• Dijital düzen varlığın bütün parametrelerini dönüştürdü. "Mülkiyet" , "komşuluk" , "soy" , "kabile" ve "mülk"; bunların hepsi yeryüzünün düzenine, yerkürenin düzenine aittir. Dijital ağ kurmak soy, kabile ve komşuluğu yok etti. Sharing (paylaşma) ekonomisi "mülkiyeti" gereksiz kıldı. Bunu erişim ile dönüştürdü. Dijital aracılar, hiçbir sağlam çizgi ve işaretin kazınamayacağı karakteri olmayan denize benzer. Dijital denizin üzerinde kale, eşik, duvar, mezar, sınır taşı yükselmez. Dayanıklı karakterler güç bela ağ kurabilirler. Bağlantı veya iletişime yetkin değillerdir. Ağ kurma, küreselleşme ve iletişim çağında sağlam bir karakter sadece engel ve zarardır. Dijital düzen yeni bir ideali kutlar: karakteri olmayan insan, karaktersiz pürüzsüzlük.
  • Dayanıklılık ve devamlılık tüketim için elverişli değildir. Tüketim ve süre birbirini dışlar. Modanın geçiciliği ve süreksizliği tüketimi hızlandırır. Dolayısıyla tüketim kültürü süreyi yeniden üretir. Karakter ve tüketim birbirine zıttırlar. İdeal müşteri karakter olmayan bir insandır. Bu karaktersizlik gelişi güzel tüketimi mümkün kılar.
  • Karakter kelimesi aslında "yanmış işaret, silinmez yanık izi" demektir. Sabitlik en belirleyici niteliğidir. Bu kelime Yunanca gömmek, oymak, iz bırakmak anlamına gelen "charassein"den gelmektedir.
  • Güzel ideali "insanı içsel olarak yöneten ahlak fikirlerinin görünür ifadesidir."
  • Bir çağın ideali, idealin kendisi değildir, herhangi bir idealdir. Başka idealler de var. Her çağın, her milletin kendine göre bir güzel anlayışı var... Bütün bu güzellikleri tatmaya çalışalım, genişletelim ufkumuzu. Geçen devirlerde yaşamak, yani derinleşmek ve ömrü alabildiğince uzatmak; başka ülkelerde yaşamak, başka insanlarla acı çekmek, başka insanlarla gülmek, damlayken denizleşmek ve ânı ebediyete sığdırmak; kalbini bütün heycanlara açmak, yani sınır taşlarını devirmek, çağların ve politikaların sınır taşlarını; bütün insanlığı aynı büyük aşk içinde birleştirmek...
    Cemil Meriç
    Sayfa 9 - iletişim
  • Üstad 'ın ilk sayfalardan itibaren "Diriliş Ruhu" ile içine aldığı, adeta yazılan her cümlenin altını çizmek, özel defterinize not etmek; yetmedi, beyninize nakış nakış işleyip de yaşam felsefesi haline getirmek isteyeceğiniz her yönüyle değerli olan bir kitap..

    İdeali olan insan bilir, arada tutunamadığını düşünür, hayalinden vazgeçti gibi yaşadığı, İdealine eş bir insan olmadığı, malayani yaşamlıklarla ömrünü tükettiğine dair her biri ruhu darmadağın edecek kadar güçlü, küçük kara düşünceler ve fikirler.. Üstad'ın deyimiyle "Unutuş"..

    İşte tam bu noktada Üstad tekrardan:
    -Ama, sen, ey dirilişin kalbine nişan aldığı insan, ey kalbi diriliş atılımıyla nakışlı olan çilekeş er,
    Diye ruhuna, içimdeki diriliş ruhuna parlak suretler ile seslenir ve devam eder,
    -evet sen, dirilişi hatırladığın zaman, her yönden görünen O'nun lütuflarına erip sert çizgilerinin görünümünden ürkmemeyi öğreneceksin.
    Umut ve huzur dolacak içine, korkudan yalvarışa geçip sevince ulaşacaksın. Öz madenin pırıl pırıl parlayacak yeniden.

