok. Devlete körü körüne bağlılık var çünkü onların her türlü ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor. Bunlar ayrıca tüm dünyada geceleyin nüveliklerle savaşan tek insanlar oldukları için ego, kibir de tavan yapmış. Bunların yanında en alt sınıf sayılabilecek yönetici olamamış kadınlar ve savaşçı olamamış erkekler olan khaffitler. İsimleri bile sesli söylenince küfür gibi çıkıyor ağızdan, öyle bir alt sınıf yani. Bu kadınlar ve khaffitler her gün üst sınıftakiler tarafından her türlü aşağılanma ve iteklenmeyi hak ederler, gerekirse(ya da birinin canı sıkılırsa) bunlar dart tahtası, kum torbası görevi görürler. Yani her an öldürülmeye idam edilmeye açık bir yaşamları var. İşçi, esnaf kesimi gibidirler yani. Olmazlarsa olmaz olan grupturlar, sayıları da çoğunluk olacak kadar fazladır elbette, ama işte itaat, korku, tehdit, baskı, din gibi etkenler bunların köşelerine sinmelerine sebep olmuş. Aslında bilseler onlar olmadan hiçbir işin yürüyemeyeceğini belki birleşirler ve..( iş biraz komünist manifestosuna döndü. Bu kadarı yeterli bence. Ama ciddi olarak sayıca fazla olmalarına rağmen, olmazlarsa devlet yönetiminin duracak olmasına rağmen dinin baskısı, babadan oğula geçen khaffitlik sonucu küçüklükten gelen dışlanmışlık onları pasif kılıyor. Böylece itaat ve kontrol sağlanmış oluyor. Komünizm falan dedik de aklıma geldi: yaşasın mutlak olmayan doğru, yaşasın hiçbir şey…)

    Var mı okuyan bir insan evladı? Kaldıysa birazcık daha saçmalayıp şımararak sizleri de kaçıracağım.
    Vaay hakikaten uzun yazmışım. Keşke daha entelimsi, daha felsefi bir kitaba böyle uzun uzun yazabileydim. Neyse devam.

    Son olarak kadınlara olan bakış açısını da anlatayım. Aslında böyle bir konu son zamanlarda fazlasıyla öneme binmiş durumda iken (en azından bir kesim için, okuyup sorgulamayan, bağnaz ve rantçı kesim ile yönetene zerre batmıyor gibi bu konu. Hayır illa sizin de mi anneniz, eşiniz, kızınız, kız kardeşiniz, otobüste dayak yesin, kafasına parke taşı yesin, bıçakla torba deşer gibi delik deşik edilsin, tahrikten tecavüze uğrasın… Bu isteyeceğim şey vahşice olacak, düşmanımdan bir farkım kalmayacak ama her gün aynı haberle karşılaşacaksam, ne zaman kız arkadaşım, annem dayak yiyecek diye korkacaksam, varsın en şerefsiz düşmanım gibi olayım. Zaten başka dilden anlamıyorlar. ‘Umarım öldürülenlerin, dayak yiyenlerin ahı tutar da aklınız başınıza gelsin diye, daha beterlerini yaşayasınız…’ Ulan aşağılık pislikler, ben böyle bir şey dilediğim için utanıyorken siz nasıl onca ölüme rağmen hala rahatça uyuyabiliyorsunuz anlamıyorum…) kitap iyi geldi. Çünkü önce kadınların ezildiğini gösterip okuru çok sinirlendirmiş yazar sonra yine okuru tatmin ede ede onların intikamını alıp kitapta yavaş yavaş (3. Kitapta hissetmeye başlıyorsunuz, öyle yavaş) bir kadına karşı bakış açısının iyi yönde değişimini sağlamış. Bu bence kitabın en güzel özelliklerinden biri, hatta en güzeli olabilir.

    2,5 saattir yazıyorum parmaklarıma kramp giriyor artık. Benden bu kadar. Saat 4.30 olmuş. Gece gece yazmak da iyi geldi, içimi de döktüm biraz biraz. Neyse çok uzattım.

    Herkese iyi okumalar.

    ***BİRKAÇ GÜN SONRA NOT: Bugün bir Dostoyevski incelemesi okuyunca fark ettim de, Peter Brett karakter ve ruh analizi konusunda Dostoyevski'ye fazlasıyla benziyor. Fantastik kitap okumayan Dostoyevski'ci arkadaşlar bana biraz kızabilir ama bu benim fikrim. Yani kitaplarını düşününce, özellikle serinin ilerleyen kitaplarında bu iyice göze çarpıyor.

    ***AYLAR SONRA NOT 2: 4. Kitabı da okudum. Harikaydı. Iyi ki fantastik okumam demeyip de başlamışım. Öyle güzeldi. Hatırlayınca sanki benim başımdan geçmiş gibi heyecanlanıyorum be. Özledim de biraz. 5. kitap çıksın bir an önce. Okuyayım.
  • İstediğin yerde değilsin. Başka bir yerde olman gerekiyormuş gibi hissediyorsun. Parmaklarını şıklatıp istediğin yere gittin diyelim. Bence yine böyle hissederdin. Doğru yerde değilmişsin gibi. Demek istediğim nerede olmak istediğine fazla kafa yorarsan, bulunduğun yerin tadını çıkarmayı unutursun.
    — Passengers
  • Muhteşemdi. Film ayrı güzeldi kitap ayrı güzel, kitaptaki resimler ayrı güzel, konu ayrı güzel. Tim Burton sayesinde kitap filme çevirilince ziyan olmamış ve tavsiye edilir kitap ise zaten çok iyiydi.