    Diriliş ruhuna sahip bir insan için ne büyük bir teselli, çağa ne de güzel bir tutunamayışlık.. Ruhun karanlıklarından sıyrılıp da kendine mesken edecek bir ruh arayan insanlar için ne de güzel bir dayanak..

    Unutma : Sen dirilişi hatırladığın zaman, diriliş de seni hatırlayacaktır..
  • Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
    Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
    ben yaşarken koptu tufan 
    ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
    her şeyi gördüm içim rahat
    gök yarıldı, çamura can verildi
    linç edilmem için artık bütün deliller elde
    kazandım nefretini fahişelerin
    lanet ediyor bana bakireler de.
    Sözlerim var köprüleri geçirmez
    kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
    kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
    uçtum ama uçuşum
    radarlarla izlendi
    gayret ettim ve sövdüm 
    bu da geçti polis kayıtlarına.

    Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
    ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
    kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
    laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
    ruhum sahte
    evi Nepal'de kalmış
    Slovakyalı salyangozdur ruhum
    sınıfları doğrudan geçip
    gerçekleri gören gençlerin gözünde.

    Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
    kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
    sanki ne anlıyorum?
    Ola ki
    şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
    Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum 
    çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
    devlet sırrıyla birlikte insanın
    sinematografik bir hayatı olabilir
    o kibar çevrelerden gizli batakhanelere
    yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
    ve sonunda estetik bir 
    idam belki!
    Evet, evet ruhu olmak
    bütün bunları sağlayamaz insana.
    Doğruysa bu yargı 
    bu sonuç
    bu çıkarsama
    neden peki her şeyi bulandırıyor 
    ertelenen bir konferans
    geç kalkan bir otobüs?
    Milli şefin treni niçin beyaz?
    Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
    Ne saçma! Ne budalaca!
    Dört İncil'den Yuhanna'yı
    tercih edişim niye?
    Ben oysa
    herkes gibi
    herkesin ortasında
    burada, bu istasyonda, bu siyah
    paltolu casusun eşliğinde
    en okunaklı çehremle bekliyorum
    oyundan çıkmıyorum
    korkuyorum sıram geçer
    biletim yanar diye
    önümde bir yığın açalya
    bir sürü çarkıfelek
    gergin çenekli cesetleriyle
    önümde binlerce çiçek
    korkuyorum sıra sende
    sen de başla ve bitir diyecek.
    Yo, hayır
    yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
    söyleyin 
    aynada iskeletini
    görmeye kadar varan kaç
    kaç kişi var şunun şurasında?

    Gelin
    bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
    Bana kötü
    bana terkettiğiniz düşünceleri verin
    o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
    ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
    onları verin, yakınmalarınızı
    artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
    ben aştım onları dediğiniz ne varsa
    bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
    boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
    içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
    verin bana 
    verin taammüden işlediğiniz suçları da.
    Bedelinde biliyorum size çek 
    yazmam yakışık almaz
    bunca kaybolmuş talan
    parayla ölçülür mü ya?

    Bakın ben, bir çok tuhaf
    marifetimin yanısıra
    ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
    üstüme yoktur ödeme hususunda
    sözün gelişi
    üyesi olduğunuz dernek toplantısında
    bir söyleve ne dersiniz?
    Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
    Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
    kazanana vertigolar, nostaljiler
    karasevdalar çıkar.
    Yapılsın adil pazarlık 
    yapılsın yapılacaksa
    işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
    sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
    Ne yapsam
    döl saçan her rüzgarın
    vebası bende kalacak
    varsın bende biriksin
    durgun suyun sayhası
    yumuşatmayı bilen ateş
    öğüt sahibi toprak
    nasıl olsa geri verecek
    benim kılıcımı.